Ara
Menü

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (1193/1779, Karadağ, Süleymaniye – 14 Zilkade 1242 / 9 Haziran 1827, Şam); Nakşibendiyye'nin Hâlidiyye kolunun kurucusu . Delhi'de beş ayda sülûkünü tamamlamış, tarikatı Balkanlar'dan Sumatra'ya yaymıştır. Râbıta yorumu Nakşîler arasında bile tartışılmıştır.

Doğum
1779
Vefat
1827
Unvan
Nakşibendiyye-Hâlidiyye'nin pîri

Karadağ'da bir müderris

1193'te (1779) Irak'ın Süleymaniye şehrine bağlı Karadağ kasabasında dünyaya geldi. “Şeşangost” (altıparmak) lakabıyla tanınan babası Pir Mîkâil muhtemelen Kādiriyye tarikatına bağlı bir sûfî idi; annesi de bu bölgenin ünlü bir sûfî ailesine mensuptu. Soyunun baba tarafından Hz. Osman'a ulaştığı rivayet edilir.

Hâlid, Nakşibendiyye mensupları arasında “Mevlânâ” unvanıyla tanınmaktadır.

Karadağ'da, Berzenc ailesinden Şeyh Abdürrahim ve kardeşi Şeyh Abdülkerim başta olmak üzere çeşitli hocalardan ders alıp öğrenimini tamamladı. Daha sonra mantık ve kelâm ilmi üzerine yoğunlaşarak bölgedeki diğer ilim merkezlerini dolaştıktan sonra Bağdat'a gitti. Vali Baban İbrâhim Paşa'nın müderrislik teklifini kabul etmedi.

Şeyh Abdülkerim Berzencî'nin 1213'te (1798-99) vebadan ölmesi üzerine onun Süleymaniye'deki medresesinin sorumluluğunu üstlenerek burada yaklaşık yedi yıl müderrislik yaptı. Bu yıllarda siyasî otoriteye uzak durmasını sağlayan zühdü ve derin ilmiyle tanındı.

Hac yolunda iki uyarı

1805'te hac niyetiyle çıktığı yolculuk sırasında tasavvufa ilgi duymasını sağlayan olaylar yaşadı.

Medine'de, şeriata zâhiren muhalif gördüğü şeyleri alelacele kınamaması hususunda kendisini uyaran Yemenli bir zatla karşılaştı.

Mekke'ye ulaştığında Kâbe'ye giden Hâlid yüzü kendisine, sırtı Kâbe'ye dönük vaziyette oturan birini görünce, Medine'de kendisine yapılan tavsiyeyi unutarak Kâbe'ye saygısızlık olarak düşündüğü bu tavrı sebebiyle içinden adamı kınadı.

Bu zatın kendisine, “Allah indinde mümin bir kulun değerinin Kâbe'nin değerinden daha yüksek olduğunu bilmiyor musun?” demesi üzerine hayret ve pişmanlık duyguları içinde ondan af diledi ve kendisini mürid olarak kabul etmesini rica etti. Söz konusu kişi, mürşidinin kendisini Hindistan'da beklediğini söyleyerek onun bu isteğini geri çevirdi.

Delhi yolculuğu

Hâlid hacdan sonra medresedeki vazifesine döndü. 1809'da Süleymaniye'yi ziyaret eden Mirza Rahîmullah Azîmâbâdî adındaki Hindistanlı bir derviş kendisine Hindistan'a giderek Delhili Nakşibendî şeyhi Abdullah Dihlevî'den el almasını tavsiye etti.

Bunun üzerine derhal yola çıkan Hâlid, İran ve Afganistan üzerinden altı ay kadar sonra Delhi'ye ulaştı. Yol boyunca karşılaştığı Şiî ulemâ ile, özellikle de Tahranlı bir müctehid olan Şeyh İsmâîl-i Kâşî ile mezhep tartışmalarına girişmesi ve bu tartışmaları ısrarla devam ettirmesi yolculuğunun meşakkatli geçmesine sebep oldu.

Delhi'de Abdullah Dihlevî ile görüşerek ona intisap etti. Nakşibendiyye'nin seyrüsülûk mertebelerini beş ayda (diğer bir rivayete göre ise on bir ayda) katetti ve şeyhi tarafından halife olarak Süleymaniye'ye geri gönderildi.

Kendisine Nakşibendiyye'nin yanı sıra Kādirî, Sühreverdî, Kübrevî ve Çiştî tarikatlarından da irşad için izin verildi.

Süleymaniye ve Bağdat'ta muhalefet

Muskat, Yezd, Şîraz, İsfahan, Hemedan ve Senendec'de Şiî ulemâ ile giriştiği tartışmalar sebebiyle aksayan dönüş yolculuğu yaklaşık elli gün sürdü.

