Ara
Menü
ذ

arîf

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-89
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
86
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>[Ar.} Sözlük anlamı “bilen” olan bu söz, İslâm devletlerinde ve toplumlarında sivil veya askerî bir grubun başında bulunan kimseye verilen ad olarak kullanılmıştır. Hz. Muhammed döneminde hem kumandan hem de sosyal işlerden sorumlu kimse olarak görev yapan arifler, Hulefâ-yı Râşidîn, Emevîler, Abbasîler dönemlerinde de her askerî birliğin başkanı olarak tayin edilmişlerdir. Sosyal hayatın içinde ise esnaf teşkilâtlarının başındaki kimselere de bu ad verilmiştir. Orta Çağ İslâm devletlerinde bu teşkilâtlar için her birine bir sokak tahsis edildiğinden buradaki görevli ve sorumlu kimselere “arîf, arîfu’s-sûk, şeyhu’s-sûk” adlarınm verildiği kaynaklarda zikredilmektedir.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-186
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
85
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>[Ar.} Sözlük anlamı “bilen” olan bu söz, İslâm devletlerinde ve toplumlarında sivil veya askerî bir grubun başında bulunan kimseye verilen ad olarak kullanılmıştır. Hz. Muhammed döneminde hem kumandan hem de sosyal işlerden sorumlu kimse olarak görev yapan arifler, Hulefâ-yı Râşidîn, Emevîler, Abbasîler dönemlerinde de her askerî birliğin başkanı olarak tayin edilmişlerdir. Sosyal hayatın içinde ise esnaf teşkilâtlarının başındaki kimselere de bu ad verilmiştir. Orta Çağ İslâm devletlerinde bu teşkilâtlar için her birine bir sokak tahsis edildiğinden buradaki görevli ve sorumlu kimselere “arîf, arîfu’s-sûk, şeyhu’s-sûk” adlarınm verildiği kaynaklarda zikredilmektedir.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-7554
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Dinî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Bilen, tanıyan, ilim ve irfân sâhibi.</p><p>1. Allahü teâlânın rızâsını kazanmış, O'ndan başkasının sevgisini kalbinden çıkarmış, tasavvufta yetişip, kemâle ermiş velî zât. Ârif-i billah da denir.</p><p>Her şeyin kaynağı vardır. Takvânın (Allahü teâlâdan korkarak haramlardan, günâhlardan sakınmanın) kaynağı âriflerin kalbleridir.</p><p>(Hadîs-i şerîf-Künûz-ül-Hakâik)</p><p>Ârif olan kimsenin alâmeti; susması, tefekkürü (Allahü teâlânın büyüklüğünü düşünmesi), gördüklerinden ibret (ders) alması ve Allahü teâlânın râzı olduğu (beğendiği) şeyleri istemesidir. (Süleymân bin Cezâ))</p><p>Resûlullah efendimizin sünnetini terk edeni ve O'ndan gelen edebleri gözetmekte gevşeklik göstereni ârif zannetme. (Cüneyd-i Bağdâdî)</p><p>Ârif boş yere konuşmaz. Devamlı Allahü teâlânın rızâsını kazanmayı düşünür. (Bâyezîd-i Bistâmî)</p><p>Âriflerin kalbleri Hak teâlânın azâmet ve kibriyâsına (büyüklük ve ululuğuna) hayrandır. (İmâm-ı Rabbânî)</p><p>Ârif kendini herkesten aşağı bilir. (İmâm-ı Rabbânî)</p><p>2. Mütehassıs olduğu ilmi, zorlanmadan tatbik eden, kullanabilen kimse.</p><p>Âlim ile ârif arasında fark vardır. Meselâ Arabî nahv ilminin, dil bilgisinin küllî kâidelerini bilen, bu ilmin âlimidir. Fakat bu bilgiyi yerinde zorlanmadan kullanabilen ise</p><p>âriftir. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-10730
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, irfan sahibi anlamındadır. Allah’ı gerçek yönüyle bilen kişi. Âlim gibi bilen manasına gelirse de ondan farklıdır. Âlim, ilmi bir tahsil ve çalışma sonucu elde eder. Arif ise, irfana, ilham ve hal ile ulaşır. Cenab-ı Hakk’ı keşf ve müşahade yoluyla bilen kişi. Bu bakımdan ümmi bir insana da arif denilir, ancak âlim denemez. Arifler için, ehl-i yakin, ehl-i din, veli, kutb ve genel olarak “arif-i billah” tabiri kullanılır.</p>

