Ara
Menü
ذ

Akid

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-6505
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları
Kaynak sayfası
249
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>1.1.1.</p><p>Akid Tasavvufta kulun rabbi ile arasındaki sözleşmenin bir ifadesi olan akid (د قعلا), sözlükte “bir şeyin iki ucunu bir araya toplamak, düğümlemek, bağlamak, kenetlemek ve anlaşmayı sonuca bağlamak” gibi anlamlara gelmektedir.2 Serrâc’ın tasavvuf ıstılâhları arasında verdiği bu kavram, kulun rabbi ile “şunları yapacağım, şunları yapmayacağım” diyerek kalbi vasıtasıyla yaptığı akdi/sözleşmeyi ifade etmektedir.3 Kur’an’da a kidlerin gereğinin yapılmasına dair.</p><p>دِ وقُ عُ لْابِ اوفُوْ أَ اونُمَ ٓا نَ يذِ لَّا اهَ يُّأَ ايَ “Ey iman edenler!</p><p>Akitlerinizin gereklerini yerine getirin.” âyeti4 mutasavvıflar açısından akid kavramı için kaynaklık teşkil etmektedir.5 Nitekim âyette metin itibariyle akitlerden genel bir ifade ile bahsedilmiş olması, mutasavvıfları akid kavramına verdikleri özel anlamı âyet kapsamı içerisinde mütalaa etmelerine imkân sağlamıştır.</p><p>Mutasavvıflara göre kulun ilk akdi, Allah’ın Rablığını kabul etme, ikincisi ise Allah’ın insanla- 1 Süleyman Uludağ, “Sülûk”, DİA, İstanbul, 2010, XXXVIII, 127.</p><p>2 Halîl b.</p><p>Ahmed, Kitâbü’l-ayn, III, 196; İbn Fâris, Mu‘cemü mekâyisi’l-luga, IV, 86; Râgıb el- İsfahânî, el-Müfredât, s.</p><p>341; Cürcânî, et-Ta‘. 3 Serrâc, el-Luma‘. 4 Mâide, 5/1. Bkz. Serrâc, el-Luma‘; Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtü’l-kulûb, II, 206. 5 Bkz.</p><p>Serrâc, el-Luma‘, s.</p><p>303.</p><p>ra vermiş olduğu beden emanetine riayet etme hususundadır.6 Bu bağlamda mutasavvıflar söz konusu âyeti Allah ile olan akid kapsamında değerlendirmişlerdir.</p><p>Tefsirlere bakıldığında da bu âyette geçen akid ifadesinin hem özelde müminlerle müşrikler arasındaki sözleşmeleri, hem de genel anlamda her türlü sözleşme ve anlaşmayı kapsadığı ifade edilmektedir.7 Öte yandan buradaki akdin Kul ile Allah arasındaki sözleşmeyi ifade ettiği de müfessirlerce dile getirilen kanaatlerdendir.8 Söz gelimi Fahreddin er-Râzi âyetteki akdin, Allah’a emir ve yasaklarına itaat etme konusundaki ahdin yerine getirilmesi diğer bir deyişle kulluk mükellefiyetlerinin yerine getirilmesi şeklinde anlaşılabileceğini belirtmektedir.9 Bu bağlamda zâhir anlamı ile her türlü sözleşmeyi kapsayan akid lafzı, tasavvufî bir bakış açısıyla rubûbiyyet ve ubûdiyyet açısından yeniden yorumlanarak terim anlamını kazanmıştır.</p><p>Bu açıdan bakıldığında Allah ile yapılan kulluk sözleşmesi anlamındaki akid kavramının Kur’an kaynaklı bir kavram olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.</p><p>Fakat buradaki akid kavramının tasavvuf yolu üzere devam etmeyi kasteden bir akid anlayışı olmadığı açıktır.</p><p>Burada şu hususu da belirtmemiz gerekir ki Kur’an’da genel bir anlama sahip olan akid kelimesi tasavvufta özel olarak kul ile Allah arasındaki akde münhasır kılınmıştır.</p><p>Dolayısıyla Kur’an’daki akid kelimesi terim anlamını kazanırken diğer pek çok kavramda olduğu gibi anlam daralmasına uğramıştır.</p><p>Diğer taraftan kul ile Allah arasındaki akdi tasavvufun gereklerini yerine getirme anlamında daha özel bir anlama hasretmek ise ancak işârî teviller ile mümkün olabilecektir.</p><p>Yoksa âyetin zâhirinden seyrü sülûk bağlamında özel bir akdin çıkartılması söz konusu olmamalıdır.</p><aside class="term-source-note"><strong>Kaynak notları</strong><ul><li>rîfât, s. 129</li><li>s. 302</li><li>s. 303</li></ul></aside>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-3151
