ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
19 sonuç · “Sevâb”
01cenâze namazı
cenâze namazı a. İslâmî inanışa göre “farz-ı kifâye” (. bk. bu madde) olan bu namaz için, namazı kılmacak kimsenin Müslüman olması, cesedin tamamınm veya yarıdan fazlasmın mevcut bulunması, yıkanmış ve abdesti verilmiş veya teyemmüm ettirilmiş olması şartı söz konusudur. Ebû Hanife cenaze namazım, Allah’a övgü, Rasulullaha salavât ve ölüye dua olarak nitelemiştir. Hanefi mezhebi dışındaki mezhepler şehitlerin yıkanmadan ve namazı kılınmadan defin işleminin yapılabileceği konusunda görüş birliği içindedirler. Hanefi mezhebi ise yıkanmamakla birlikte namazmın kılınması gerektiği görüşünü savunmaktadır. Birden fazla kişinin er kişiler ve hatun kişiler ayrılarak her bir grup için toplu namaz kılmması caiz görülmekle birlikte her kişi için tek tek namaz kılmamn daha faziletli olduğu görüşü de yaygmdır. Cenaze namazını kıldırmakla görevli kimseler “meratib-i silsile” gözetilerek önce devlet başkam, sonra sırasıyla onun vekili olan vali veya kadı ya da görevli imamlar, hiçbiri yoksa şahsın yakm akrabası olarak gösterilmiştir. Cenaze namazmı kıldıracak görevli, cenazenin göğsü hizasmda durur ve er veya hatun kişi oluşunu belirterek ve niyet ederek tekbir alır. Arkasmda ayakta duran camaat de ona uyarak niyet eder ve tekbir alır. Önce sessiz olarak “Sübhaneke” duası, içinde “ve celle senâ'üke” ibaresi de bulunduğu şekliyle okunur. İmam tekbir alır, cemaat de ona uyarak tekbir alır. Yine sessiz olarak “allahümme salli” ve “allahümme bârik” duaları okunur. İmam üçüncü defa tekbir alır, cemaat de onu izler. Yine sessiz olarak bilenler “cenaze duaları”nı, bilmeyenler “Fatiha suresi”râ okur, bunlan bilmeyenler, bildikleri başka duaları okuyabilirler. Bundan sonra imam, önce sağa selâm verir, sonra sola selâm vererek cenaze namazını tamamlamış olur. Cenaze namazı için cemaat olması şart değildir, bir kişi bile tek başına bu namazı kılabilir. Namaz sonrası imam, cemaate “Ölen kimseyi (meyyiti) nasıl bilirsiniz? ” diyerek “helâllik” ister ve toplu olarak dua okunması ile cenaze namazı töreni tamamlanmış olur. Cenâze namazmm duaları önemlidir: Genel olarak her cenaze için okunması gereken dua şudur: “^ Lu^I ji^ ^3^ Üa < C*Aâjj ^^ J ^öLlu^i ^1a ^a^ü u« 41aüI ^a * ^ n ı J ü^ J U&l j Lj^j j LuL J LjjLu j Lmo jLxkl ^a^ I ^JJI^ (AUahümagfir lihayyinâ ve meyyitinâ ve şâhidinâ ve gâ'ibinâ ve zekerinâ ve ünsânâ ve sağîrinâ ve kebîrinâ. Allahümme men ahyeytehü minnâ fe ehyihi ale’l-İslâmi ve men teveffeytehü minnâ fe tevejfehü ale’l-îmâri). Cenaze erkek ise şu dua okunur: Ve hussa hâze’l-meyyite bi’r-ravhi ve’r-râhati ve’r-rahmeti ve’lmağfireti ve’r-rıdvân. Allahümme in kâne muhsinenfezid fi ihsânihi ve in kâne musî'en fetecâvez anhü ve lekkıhi’l-emne ve’l-büşrâ ve’l-kerâmete ve’z-zülfâ birahmetikeyâ erhame’r-râhimîn). Cenaze kadm ise şu dua okunur: Ve hussa hâzihi’l-meyyitete bi’rravhi ve’r-râhati ve’r-rahmeti ve’l-mağfireti ve’r-rıdvân. Allahümme in kânet muhsineten fezid fi ihsânihâ ve in kânet musî'eten fetecâvez anhâ ve lekkıhi’l-emne ve’l-büşrâ ve’lkerâmete ve’z-zülfâ bi-rahmetike yâ erhame’r-râhimîn). Cenaze erkek çocuk ise şu dua okunur: Allahümmec'alhü lenâ feretan vec'alhü lenâ ecran ve zühran vec'alhü lenâ şâfi'an ve müşeffe'â). Cenaze kız çocuk ise şu dua okunur: Allahümmec'alhâ lenâ feretan vec'alhâ lenâ ecran ve zühran vec'alhü lenâ şâfi'an ve müşeffe'ah). Hz. Peygamber, cenazede bulunma ve cenaze namazı kılmanın fazileti konusunda şunları söylemiştir: “Her kim îmânı sebebiyle ve sevâbını yalnız Allah’tan umarak bir Müslüman cenazesi arkasından gider ve üzerine namaz kılıp gömülmesini bitirinceye kadar beraber bulunursa, iki kîrât ecr ile döner ki kîrâtların her biri Uhud dağı gibidir. Her kim o cenaze üzerine namaz kılar da defn olunmadan dönerse bir kîrât ecr ile dönmüş olur. ”.