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

[Ar.} Sözlük anlamı “bilen” olan bu söz, İslâm devletlerinde ve toplumlarında sivil veya askerî bir grubun başında bulunan kimseye verilen ad olarak kullanılmıştır. Hz. Muhammed döneminde hem kumandan hem de sosyal işlerden sorumlu kimse olarak görev yapan arifler, Hulefâ-yı Râşidîn, Emevîler, Abbasîler dönemlerinde de her askerî birliğin başkanı olarak tayin edilmişlerdir. Sosyal hayatın içinde ise esnaf teşkilâtlarının başındaki kimselere de bu ad verilmiştir. Orta Çağ İslâm devletlerinde bu teşkilâtlar için her birine bir sokak tahsis edildiğinden buradaki görevli ve sorumlu kimselere “arîf, arîfu’s-sûk, şeyhu’s-sûk” adlarınm verildiği kaynaklarda zikredilmektedir.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Bilen, tanıyan, ilim ve irfân sâhibi.

1. Allahü teâlânın rızâsını kazanmış, O'ndan başkasının sevgisini kalbinden çıkarmış, tasavvufta yetişip, kemâle ermiş velî zât. Ârif-i billah da denir.

Her şeyin kaynağı vardır. Takvânın (Allahü teâlâdan korkarak haramlardan, günâhlardan sakınmanın) kaynağı âriflerin kalbleridir.

(Hadîs-i şerîf-Künûz-ül-Hakâik)

Ârif olan kimsenin alâmeti; susması, tefekkürü (Allahü teâlânın büyüklüğünü düşünmesi), gördüklerinden ibret (ders) alması ve Allahü teâlânın râzı olduğu (beğendiği) şeyleri istemesidir. (Süleymân bin Cezâ))

Resûlullah efendimizin sünnetini terk edeni ve O'ndan gelen edebleri gözetmekte gevşeklik göstereni ârif zannetme. (Cüneyd-i Bağdâdî)

Ârif boş yere konuşmaz. Devamlı Allahü teâlânın rızâsını kazanmayı düşünür. (Bâyezîd-i Bistâmî)

Âriflerin kalbleri Hak teâlânın azâmet ve kibriyâsına (büyüklük ve ululuğuna) hayrandır. (İmâm-ı Rabbânî)

Ârif kendini herkesten aşağı bilir. (İmâm-ı Rabbânî)

2. Mütehassıs olduğu ilmi, zorlanmadan tatbik eden, kullanabilen kimse.

Âlim ile ârif arasında fark vardır. Meselâ Arabî nahv ilminin, dil bilgisinin küllî kâidelerini bilen, bu ilmin âlimidir. Fakat bu bilgiyi yerinde zorlanmadan kullanabilen ise

âriftir. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, irfan sahibi anlamındadır. Allah’ı gerçek yönüyle bilen kişi. Âlim gibi bilen manasına gelirse de ondan farklıdır. Âlim, ilmi bir tahsil ve çalışma sonucu elde eder. Arif ise, irfana, ilham ve hal ile ulaşır. Cenab-ı Hakk’ı keşf ve müşahade yoluyla bilen kişi. Bu bakımdan ümmi bir insana da arif denilir, ancak âlim denemez. Arifler için, ehl-i yakin, ehl-i din, veli, kutb ve genel olarak “arif-i billah” tabiri kullanılır.

Sözlüğe dön ←