ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
223 sonuç · toplam 223 · “İcazet” · 4/10
01Şeyh Mustafa Hudâvendî
Mustafa Hudâvendî (yaklaşık 1812–1892), Eskişehirli; Abdullah el-Mekkî’ye Hicaz’da yirmi üç yıl hizmet ederek icâzet alan ve Üsküdar’da irşad eden Hâlidî-Nakşibendî şeyhidir.
Şeyh Sâlih Şemsî Rifâî
Hulefâ-i müşârünileyhimden Şeyh Sâlih Efendi, Fâtih civârında Tahta Minâre Dergâh-ı şerîfi bânîsi olup 1203/(1788)'te Karagümrük’te tevellüd eylemiştir. Fâtih’te derse devâm ile icâzet alıp Şehzâde Câmi'-i şerîfine müderris olmuştur: Hattât…
Şeyh Seyyid Abdürrezzâk İlmî Efendi
Seyyid Abdürrezzâk İlmî Efendi (1842–1906), Erzurum nakîbüleşrafı; Şeyh Hakkı Efendi’den Nakşibendî hilâfeti alan, tefsir ve Mesnevî okutan, celî hat icâzetli âlim, şair ve mutasavvıftır.
Şeyh Sıdkı Efendi Sa‘dî
Hâfız Muhyiddîn Efendi’nin küçük mahdûmudur. Büyük birâderi Şeyh Muhammed Efendi’den hilâfet almıştır. Muhâsebe Kâtibliği’nde, Gümrük Me’mûrluğu’nda bulunmak üzere İşkodra, Manastır (ve) İzmir’de kırk sene kadar dolaşmış, Manastır’da bulund…
Şeyh Tevfik Refik Efendi
Şeyh Tevfik Refik Efendi, Mustafa Hilmi Sâfî’ye intisap edip seyrüsülûkünü tamamlayan ve 15 Şâban 1341/2 Nisan 1923’te icazet alan Uşşâkî halifesidir.
Terlikçi Osmân Efendi
Terlikçi Osman Efendi, Rifâiyye'den icazetliyken bir derviş topluluğuyla Uşşâkî bir mürşide bağlanmış, sülûkünü tamamladıktan sonra Manisa'daki Ali Nâilî Dergâhı'nın meşihatını üstlenmiştir.
Nuğbetü'l-beyân fî tefsîri'l-Kur'ân
Şihâbeddin Ömer es-Sühreverdî · Zâhirî mânaya ağırlık vermekle birlikte yer yer işârî tefsire de giren eserin, müellif hayatta iken istinsah edilmiş ve kendi el yazısıyla icâzetnâme taşıyan bir nüshası vardır.
Nutukları
Hikmetî İsmâil Efendi · Hikmetî İsmâil’in nutukları Uşşâkî aidiyetini ve taşıdığı çoklu icâzetleri kaydeder.
el-Füyûzâtü'r-rabbâniyye
Seyyid Ahmed Şerîf es-Senûsî · Hocalarını, icâzetlerini ve Senûsî-Ahmedî-İdrîsî aktarımını kaydeder.
Ta‘lik hattı ve tefsir istinsahı
Cârullahzâde Beyânî Mustafa Efendi · Şükrullah Halife’den ta‘lik icâzeti aldı ve hocasının tefsir nüshasını temize çekti.
Zât postu
Bir silsilede mürşidin irşad emanetini temsil eden ana makam. Kaynak, çok sayıda icazetli halife bulunabilse de ana aktarım postunun tek olduğu görüşünü savunur.
Silsile
Tasavvuf terbiyesi, zikir telkini veya icazet bağını şeyhten şeyhe Hz. Peygamber'e ulaştıran mânevî aktarım zinciridir. Silsile yalnız kronolojik bir isim listesi değildir. Sohbet, sülûk, hilâfet, hırka, teberrük ve rivayet gibi farklı bağ…
Hırka-i İrâdet
Bir müridin şeyhe intisabını ve tarikat terbiyesine kabulünü gösteren, belirli bir merasimle giydirilen hırkadır. Hırka-i teberrükten farklı olarak yalnız sevgi ve bereket bağını değil, sülûk ve teslimiyet ilişkisini ifade eder. Hırka kaydı…
Ahz-ı feyz
Feyiz almak. Bir mürid veya muhibbin velî ve mürşidin sohbetinden yararlanması; terbiye, edep, irfan ve mârifet kazanması anlamında kullanılır. Ayırım Ahz-ı feyz mânevî yararlanmayı, ahz-ı icâzet ise şeyhten hilâfet ve irşad izni almayı ifa…
destûr
Tasavvuf ehli arasında izin ve icazet.
Fitâm
G (فطا Sütten kesme, süt emmekten kesilme. tas. Bir müridin veya halifenin sülükunu tamamlaması, bağımsız olarak hareket etmesi; ihtiyaç duydugu bilgileri feyz ve fetih yoluyla Allah'tan alma mertebesine ulaşması. Vaktinden evvel çocuğu süt…
Veladet
(65 (ولاد >. Doğum. 2. tas. Talibin mürşide intisap etmesi ve tarikate girmesi. Buna çoğu zaman velâdet-i sâniye, velâdet-i maneviye, velâdet-i ruhiye (ikinci doğum, manevi doğum, ruhun doğuşu) gibi isimler verilir. Şeyh ile müridi arasında…
ahberenâ
Hadis büiminde bu terim, semâ, kıraat, icazet ve birden çok kimse ile birlikte alınan bir hadisi başkasına rivayet ederken kullanılan sigayı ifade etmektedir.
re'îs
“Başkan, baş, amir, lider.” anlamındaki bu söz, başka kelime veya terkiplerle yeni terim oluşturmayı sağlar. § re'îs-i rûhânî a. (^L ^fi Azmlıklarm dinî re başrahip. re'îsü’l-kurrâ a. (J>il ^ İslâmî bilimler arasmda, raat ilminde icazeti ol…
inbâ
GUI) [Ar.] Hadis biliminde, hadisin icazet yoluyla rivayet edüdiğini ifade etme işi.
haddesenâ
Hadis biliminde, “semâ” (bk. bu madde), “kırâ'at” (bk. bu madde),“icâzet” (bk. bu madde) ve “münâvele” (bk. bu madde) yollarmdan birisiyle alman bir hadisi başkasma rivayet ederken kullanılan siga.
Babagân
Bektaşiyye'de Balım Sultan sonrası mücerred babalar, pîr evindeki dedebaba ve icazet hattını esas alan teşkilat çevresi. Çelebiler'in soy merkezli otorite hattından ayrılır.
Mîrganiyye
Muhammed Osman el-Mîrganî’ye nispet edilen ve 19. yüzyılda Hicaz ile Sudan çevresinde yayılan tarikat. Daha yaygın adıyla Hatmiyye veya Mîrganiyye-Hatmiyye diye anılır. Kurucusunun aldığı farklı tarikat icazetlerini bir araya getiren yol, ş…
re'îsü’l-kurrâ
(J>il ^ İslâmî bilimler arasmda, raat ilminde icazeti olanla başkanı