sâbıka
sâbıka a. (AL) [Ar.sâbık sözünün müennes (dişil) biçimi.] (ç. b. sevâbık ve sâbıkât) Geçmiş olay veya durum. 2. Bir kimsenin daha önce bir mahkemeye düşüp ceza almasma sebep olan s suç ve kabahat. § tam. sâbıka-i meşiyyet-i ilâhiyye a. (<ayi cu. L AL) Alın yazısı, kader veya mukadderat. Bir kimsenin daha önce bir mahkemeye düşüp ceza almasma sebep olan s suç ve kabahat. § tam. sâbıka-i meşiyyet-i ilâhiyye a. (<ayi cu. L AL) Alın yazısı, kader veya mukadderat.
Nefs (nefis)
1. Can. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Her nefs, ölümü tadıcıdır. (Âl-i İmrân sûresi: 185) 2. İnsanın kendisi, kişi, beden. İnsan ben deyince, nefsini göstermektedir. (İmâm-ı Rabbânî) 3. Hakîkat, cevher, asıl, öz. İnsanda ve cinde şer, kötülük kuvveti. Şerîate yâni dîne uymayan isteklerin kaynağı. Buna nefs-i emmâre de denir. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Cenâb-ı Hakk'ın huzûrundan korkup, nefsini ( gayr-i meşrû ) nefsânî arzularından ( hevâ ve isteklerden ) men eden kimsenin varacakları yer muhakkak Cennet'tir. (Nâziât sûresi: 40) Nefsine düşmanlık et! Çünkü o, benim düşmanımdır. (Hadîs-i kudsî-Mektûbât-ı Rabbânî) Akıllılığın alâmeti; nefse gâlib ve hâkim olmak ve öldükten sonra lâzım olanları hazırlamaktır. Ahmaklık alâmeti; nefse uyup, Allah'tan af, merhâmet beklemektir. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Nefsini azîz eden dînini yıkar. Nefsini zelîl eden kimse dînini azîz eder. (Mücâhid bin Cebr) Nefsin yaratılması, insanların yaşaması, üremesi ve dünyâ için çalışmaları içindir. Allahü teâlâ nefsi böyle nice faydalar için yarattı. Fakat bütün insanlara merhamet ederek, acıyarak, nefse uymağı frenlemeleri, ona hâkim olup, zararlarını önlemeleri için insanlarda akıl da yarattı. (Şerefeddîn Yahyâ Münîrî) Nefse uymaktan kurtulmak, dünyâ nîmetlerinin en büyüğüdür. Çünkü nefs, Allahü teâlâ ile kul arasındaki perdelerin en büyüğüdür. (Ebû Bekr Tâmistânî) Nefse, günâhlardan kaçmak, ibâdet yapmaktan daha güç gelir. Onun için günahtan kaçman daha sevâbdır. (İmâm-ı Rabbânî) "Yâ Rabbî! Nefsimi bana musallat kılma! Ona karşı beni yardımsız, yalnız bırakma! Nefsim bana acımıyor. Bana sen merhamet eyle! Ey nefsim! İsteklerini hiç unutmuyorsun. Fakat kulluk vazifelerini yapmaya hiç istekli değilsin. Ey nefsim! Hesâba çekileceğin kıyâmet gününde hâlinin ne olacağından hiç korkmuyorsun. Geçici olanı, ebedî ve sonsuz nîmetlere tercih ediyorsun. Ey nefsim! Hiç amelin olmadan, çalışmadan âhirette rahata kavuşmak istersin. Uzun uzun arzu ve isteklerin peşine düşüp, tövbeyi devamlı sonraya atıp geciktiriyorsun." (Avn bin Abdullah) Allah yolunda nefsi ile yürümek isteyen daha ilk adımında hatâ etmiş demektir. Nefsini terkedip de ihlâs ile her şeyde Allahü teâlânın rızâsını düşünerek yola çıkarsa, Allahü teâlâ ona kendisine kavuşturacak rehberi tanıtır. (Ali Müzeyyen) Nefis düşmandır. Düşman sözüyle hareket etmek akıl işi değildir. (Ali Hâfız) Mahlûkâtın en ahmağı nefstir. Çünkü dâimâ kendi aleyhine olan şeyleri ister. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