Hâlid'in Nakşibendiyye tarikatını yaymaya başlaması Süleymaniye'deki Kādirî şeyhlerini rahatsız etti; bunlar valiyi ona karşı kullanmaya çalıştılar. Bu durum karşısında Hâlid 1813'te tekrar Bağdat'a gitti; orada satın aldığı bir medreseyi Nakşibendî zâviyesine çevirerek irşad faaliyetine başladı ve çok sayıda mürid topladı.

Süleymaniye'de Şeyh Ma'rûf Berzencî onu sahtekâr, sapık ve yogi olmakla suçladı; bu arada Tahrîrü'l-hitâb fi'r-red alâ Hâlidi'l-kezzâb adlı bir de risâle yazarak bunu Bağdat Valisi Said Paşa'ya gönderdi.

Ancak Hâlid'in sâlih bir kişi olduğuna inanan Said Paşa, Hille müftüsü Muhammed Emin Topukçulu'ya, Hâlid aleyhindeki suçlamalara reddiye olarak el-Kavlü's-savâb bi-reddi mâ sümmiye bi-Tahrîri'l-hitâb adıyla bir risâle yazdırdı.

Bu olaydan sonra Süleymaniye'ye giden Hâlid için Vali Mahmud Paşa bir zâviye yaptırdı. Ancak Hâlid bir süre sonra Bağdat'a dönerek irşad faaliyetlerini yine burada sürdürdü.

Şam yılları

Osmanlı topraklarında sayıları gün geçtikçe artan mensuplarını irşad etmeleri için birçok halife tayin etti. Şam'a gönderdiği Şeyh Ahmed Kâtib Erbîlî, Şam müftüsü Hüseyin Efendi Murâdî'yi Hâlid'e intisap ettirmeye muvaffak oldu. Murâdî 1823'te Hâlid'i Bağdat'tan Şam'a gelmeye ikna etti.

Burada saygıyla karşılanan Hâlid, Ümeyye Camii'ndeki Benî Gazzî Halvethânesi'ne yerleşti. Bu arada Şeyh İsmâil Gazzî'nin kız kardeşi Ayşe Hanım'la evlendi ve daha sonra satın aldığı bir eve taşındı.

Halifelerinden Abdülvehhâb es-Sûsî'yi bağımsız bir şeyh gibi hareket etmesi üzerine hilâfetten azletmesi, Sûsî'nin şeyhi aleyhinde bulunmasına ve onu ağır bir şekilde suçlamasına sebep oldu. Ünlü Hanefî fakihi İbn Âbidîn, Sellü'l-husâmi'l-Hindî li-nusreti Mevlâna'ş-Şeyh Hâlid en-Nakşbendî adıyla yazdığı risâlede bu suçlamaları reddederek onu savundu.

Vefatı

Ömrünün geri kalan yıllarını Şam'da geçiren Mevlânâ Hâlid, sadece ikinci defa hac yapmak ve halifesi Şeyh Abdullah Ferdî sayesinde büyük bir coşkuyla karşılandığı Kudüs'e gitmek için Şam'dan ayrıldı.

1826'da Şam civarında yayılan veba salgınından öleceğini anlayınca İsmâil Enârânî, Muhammed en-Nâsıh ve Abdülfettâh el-Akrî'nin kendisinin yerine geçmelerini, Karadağ'daki emlâkinin yeğeni Mahmûd es-Sâhib'e verilmesini vasiyet etti.

Gömüleceği yerin tesbiti ve defniyle ilgili hazırlıkların tamamlanmasından sonra 14 Zilkade 1242'de (9 Haziran 1827) vefat etti. Bahâeddin ve Abdurrahman adındaki çocukları da aynı yıl vebadan öldüler.

Şam yakınlarındaki Cebelikāsiyûn'un tepelerinden birine defnedilen Hâlid el-Bağdâdî'nin kabrinin üzerine daha sonra bir bina inşa edildi. Bir zâviye ve kütüphaneden oluşan bu yer günümüzde ziyaretgâh haline gelmiştir.

Hâlidiyye

Mevlânâ Hâlid'e nisbet edilen ve Nakşibendiyye'nin bir kolu olan Hâlidiyye, tarikatın geleneksel inanç ve uygulamaları yanında şeriata bağlılığa ve cehrî zikirden kaçınmaya özel bir önem vermesiyle tanınmıştır.

Hâlidiyye, Mevlânâ Hâlid'in yüzlerce halifesi aracılığı ile son derece geniş bir alana yayıldı, Balkanlar ve Kırım'dan Güneydoğu Asya'ya kadar ulaştı. Ancak tarikatın asıl etki alanı Osmanlı Devleti'ne bağlı Kuzey Irak, Güneydoğu Anadolu ile Kuzeybatı İran bölgeleriydi.

