Ara
Menü
ذ

Sabır

Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları

Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları · Mahmud Esad Erkaya

1.1.8. Sabır ve Şükür Mutasavvıfların üzerinde önemle durdukları ve eserlerinde uzunca yer ayırdıkları sabır ( ربصلا) ve şükür (ر كشلا) kavramları hemen tüm tasavvuf kaynaklarında yer alan terimlerdir.197 Serrâc, Kelâbâzî, Ebû Tâlib el- Mekkî, Kuşeyrî ve Herevî sabır kavramına eserlerinin makamlara dair olan bölümlerinde yer vermişlerdir.198 191 Tevbe, 9/72. Bkz. Serrâc, el-Luma‘; Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtü’l-kulûb, II, 63; Gazâlî, İhyâ, IV, 452. 192 Serrâc, el-Luma‘. 193 Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtü’l-kulûb, II, 63; Gazâlî, İhyâ, IV, 452. 194 Feth, 48/18.

Bkz.

Hücvîrî, Keşfü’l-mahcûb, s.

240.

195 Fecr, 89/28. Herevî. 196 Rızâ ile ilgili diğer âyetler için bkz. Sevgi Tütün, “Kur’ân’da Rızâ Kavramının Kullanıldığı Yerler”, Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2/34, ss. 149-174. 197 Sûfîler sabır konusunda Hz. Eyyüb’ü örnek alırlar. Nitekim o yaralarının kurtlanması belâsını sabırla karşılaşmıştır. Bkz. Hücvîrî. 198 Bkz. Serrâc, el-Luma‘; Kelâbâzî; Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtü’l-kulûb, I, 325; Kuşeyrî.

Herevî “Ahlâk” bölümündeki makamlar arasında yer vermiştir.

Bkz.

Herevî, Menâzilü’s-sâirîn, s.

49.

Gazâlî ise eserinin “Münciyyât” bölümünde tevbe kavramından sonra “İmanın yarısı sabır, diğer yarısı da şükürden oluşur.” rivayetini199 zikretmek suretiyle önemine işaret ederek şükür kavramı ile birlikte yer vermiştir.200 Sözlükte “engellemek, hapsetmek, alıkoymak, bir darlık içerisinde tutmak, güçlü ve dirençli olmak” anlamlarına gelen sabır, terim olarak üzüntü, başa gelen sıkıntı ve belâlar karşısında direnç gösterme; olumsuzlukları olumlu kılmak için gösterilen metanet mânâlarına gelmektedir.201 Mutasavvıfların sabır kavramına verdikleri anlamlar kök anlamı ile doğrudan alakalıdır.202 Nitekim ilk dönem sûfîlerinden Z ünnûn-ı Mısrî (ö.

245/859) sabrı, “Sabır Allah’ın emirlerine karşı olan davranışlardan uzaklaşma, boğazda düğümlenip kalan musibet lokmasını yutma esnasında sükûneti muhafaza etme ve maişet konusunda fakir olunsa bile zengin görünmektir.” ve “Sabır Allah’tan yardım dilemektir.” ifadeleri ile tanımlamıştır.203 Yine Sehl b.

Abdullah Tüsterî “Sabır, Allahu Teâlâ’nın sıkıntıyı gidermesini beklemektir.”,204 C üneyd-i Bağdâdî “Sabır, yüzünü buruşturmadan acı bir şeyi yutmaktır.”,205 İbrâhim el-Havvâs (ö.

291/904), “Sabır, Kitap ve sünnetin ahkâmına karşı gösterilen sebattır.”, R uveym (ö.

303/915) “Sabır, şikâyet etmeyi terk etmektir.”, İbn Ata (ö.

309/922) “Sabır, musibetler karşısında hüsn-i edep ile durmaktır.”206 Herevî ise “Nefsi şikâyet etmekten alıkoyarak gizli bir kaygı içerisinde t utmaktır.”207 ifadeleri ile tanımlamıştır.

Gazâlî’ye göre ise “Sabır, şehvet karşısında dinin emirlerini yerine getirme çabasıdır.”208 199 Ebû Şüca Deylemî, el-Firdevs bi-me’sûri’l-hitâb, thk. Saîd b. Besyuni Zaglul, Dâru’l-Kütübi’l- İlmiyye, Beyrut, 1406/1986, I, 111, no. 378.

Enes b.

Malik’ten rivayet edilmiş olup hadisin metni şu şekildedir: ركْ شُّ لا يفِ فصنوَ ربْصَّ لا يفِ فصن نِ افَصْ نِ نامَيإِلْا 200 Gazâlî, İhyâ, IV, 79. 201 Bkz.

Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, 273; Zebîdî, Tâcü’l-arûs, XII, 271; Mustafa Çağrıcı, “Sabır”, DİA, İstanbul, 2008, XXXV, 337. 202 Bkz. Tehânevî, Keşşâf, II, 1057. 203 Kuşeyrî. 204 Bkz.

Kelâbâzî. 205 Kuşeyrî.