Hadîs-İ Nefs
Kalbe gelip de, yapmakla yapmamak arasında tereddüde sebeb olan düşünce. Kalbe gelen düşünce beş derecedir: Birincisi, kalbde durmaz, uzaklaştırılır. Buna hâcis denir. İkincisi kalbde bir zaman kalır. Buna hâtır denir. Üçüncüsü, hadîs-i nefstir. Dördüncüsü, yapılması tercîh edilir. Buna hemm denir. Beşinci derecede bu tercîh kuvvetlenip, karar verilir. Buna azm ve cezm denir. İlk üç dereceyi melekler yazmaz. Hemm, hasene (iyilik) ise yazılır. Seyyie yâni kötülük ve günah ise, terk edilince, sevâb yazılır. Azm olursa, bir günah yazılır. İşlenmezse bu da affolur. (Abdülganî Nablüsî)
Cum'a (cumâ)
Müslümanlara mahsûs mübârek, kıymetli bir gün. Cumartesi günleri yahûdîlere, Pazar günleri hıristiyanlara verildiği gibi, Cumâ günü, müslümanlara verildi. Bugün, müslümanlara hayır, bereket, iyilik vardır. (Hadîs-i ş erîf-Rıyâdün-Nâsihîn) Güneş, Cumâ gününden daha iyi bir gün üzerine doğmaz. Âdem (aleyhisselâm) Cumâ günü yaratıldı. Cumâ günü Cennet'e girdi. Cumâ günü Cennet'ten çıktı. Kıyâmet Cumâ günü kopar. (Hadîs-i şerîf-Sahîh-i Müslim) Cumâ günü gusl edip, namaz için câmiye gidip nâfile namaz kılan ve imâm hutbeden ininceye kadar sessizce oturup, sonra imâmla berâber Cumâ namazını kılanın, bir hafta sonraki Cumâya üç gün daha ekleyerek olan gün miktârı işlediği günâhları af ve mağfiret olunur. (Hadîs-i şerîf-Sahîh-i Müslim) Cumâ günü gusül abdesti alınız. Her akşam abdestli olarak yatınız! Her hâlinizde Allahü teâlâyı hatırlayınız, anınız. (Ebû Ali Dekkâk) Cumâ günleri duânın kabûl olunacağı bir zaman vardır. Bu zaman, hutbe ile, Cumâ namazı içindedir diyenler çoktur. Hutbe dinlerken duâ kalbden olur. Ses çıkarmak câiz değildir. Bu zaman, her şehir için başkadır. Cumâ günü, gecesinden daha kıymetlidir. Gecesinde veya gündüzünde Kehf sûresini okumak çok sevâbdır. (Senâullah Pâni-pütî)
Cum'a Hutbesi
Cumânın ilk dört rek'atlik sünnetten sonra ve iki rek'atlik farzdan önce, imam tarafından cemâat huzurunda minberden Arabça olarak okunan hutbe. Cumâ hutbesi okunurken, bir kimsenin başka bir kimseye, sus yâhut iyi dinle demesi lüzumsuzdur. (İbn-i Âbidîn) Hatîbin, Cumâ hutbesinde emr-i ma'rûftan, dînin emirlerinden başka şeyleri, Arapça bile söylemesi harama yakın mekrûhtur. İmam efendi, içinden E'ûzü okuyup, sonra yüksek sesle, hamd ve senâ ve kelime-i şehâdet, salât ü selâm okur. Sonra vâz eder, yâni sevâba ve azâba sebeb olan şeyleri hatırlatır ve âyet-i kerîme okur. Sonra oturur. Kalktığında, ikinci hutbede vâz yerine, mü'minlere duâ eder. Dört halîfenin isimlerini söylemesi lâzımdır, müstehâbdır. Hutbeye dünyâ sözü karıştırmak haramdır. Namaz kılarken yapması haram olan şeyler, hutbe dinlerken de haramdır. (Abdülhayy Lüknevî) Cumâ hutbesini Arapça'dan başka dil ile okumak, namaza dururken, başka dil ile iftitâh tekbîri almak gibidir. Bu ise, namazdaki diğer zikirler ve duâlar gibidir. Namaz içindeki zikirleri ve duâyı Arapça'dan başka dil ile söylemek ise tahrîmen (harama yakın) mekrûhtur. Hazret-i Ömer yasak etmiştir. (Abdülhayy Lüknevî, İbn-i Âbidîn)