Aralarında İbn Âbidîn, Rûhu'l-me'ânî adlı tefsirin müellifi Şehâbeddin Mahmûd el-Âlûsî ve II. Mahmud'un şeyhülislâmı Mekkîzâde Mustafa Âsım Efendi gibi tanınmış isimlerin de bulunduğu pek çok Osmanlı ulemâsı Hâlidiyye'ye mensuptu. Bu şekilde Hâlidiyye, hem Anadolu'da hem de İstanbul'da daha uzun mâzisi olan diğer Nakşibendî kollarını gölgede bıraktı.

Hâlid el-Bağdâdî, Kürtler'in yoğun olarak yaşadığı Kuzey Irak'ın dinî hayatı üzerinde özel bir etkiye sahipti. Tarih boyunca hâkim tarikat olarak Kādiriyye'nin faaliyet gösterdiği bu bölgede Hâlidiyye'nin doğuşuyla hâkimiyet Nakşibendiyye'ye kaymış, Berzencî ve Sâdât-ı Nehrî gibi şeyh ailelerinin çoğu Kādiriyye'den Nakşibendiyye'ye geçmiş, sonuçta Kürt kimliği bir dereceye kadar Hâlidiyye koluyla birleşmiştir.

COĞRAFÎ HAFIZA11 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi11 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç15 doğrudan bağlantıAğda gör →
ÇOKLU İRŞAD GÜZERGÂHI2 ayrı bağlamda görünüyorHer bağlantı ayrı açılır; ortak gövde, kol aidiyeti anlamına gelmez.

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Sırtı Kâbe'ye dönük oturan adam

Mekke'de aldığı ders.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Medine'de, şeriata zâhiren muhalif gördüğü şeyleri alelacele kınamaması hususunda kendisini uyaran Yemenli bir zatla karşılaştı.

Mekke'ye ulaştığında Kâbe'ye giden Hâlid yüzü kendisine, sırtı Kâbe'ye dönük vaziyette oturan birini görünce, Medine'de kendisine yapılan tavsiyeyi unutarak Kâbe'ye saygısızlık olarak düşündüğü bu tavrı sebebiyle içinden adamı kınadı.

Bu zatın kendisine, “Allah indinde mümin bir kulun değerinin Kâbe'nin değerinden daha yüksek olduğunu bilmiyor musun?” demesi üzerine hayret ve pişmanlık duyguları içinde ondan af diledi ve kendisini mürid olarak kabul etmesini rica etti.

Söz konusu kişi, mürşidinin kendisini Hindistan'da beklediğini söyleyerek onun bu isteğini geri çevirdi.

Çerçeve. Menkıbe, yedi yıllık bir müderrisin tasavvufa yönelişini tek bir sahneye bağlar. Sonucu tarihî olarak sabittir: dört yıl sonra Hindistan'a gidecektir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.

Hayatından kayıtlar

İlk 5 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Beş ayda tamamlanan sülûk

Delhi'deki kısa terbiye.

Metni gösterMetni daralt

Delhi'de Abdullah Dihlevî ile görüşerek ona intisap etti. Nakşibendiyye'nin seyrüsülûk mertebelerini beş ayda (diğer bir rivayete göre ise on bir ayda) katetti ve şeyhi tarafından halife olarak Süleymaniye'ye geri gönderildi.

Kendisine Nakşibendiyye'nin yanı sıra Kādirî, Sühreverdî, Kübrevî ve Çiştî tarikatlarından da irşad için izin verildi.

Çerçeve. Yolculuk altı ay, terbiye beş ay sürmüştür — gidiş dönüşten uzun. Beş tarikattan birden icâzet, Hindistan Nakşibendîliğinin (Müceddidiyye) çok yollu geleneğinin devamıdır; şeyhinin şeyhi silsilesi Bâkī-Billâh'a ve İmâm-ı Rabbânî'ye ulaşır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.
BİYOGRAFİK KAYIT

“Hâlidi'l-kezzâb”: yalancı Hâlid

Kādirî muhalefetinin risâlesi.

Metni gösterMetni daralt

Hâlid'in Nakşibendiyye tarikatını yaymaya başlaması Süleymaniye'deki Kādirî şeyhlerini rahatsız etti; bunlar valiyi ona karşı kullanmaya çalıştılar.

Süleymaniye'de Şeyh Ma'rûf Berzencî onu sahtekâr, sapık ve yogi olmakla suçladı; bu arada Tahrîrü'l-hitâb fi'r-red alâ Hâlidi'l-kezzâb adlı bir de risâle yazarak bunu Bağdat Valisi Said Paşa'ya gönderdi.

Ancak Hâlid'in sâlih bir kişi olduğuna inanan Said Paşa, Hille müftüsü Muhammed Emin Topukçulu'ya, Hâlid aleyhindeki suçlamalara reddiye olarak el-Kavlü's-savâb adıyla bir risâle yazdırdı.

