Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

18 sonuç · “ta'n (I)

01
İlişkili kol

Bahâiyye

Bahâeddin Zekeriyyâ Multânî ve halifeleri çevresinde Hint alt kıtasında gelişen Sühreverdî kolu.

02
İlişkili yol

Bektaşiyye

Hacı Bektâş-ı Velî'nin tarihî ve menkıbevî hafızası çevresinde Anadolu abdalları, Rumeli gazi-dervişleri ve XVI. yüzyılda Balım Sultan'ın düzenlediği erkânla teşekkül eden; Babagân ve Çelebiler otorite hatları bulunan tasavvuf geleneği.

03
İlişkili kol

Halîliyye

Geredeli Hacı Halil Efendi üzerinden Orta ve Batı Anadolu'da devam eden; mensuplarının kendilerini çoğunlukla doğrudan Halvetî-Şâbânî diye tanımladığı aktarım hattı.

04
İlişkili yol

Metbûliyye

İbrâhim el-Metbûlî'nin Mısır'da teşkilâtlandırdığı, Bedeviyye ana gövdesi içinde Muhammedî ahlâk, zühd ve şehirli irşad çevresiyle tanınan tarihî kol.

05
İlişkili yol

Sa‘diyye (Cebâviyye)

Sa‘deddin Muhammed el-Cebâvî'ye nispet edilen; Suriye'den İstanbul ve Balkanlar'a yayılan, kıyamî zikir ve Sa‘dî evrâdıyla tanınan tasavvuf yolu.

06
Şahsiyet

Abdullah Bosnevî

Abdullah Bosnevî (1584–1644), Bayramî-Melâmî terbiyesini Hasan Kabadûz’dan alan; İbnü’l-Arabî’nin Fusûsu’l-hikem’ine yazdığı Türkçe ve Arapça şerhlerle tanınan sûfî müelliftir.

07
Şahsiyet

Abdülmecid Sivâsî

Abdülmecid Sivâsî (1563-1639), Şemseddin Sivâsî’nin yeğeni ve halifesi; Şemsiyye’yi Sivas’tan İstanbul’a taşıyan, Ayasofya ve Sultan Ahmed kürsülerinde tefsir ve vaaz veren, Sivâsiyye irşad ağını kuran âlim-sûfîdir.

08
Şahsiyet

Abdülmelik Atâ

Abdülmelik Atâ, Arslan Baba’nın torunu ve Mansûr Atâ’nın oğludur. Babasının 1197’deki vefatından sonra irşad mevkiine geçmiş; oğlu Tâc Hâce’yi yetiştirerek Zengî Atâ’ya ulaşan Yesevî aile ve terbiye zincirini sürdürmüştür.

09
Şahsiyet

Acem Hoca Sâdık

Acem Hoca diye tanınan İsfahanlı Sâdık (ö. 1132/1719-20), İstanbul Fethiye'deki Sinan Paşa Medresesi'nde talebelere Farsça öğreten; Türkçe ve Farsça şiir örnekleri Vekāyi‘u’l-Fuzalâ'da korunan şair ve hocadır.

10
Şahsiyet

Âdem Dede

Antalyalı Âdem Dede (1591/92-1653), Hotin seferinin ardından Mevlevîliğe yönelen; İsmâil Ankaravî’den sonra Galata Mevlevîhânesi postuna geçen, Mesnevî dersleri, cömertliği ve sade Türkçe ilâhileriyle tanınan Mevlevî şeyhidir.

11
Şahsiyet

Ahî Mîrim Halvetî (Molla Ali Melhemî Şirvânî)

Ahî Mîrim Halvetî, yeni araştırmalarda Molla Ali Melhemî Şirvânî olarak tanımlanan; Pîr Ömer el-Halvetî’den sonra İzzeddin Halvetî’ye uzanan erken Halvetî irşad halkasını sürdüren şeyhtir.

12
Şahsiyet

Ahmed el-Bedevî

596/1200’de Fas’ta doğan, Mekke’de yetişen ve Irak seyahatinden sonra Tantâ’ya yerleşen Ahmed el-Bedevî, Bedeviyye’nin pîridir. Abdül‘âl b. Fakih’in kurumsallaştırdığı irşad halkası, Tantâ’yı Mısır tasavvuf tarihinin başlıca merkezlerinden birine dönüştürmüştür.

13
Şahsiyet

Ahterî Mustafa Efendi

Muslihuddin Mustafa b. Şemseddin el-Karahisârî, Ahterî-i Kebîr adlı yaklaşık 40.000 maddelik Arapça-Türkçe sözlüğü; fıkıh, siyer, hadis ve âdâb eserleriyle tanınan XVI. yüzyıl Kütahya müderrisidir.

14
Şahsiyet

Alâeddin Ali el-Manavî

Alâeddin Ali el-Manavî (ö. 974/1566-67), Kemalpaşazâde’den mülâzemet alan; İnegöl, İstanbul, Trabzon ve Manisa medreselerinden Bağdat kadılığına yükselen Osmanlı âlimidir.

15
Şahsiyet

Ali b. Ammâr el-Menzelî eş-Şuaybî

Ali b. Ammâr el-Menzelî eş-Şuaybî, XVIII. yüzyılda adına nispet edilen Menzeliyye koluyla tanınan Kādirî şeyhidir. Menzeliyye Cezayir ve Tunus’ta yayılmış, nispeti sonraki icazet hatlarıyla Batı Afrika’ya kadar taşınmıştır.

16
Şahsiyet

Ali b. Hüseyin Zeynelâbidîn

Ali b. Hüseyin Zeynelâbidîn (38/659–94/712), Hz. Hüseyin’in oğlu; Kerbelâ’dan sağ çıkan, Medine’de hadis, fıkıh, ibadet ve gizli hizmet hayatıyla tanınan büyük tâbiî ve Ehl-i beyt büyüğüdür.

17
Şahsiyet

Ali b. Meymûn el-Mağribî

Ali b. Meymûn el-Mağribî (1450–1511), Mağrib’den Hicaz, Suriye, Lübnan ve Bursa’ya uzanan irşad ağıyla Şâzeliyye’nin Anadolu’daki ilk güçlü temaslarından birini kuran; zühd, sünnete bağlılık ve doğrudan terbiye anlayışıyla tanınan sûfî ve âlimdir.

18
Sözlük

ta'n (I)

ta'n (I) a. Ç>ü) [Ar.] Yahudilerin ve müşriklerin İslâm’ı ayıplamalan. Bu konu Kur’ân-ı Kerîm’de “Nisâ suresi” ile “Tevbe suresi” inde geçmektedir. Bu hareket insanı küfre kadar götürmektedir.