Dînâr
Bir miskal (4.8 gram) ağırlığındaki altın para. Bir kimsenin infak edeceği (harcayacağı) en fazîletli dînâr, çoluğuna-çocuğuna infâk ettiği (harcadığı) dînâr ile Allah yolunda hayvanına infâk ettiği dînâr, bir de yine Allah yolunda arkadaşlarına sarfettiği dînârdır. (Hadîs-i şerîf-Müslim) Allah yolunda infâk ettiğin bir dînâr, köle azâdı için infâk ettiğin bir dînâr, bir fakire sadaka olarak verdiğin bir dînâr, âilene sarfettiğin bir dînâr vardır. Bunlardan sevâbı çok olanı âilene sarfettiğindir. (Hadîs-i şerîf-Müslim)
Delîl-İ Zanni
Mânâsı açıkça anlaşılmayan, tek bir mânâya, delâlet etmeyen âyet-i kerîme ve tek bir Sahâbî tarafından bildirilen, mânâsı açık hadîs-i şerîf. Delîl-i zannî vâcib ile tahrîmen mekruhu (harama yakın mekruhu) bildirir. Tek Sahâbînin bildirdiği mânâsı açıkça anlaşılmayan hadîs-i şerîfler ise, müstehâbları bildirir. Müstehâbları yapan sevâb kazanır, yapmayan günâhkâr olmaz, sevâbından mahrûm kalır. (Serâhsî)
Dirhem
İslâmiyet'ten önce ve sonra kullanılan değişik ağırlıktaki gümüş paralar. Bir dirhem fâiz (almak ve vermek) otuz zinâdan daha günâhtır. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet) On dirhemlik elbisenin, bir dirhemi haram olsa, o elbise ile kılınan namazlar kabûl olmaz (namaz borcundan kurtulur fakat sevâb kazanmaz). (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet) Dirhem kelimesi necâset bahsinde ayrı, zekât bahsinde ayrı mânâ ifâde etmektedir. Necâsette bir miskal ile (4,8 gr.) ağırlık kasd edilirken, zekâtta tamâmen şer'î dirhem (3,365 gr.) ağırlık ifâde etmektedir. Örfî dirhem bundan daha az (3,20 gr.) ağırlıkta idi. (İbn-i Âbidîn) Deride, elbisede, namaz kılınan yerde dirhem miktârı veya daha çok kaba necâset yok ise, namaz sahîh olur ise de, dirhem miktârı bulunursa, tahrîmen mekrûh olur ve yıkamak vâcib lur. Dirhemden çok ise yıkamak farzdır. (İbn-i Âbidîn)
Tîn Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin doksan beşinci sûresi. Tîn sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Sekiz âyettir.Tîn, dağ adı veya incir demektir.Sûrede dört şeye yemîn edildikten sonra, insanoğlunun yaratılışı, kâinâtın en güzel yaratığı olduğu, buna rağmen günâh ve isyânı yüzünden aşağıların aşağısı hâline geldiği bildirilmektedir. (Râzî, Kurtûbî) Tîn sûresinde meâlen buyruldu ki: Biz insanın rûhunu, güzel bir sûrette yaratıp, sonra en aşağı dereceye indirdik. (Âyet: 4,5) Kim Tîn sûresini okursa, sağ olduğu müddetçe Allahü teâlâ ona ( dünyâda ) yakîn ve âfiyet verir. Vefât ettiği zaman da bu sûreyi okuyanların adedince sevâb verir. (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)
Bid'at Sâhibi
