ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
21 sonuç · “arîf”
01Mevleviyye
Mevlânâ'nın ilim, sohbet, şiir ve semâ çevresinden doğan; Hüsâmeddin Çelebi, Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi eliyle Konya merkezli teşkilata dönüşen; matbah, hizmet, Mesnevî, mûsikî ve mukabele geleneğini birleştiren tasavvuf yolu.
Ârifî Fethullah Çelebi
Ârifî Fethullah Çelebi (ö. 969/1561-62), Kanûnî devrinde beş ciltlik minyatürlü Osmanlı şehnâmesini hazırlayan; evindeki saray atölyesinde hattat ve nakkaşları yöneten Farsça şair ve resmî tarihçidir.
Abdüsselâm b. Meşîş el-Hasenî
Abdüsselâm b. Meşîş el-Hasenî (ö. 625/1228 [?]), Benî Arûs ve Cebelialem çevresinde yaşayan; Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî'yi yetiştiren, Salâtü'l-Meşîşiyye ve Şâzelî kaynaklarında korunan öğütleriyle Mağrib tasavvufunda kalıcı iz bırakan sûfîdir.
Ahmed Bahâeddin Efendi (Bahâî)
Ahmed Bahâeddin Efendi (1872–1923), Şehremini’nde yetişen, İbrâhim Şükrullah ve Ahmed Zarîfî çevrelerine bağlanan; Bahâî mahlasıyla na‘t, gazel, tahmis ve tarih manzumeleri yazan son dönem Sinâniyye-Halvetiyye şairidir.
Ahmed-i Zarîfî
Ahmed-i Zarîfî (ö. 30 Aralık 1912), babası Şumnulu Hacı Mehmed Sâlih Efendi’den sonra Şehremini-Topkapı’daki Pazar Tekkesi’nin postuna geçen; Sinâniyye çevresinde vekâlet, irşad ve terbiye hizmetleri üstlenen Halvetî şeyhidir.
Bahâeddin Nakşibend
Bahâeddin Nakşibend (718/1318 – 791/1389), Buhara yakınlarındaki Kasrıârifân'da doğup ölen ve “tarîk-i hâcegân”ın adının kendisiyle Nakşibendiyye 'ye dönüştüğü şeyh; semâ, halvet ve tekkeye itibar etmemiş, hafî zikri esas almıştır.
Bahâeddin Veled
Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.
Bâyezîd-i Bistâmî
Bâyezîd-i Bistâmî (Tayfûr b. Îsâ, ö. 234/848 [?]), “sultânü'l-ârifîn” diye anılan Horasanlı sûfî; sekr, fenâ ve mi'rac diliyle tasavvufun sözlüğünü kuran ve şathiyeleriyle asırlarca hem sevilen hem tenkit edilen isim.
Burhâneddin İbrâhim ed-Desûkī
Burhâneddin İbrâhim ed-Desûkī (633-676/1235-1277), Kur’an ve Şâfiî fıkhı tahsilinden sonra Rifâiyye, Sühreverdiyye, Şâzeliyye ve Ebû Medyen irşad çevrelerinden nasip alan; Desûk’ta uzun halvet ve irşad hayatı yaşayan, kardeşi Şeyh Mûsâ vasıtasıyla Desûkıyye-Burhâniyye adıyla teşekkül eden yolun pîridir.
Ebû Bekir eş-Şiblî
Ebû Bekir eş-Şiblî (247-334/861-946), Abbâsî devlet görevlerini bırakarak Hayr en-Nessâc ve Cüneyd’in terbiyesine giren; mârifet, tevhid, aşk ve şathiyeleriyle Bağdat tasavvufunun kavramsal gelişimine yön veren sûfîdir.
Es‘adzâde Seyyid Abdürrahim Fâiz Efendi
Es‘adzâde Seyyid Abdürrahim Fâiz Efendi (ö. 29 Ocak 1726), İstanbul medreselerinden Mısır kadılığına yükselen; ta‘lik hattı, üç dilde şiirleri ve Abdülbâkî Ârif’in Siyer-i Nebî’sini tamamlamasıyla tanınan âlim ve şairdir.
Eskici Hasan Dede
Eskici Hasan Dede (ö. Şevval 1048/1639), kırk yılı aşkın süre Fâtih Sultan Mehmed Camii çevresinde ibadet ve riyâzetle yaşayan; cami gerisindeki hücresinin yakınına defnedilen İstanbul ârifidir.
