ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
948 sonuç · toplam 948 · “dânâ” · 15/40
01İlm-i Bâtın
1.1.6. İlm-i Bâtın Tasavvuf epistemolojisinin esasını teşkil eden ilm-i bâtın (ملعلا نطابلا) kaynaklarda bir ıstılâh olarak yer alan ve özellikle Serrâc’ın üzerinde önemle durduğu bir kavramdır.71 Gazâlî de ilimler tasnifinde mükâşefe ilmi…
Akid
1.1.1. Akid Tasavvufta kulun rabbi ile arasındaki sözleşmenin bir ifadesi olan akid (د قعلا), sözlükte “bir şeyin iki ucunu bir araya toplamak, düğümlemek, bağlamak, kenetlemek ve anlaşmayı sonuca bağlamak” gibi anlamlara gelmektedir.2 Serr…
Sehâ
2.3.1. Cûd ve Sehâ Tasavvufî terbiyede önemli bir haslet olan cömertlik, sûfî terminolojisinde cûd ( دوجلا), sehâ (ء اخسلا) ve îsâr ( راثيإ لا) kavramları ile ifade edilmektedir. Tasavvuf klasiklerine bakıldığında, kimi müelliflerin her üç…
Safâ
1.2.8. Safâ ve Istıfâ Safâ ( ءافصلا) ve ıstıfâ ( ءافطصإ لا) kavramları, tasavvuf kaynaklarının özellikle ıstılâhlar ile ilgili bölümlerinde ele alınmış kavramlardır. Söz gelimi sûfî müelliflerden Serrâc her iki kavramı, Hücvîrî ise yalnızca…
Bast
1.2.5. Kabz ve Bast Kabz ( ضبقلا) ve bast ( ط سبلا) kavramları mutasavvıfların hal yahut makam olarak değerlendirdikleri iki kavramdır. Söz gelimi Serrâc, Kuşeyrî ve Hücvîrî eserlerinde kabz ve bast kavramlarına hal olarak yer verirlerken,…
Cûd
2.3.1. Cûd ve Sehâ Tasavvufî terbiyede önemli bir haslet olan cömertlik, sûfî terminolojisinde cûd ( دوجلا), sehâ (ء اخسلا) ve îsâr ( راثيإ لا) kavramları ile ifade edilmektedir. Tasavvuf klasiklerine bakıldığında, kimi müelliflerin her üç…
Cû‘
1.1.3. C û‘ Nefis terbiyesi ve mücâhedenin üç temel esası az yemek, az uyumak ve az konuşmaktır. Bu üç ilkeyi daha ilk dönemlerden itibaren zâhid ve sûfîlerin dile getirdikleri bilinmektedir. Söz gelimi Hasan el-Kazzâz bunu “Tasavvuf üç şey…
Nefs (nefis)
1. Can. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Her nefs, ölümü tadıcıdır. (Âl-i İmrân sûresi: 185) 2. İnsanın kendisi, kişi, beden. İnsan ben deyince, nefsini göstermektedir. (İmâm-ı Rabbânî) 3. Hakîkat, cevher, asıl, öz. İnsanda…
Bâdî Bilâ Bâdî
1.2.1. Bâdî Bilâ Bâdî Bâdî bilâ bâdî (ي داب الب يداب) Serrâc’ın tasavvuf ıstılâhları arasında yer verdiği bir kavramdır.172 Diğer tasavvuf kaynaklarında değinilmemiş olan bu kavram ile ilgili fazla bir malumat da bulunmamaktadır. Sözlükte “…
Hurmet-İ Müsâhere
Erkeğin herhangi bir kadın ile zinâ etmesi veya herhangi bir yerine unutarak ve yanılarak da olsa şehvetle (lezzet alarak) dokunması hâlinde, o kadının neseb (soy) ile ve süt ile olan anası ve kızları ile; kadının da o erkeğin oğlu ve babas…
Fark-I Tam
Arapça, sûfinin, tüm dünya ilgilerinden uzaklaşıp, bütün varlığıyla Allah’a yönelmesi ve bu şekilde meydana gelen dalma (istiğrak) hâlini anlatmak için kullanılan bir tabirdir. “Fena Fillah” tâbiri ile aynı anlama geldiği de söylenir.
