Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
amentü a [< Ar. âmene fiilinin birinci teklik şahsı. ] (İnandım, iman getirdim) İslâm dininin ve imanın esaslarını özlüce ifade eden söz: “Âmentü billahi ve melâ'iketihi ve kütübihi ve rusulihi ve’lyevmi’l-âhiri ve bi’l-kaderi hayrihi ve şerrihi mine’llahi ta'âlâ ve’l-ba’sü ba’de’l-mevti hakk eşhedü en lâ ilahe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu v resulühü” (Allah’a, meleklerine kitaplarına, peygamberlerine ahret gününe, kadere, hayır v şerrin Allah’tan geldiğine; ölüm den sonra tekrar diriliş olacağın inandım ve iman getiridim; A lah’tan başka ilah olmadığına Muhammed’in O’nun kulu ve e çisi olduğuna şehadet ederim İmanın esaslarını sıralayan b sözlerin bütünü “amentü” ola rak bilinmektedir ve Ehl-i sün net inacına bağh her mümini İslâmın beş şartı yanmda ima nm şartları olarak bu esaslar inanması, İslâm’m temel ilkele rinden kabul edilmektedir.
B ükeler, kadere iman hariç Kur’ân-ı Kerîm’in şu surelerin de geçmektedir: “Bakara sure si”, “Nisa su resi”, “Yûnus suresi, “Yâsin suresi”, “Şûra suresi”. âmil a. [Ar.
] İslâm tarihind ve devletlerinde genellikle verg tahsildarı veya memuru. Ayrıc muhtaç kimseler için zekât top layan görevlilere de bu ad ve rilmiştir. Osmanh devletinde is ganimet, cizye, fey, haraç gib birtakım gelir vergileriyle uğra şan, bunlarm tahakkuk, tahsil v taksim işlerini de bu görevlile yapmışlardır.
Bu kimseleri Müslüman, emin, tam ehliyetl ve zekât hükümlerine vâkıf ve hür e, olmalanna özen gösterilmiştir. e,
Dinî Terimler Sözlüğü
İslâm dîninde inanılması lâzım olan altı temel esas.
Âmentü ve mânâsı: Âmentü billahi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusulihî vel yevmilâhiri ve bil kaderi hayrihî ve şerrihî minellahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlühü (Allahü teâlâya, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kaderin, hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna îmân ettim. Öldükten sonra dirilmek haktır. Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed aleyhisselâmın Allah'ın kulu ve resûlü olduğuna şehâdet ederim).
Âmentü'de bildirilen altı şeyin mânâlarını bilip, beğenip, kabûl eden kimseye mü'min denir. (Kemahlı Feyzullah Efendi)
Müslüman olmayan bir kimse, kelîme-i tevhîdi söyleyip mânâsına kısaca inanınca, o anda müslüman olur. Fakat her müslüman gibi, bunun da imkân bulunca Âmentü'nün esaslarını ezberlemesi ve mânâsını iyice öğrenmesi lâzımdır. (Damâd)
Bir çocuk küçük iken anasının babasının dînine tâbi olarak müslümandır. Bâliğ olunca anasının babasının dînine tâbi olması devâm etmez. İslâmiyet'i bilmiyerek bâliğ olunca, mürted olur, müslümanlıktan çıkar. Bu sebeble âkıl-bâliğ olmadan önce çocuğa kelime-i tevhîdi Âmentü'yü ve bunların mânâlarını öğretmelidir. Çocuk bunlara ve İslâmiyet'e uymak lâzım olduğuna inanmalıdır. (İbn-i Âbidîn)