Çerçeve. “Yogi” suçlaması dikkat çekicidir: Hindistan'dan gelen bir usulün yabancılığına yapılan bir îmâdır. Muhalefetin merkezi olan Berzenc ailesi, kendisinin ilk hocalarının da ailesidir — Şeyh Abdürrahim ve Şeyh Abdülkerim Berzencî'den ders almıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.
BİYOGRAFİK KAYIT

Azledilen halife ve İbn Âbidîn'in savunması

Şam'daki ikinci kriz.

Metni gösterMetni daralt

Halifelerinden Abdülvehhâb es-Sûsî'yi bağımsız bir şeyh gibi hareket etmesi üzerine hilâfetten azletmesi, Sûsî'nin şeyhi aleyhinde bulunmasına ve onu ağır bir şekilde suçlamasına sebep oldu.

Ünlü Hanefî fakihi İbn Âbidîn, Sellü'l-husâmi'l-Hindî li-nusreti Mevlâna'ş-Şeyh Hâlid en-Nakşbendî adıyla yazdığı risâlede bu suçlamaları reddederek onu savundu.

Çerçeve. Reddü'l-muhtâr müellifi İbn Âbidîn, Hanefî fıkhının son büyük otoritesidir ve kendisi de Hâlidiyye mensubudur. Risâlenin adındaki “el-Hindî” (Hint kılıcı), muhaliflerin “Hindistan'dan gelen usul” eleştirisini tersine çevirir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.
BİYOGRAFİK KAYIT

Ölümünü bilerek yapılan hazırlık

Veba salgınında bir vasiyet.

Metni gösterMetni daralt

1826'da Şam civarında yayılan veba salgınından öleceğini anlayınca İsmâil Enârânî, Muhammed en-Nâsıh ve Abdülfettâh el-Akrî'nin kendisinin yerine geçmelerini, Karadağ'daki emlâkinin yeğeni Mahmûd es-Sâhib'e verilmesini vasiyet etti.

Gömüleceği yerin tesbiti ve defniyle ilgili hazırlıkların tamamlanmasından sonra 14 Zilkade 1242'de (9 Haziran 1827) vefat etti.

Bahâeddin ve Abdurrahman adındaki çocukları da aynı yıl vebadan öldüler.

Çerçeve. Hayatı vebayla çevrilidir: Şeyh Abdülkerim Berzencî'nin 1213'te (1798-99) vebadan ölmesi üzerine müderrisliğe başlamış, yine veba ile hem kendisi hem iki çocuğu ölmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.
BİYOGRAFİK KAYIT

Yol boyu süren mezhep tartışmaları

İran güzergâhında geçen aylar.

Metni gösterMetni daralt

Yol boyunca karşılaştığı Şiî ulemâ ile, özellikle de Tahranlı bir müctehid olan Şeyh İsmâîl-i Kâşî ile mezhep tartışmalarına girişmesi ve bu tartışmaları ısrarla devam ettirmesi yolculuğunun meşakkatli geçmesine sebep oldu.

Muskat, Yezd, Şîraz, İsfahan, Hemedan ve Senendec'de Şiî ulemâ ile giriştiği tartışmalar sebebiyle aksayan dönüş yolculuğu yaklaşık elli gün sürdü.

Çerçeve. Kaynağın “ısrarla devam ettirmesi” ifadesi eleştireldir: yolculuğunun meşakkati kendi tutumundandır. Bu tavrın sonraki tarihî sonuçları büyüktür — Şiîliğin Irak'a ve Anadolu'ya sızmasına engel olduğundan Osmanlı Devleti tarafından da desteklenmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.

Eserleri ve metinleri

İlk 5 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Dîvân

Farsça, Arapça ve Kürtçe şiirleri.

Metni gösterMetni daralt

Dîvân (Bulak 1260) — ağırlıklı olarak Farsça, ayrıca Arapça ve Kürtçe şiirlerden oluşur.

Bîdil ve Mîr Derd gibi Hint-İran üstatlarının etkisi altında yazılan Farsça gazellerin bir kısmı Hâlid'in hayal gücünü yansıtan inceliklerle doludur; fakat şiirlerinin sanat değeri genel olarak vasattır. Eser, ihtiva ettiği biyografik mâlûmat açısından ayrıca önemlidir.

Farsça şiirler, Sadrettin Yüksel tarafından Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin Divan ve Şerhi adıyla Türkçe'ye çevrilmiştir (İstanbul 1977).

Çerçeve. Bîdil ve Mîr Derd etkisi, Delhi'de geçirdiği aylarla doğrudan ilgilidir; ikisi de Hint-Fars edebiyatının Delhi çevresine ait şairleridir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.
ESER / METİN

Risâle fî isbâti'r-râbıta

Tasavvufa dair tek risâlesi.

Metni gösterMetni daralt

Risâle fî isbâti'r-râbıta (İstanbul 1284; Kazan 1890; Şam 1289); eser Türkçe'ye tercüme edilmiştir (Tercüme-i Reşehât kenarında, İstanbul 1291).