Serrâc, Cüneyd-i Bağdâdî’nin sabrı, hoş olmayan sıkıntılı durum geçinceye kadar Allah için tahammül etmektir şeklinde tanımladığını nakleder.

Yine İbn Sâlim’in sabrı; mütesabbır, sâbir ve sabbâr şeklinde üçe ayırdığını aktarır. Mütesabbır, Allah hakkında (هللا يف) sabredendir, böyle kimseler sıkıntılara bazen sabreder sabra güç yetiremez.

Sâbir, Allah hakkında (هللا يف) ve Allah için (هلل) sabredendir; sabırsızlık göstermez fakat bazen şikâyet ettiği olabilir. Sabbâr ise Allah hakkında (هللا يف), Allah için (هلل) ve Allah ile (هللاب) sabredendir.

Bu kimse hiçbir durumda sabrı terk etmez. Bkz. Serrâc, el-Luma‘, s.

47, 48. 206 Kuşeyrî.

207 Herevî, Menâzilü’s-sâirîn, s.

49.

208 Gazâlî, İhyâ, IV, 82.

Şükür kavramına bakıldığında ise sözlükte “yapılan iyiliği ve güzelliği bilmek, onu açığa çıkarmak ve yaymak, iyilik edeni iyiliği ile övmek, minnettarlık etmek” gibi mânâlara geldiği görülmektedir.209 Bir ahlâk ve tasavvuf terimi olarak ise Allah’tan gelen nimetten dolayı minnettarlığı ifade etme, nimete söz, gönül veya fiil ile mukabelede bulunma, Allah’a itaat edip günah işlemekten uzak durmak suretiyle nimetin gereğini yapma anlamında kullanılır.210 Tasavvufta daha çok “Allah’ın verdiği nimeti, ona boyun eğerek itiraf etme”211 olarak da tanımlanan şükür kavramını E bû Saîd el-Harrâz (ö.

277/890) “nimeti vereni tanımak ve onun rablığını ikrar etmektir.” ifadesiyle tanımlamaktadır.212 Herevî ise şükrü, nimeti bilmek ve itiraf etmek olarak anlamlandırmakta ve ş ükrün üç şekli olduğunu belirtmektedir: Nimeti bilmek, nimeti kabul etmek, nimeti övmek.213 Gazâlî’ye göre şükür, nimeti vereni bilmek, nimeti verene karşı sevgi ve saygı beslemek, son olarak da nimeti vereni tanımaktan doğan sevincin gereğiyle amel etmektir.

Bu amel ise kalp, dil ve diğer organlar ile yani üç şekilde gerçekleşebilir.

Kalp ile olan şükür, hayırlı bir iş yapmaya kastetmek ve bu niyeti herkesten gizlemektir.

Dil ile yapılan şükür, bunu hamd içeren sözcüklerle açıkça dile getirmektir.

Organlarla yapılan şükür ise Allah’ın bahşetmiş olduğu nimetleri ona itaat yolunda sarf etmek ve Allah’a isyandan kaçınmak ile olur.

Söz gelimi gözün şükrü, müslüman kardeşi üzerinde görmüş olduğu kusurları gizlemek ile kulağın şükrü de duyduğu kusurları dillendirmemekle mümkün olur.214 Tanımlara bakıldığında mutasavvıfların da tıpkı diğer ilimlerde olduğu gibi sabır ve şükür kavramlarını kök anlamlarından ve Kur’an’daki anlamlarından yola çıkarak tanımladıkları görülmektedir.

Nitekim eserlerinde Kur’an’dan nakletmiş oldukları âyetlerde bu açık bir şekilde görülmektedir.

Sabır, mastar olarak Kur’an’da altı âyette geçmekle birlikte farklı türevleri itibariyle onlarca âyette yer almaktadır.215 Sabır 209 Bkz.

Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, s.

265; İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, XXV, 2305; Firûzâbâdî, Besâir, III, 334; Mustafa Çağrıcı, “Şükür”, DİA, İstanbul, 2010, XXXIX, 259. 210 Cürcânî, et-Ta‘; Çağrıcı, “Şükür”, DİA, XXXIX, 259. 211 Kuşeyrî. 212 Kelâbâzî. 213 Herevî.

214 Gazâlî, İhyâ, IV, 109-112.

215 Bakara, 2/45, 153; Yusuf, 12/18, 83; Beled, 90/17; Asr, 103/3.

Diğerleri için bkz.

Abdülbâkî, kavramı ile ilgili olarak mutasavvıfların eserlerinde yer verdikleri âyetlerde doğal olarak çok sayıdadır.216 Sabır kavramının Kur’an kaynaklı olduğu konusunun ihtilaflı olmadığını düşündüğümüz için burada tasavvuf kaynaklarında yer alan birkaç âyeti zikretmekle yetineceğiz.

Mutasavvıfların sabır hususunda eserlerine aldıkları âyetlerin ilkinde şöyle buyurulmaktadır:.