Hâce Muhammed Ârif Rîvegerî
Hâce Muhammed Ârif Rîvegerî (doğumu yaklaşık 1165; vefatı için güçlü yazma kaydı 1236-37), Abdülhâlik Gucdüvânî’nin halifesi, Mahmûd Encîrfağnevî’nin mürşidi ve Farsça Ârifnâme’nin müellifidir.
arîf
[Ar.} Sözlük anlamı “bilen” olan bu söz, İslâm devletlerinde ve toplumlarında sivil veya askerî bir grubun başında bulunan kimseye verilen ad olarak kullanılmıştır. Hz. Muhammed döneminde hem kumandan hem de sosyal işlerden sorumlu kimse olarak görev yapan arifler, Hulefâ-yı Râşidîn, Emevîler, Abbasîler dönemlerinde de her askerî birliğin başkanı olarak tayin edilmişlerdir. Sosyal hayatın içinde ise esnaf teşkilâtlarının başındaki kimselere de bu ad verilmiştir. Orta Çağ İslâm devletlerinde bu teşkilâtlar için her birine bir sokak tahsis edildiğinden buradaki görevli ve sorumlu kimselere “arîf, arîfu’s-sûk, şeyhu’s-sûk” adlarınm verildiği kaynaklarda zikredilmektedir.
Pazar Tekkesi ve türbesi
Türkiye · Sefîne-i Evliyâ'ya göre Harîrî (Kazzâz) Muhammed Efendi'nin ilk şeyhi olduğu ve uzun yıllar postnişînlik ettiği tekke; kendisi tekkenin bitişiğindeki türbede medfundur. Vassâf, tekkenin kendi devrindeki şeyhi Gâlib Efendi'den ve onun babası Ahmed Zarîfî Efendi'den nakiller yapar. Metinde tekkenin bulunduğu semt belirtilmediği için konum kesinleştirilememiştir.
Sinâniyye Pazar Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Harîrî Mehmed Efendi tarafından kurulan ve âyin gününden dolayı Pazar Tekkesi diye anılan Sinânî merkezi, Şehremini Ümmî Sinan Tekkesi'nin yakınındaydı. Ahmed Bahâeddin Efendi, Ahmed Zarîfî çevresine girdikten sonra buradaki sohbetlere devam etti.
Rumeli Hisarı'nda Bektaşi Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Kaynakta geçen mekân Rumeli Hisarı'nda Bektaşi Tekkesi , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki irşad, postnişinlik, intisap ve defin bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Hasan-ı Zarîfî.
Baba Zaviyesi
İstanbul · Türkiye · Kaynakta geçen mekân Baba Zaviyesi , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki irşad, postnişinlik, intisap ve defin bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Hasan-ı Zarîfî.
Durmuş Dede Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Kaynakta geçen mekân Durmuş Dede Tekkesi , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki irşad, postnişinlik, intisap ve defin bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Hasan-ı Zarîfî.
Pazar Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Sinâniyye’nin Pazar Tekkesi Tekke, Ümmî Sinan’ın ilk halifelerinden Harîrî Mehmed Efendi’nin türbesi çevresinde teşekkül etti. Şumnulu Hacı Mehmed Sâlih Efendi türbeyi yenileyip yanına bir dergâh yaptırdı; yangından sonra yapı 1274/1858’de yeniden ihya edildi. Ahmed-i Zarîfî devri Sâlih Efendi’den sonra oğlu Ahmed-i Zarîfî postnişin oldu. Pazar Tekkesi onun döneminde yalnız kendi derviş çevresine değil, yakındaki Ümmî Sinan Âsitânesi’nin mukabele ve terbiye devamlılığına da hizmet etti. Harita işaretinin kapsamı Tekke yapısı günümüze ulaşmadığı için işaret, tarihî kayıtlarda tekkenin bitişiğinde gösterilen Kürkçübaşı Ahmed Şemsettin Camii merkezini belirtir; kaybolmuş yapının kesin parsel köşesi olarak okunmamalıdır.
Nûru'l-Arabî'nin Eserleri: 75 Başlıklı Bir Külliyat
Türkçe ve Arapça şerhler, risaleler, tefsirler ve takrirler üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.