Kaynak bunu “tasavvufî meselelerle ilgili tek risâlesi” diye niteler; râbıtayı “şeyhin sûretinin müridin gözleri arasında tasavvur edilmesi” olarak tanımlayan metin budur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.
ESER / METİN

Bugyetü'l-vâcid (Mektûbât)

Mürid ve halifelerine mektupları.

Metni gösterMetni daralt

Bugyetü'l-vâcid fî mektûbâti'l-Mevlânâ Hâlid (Şam 1334) — mürid ve halifelerine hitaben yazdığı bir kısmı Farsça, çoğu Arapça mektuplardan oluşur.

Yeğeni Muhammed Es'ad Sâhibzâde tarafından derlenen eser Mektubât-ı Mevlânâ Hâlid adıyla Türkçe'ye çevrilmiştir (trc. Dilaver Selvi – Kemal Yıldız, İstanbul 1993).

Ayrıca Risâle fî âdâbi'z-zikr (Bugyetü'l-vâcid içinde), Risâle fî âdâbi'l-mürîd ma'a şeyhih (Kazan, ts.), Risâle fi't-tarîk (Bulak 1262; 1257/1841'de Şerîf Ahmed b. Ali tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.
ESER / METİN

Kelâm ve manzum eserleri

İlmiye tarafı.

Metni gösterMetni daralt

Risâletü'l-ikdi'l-cevherî (İstanbul 1259; Şam 1334) — Eş'arîler'le Mâtürîdîler'in kesb ve irâde-i cüz'iyye konusundaki görüşlerini inceleyen bir risâledir.

Cilâü'l-ekdâr, Bedir gazilerinin isimlerini ihtiva eden bir manzume; Ferâidü'l-fevâid, Cibrîl hadisinin Farsça şerhi; Vasiyetü'ş-Şeyh Hâlid (İstanbul 1284).

Mevlânâ Hâlid'in Arapça, Farsça ve Kürtçe bütün eserleri Molla Abdülkerîm Müderris tarafından Kürtçe uzun bir girişle birlikte Yâdê Merdân: Mevlânâ Hâlid-i Nakşibendî adıyla yayımlanmıştır (Bağdad 1979).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.
ESER / METİN

Hakkında yazılanlar

Menâkıb ve mersiyeler.

Metni gösterMetni daralt

Şeyh Osman b. Sened el-Basrî, Asfa'l-mevârid min selsâli ahvâli'l-İmâm Hâlid (Kahire 1313); Haydarî, el-Mecdü't-tâlid fî menâkıbi'ş-şeyh Hâlid (İstanbul 1292; Yakup Çiçek tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir).

Şehâbeddin Mahmûd el-Âlûsî, el-Feyzü'l-vârid alâ ravzi mersiyyeti'l-Mevlânâ el-Hâlid (Kahire 1278) — M. Cevâd Siyahpûş'un mersiyesinin şerhidir. İbn Âbidîn'in yazdığı mersiyenin taştîri de Dâvûd b. Şeyh Süleyman tarafından yapılmıştır.

Tarikat âdâbı için: Muhammed b. Süleyman el-Bağdâdî, el-Hadîkatü'n-nediyye ve Muhammed b. Abdullah el-Hânî, el-Behcetü's-seniyye.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Râbıta

Hâlidiyye'nin en tartışmalı esası.

Metni gösterMetni daralt

Hâlid'in görüşlerinde Nakşibendîler arasında bile ihtilâf konusu olan yeni unsurlar da vardır. Bunların başında râbıta yorumu gelir.

Tasavvufî meselelerle ilgili tek risâlesinde râbıtayı “şeyhin sûretinin müridin gözleri arasında (zihninde) tasavvur edilmesi” olarak tanımlamış ve râbıtanın irtihâlinden sonra bile sadece kendine yapılabileceğini söylemiştir.

Çerçeve. İkinci kayıt birincisinden daha ağırdır: râbıtanın vefatından sonra da yalnız kendisine yapılması, halifelerini müstakil şeyhler değil onun vekilleri hâline getirir. Abdülvehhâb es-Sûsî'yi bağımsız bir şeyh gibi hareket etmesi üzerine azletmesi de aynı anlayışın sonucudur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.
TARİHÎ KAYIT

Hâlidiyye

Kolun ayırt edici çizgileri.

Metni gösterMetni daralt

Mevlânâ Hâlid'e nisbet edilen ve Nakşibendiyye'nin bir kolu olan Hâlidiyye, tarikatın geleneksel inanç ve uygulamaları yanında şeriata bağlılığa ve cehrî zikirden kaçınmaya özel bir önem vermesiyle tanınmıştır.

Hâlidiyye, Mevlânâ Hâlid'in yüzlerce halifesi aracılığı ile son derece geniş bir alana yayıldı, Balkanlar ve Kırım'dan Güneydoğu Asya'ya kadar ulaştı.

