Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

31 sonuç · toplam 31 · “ehliyet” · 1/2

01
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

ehliyet

[< Ar.ehliyyet Bireyin dinî ve hukukî hüküm lere ve yükümlülüklere uym çağma geldiği anlamında bir f kıh terimi.

↗
02
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

Ehliyet-İ Vücûb

İnsanın, lehine ve aleyhine olan hakların doğmasına elverişli olması. Vücûb ehliyeti Her insanda zimmet (mükellef, yükümlü olma) özelliği bulunur. İnsanlar daha rûhlar âleminde iken Allahü teâlâ; "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" buyurunca,…

↗
03
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

Ehliyet-İ Edâ

Şahsın dînen geçerli olacak şekilde iş yapabilmeye elverişli olması. Ehliyet-i edâ, bizzat iş yapabilmeyi te'min eden aktif bir ehliyet çeşididir. İnsan bu ehliyeti sâyesinde başkaları ile tek başına hukûkî muâmelelerde bulunur. İşleri üzer…

↗
04
Eser kaydı · Ad / başlık eşleşmesi

İcâzet ve ehliyet üzerine mektubu

Şeyh Ahmed Hayâlî Efendi · Ahmed Hayâlî’nin mektubu, bir talibin yalnız müracaatla halife sayılamayacağını; erkân, âdâb, sülûk ve irfan seviyesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini anlatır.

↗
05
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

vücûb ehliyeti

vücûb ehliyeti a. ehliyet

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Esma-Müsemma

İsim-İsimlendirilen. 2. İsimden isimlendirilene gitmek, Allah'ın isimlerini zikrederek Allah’a ermek. Esma çekmek Esma zikri. Bkz. Zikir, Esma-i hüsna Allah'ın güzel adları. Süfiler bu isimleri zikir olarak okurlar. Bu isimleri açıklamak iç…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hayret

Şaşmak, şaşırmak. 2. tas. Kalbe gelen bir tecelli (vârit) sebebiyle sâlikin düşünemez ve muhakeme edemez hale gelmesi. Hayret ya delilde olur veya medlulde. Allah'ın varlığını ispatlayan delilde hayrete düşmek zindikhk ve mülhitliktir. Medl…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hikmet

a Felsefe. b Düşünme melekesinin itidal halinde olması. c Uygulamayla birlikte olan bilgi, tecrübeyle kazanılan doğru bilgi. 4 Hakka uygun düşen söz. e Söz ve davranıştaki isabet. Her şeyin en mükemmeli. g Olanı olduğu gibi bilmek. Hikmet A…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İcazet

(3 جا نز ( a Bir şeyhin, muhip ve müritleri yetiştirmesi için yetişmiş ve ehliyetini ıspatlamış bir müridine izin vermesi. b Müritlerin önemli işlerde, özellikle sefere çıkarken şeyhten aldıkları izin. “Gelmek iradet, gitmek icazet iledir.…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İşaret

(5 (اشار 2. Söz aracılığı olmadan maksadı başkasına haber vermek.2. Cok latif oldugu icin ibareyle anlatılamayan husus. 3. | Tasavvuf bir işaret ilmidir Cilmu'Lişâre); ifade edilir hale gelince anlaşılmaz olur |. Süfilerin sözleri işaret, i…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Lakit

Buluntu; nesebi belirsiz tas. Belli bir seyhten tasavvuf ve tarikat adabı öğrenmemiş, bir şeyhin gözetim ve denetimi altında sülûk ve terbiye görmemiş kimse. Böyleleri, başkalarını irşat ehliyetine asla sahip değillerdir. Tarikat babasını b…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Şeyh ia

Meşayih, Suyuh, Eşyah. Yaşlı, ihtiyar, pir, bey, önder, kabile başkanı. 2. tas. a Nefsinden fani, Hak'ta baki veli; Hak dostu. b Taliplere rehberlik etmek ve onları irşat etmek ehliyetine ve liyakatına sahip olan insan-ı kâmil; rehber; deli…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Vakfe

