ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
18 sonuç · “Deyn”
01Zıddeyn
İki zıt. Belli bir durumda biri varken diğerinin var olması mümkün olmayan (Hx gor). 2. Allah'ın celal ve cemal sıfatları. Gazap-rıza, ceza-af, kahr-lutf, zahir-bâtın vs. Harraz'ın şu sözü ünlüdür: “Allah'ı iki zıddı bağdaştırarak tanıdım” (cik 1:96). 3. Bütün zıtlar Allah'ta birleştiği için ona Mecmeu'ezdâd (zıtların bir araya geldiği nokta) denilmiştir. “Eşya, zıtlarıyla tanınır.” Gehi eyler Huda bir derde zıddıyle müdâvat İki düzd-i muhalif hâneye hasbi niğehbândır Abdi Yâr ile düşman müsahib ben esir-i derd-i hecr Har ile hemsâye gül bülbül giriftâr-ı kafes Ali Çelebi Zilli. ar. (J) x, Gölge. 2. tas. a Madumattan ibaret olan a'yân-ı mümkinenin taayyünleri ile zahir olan izafi varlık. b Perde arkasında ferahlama (iri ML:113). Bir şeyle onun gölgesi ayrı ayrı şeyler olmakla beraber Bölge şahsa bağlıdır; on- Zikir ei suz olmaz. Vahdet-i vücudu izah için âlemin Allah'ın gölgesi mesabesinde olduğu söylenir (İFH 111). Vücud-i vâcibin mahiyetin idrak eden ârif Hakikatte zuhur-i mümkinâtı hep zılâl anlar Rahmi Zilla evvel (44 | (ظل 1. Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr). Allah'ın celal ve cemal sıfatları. Gazap-rıza, ceza-af, kahr-lutf, zahir-bâtın vs. Harraz'ın şu sözü ünlüdür: “Allah'ı iki zıddı bağdaştırarak tanıdım” (cik 1:96). 3. Bütün zıtlar Allah'ta birleştiği için ona Mecmeu'ezdâd (zıtların bir araya geldiği nokta) denilmiştir. “Eşya, zıtlarıyla tanınır.” Gehi eyler Huda bir derde zıddıyle müdâvat İki düzd-i muhalif hâneye hasbi niğehbândır Abdi Yâr ile düşman müsahib ben esir-i derd-i hecr Har ile hemsâye gül bülbül giriftâr-ı kafes Ali Çelebi Zilli. ar. (J) x, Gölge. 2. tas. a Madumattan ibaret olan a'yân-ı mümkinenin taayyünleri ile zahir olan izafi varlık. b Perde arkasında ferahlama (iri ML:113). Bir şeyle onun gölgesi ayrı ayrı şeyler olmakla beraber Bölge şahsa bağlıdır; on- Zikir ei suz olmaz. Vahdet-i vücudu izah için âlemin Allah'ın gölgesi mesabesinde olduğu söylenir (İFH 111). Vücud-i vâcibin mahiyetin idrak eden ârif Hakikatte zuhur-i mümkinâtı hep zılâl anlar Rahmi Zilla evvel (44 | (ظل 1. Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr). Bütün zıtlar Allah'ta birleştiği için ona Mecmeu'ezdâd (zıtların bir araya geldiği nokta) denilmiştir. “Eşya, zıtlarıyla tanınır.” Gehi eyler Huda bir derde zıddıyle müdâvat İki düzd-i muhalif hâneye hasbi niğehbândır Abdi Yâr ile düşman müsahib ben esir-i derd-i hecr Har ile hemsâye gül bülbül giriftâr-ı kafes Ali Çelebi Zilli. ar. (J) x, Gölge. 2. tas. a Madumattan ibaret olan a'yân-ı mümkinenin taayyünleri ile zahir olan izafi varlık. b Perde arkasında ferahlama (iri ML:113). Bir şeyle onun gölgesi ayrı ayrı şeyler olmakla beraber Bölge şahsa bağlıdır; on- Zikir ei suz olmaz. Vahdet-i vücudu izah için âlemin Allah'ın gölgesi mesabesinde olduğu söylenir (İFH 111). Vücud-i vâcibin mahiyetin idrak eden ârif Hakikatte zuhur-i mümkinâtı hep zılâl anlar Rahmi Zilla evvel (44 | (ظل 1. Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr). Ik gölge 2. tas. Akl-ı evvel, Allah'ın nuruyla ilk defa zuhur edip çokluğun (yani zati birliğin sutnunu) kabul eden ilk ayn olduğundan, akl-ı evvel bu ismi almıştır (kı; cr).