Ancak tarikatın asıl etki alanı Osmanlı Devleti'ne bağlı Kuzey Irak, Güneydoğu Anadolu ile Kuzeybatı İran bölgeleriydi.

Bu şekilde Hâlidiyye, hem Anadolu'da hem de İstanbul'da daha uzun mâzisi olan diğer Nakşibendî kollarını gölgede bıraktı. Yine bu kol sayesinde Nakşîler Suriye, Filistin ve Irak'taki tasavvuf ehli arasında ilk defa önemli bir yer edindiler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.
TARİHÎ KAYIT

Osmanlı'ya bağlılık

Kolun siyasî kimliği.

Metni gösterMetni daralt

Hâlidî kolunun kimliği açısından aynı derecede önemli olan bir diğer husus da bu kolun benimsediği siyasî tavırdır.

Hâlidîler, müslümanların birlik ve kuvvetinin odak noktası olarak Osmanlı Devleti'ne kesin bağlılık göstermişler ve bunun sonucunda Avrupa'nın sömürgeci güçlerine karşı derin bir düşmanlık hissi taşımışlardır.

Bundan dolayı Dağıstan'dan Sumatra'ya kadar Hâlidiyye'nin yayıldığı hemen her yerde tarikat mensupları Osmanlılar lehindeki faaliyetleriyle öne çıkmışlardır.

Çerçeve. Dağıstan'da Şeyh Şâmil'in mücadelesi, Sumatra'da sömürge karşıtı hareketler ve Anadolu'daki Nakşî çevrelerin XIX. yüzyıl siyasetindeki yeri aynı çizginin uçlarıdır. II. Mahmud'un şeyhülislâmı Mekkîzâde Mustafa Âsım Efendi de bu kola mensuptur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.
KAVRAM

Kürt bölgesinde yol değişimi

Kādiriyye'den Nakşibendiyye'ye.

Metni gösterMetni daralt

Tarih boyunca hâkim tarikat olarak Kādiriyye'nin faaliyet gösterdiği bu bölgede Hâlidiyye'nin doğuşuyla hâkimiyet Nakşibendiyye'ye kaymış, Berzencî ve Sâdât-ı Nehrî gibi şeyh ailelerinin çoğu Kādiriyye'den Nakşibendiyye'ye geçmiş, sonuçta Kürt kimliği bir dereceye kadar Hâlidiyye koluyla birleşmiştir.

Tarikatın babadan oğula geçen liderlik çizgisi de Nakşibendî ailelerin bu bölgelerde günümüze kadar devam eden yaygınlığını açıklamaktadır.

Çerçeve. Babası Pir Mîkâil muhtemelen Kādiriyye tarikatına bağlı bir sûfî idi; kendi ailesinden başlayan bu geçiş, bir bölgenin dinî coğrafyasını bir nesilde değiştirmiştir. Ona en sert muhalefeti yapan Ma'rûf Berzencî'nin ailesi de sonradan bu yola geçenlerdendir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.
KAVRAM

Şiîliğe karşı tavır

Risâlenin son cümlesi.

Metni gösterMetni daralt

Râbıta hakkındaki risâlesini “mürted İranlılar” ve “lânetli hıristiyanlar”ı tel'in ile bitiren Mevlânâ Hâlid Şiîler'e karşı düşmanca tavır almıştır.

Bu tavır, Şiîliğin Irak'a ve Anadolu'ya sızmasına engel olduğundan Osmanlı Devleti tarafından da desteklenmiş, Mevlânâ Hâlid'in bu tavrını halifeleri de benimsemiştir.

Şeyh Ubeydullah'ın 1880'de Urmiye bölgesindeki isyanı sadece İran yönetimine karşı bir baş kaldırı değil aynı zamanda Şiîliğe karşı bir savaştı.

Çerçeve. Kaynak bu tavrı tasvir ederken benimsemez; Osmanlı desteğinin sebebini de açıkça siyasî olarak koyar. Yolculuk sırasındaki tartışmalardan yarım asır sonraki bir isyana uzanan çizgi, tasavvufî bir tercihin nasıl siyasî bir programa dönüştüğünü gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

