Ara
Menü

Şeyh Sâlih Şemsî Rifâî

Hulefâ-i müşârünileyhimden Şeyh Sâlih Efendi, Fâtih civârında Tahta Minâre Dergâh-ı şerîfi bânîsi olup 1203/(1788)'te Karagümrük’te tevellüd eylemiştir. Fâtih’te derse devâm ile icâzet alıp Şehzâde Câmi'-i şerîfine müderris olmuştur: Hattât-ı şehîr İsmâîl Zühdî merhûmdan hüsn-i hat taallüm etmiştir. Müşârünileyhin Odabaşı Şeyhi ve Nûrî Efendi halîfesi

Unvan
Tahta Minare ve Karagümrük Muslihuddin Dergâhı şeyhi

Hayatı ve irşad çevresi

Hulefâ-i müşârünileyhimden Şeyh Sâlih Efendi, Fâtih civârında Tahta Minâre
Dergâh-ı şerîfi bânîsi olup 1203/(1788)'te Karagümrük’te tevellüd eylemiştir. Fâtih’te
derse devâm ile icâzet alıp Şehzâde Câmi'-i şerîfine müderris olmuştur: Hattât-ı şehîr
İsmâîl Zühdî merhûmdan hüsn-i hat taallüm etmiştir. Müşârünileyhin Odabaşı Şeyhi ve
Nûrî Efendi halîfesi Abdullâh Efendi ile hukûk-ı kadîmesi olmakla berâber, dâimâ meclis-i
sohbetlerinde sûfîyyûna mutearrız bir mevki'de bulunduklarından, nihâyet Abdullâh
Efendi'nin mürşid-i mükerremleri, müşârünileyh Nûrî Efendi hazretlerinin tasavvufta olan
kemâllerinden haber-dâr olup, kendisinde gençlik i’tibâriyle de da’vâ-yı teferrüd
olduğundan, Hz. Şeyhi imtihân ve techîl maksadiyle Fütûhât’tan gâyet çetin birkaç mesâil
ihzâr ederek, bir Çarşamba günü, Üsküdar’da Nûrî Efendi’yi ziyâretlerinde, mâ-fi’z-
zamîri mesâil-i hall ü teşrîha başlayınca, taaccüp edip, te’sîr-i hayretle berâber esîr-i râbıta-
ı muhabbet olmuş ve o akşam orada kalmağa ve füyûzât-ı mâ’neviyyelerinden istifâde
etmeğe karâr verip, vaktâ ki yatsı namâzı kılınmağa başlanıp ârzûları vechile imâmete

geçmek ve kendisinin ilm-i kırâatteki vukûfunu göstermek geçtiği dakîkada Nûrî Efendi, Sâlih Efendi’yi mihrâba dâ’vet etmiş ve o da mihrâba geçip imâmet etmiştir.

İftitâh tekbîrini almışlar, "El-hamdü li’llâh" derler; aşağısı vârid-i hâtır olmaz. Tekrâr eder, yine okuyamaz; mihrâbdan çekilir. Nûrî Efendi mihrâba geçer, namâzı kıldırır.

O zamân anlar ki, sâhib-i tasarruf bir mürşid-i mükemmeldir. Tasdîk eder, zîr-i
reşâdetlerine dâhil olur. Tam kırk yaşında imiş, 1243/(1827) târîhine müsâdiftir. Yirmiiki
sene ez-dil ü cân hizmet etmiş ve tekmîl-i sülûk eyleyerek 1265/(1849) senesinde istihlâf
buyurulmuşlardır. Esnâ-yı sülûkunda vâki' olan zuhûrat üzerine mürşidlerinin emriyle
mesnevî-hân-ı şehîr Hoca Hüsâm Efendi hazretlerine giderek Mesnevî-i şerîf taallüm
eyledi. Bi'l-âhare Karagümrük’te arsa hâlinde olan Muslihuddîn Mescidi’ni dergâh olmak
üzere binâ etmişlerdir. Azîzi tarafından mahlası "Şemsî" tesmiye buyurulmuş idi.

Zü’l-cenâheyn, âşık fâzıl, kâmil, âbid, isminin tamâmiyle müsemmâsına mutâbık,
sâlih, münzevî, fukarâ-yı sâbırînden, bir zât-ı mükerrem idi. Kelâm-ı Kadîm ve Delâil-i
Şerîf yazar, onunla taayyüş ederdi.

“Oğlum, size taş ile vuranlara siz ekmekle müdâfaa ediniz.” buyururlarmış.
1296/(1879) senesi âlem-i Cemâl’e intikâl etmiş, dergâh-ı şerîf tevhîd-hânesinde defn
edilmiştir. Azîz-zâdeleri Tevfîk Efendi şu târîhi söylemiştir:

Aşr-ı âkil çıkup Şuâî târîhin didi
Terk idüp cihânı kıldı ömr-i ikbâl
(‫ = )ترك ايدوب جهانى قيلدى عمر اقبال‬1296127

Âtideki fahriyye Hz. Şeyh'indir:

Hâzin-i kenz-i dekâik bize Rufâîlerdir Vâkıf-ı remz-i hakâik bize Rufâîlerdir

Kıymet-efzâ-yı sadef dâne-i dür-dânemiz Yâdigâr-ı bahr-ı râik bize Rufâîlerdir

Murâd-ı hâtırın devrân ise meydâna gel sûfî Zümre-i akrâna fâik bize Rufâîler dirler

Şemsiyâ vâris-i nakd-ı ulûm evliyâyız biz Bende-i âl-i abâyızbize Rufâîler dir128

Ağ ve yol

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Sefîne-i Evliyâ - Cilt 1
Ortak kaynak kataloğunu aç →