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları
Kaynak sayfası
249
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>1.1.1.</p><p>Akid Tasavvufta kulun rabbi ile arasındaki sözleşmenin bir ifadesi olan akid (د قعلا), sözlükte “bir şeyin iki ucunu bir araya toplamak, düğümlemek, bağlamak, kenetlemek ve anlaşmayı sonuca bağlamak” gibi anlamlara gelmektedir.2 Serrâc’ın tasavvuf ıstılâhları arasında verdiği bu kavram, kulun rabbi ile “şunları yapacağım, şunları yapmayacağım” diyerek kalbi vasıtasıyla yaptığı akdi/sözleşmeyi ifade etmektedir.3 Kur’an’da a kidlerin gereğinin yapılmasına dair.</p><p>دِ وقُ عُ لْابِ اوفُوْ أَ اونُمَ ٓا نَ يذِ لَّا اهَ يُّأَ ايَ “Ey iman edenler!</p><p>Akitlerinizin gereklerini yerine getirin.” âyeti4 mutasavvıflar açısından akid kavramı için kaynaklık teşkil etmektedir.5 Nitekim âyette metin itibariyle akitlerden genel bir ifade ile bahsedilmiş olması, mutasavvıfları akid kavramına verdikleri özel anlamı âyet kapsamı içerisinde mütalaa etmelerine imkân sağlamıştır.</p><p>Mutasavvıflara göre kulun ilk akdi, Allah’ın Rablığını kabul etme, ikincisi ise Allah’ın insanla- 1 Süleyman Uludağ, “Sülûk”, DİA, İstanbul, 2010, XXXVIII, 127.</p><p>2 Halîl b.</p><p>Ahmed, Kitâbü’l-ayn, III, 196; İbn Fâris, Mu‘cemü mekâyisi’l-luga, IV, 86; Râgıb el- İsfahânî, el-Müfredât, s.</p><p>341; Cürcânî, et-Ta‘. 3 Serrâc, el-Luma‘. 4 Mâide, 5/1. Bkz. Serrâc, el-Luma‘; Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtü’l-kulûb, II, 206. 5 Bkz.</p><p>Serrâc, el-Luma‘, s.</p><p>303.</p><p>ra vermiş olduğu beden emanetine riayet etme hususundadır.6 Bu bağlamda mutasavvıflar söz konusu âyeti Allah ile olan akid kapsamında değerlendirmişlerdir.</p><p>Tefsirlere bakıldığında da bu âyette geçen akid ifadesinin hem özelde müminlerle müşrikler arasındaki sözleşmeleri, hem de genel anlamda her türlü sözleşme ve anlaşmayı kapsadığı ifade edilmektedir.7 Öte yandan buradaki akdin Kul ile Allah arasındaki sözleşmeyi ifade ettiği de müfessirlerce dile getirilen kanaatlerdendir.8 Söz gelimi Fahreddin er-Râzi âyetteki akdin, Allah’a emir ve yasaklarına itaat etme konusundaki ahdin yerine getirilmesi diğer bir deyişle kulluk mükellefiyetlerinin yerine getirilmesi şeklinde anlaşılabileceğini belirtmektedir.9 Bu bağlamda zâhir anlamı ile her türlü sözleşmeyi kapsayan akid lafzı, tasavvufî bir bakış açısıyla rubûbiyyet ve ubûdiyyet açısından yeniden yorumlanarak terim anlamını kazanmıştır.</p><p>Bu açıdan bakıldığında Allah ile yapılan kulluk sözleşmesi anlamındaki akid kavramının Kur’an kaynaklı bir kavram olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.</p><p>Fakat buradaki akid kavramının tasavvuf yolu üzere devam etmeyi kasteden bir akid anlayışı olmadığı açıktır.</p><p>Burada şu hususu da belirtmemiz gerekir ki Kur’an’da genel bir anlama sahip olan akid kelimesi tasavvufta özel olarak kul ile Allah arasındaki akde münhasır kılınmıştır.</p><p>Dolayısıyla Kur’an’daki akid kelimesi terim anlamını kazanırken diğer pek çok kavramda olduğu gibi anlam daralmasına uğramıştır.</p><p>Diğer taraftan kul ile Allah arasındaki akdi tasavvufun gereklerini yerine getirme anlamında daha özel bir anlama hasretmek ise ancak işârî teviller ile mümkün olabilecektir.</p><p>Yoksa âyetin zâhirinden seyrü sülûk bağlamında özel bir akdin çıkartılması söz konusu olmamalıdır.</p><aside class="term-source-note"><strong>Kaynak notları</strong><ul><li>rîfât, s. 129</li><li>s. 302</li><li>s. 303</li></ul></aside>

Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları

Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları · Mahmud Esad Erkaya

1.1.1.