بٍ اسَ حِ رِ يْغَ بِ مْ هُ رَ جْ أَ نَ ورُ بِاصَّ لا ىفَّ وَ يُ امَ نَِّٕا “Sabredenlere mükâfatları elbette hesapsız olarak verilir.”217 Ebû Tâlib e l-Mekkî’ye göre Allahu Teâlâ bu âyette sabrı diğer tüm amellere üstün kıldığını bildirmiştir.

Karşılığında vereceği ecri de diğer amellerden üstün tutmuştur.

Bu sebeple Mekkî’ye göre en üstün makam sabır makamıdır.218 Diğer bir âyette ise şöyle buyurulmaktadır:.

اوطُ بِارَ وَ اورُ بِاصَ وَ اورُ بِصْ ا “Sabredin.

Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin.”219 Herevî bu âyetteki üç kelimeyi sabrın farklı çeşitlerine bir işâret olarak yorumlamaktadır.

Ona göre (اورُ بِصْ ا) ifadesi belalara karşı sabrı (اورُ بِاصَ وَ ) ifadesi isyandan kaçınma hususundaki sabrı (اوطُ بِارَ وَ ) ifadesi ise itaat hususunda sabrı içermektedir.220 Gazâlî ise bu üç kelimeye (هللا يف) “ Allah’da sabredin” (هللاب) “Allah ile sabredin” (هللا عم اوطبرا) “Allah’la murabata yapın, irtibat halinde olun” anlamlarını yüklemiştir.221 Şükür kavramı da aynı şekilde kelime anlamı itibariyle pek el-Mu‘cemü’l-müfehres, s.

400.

216 Mutasavvıfların eserlerinde yer verdikleri diğer bazı âyetler şöyledir: “Sabret!

Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir.” (Nahl, 16/127. Kuşeyrî, er-Risâle, s.

218; Herevî. “Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlarını vereceğiz.” (Nahl, 16/96. Bkz. Kuşeyrî; Gazâlî, İhyâ, IV, 80). “Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin.” “Sen güzel bir şekilde sabret.” (Meâric, 70/5.

Bkz.

Kuşeyrî, er-Risâle, s.

222; Gazâlî, İhyâ, IV, 95.) Gazâlî’nin sabır ile ilgili eserine aldığı âyetlerden diğer bazıları şunlardır: Secde, 32/24; A’râf, 7/137; Nahl, 16/96; Kasas, 28/54; Enfâl, 8/46; Âl-i İmrân, 3/125; Bakara, 2/157, 177, Hud, 11/11. (Bkz.

Gazâlî, İhyâ, IV, 80 v.dğr.) Ayrıca bkz. İhsan Soysaldı, “Tasavvufta Sabır ve Şükür Kavramları Üzerine Bir İnceleme”, Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2, Elazığ, 1997, ss. 103-111. Mehmet Demirci, “Kur’ân-ı Kerim Işığında Sabır Kavramı”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 12, 2002, ss. 263-285. 217 Zümer, 39/10.

Bkz.

Serrâc, el-Luma‘, s.

47; Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtü’l-kulûb, I, 326; Gazâlî, İhyâ, IV, 80. 218 Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtü’l-kulûb, I, 326. 219 Âl-i İmrân, 3/200. Bkz. Kuşeyrî; Herevî. 220 Herevî.

221 Gazâlî, İhyâ, IV, 104. Bu âyetteki (اوطُ بِارَوَ) ifadesi Tasavvuftaki murâbata kavramının dayandırıldığı bir ifade olup Gazâlî İhyâu ulûmi’d-din’de buna ayrıntılı bir şekilde değinmiştir. Bkz. Gazâlî, İhyâ, IV, 519 v.dğr.

çok âyette222 geçmektedir.

Yine burada da mutasavvıfların eserlerinde yer verdikleri âyetlere örnek olması açısından bazılarını zikretmekle yetineceğiz.

Söz gelimi Ebû Tâlib e l -Mekkî ve Gazâlî’nin eserlerine aldıkları bir âyette şöyle buyurulmaktadır:.

نِ ورُ فُ كْ تَ الَوَ يلِ اورُ كُ شْ اوَ مْ كُ رْكُ ذْ أَ ينِورُ كُ ذْ افَ “Öyleyse beni anın ki ben de sizi anayım.

Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.”223 Yine Kuşeyrî’nin eserine aldığı âyet ise şöyledir:.

مْ كُ نَّدَ يزاَ لَ مْ تُرْكَ شَ نْ ئِلَ “Eğer şükrederseniz elbette (nimetimi) artırırım.”224 Müfessirler bu âyetteki şükrü Allah’a itaat olarak tefsir etmektedirler.225 Ayr ıca itaatin de nimet üzerindeki Allah’ın hakkını itiraftan kayn aklandığını da belirtmişlerdir.226 Bu anlamıyla âyet, sûf île rin “nimeti bilmek” olarak tanımladıkları şükür kavramının mânâsına uygun düşmektedir.227 Yukarıda sunduğumuz âyetlerde de görüldüğü gibi tasavvuftaki sabır ve şükür kavramları Kur’an kaynaklı tasavvuf kavramlarıdır.

Sözlüğe dön