ÖNCEKİ HALKAŞah Abdullah ed-Dihlevîdoğrudan mürşid-halife bağı; Hâlidiyye'ye geçişHOCASI / ŞEYHİŞah Abdullah ed-DihlevîAbdullah ed-Dihlevî → Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî: Delhi’de tamamlanan sülûk ve doğrudan irşad icazeti.HOCASI / ŞEYHİAli es-SebtîHâlidiyye'nin pîri. Ali es-Sebtî onun halifesi olarak Palu'daki tekkesinde faaliyet göstermiştir.HOCASI / ŞEYHİHâlid el-CezerîHâlidiyye'nin pîri; Hâlid el-Cezerî onun halifelerindendir. Hâlidiyye'nin başlıca silsileleri sayılırken Hâlid el-Cezerî'ye bağlı olanlar ayrı bir hat olarak zikredilir.SONRAKİ HALKAAhmed el-ErvâdîAhmed el-Ervâdî, Hâlid el-Bağdâdî’nin yanında seyrüsülûkünü tamamladı ve Hâlidî irşad hilâfeti aldı.SONRAKİ HALKAİsmâil Sirâceddin Şirvânîdoğrudan halife; Kuzey Kafkasya aktarımıSONRAKİ HALKASeyyid Abdullah Şemdînîdoğrudan halife; Nehrî'ye geçişSONRAKİ HALKAAli es-SebtîMevlânâ Hâlid’in irşada hazırladığı ve adına icazet düzenlenmesini istediği halifesidir. Belgenin Mevlânâ Hâlid’in vefatından sonra Mahmud Sâhib tarafından teslim ve tasdik edildiği nakledilir.SONRAKİ HALKAMuhammed b. Abdullah el-Hânîdoğrudan irşad çevresi ve Şam post devamıSONRAKİ HALKAOsman Sirâceddin et-Tavîlîdoğrudan halife; Tavîle hattıSONRAKİ HALKAHâlid el-Cezerîdoğrudan halife; Cezîre hattıSONRAKİ HALKAMuhammed Kudsî el-Konevîdoğrudan halife; Anadolu hattıSONRAKİ HALKAŞeyh Abdullah Mekkî Erzincânîdoğrudan halife; Erzincan-Anadolu hattıTALEBESİ / HALİFESİSeyyid Abdullah ŞemdînîSeyyid Abdullah Şemdînî, Bağdat'ta Mevlânâ Hâlid'in yanında sülûkünü tamamladı ve 1229/1813-14'te mutlak irşad icazeti aldı.TALEBESİ / HALİFESİŞeyh Abdullah Mekkî ErzincânîMevlânâ Hâlid el-Bağdâdî → Abdullah Mekkî: sülûk, irşad icazeti ve Erzincan-Mekke vazifesi.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Şam · SuriyeMevlânâ Hâlid Türbesi, Cebelikāsiyûn14 Zilkade 1242'de (9 Haziran 1827) vebadan vefat ettikten sonra defnedildiği tepe. Kabrinin üzerine sonradan bir bina inşa edilmiş; zâviye ve kütüphaneden oluşan bu yer bugün ziyaretgâhtır. Konum yaklaşıktır.Şam · SuriyeMevlânâ Hâlid Ziyâeddîn Türbesi20 Cemâziyelâhir 1258 (30 Temmuz 1842) tarihinde inşa edilen türbe; içinde kendisiyle birlikte hanımı da medfundur. Sandukanın üzerinde II. Abdülhamid devrinde imal edilmiş sırma işlemeli puşide, baş tarafında beyaz ipekli arakıyye ve beyaz sarık bulunur. Hüseyin Vassâf Şam'a gittiğinde burayı ziyaret etmiştir. Türbenin şehir içindeki tam yeri metinde tarif edilmediğinden koordinat girilmemiştir.Süleymaniye · IrakKaradağ1193/1779'da doğduğu kasaba; babası Pir Mîkâil (Şeşangost) burada yaşamıştır. Vasiyetinde buradaki emlâkini yeğeni Mahmûd es-Sâhib'e bırakmıştır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî : Şehrizorlu Mevlânâ Hâlid, Abdullah Dihlevî'den aldığı Müceddidî-Nakşibendî terbiyeyi kısa sürede Irak, Anadolu, Suriye, Kafkasya ve daha geniş Osmanlı coğrafyasına taşıdı.TARİHÎ MEKÂNKaradağ kasabası (Şehrizor)Mevcut kayıttaki Sefîne alıntısına göre Şehrizor mülhakatından Karadağ kasabasında 1189/(1775) senesinde dünyaya gelmiştir; bazı eserlerde 1192/(1778) olarak kayıtlıdır. Yer adı bugünkü idarî karşılığıyla eşleştirilmediğinden ülke ve koordinat boş bırakılmıştır.Süleymaniye · IrakSüleymaniyeAbdülkerim Berzencî'nin medresesinde yedi yıl müderrislik yaptığı, Delhi dönüşü irşada başladığı ve Kādirî şeyhlerinin muhalefetiyle karşılaştığı şehir; Vali Mahmud Paşa burada onun için bir zâviye yaptırmıştır.Bağdat · IrakBağdat1813'te satın aldığı bir medreseyi Nakşibendî zâviyesine çevirerek irşada başladığı ve 1823'e kadar merkez edindiği şehir; Vali Said Paşa onu suçlamalara karşı savunmuştur. İlişkili kişi dosyası Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî : Şehrizorlu Mevlânâ Hâlid, Abdullah Dihlevî'den aldığı Müceddidî-Nakşibendî terbiyeyi kısa sürede Irak, Anadolu, Suriye, Kafkasya ve daha geniş Osmanlı coğrafyasına taşıdı.