Mehr-İ Misl
Mehir söylenmeden veya mehir vermemek şartı ile yapılan bir nikahtan sonra, kadının, baba tarafından akrabâsının kadınlarına bakılarak bunlara verilen mehir kadar verilmesi kararlaştırılan altın, gümüş, mal veya herhangi bir menfeat.
Mehr (mehir)
Erkeğin evlenirken kadına vereceği ve kadının hakkı olan altın, gümüş veya her hangi bir mal yâhut menfaat. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Nikâh ettiğiniz kadınların mehirlerini seve seve verin. Şâyet ondan bir kısmını gönü…
Fâsid Temizlik
Sahîh olmayan temizlik.Kadınlarda hayız kanının kesilmesinden sonra on beş gün geçmeden önce kan görme hâli. Hayız müddeti dışında istihâza denilen kan görüldüğü günler, fâsid temizlik günleridir. (İbn-i Âbidîn) Hayız kanının durmadan akmas…
Vücûd-İ Adem
Tasavvufta cezbe denilen makâmda kendini yok bildikten sonra, hâsıl olan bir hâl, makam. Vücûd-i adem, fenâ makâmından öncedir. Bu hâl yok olabilir. Yok olduğu görülmüştür de. Zaman olur ki, bu hâl ondan alınır. Sonra geri verilir.Tam fenâd…
Sabır
1.1.8. Sabır ve Şükür Mutasavvıfların üzerinde önemle durdukları ve eserlerinde uzunca yer ayırdıkları sabır ( ربصلا) ve şükür (ر كشلا) kavramları hemen tüm tasavvuf kaynaklarında yer alan terimlerdir.197 Serrâc, Kelâbâzî, Ebû Tâlib el- Mek…
Evbe
1.2.5. Tevbe, İnâbe ve Evbe Mutasavvıfların ekseriyetine göre tevbe ( ةبوتلا), tasavvuftaki makamların ilki olmakla birlikte seyrü sülûkun her aşamasında önemini yitirmeyen bir kavramdır.356 Bazı tasavvuf kaynaklarında tevbe tek başına ele…
Rıdâ' (radâ')
Süt emme çağında yâni iki buçuk yaşından küçük bir çocuğun bir kadının memesinden süt emmesi veya bir kadının sütü bir vâsıta ile çocuğun mîdesine gitmesi. Evlenmede nesebden (soydan) haram olanlar, rıdâ'dan da haram olur. (Hadîs-i şerîf-Nî…
Tayyib
1. Helâl. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki: Ey îmân edenler! Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin tayyib olanlarından yiyin! (Bekara sûresi: 172) Ey îmân edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın…
Nâdân
Câhil. Ey, insan adını taşıyan varlık, Kendine gel, uyan gafletten artık! Seâdet yolun, göremezsen nâdân, Niye vermiş sana, bu aklı Yezdân? (M. Sıddîk bin Saîd) Devr-i zamâne cünbüşi nâdânlık üzredir. Nâdân komaz ki merdüm-i dânâ huzûr ede.…
Metbû'
Kendisine tâbî olunan, uyulan. Peygamber efendimize uymanın en yüksek derecesi; insan vücûdunun her zerresinin tâbi olmasıdır. Tâbi, metbû'a o kadar benzer ki, tâbi olmaklık aradan kalkar. Bunlar da, sanki Resûlullah sallallahü aleyhi ve se…
Ma'rifet (mârifet)
Bilme, tanıma, gönülle bilme. Allahü teâlânın sıfatlarını ve isimlerini hakkıyla bilme, tanıma. Ma'rifetullah. Mârifetin hakîkati, Allahü teâlâyı kalb ile sevmek, dil ile anmak, O'ndan başka her şeyden ümidini kesmektir. (Ahmed bin Hadrevey…
Ma'nevî Temizlik
İnsanın iç temizliği, kalb temizliği; kalbini her türlü bozuk inanış ve düşüncelerden fenâ huylardan arındırmak. Müslümanlık, maddî ve mânevî temizliktir; vücûd temizliği ve kalb temizliği emreder. Müslümanlık, dünyâ ve âhiret seâdetini (mu…
Ma'nevî Huzûr
Allahü teâlâyı anarak emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınmak sûretiyle kalbde meydana gelen rahatlık. Kalbler, Allahü teâlâyı zikr ederek, mânevî huzûra kavuşur. (İmâm-ı Gazâlî)