Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları
1.1.1.
Akid Tasavvufta kulun rabbi ile arasındaki sözleşmenin bir ifadesi olan akid (د قعلا), sözlükte “bir şeyin iki ucunu bir araya toplamak, düğümlemek, bağlamak, kenetlemek ve anlaşmayı sonuca bağlamak” gibi anlamlara gelmektedir.2 Serrâc’ın tasavvuf ıstılâhları arasında verdiği bu kavram, kulun rabbi ile “şunları yapacağım, şunları yapmayacağım” diyerek kalbi vasıtasıyla yaptığı akdi/sözleşmeyi ifade etmektedir.3 Kur’an’da a kidlerin gereğinin yapılmasına dair.
دِ وقُ عُ لْابِ اوفُوْ أَ اونُمَ ٓا نَ يذِ لَّا اهَ يُّأَ ايَ “Ey iman edenler!
Akitlerinizin gereklerini yerine getirin.” âyeti4 mutasavvıflar açısından akid kavramı için kaynaklık teşkil etmektedir.5 Nitekim âyette metin itibariyle akitlerden genel bir ifade ile bahsedilmiş olması, mutasavvıfları akid kavramına verdikleri özel anlamı âyet kapsamı içerisinde mütalaa etmelerine imkân sağlamıştır.
Mutasavvıflara göre kulun ilk akdi, Allah’ın Rablığını kabul etme, ikincisi ise Allah’ın insanla- 1 Süleyman Uludağ, “Sülûk”, DİA, İstanbul, 2010, XXXVIII, 127.
2 Halîl b.
Ahmed, Kitâbü’l-ayn, III, 196; İbn Fâris, Mu‘cemü mekâyisi’l-luga, IV, 86; Râgıb el- İsfahânî, el-Müfredât, s.
341; Cürcânî, et-Ta‘. 3 Serrâc, el-Luma‘. 4 Mâide, 5/1. Bkz. Serrâc, el-Luma‘; Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtü’l-kulûb, II, 206. 5 Bkz.
Serrâc, el-Luma‘, s.
303.
ra vermiş olduğu beden emanetine riayet etme hususundadır.6 Bu bağlamda mutasavvıflar söz konusu âyeti Allah ile olan akid kapsamında değerlendirmişlerdir.
Tefsirlere bakıldığında da bu âyette geçen akid ifadesinin hem özelde müminlerle müşrikler arasındaki sözleşmeleri, hem de genel anlamda her türlü sözleşme ve anlaşmayı kapsadığı ifade edilmektedir.7 Öte yandan buradaki akdin Kul ile Allah arasındaki sözleşmeyi ifade ettiği de müfessirlerce dile getirilen kanaatlerdendir.8 Söz gelimi Fahreddin er-Râzi âyetteki akdin, Allah’a emir ve yasaklarına itaat etme konusundaki ahdin yerine getirilmesi diğer bir deyişle kulluk mükellefiyetlerinin yerine getirilmesi şeklinde anlaşılabileceğini belirtmektedir.9 Bu bağlamda zâhir anlamı ile her türlü sözleşmeyi kapsayan akid lafzı, tasavvufî bir bakış açısıyla rubûbiyyet ve ubûdiyyet açısından yeniden yorumlanarak terim anlamını kazanmıştır.
Bu açıdan bakıldığında Allah ile yapılan kulluk sözleşmesi anlamındaki akid kavramının Kur’an kaynaklı bir kavram olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Fakat buradaki akid kavramının tasavvuf yolu üzere devam etmeyi kasteden bir akid anlayışı olmadığı açıktır.
Burada şu hususu da belirtmemiz gerekir ki Kur’an’da genel bir anlama sahip olan akid kelimesi tasavvufta özel olarak kul ile Allah arasındaki akde münhasır kılınmıştır.
Dolayısıyla Kur’an’daki akid kelimesi terim anlamını kazanırken diğer pek çok kavramda olduğu gibi anlam daralmasına uğramıştır.
Diğer taraftan kul ile Allah arasındaki akdi tasavvufun gereklerini yerine getirme anlamında daha özel bir anlama hasretmek ise ancak işârî teviller ile mümkün olabilecektir.
Yoksa âyetin zâhirinden seyrü sülûk bağlamında özel bir akdin çıkartılması söz konusu olmamalıdır.