Şam · SuriyeÜmeyye Camii (Benî Gazzî Halvethânesi)1823'te Şam müftüsü Hüseyin Efendi Murâdî'nin daveti üzerine geldiğinde yerleştiği halvethâne; sonradan satın aldığı bir eve taşınmıştır. İlişkili kişi dosyası Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî : Şehrizorlu Mevlânâ Hâlid, Abdullah Dihlevî'den aldığı Müceddidî-Nakşibendî terbiyeyi kısa sürede Irak, Anadolu, Suriye, Kafkasya ve daha geniş Osmanlı coğrafyasına taşıdı.Delhi · HindistanDelhi1809'da yola çıkıp altı ayda ulaştığı, Abdullah Dihlevî'ye intisap ederek sülûkünü beş ayda tamamladığı ve beş tarikattan icâzet aldığı şehir. İlişkili kişi dosyası Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî : Şehrizorlu Mevlânâ Hâlid, Abdullah Dihlevî'den aldığı Müceddidî-Nakşibendî terbiyeyi kısa sürede Irak, Anadolu, Suriye, Kafkasya ve daha geniş Osmanlı coğrafyasına taşıdı.Mekke · Suudi ArabistanMekke1805'teki ilk haccında, sırtı Kâbe'ye dönük oturan zatla karşılaştığı ve tasavvufa yönelişinin başladığı şehir; ikinci haccı için de Şam'dan buraya gelmiştir. İlişkili kişi dosyası Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî : Şehrizorlu Mevlânâ Hâlid, Abdullah Dihlevî'den aldığı Müceddidî-Nakşibendî terbiyeyi kısa sürede Irak, Anadolu, Suriye, Kafkasya ve daha geniş Osmanlı coğrafyasına taşıdı.Medine · Suudi ArabistanMedine1805 haccında, zâhiren şeriata aykırı görünen şeyleri aceleyle kınamaması hususunda kendisini uyaran Yemenli zatla karşılaştığı şehir. İlişkili kişi dosyası Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî : Şehrizorlu Mevlânâ Hâlid, Abdullah Dihlevî'den aldığı Müceddidî-Nakşibendî terbiyeyi kısa sürede Irak, Anadolu, Suriye, Kafkasya ve daha geniş Osmanlı coğrafyasına taşıdı.Kudüs · FilistinKudüsŞam yıllarında ayrıldığı iki yerden biri; halifesi Şeyh Abdullah Ferdî sayesinde büyük bir coşkuyla karşılanmıştır. İlişkili kişi dosyası Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî : Şehrizorlu Mevlânâ Hâlid, Abdullah Dihlevî'den aldığı Müceddidî-Nakşibendî terbiyeyi kısa sürede Irak, Anadolu, Suriye, Kafkasya ve daha geniş Osmanlı coğrafyasına taşıdı.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hâlid el-Bağdâdî”, c. 15, s. 283-285
  2. [2]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ervâdî”; Arafat Aydın – Nazım Çınar, “Tasavvufta İcâzet Geleneği: Nakşî Şeyhi Ervâdî Örneği”
  3. [3]TDV İslâm Ansiklopedisi: Hâlidiyye, Hâlid el-Bağdâdî ve ilgili şahıs maddeleri
  4. [4]Serdar Karabulut, ‘Şeyh Ali Sebtî ve Palu Çevresinde Hâlidîliğin Yayılmasındaki Yeri’, AKADEMİAR, sy. 4 (2018), s. 145-175
  5. [5]Mehmet Saki Çakır, Nakşbendî-Hâlidîliğin Seyyid Tâhâ Hakkârî Nehrî Kolu (XIX. Yüzyıl), doktora tezi, İstanbul Üniversitesi, 2016
  6. [6]Osman Şemseddin Bey (nşr.), Vasiyyetü Mevlânâ Hâlid li’ş-Şeyh Abdillâhi’l-Mekkî el-Erzincânî; Kadir Özköse – Halil İbrahim Şimşek, Altın Silsile’den Altın Halkalar; TDV İslâm Ansiklopedisi, Hâlidiyye maddesi; Aşçı İbrâhim Dede’nin Hatıraları
  7. [7]TDV İslâm Ansiklopedisi: Nakşibendiyye ve ilgili şahıs maddeleri; Necdet Tosun, Bahâeddin Nakşbend; Muhammed Pârsâ, Risâle-i Kudsiyye
  8. [8]Abdülganî b. Ebû Saîd, Hulâsa-i Cevâhir-i Aleviyye; Abdullah ed-Dihlevî, Makāmât-ı Mazhariyye; Süleyman Uludağ, ‘Abdullah ed-Dihlevî’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Altın Silsile’den Altın Halkalar
  9. [9]Kişi kartı kaynak paketi — Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî
Ortak kaynak kataloğunu aç →