ıddeyn
Vücutta bir arada bulunmakla birlikte zaman ve mekânda bir arada bulunmayan nesne veya durumlar için kullanılan terim. Ateş ile su birbirine zıt olmakla birlikte vücutta bir arada bulunurken dışarıda aynı yerde bir arada bulunması mümkün değildir.
Deyn-İ Mütevassıt
Ticâret malı olmayan zekât hayvanları ile köle, ev, yiyecek, içecek gibi ihtiyâç maddelerinin satışları karşılığı ve binâların kirâ alacakları. Deyn-i mütevassıt, nisâb hesâbına katılır. Bir sene sonra, eline nisâb miktârı veya daha çok geçince, her sene ele geçenin kırkta biri hemen verilir. (İbn-i Âbidîn)
Deyn-İ Zaîf
Mîrâs ve mehr malları. Deyn-i zaîf, nisâb hesâbına katılır. Nisâb miktârı malı teslim aldıktan bir yıl sonra yalnız o yılın zekâtı verilir. Elinde nisâb miktârı mal da varsa, deynden aldığını, buna katıp, elindekinin bir yılı tamam olunca, aldığının zekâtını da birlikte verir. Bunun için ayrıca bir yıl beklemez. Deyn-i kavî ve mutavassıttadan sene geçmeden önce ele geçirdiğini aynı şekilde kendisinde bulunan nisâba katarak zekâtlarını birlikte verir. İki imâma, İmâm-ı Ebû Yûsuf ile İmâm-ı Muhammed'e göre, her alacak, nisâb miktârı ise, alınan miktâr az ise de, bir yıl geçmişse zekâtı verilir. (İbn-i Âbidîn)
Deyn-İ Kavî
Ödünç verilen zekât malı ve zekât malının satışı karşılığı alınacak olan semen (bedel). Deyn-i kavî, zekâtta nisâb hesâbına katılır. Alınacak paranın veya bunun ile yanında bulunanın toplamının nisâbı üzerinden bir sene geçince, eline geçen her miktârın kırkta birini hemen vermek farz olur. İki sene sonra eline geçenin iki yıllık, üç sene sonra eline geçenin üç yıllık zekâtını verir. Meselâ, üç yüz dirhem alacağı olan, üç sene sonra, iki yüz dirhem alırsa, üç yıl için beşer dirhemden, on beş dirhem zekât verir. Almadan önce zekâtını vermesi lâzım olmaz. Kirâcı, mal sâhibinin izni ile, kirâ karşılığı tâmir yaparsa, bu masrafı mal sâhibine ödünç vermiş olur. (Redd-ül-Muhtâr)
Deyn
Borç, hazır ve mevcûd olmayan mal. 1. Hazır olmayıp, ayrı olarak bulunduğu yeri bildirilmeyen her türlü mal ile hazır ise de ayrı olarak gösterilmeyen kıyemî (çarşıda benzeri bulunmayan, bulunsa da fiyatları farklı olan) mal. Her satışta söz kesilirken iki maldan her biri ya ayn (hazır, mevcût, belli) veya deyn olur. Bir satışta mebî'in (satılan malın) ve semenin (bedelin) söz kesilme sırasında ikisi de deyn olurlarsa, ayrılmadan önce kabz edilseler (teslim olunsalar) de bey' (satış) sahîh (geçerli) olmaz. Akd (sözleşme) bâtıl (hükümsüz, geçersiz) olur. Sarf satışı bundan müstesnâdır. (Bkz. Sarf Satışı) (Ali Haydar Efendi) 2. Zekât verecek kimsenin elinde, yanında olmayıp başkasında bulunan zekât malı. Deyn olan malın zekâtı deyn olarak verilemez. Ayn olarak vermek lâzımdır. Yâni, başkasında bulunan malının zekâtını hazır olan malından vermek lâzımdır. Hazır malı yoksa, başkasındaki malından zekât miktârı istenir. Teslim alınıp, fakîre verilir. (İbn-i Âbidîn)
SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ
Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),
Sayfalar 29–34
Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin
Sayfalar 147–161
Muzaffer Ozak Külliyatı · el-lâtifü, eş-şekûrü, el-aliyyü, el-kebirü, el-hafizü, el-mukiytü, el-hasiybü, el-celilü, el-cemilü, el-kerimü, er-rakıybü, el-müciybü, el-vâsi'ü, el-hakimü, el-vedûdü, el-mecidü,
Sayfalar 149–155
Muzaffer Ozak Külliyatı · yet buyurmasaydın, kendiliğimizden Hak yolunu bulamazdık, bizleri huzurundan mahrum eyleme... Sana ve rizayı ilâhiyyene varan o dosdoğru yolda bizleri sâbit-kadem eyle... Sen, bizl
Sayfalar 178–192
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym Lâ ilâhe illâllahü adede habbâtihi.. Lâ ilâhe illâllahü adede hayatihi.. Lâ ilâhe illâllahü adede hasatihi.. Lâ ilâhe illâllahü adede kelimatihi.. Lâ
Sayfalar 194–208
Muzaffer Ozak Külliyatı · nanenAw ya berrü, yâ tevvâbü, yâ mün'ımü, yâ müntekımü, yâ afüvvü, yâ râ'ufü, ya mâlik-el-mülki, yâ zel-celâli vel-ikrami, yâ Rabbi, yâ muksitü, yâ câmiü yâ ganiyyü, yâ mugni, ya m
Sayfalar 159–167
Muzaffer Ozak Külliyatı · ben: «Yâ Resûlallah, kıyâmet ne vakit kopacaktır?» diye suâl etti. Efendimiz bu zâta cevap vermeden namaza kalktı. Namaz dan sonra bize dönerek: «O soruyu soran kimdir?» dedi. Arâb
Sayfalar 204–209
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğimiz mallarımız sevmediklerimize kalır. Hergün bir melek söyle hitap ediyor, şöyle nida ediyor: «Doğun, ölmek için. Binalar yapın, harab olmak için» Harab olacaktır, sonu ölüm ve
Sayfalar 289–299
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kevkeben dürriyen şemsen mudiyyen kameren nuriyyen nurâniyyen beşiren neziren sirâcen müniren sallallahu aleyhi ve alâ âlihi ve evlâdihi ve ashabihi ve ezvâcihi ve etba'ihi ve hule
Sayfalar 302–309
Muzaffer Ozak Külliyatı · 2. Cömert olup halka ve bütün mahlüklara yemek yedirenlere, 3. Kur'an-ı aziymi okuyup kendisini onun hükümlerine tâbi kılanlara. Evet, cennet bu üç zümreye âşıktır, müştaktır. Bunu
Sayfalar 394–401
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bir kulun ki, meddâhı Allah ola; Kim kadir ki, ol ona meddâlı ola... Yerlerin ve göklerin ve yerlerle gökler arasında görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen âlemlerin yaratıc
Sayfalar 716–726
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ol Abd-ül-vehhâb, câmi-il minber-i vel-mihrap, sâhib-ürre'yi ves-savâb, Fatih-i Rum-ü vel-Mısrı vel-Iran, sahib-ül adl-i vel-ihsan, eş-şehid-i fis-salât, Eba Hafsa zevcin Nebiyyil-