Duraklama, duraksama. tas. İki makam arasında kalma, burada mahpus olma (kı; iFM). Bunun sebebi, bir önceki makamın gereklerinin tam olarak yerine getirilmemesi, o makama hakkının verilmemiş olması, bu yüzden de bir sonraki makama yükselme…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

ehil

CUI) [ 1) bk âl-i abâ ehl-i adi a. (Jjc Jıi “Mu'tezile” mensuplarınm “tevhid” sözü ile birlikt kendilerine nispet ettikler “ehlü’l-adl ve’t-tevhîd” te rimi. bk. mu'tezile ehl-i âhiret a. (o>i JaI) Ölü ler. ehl-i âlem a. ÇJL Jıl) B dünyalıla…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

ukübât

îslâm hukukuna göre, şer! olarak belirlenmiş ya da konunun ehliyetli kimselerine bırakılmış bütün cezaları, ibadetler ile muameleleri hep birlikte değerlendiren “furû-ı fıkh”ın aslî nitelikteki üç bölümünden biri.

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

amentü

amentü a [< Ar. âmene fiilinin birinci teklik şahsı. ] (İnandım, iman getirdim) İslâm dininin ve imanın esaslarını özlüce ifade eden söz: “Âmentü billahi ve melâ'iketihi ve kütübihi ve rusulihi ve’lyevmi’l-âhiri ve bi’l-kaderi hayrihi ve şe…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

cenîn

Anne karnındaki çocuk. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de “Necm suresi” nde aynı anlamda geçmekte, hadislerde de buna benzer bilgiler verilmektedir. İslâm hukukunda ise cenin doğuncaya kadar anneye bağlı telâkki edilmiş; ancak ceninin oluşumundan so…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

mükellef

) [Ar.] İslâm inancma göre, bireyin dinî ve hukukî sorumluluk taşıma çağına ve ehliyetine sahip olduktan m sonra söz ve davranışlarına birtakım dinî, hukukî, dünyevî ve manevî sorumluluklar yüklenen kimse.

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Âdil

Hakkı gözeten, dengeli ve güvenilir kimse. Hukukta şahitlik ve görev ehliyeti bakımından dinî-ahlâkî güvenilirliği ifade eder. el-Adl ve adalet anlam alanı Allah’a nispet edildiğinde hüküm ve fiillerinde zulüm bulunmadığını bildirir. İnsan…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

ehl-i ukûbet

(ou>c Jj»O huk. Cezaî ehliyeti olanlar, biz. linci yerinde olan kimseler. n

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Âkıl bâliğ

Akıl sağlığı yerinde ve ergenlik çağına ulaşmış kimse. Dinî sorumluluk ve hukukî ehliyet değerlendirmelerinde temel bir nitelemedir.

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kur'ân-I Kerîm

Allahü teâlânın Cebrâil aleyhisselâm vâsıtasıyla Muhammed aleyhisselâma yirmi üç senede Arabça olarak indirdiği, bize kadar ilk nâzil olduğu şekilde tevâtürle, yalan söylemeleri mümkün olmayan üstün vasıflı insanların bildirmeleri ile gelen…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Bâyi'

Satan, satıcı, dînimizce satış yapabilme ehliyetine sâhib kimse. Bâyi'in satış yapabilmesi için akıllı olması şarttır. Bâyi', malın aybını müşteriden (alıcıdan) gizlememeli, hepsini olduğu gibi göstermelidir. Resûlullah sallallahü aleyhi ve…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Müftî (müftü)

Fetvâ veren. 1. Vilâyet ve kazâlarda din işlerine bakan, İslâm âlimlerinin dînî bir konuda vermiş oldukları hükümleri yâni fetvâyı, insanlara bildiren kimse; nakleden me'mur. Birçok işlerde âdet, nass (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerin h…

↗