ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
19 sonuç · toplam 50 · “vech” · 1/1
01Veche’l-Itlak Ve’t Takyîd
Arapça, kayıtlı ve serbest olmanın iki yüzü anlamında bir isim tamlaması. Bu ikisi, bütün itibarların sükût (düşüş) ü ve ispatı bakımından, zat’ın itibarının iki yönü (yüzü, vechi) nü gösterir. Hakk’ın zatı, vücûdu kendinden olan bir vücûdd…
Veche’l-İnaye
Arapça, yardımın iki yönü anlamında bir isim tamlaması. Bu iki yön, cezbe ve sûlûkdur. Ve bu ikisi hidâyetin iki yüzüdür.
Sabîhu’l-vech
Güzel ve aydınlık yüzlü. Tasavvufî yorumda Allah’ın cömertlik bildiren isimlerine mazhar olduğu ve insanların ihtiyacını gidermeye vesile olduğu kabul edilen güzel ahlâklı kimseyi niteler.
a'le’l-vech
Hadis biliminde, hadisleri usulüne göre düzgün ve doğru bir şekilde hocanm yöntemiyle yazma veya rivayet etme işi.
Sevâdu’l-Vech Fi’d-Dareyn
Arapça, dünya ve âhirette yüzü kara, anlamında bir ifade. Dünya ve âhirette zahiren ve bâtınen, aslî bir vücûda sahip olmaması bakımından, Allah’da tam anlamıyla fena bulmak. Gerçekte fakr, Allah’a ve asli yokluğa dönüş işte budur. Bir kısı…
Ahdâs
(! ع (احد Hades. Yeni yetmeler, oğlanlar, tüyleri yeni bitmiş yakışıklı ve güzel sesli çocuklar. Bazı mutasavvıflar bu nitelikteki oğlanları sohbet toplantılarına çağırmışlar, onlara ilâhî okutup coşmuşlardır. Râiha-i tayyibe, vechisabih ve…
Dâr-ı fena
Sonlu ve geçici yurt. 2. tas. Bu dünya. Dâru'r-Rahman — Dâru'ş-Şeytan (د ار | لشيطان - دار الى حمن) 1. Allah'ın ülkesi — Şeytan ülkesi. 2. tas. Insan Allah ile Şeytan arasındadır. Allah’a bakan yüzüne dâru'r-Rahman, Seytan'a bakan yüzüne dâ…
İkrar vermek
Söz vermek, üstlenmek. 2. tas. Mevlevilikte ve Bektasilikte tarika- ظ 181 | İlim mm m Me A ال تاس رما te girmeye ve şeyhe bağlanmaya talibin söz vermesi, biat yapması (AM 260-266). Ikrar verilirken okunan tercemana terceman-ı ikrar denir; “…
Muhâzât
Aynı hizada olmak. tas. Murakabe halindeki kalbin Hakk'ın vechi karşısında ve hizasında olması. Öyle ki bu murakabe haliyle mâsivânın varlığını fark etmeyen sâlik, her şeyden geçtiğinden ondan başka hiç- bir şeyi göremez (x1;.
Sayd
x, Avlama, av, 2, tas. a Cezbe. b Hicran makamı (sr). Saye >. Gölge, zil. 2. tas. Öze göre kabuk mesabesinde olan hakikatin gölgesi . Sâye-i pir, sdye-i erenler deyiminde, saye-i himmet ve inayet anlamında kullanıhr. Seâdü'l-vecheyn fi'd-dâ…
Şevk
2.2.3. Şevk Muhabbetin daha ileri bir boyutunu ifade eden şevk ( قوشلا) kavramını Serrâc haller arasında ele almıştır.984 Ebû Tâlib el-Mekkî şevki muhabbet makamlarından daha üstün bir mertebede görerek müşâhede makamlarından biri olarak s…
Teşrî
Kânun koyma. Allahü teâlânın ve peygamberlerinin, insan hayâtının maddî ve mânevî bütün yönlerine dâir emir ve yasaklar koyması. Teşrî', Allah ve Resûlüne (peygamberine) âittir. Peygamber efendimiz devrinde teşrî', ilâhî bir veche (durum) a…
Haşeviyye
Allahü teâlâyı mahlûklara,yaratıklarına benzeten, madde, cism diyen bozuk fırka, topluluk. Haşeviyye, "Rabbinin vechi bâkî kalır" meâlindeki Rahmân sûresi yirmi yedinci âyetinin ve "Allah'ın yedi onların ellerinin üstündedir" meâlindeki Tâh…
İşâret-İ Nass
Nassın (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfin) görünen mânâsından başka, ayrıca maksûd olmayan, kastedilmeyen bir mânâyı da bildirmesi. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Onların ( boşanmış kadınların ) ma'rûf vechile ( örf ve âdete göre ) yiy…
Abdu’l-âhir
Her şeyin sonunda Allah’ın varlığının devam etmesi, bulunması, O’nun el-Âhir ismini tanımlar. Yaratılanların fânî olmasından sonra, Allahü Ta’âlâ’nm bekâsını ve âhiriyyetini görüp, “Onun üzerine bulunan her şey fânîdir. Celâl ve ikram sahib…
Abdu’l-Bâ’is
El-Bâ’is, ölümden sonra dirilten demekter. Nefsinin, sıfat, hevâ ve heveslerini iradî ölümle (nefis terbiyesi ile) nihayete erdirdikten sonra, Allah’ın, kalbini hakikî hayatla dirilttiği kişidir, işte Allah, bu kulu, el-Bâ’is isminin mazhar…
Abdu’l-Kerîm
el-Kerîm, fazilet türlerinin hepsine sahip anlamını ihtiva eder. Allah’ın, el-Kerîm isminin vechini gösterdiği (yani, el-Kerîm ibmine mazhar kıldığı) kişi. O, keremi tecellî ettirir. Zira, kerem O (Allah)nun kadrini bilmeyi ve O’nun sınırın…
Dervişlik
Tarikata mensubiyet manasını ifade eder. Dervişlik, İslâm’a bağlanmakla olur. islâm’ın ihlâsla, sıdk ile takva, vera üzere yaşanmasına dervişlik denir. Dervişlikte fakirlik şartı koşan mutasavvıflar olduğu gibi, Hoca Ubeydullah Ahrâr Taşken…
Sâhib
Arapça, arkadaş, dost, bir şeyin mâliki anlamınadır. Tasavvuf ıstılahı olarak; sohbete iştirak eden, mürid, musâhib, ehl gibi mânâları vardır. Bu kelime ile ilgili bazı tâbirler şunlardır: Sâhib-Kırân: Kıran, iki kutlu veya kutsuz yıldızın,…