Akid Tasavvufta kulun rabbi ile arasındaki sözleşmenin bir ifadesi olan akid (د قعلا), sözlükte “bir şeyin iki ucunu bir araya toplamak, düğümlemek, bağlamak, kenetlemek ve anlaşmayı sonuca bağlamak” gibi anlamlara gelmektedir.2 Serrâc’ın tasavvuf ıstılâhları arasında verdiği bu kavram, kulun rabbi ile “şunları yapacağım, şunları yapmayacağım” diyerek kalbi vasıtasıyla yaptığı akdi/sözleşmeyi ifade etmektedir.3 Kur’an’da a kidlerin gereğinin yapılmasına dair.

دِ وقُ عُ لْابِ اوفُوْ أَ اونُمَ ٓا نَ يذِ لَّا اهَ يُّأَ ايَ “Ey iman edenler!

Akitlerinizin gereklerini yerine getirin.” âyeti4 mutasavvıflar açısından akid kavramı için kaynaklık teşkil etmektedir.5 Nitekim âyette metin itibariyle akitlerden genel bir ifade ile bahsedilmiş olması, mutasavvıfları akid kavramına verdikleri özel anlamı âyet kapsamı içerisinde mütalaa etmelerine imkân sağlamıştır.

Mutasavvıflara göre kulun ilk akdi, Allah’ın Rablığını kabul etme, ikincisi ise Allah’ın insanla- 1 Süleyman Uludağ, “Sülûk”, DİA, İstanbul, 2010, XXXVIII, 127.

2 Halîl b.

Ahmed, Kitâbü’l-ayn, III, 196; İbn Fâris, Mu‘cemü mekâyisi’l-luga, IV, 86; Râgıb el- İsfahânî, el-Müfredât, s.

341; Cürcânî, et-Ta‘. 3 Serrâc, el-Luma‘. 4 Mâide, 5/1. Bkz. Serrâc, el-Luma‘; Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtü’l-kulûb, II, 206. 5 Bkz.

Serrâc, el-Luma‘, s.

303.

ra vermiş olduğu beden emanetine riayet etme hususundadır.6 Bu bağlamda mutasavvıflar söz konusu âyeti Allah ile olan akid kapsamında değerlendirmişlerdir.

Tefsirlere bakıldığında da bu âyette geçen akid ifadesinin hem özelde müminlerle müşrikler arasındaki sözleşmeleri, hem de genel anlamda her türlü sözleşme ve anlaşmayı kapsadığı ifade edilmektedir.7 Öte yandan buradaki akdin Kul ile Allah arasındaki sözleşmeyi ifade ettiği de müfessirlerce dile getirilen kanaatlerdendir.8 Söz gelimi Fahreddin er-Râzi âyetteki akdin, Allah’a emir ve yasaklarına itaat etme konusundaki ahdin yerine getirilmesi diğer bir deyişle kulluk mükellefiyetlerinin yerine getirilmesi şeklinde anlaşılabileceğini belirtmektedir.9 Bu bağlamda zâhir anlamı ile her türlü sözleşmeyi kapsayan akid lafzı, tasavvufî bir bakış açısıyla rubûbiyyet ve ubûdiyyet açısından yeniden yorumlanarak terim anlamını kazanmıştır.

Bu açıdan bakıldığında Allah ile yapılan kulluk sözleşmesi anlamındaki akid kavramının Kur’an kaynaklı bir kavram olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Fakat buradaki akid kavramının tasavvuf yolu üzere devam etmeyi kasteden bir akid anlayışı olmadığı açıktır.

Burada şu hususu da belirtmemiz gerekir ki Kur’an’da genel bir anlama sahip olan akid kelimesi tasavvufta özel olarak kul ile Allah arasındaki akde münhasır kılınmıştır.

Dolayısıyla Kur’an’daki akid kelimesi terim anlamını kazanırken diğer pek çok kavramda olduğu gibi anlam daralmasına uğramıştır.

Diğer taraftan kul ile Allah arasındaki akdi tasavvufun gereklerini yerine getirme anlamında daha özel bir anlama hasretmek ise ancak işârî teviller ile mümkün olabilecektir.

Yoksa âyetin zâhirinden seyrü sülûk bağlamında özel bir akdin çıkartılması söz konusu olmamalıdır.

Kaynak notları
  • rîfât, s. 129
  • s. 302
  • s. 303
Sözlüğe dön ←