Bid'at ehli. Bid'at sâhiplerinin en kötüsü, Resûlullah'ın Eshâbına buğz ve düşmanlık edenlerdir. Bid'at ehline hürmet etmek İslâm'ın yıkılmasına yardım etmek olup, amellerin sevâbını giderir.Bid'at ehline Resûlullah lânet edip; "Allahü teâlânın, meleklerin ve bütün insanların lâneti üzerine olsun" buyurdular. Bid'at ehliyle arkadaşlığın zarârı, kâfirle arkadaşlığın zarârından çoktur. Bid'at sâhibine buğz ile ondan yüz çevirenin kalbini, Allahü teâlâ emniyet ve güven ile doldurur. (İmâm-ı Rabbânî)
Zâriyât Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin elli birinci sûresi. Zâriyât sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Altmış âyettir. Zâriyât kelimesi ile başladığından, bu isim verilmiştir. Sûrenin başındaki âyet-i kerîmeler, öldükten sonra dirilmenin, âhiret hayâtının ve âhirette mükâfât ve cezânın vukû bulacağını, pek muazzam kudret eserlerinin bir kısmına yeminle beyân edilmiştir. (İbn-i Abbâs, Râzî, Kurtubî) Zâriyât sûresinde meâlen buyruldu ki: Şüphesiz ki muttakîler ( takvâ sâhipleri ), Cennetlerde pınar başlarındadır. Rablerinin kendilerine verdiğinden râzı oldukları hâlde. Doğrusu onlar bundan önce güzel amel işleyenlerdi. (Âyet: 15,16) Kim Zâriyât sûresini okursa, Allahü teâlâ ona, dünyâda cereyân eden ve esen her bir rüzgârın adedi için on hasenât ( sevâb ) verir. (Hadîs-i şerîf-Envâr-ut-Tenzîl)
HAKİKİ HİZMET EHLİ VE ONA BENZEYENLER
Avârifü’l-Maârif · 11. bölüm · Allahu Teâlâ, Hz. Dâvud’a (as) şöyle vahyetmiştir: “Ya Dâvud! Beni taleb eden (benim rızâmın peşine düşen) birisini gördüğün zaman, ona hizmetçi ol.” Hakk yolunda gidenlere hizmet
MÂNEVÎ FETİHLER VE İLÂHÎ İHSANLAR
Avârifü’l-Maârif · 20. bölüm · Sûfinin, Allahu Teâlâ ile meşguliyeti kemâle erince ve içinde bulunduğu vaktin hukukuna tam riâyetle takvâda ilerleyip zühdü tamam olunca, sebeplere sarılmayı terk eder. Kendisine
NAMAZIN EDEBLERİ VE SIRLARI
Avârifü’l-Maârif · 38. bölüm · Namaz kılan kimsenin riâyet edeceği edeblerin en güzeli, kalbinin, az veya çok, hiçbir dünyevî şeyle meşgul olmamasıdır. Çünkü uyanık kalbli akıllı kimseler, namazı kendilerine emr
GÜNLÜK İBÂDET VE ZİKİRLERİN TAKSİMİ
Avârifü’l-Maârif · 50. bölüm · Mü’minin gündüze âit olarak yapacağı amellerden birisi; sabah namazını kıldığı yerde kıbleye karşı oturup zikirle meşgul olmasıdır. Ancak, özel ibâdet yerine gitmeyi, herhangi bir
Sayfalar 103–109
Muzaffer Ozak Külliyatı · Muhammediyye ile nurlandırırsa, cemal-i Muhammediyyeyi ve makam-ı Ahmediyyeyi müşahede eyler ve bunun neticesi olarak da aşkı günden güne artarak mir'atı hak yolunda pervane gibi k
Sayfalar 134–145
Muzaffer Ozak Külliyatı · VE EZKÂ TAHİYYATİKE FADLEN VE ADEDEN Tahiyyatının sayı ve fazilet bakımlarından en pâk ve arınmışını ALÂ EŞREF-İL HALÂ'İK-İL İNSANİYYETİ İnsan olarak yaratılmışların en şereflisi V
Sayfalar 186–191
Muzaffer Ozak Külliyatı · böyle olan kullarına rahmetini saçar; sevdikleri arasına bunları dahil eder.) buyurdular. Bu hadis-i şeriften anlaşılıyor ki, ana ve babasına iyilik edenler, bu dünyadan îman ile g