ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
421 sonuç · toplam 1037 · “Sıla” · 1/18
01Sıla
Fıkıh ve tasavvufu (kalb bilgilerini) meczeden, birleştiren mânâsına İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin lakabı. Ümmetimden sıla isminde bir zât gelecek, onun şefâati ile grup grup insanlar Cennet'e gireceklerdir. (Hadîs-i şerîf-Cem-ül-Cevâmi') Be…
sıla-i rahm
[Ar.} İslâ inançta, kan bağı veya evli sonucu oluşan akrabalık ve hısımlık bağlarını canlı tutm onlarla ilişkiyi sürdürme, on rm haklarını ve hukukunu k layıp gözetme, onlara dest olma ve yardımda bulunma, o ları sık sık ziyaret etme an mmd…
insilâh
Sözlük ana lamı, “Hayvanın derisini yüzüp çıkarma.” anlamındaki bu söz, Bâtmî inancına göre, “İslâm di K ninden sıyrılıp çıkma ve uzaklamşma.” anlamında bir te, rim. e r inşâ a. [Ar.] Evrendeki nesi neleri önce yaratma anlamında kelâm terim…
Ahilik
Kardeşlik, cömertlik ve yiğitlik. Anadolu’da esnaf ve sanatkâr çevrelerinde gelişen; meslek ahlâkını fütüvvet, dayanışma, hizmet ve tasavvufî terbiye ilkeleriyle birleştiren teşkilât ve yaşayış biçimidir. Ahiliğin tarihî gelişimi yalnız bir…
Akabe
Yokuş, engel, sarp yerlerden geçen daracık ve tehlikeli yol, barikat. tas, Hakk’a giden yolda karşılaşılan zorluklar ve aşılması gereken engeller. İbrahim Ethem, salihlerin derecesine ulaşmak için şu altı engeli aşmanın şart olduğunu belirt…
EE
اا حتت Ashab-ı kurb-i nevafil yolculuk sırasında asa bulundurmak süfilikte bir gelenektir. Hz. Ibrahim ve Hz. Musa'nın asalan vardı. Hz. Peygamber de asa kullanırdı (sa 136, 137, 142). Asaya muin ve müttekâ da denir. Asa o çağlarda hem sila…
Ashab-ı suffe
1. Medine'de Hz. Peygamber'in mescidinin sofasında Oturan ve tasavvufta süfilerin ilk temsilcileri kabul edilen fakir sahabeler. tbn Mesud, Bilâl Habeşi, Selman Fârisi, Ebu Hureyre, Ebu Zer suffa ehlindendir. Ashab-ı şekavet Cehennemlikler,…
Asuman-ı gayb
سيان غيب) 1) Gayb seması. tas. İlâhî tecelli ve nurlar (SP). Âşık i. ves. ar. (5 e) ¢. Uşşak, Âşıkin. r. Tutkun, düşkün, vurgun; haddinden çok fazla ve aşırı derecede seven. 2. tas. Allah Teala'yı son derece ve azami mertebede seven. Hak âş…
A‘yân-ı sâbite
Varlıkların Allah’ın ilmindeki ezelî ve değişmez hakikatleri. Tasavvuf literatüründe, özellikle vahdet-i vücûd düşüncesinde, eşyanın dış dünyada var olmadan önce ilâhî ilimde bilinen sûret ve hakikatlerini anlatır. İlim ile dış varlık arası…
bürhân
Sözlük anlamı “açıklığa kavuşturmak, berraklaştırmak, delil getirmek’ olan bu söz, “Hak ile batılı birbirinden ayıran kesin delil” olarak tanımlanmış ve Kur’ân-ı Kerîm’de “Bakara suresi”, “Enbiya suresi”, “Mü'min suresi” nde ise “delil” anl…
Bünâ-gûş
Kulak memesi. Tasavvuf şiirinde sevgilinin ancak dikkat ve gönül kulağıyla anlaşılabilen ince sözüne, remzine ve nüktesine işaret eder. Bu ince ifadeye “dakīka-i mahbûb” da denir.
Büt
Put, sanem. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi nefsidir. Hakikati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması Büt vahdet Ye me ———.. N gibi nefs putunu kırmak gerekir. Fütüvvet ehli fetâyı (yiğit), put kıncı (biit-siken) olar…
Cevher
s>) İlahi (rahmani) nefes, külli heyula ve bundan belirip ilâhî kelimeyle varlık kazanan mevcut (xr). Bahr-1 ummana dalmışam Anda sedefi bulmisam Gevher olup gelmisem Umman kaygusu degil Gevheri Cevher-i evvel r. İlk cevher. 2. tas. Hakikat…
Cihet-i dik ve sia
I. Darlık ve genişlik yönü. 2. tas. Zat-ı kibriyanın düşünülen ve anlaşılan her şeyden münezzeh oluşu, ki buna gerçek birlik adı da verilir. Zat düşünülemez ve anlaşılamaz; ne varlık olarak ne düşünce olarak zata hiçbiri sığmaz. Allah'ı All…
Çeşme-i hayvan
Hayat çeşmesi, ab-ı hayat. tas. İlahi marifetin kaynağı ve esası. Bkz. Ab-ı Hayat. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için SF kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.
Çeşm-i mest
Mahmur 802. tas. a Hak Teala'nın, sâlikin kusurlarını sâlikten de halktan da gizli tutması, hiç kimsenin bunları bilmemesi, affa ve mağfirete uğraması. b İlahi sır ve cezbeler (sr). Çeşm-i nergiz.(جشمنركيز) Nergiz özlü, 2. tas. Sâlikin iyi…
Dîdâr
Görme, yüz ve çehre. Tasavvuf şiirinde ilâhî güzelliğin temaşası ve sevgilinin yüzü anlamında kullanılır. Dîdâr arzusu, sûfî şiirinde vuslat ve cemal tecellisi özlemini anlatır. Rü’yet ve cemal maddeleriyle karşılaştırınız.
fetvâ
huk. Sözlük anlamı, “Bir olayın hükmünü açıklayan veya hükmü koyan ya da karmaşık konuları çözen. ” olan bu söz, İslâm hukukunda şeyhülislâm veya müftü tarafından dinî-hukukî konularda verilen şeriate uygunluk veya aykırılık hükmü ya da kar…
Ervah-i mukaddese
( Meleküt âlemindeki mücerret ruhlar. Bu ruhlara kudsiyan, ervah-i kudsiye, ervah-ı dliye, ervah-1 mükerreme ve insani ruhlar gibi isimler de verilir (sr). 2. Bedenlerinden ayrılan ermişlerin ruhlarına da bu isim verilir. Er-zade (¢ 5! + >…
Esamit
¢. İsim İsimler, adlar. 2. tas. İlahi isimler, âlemdeki varlıkların ve şeylerin hakikatleri (sr). Bkz. Esma, İsim. Esareti. ar. سارة) |) 1. Esirlik, tutsaklık. 2. tas. Hakikate ulaşmaya engel olan zevair (görünüm, dışyüz) (sr). Esirlik, tut…
Evasit
!| سط) Evsat Orta haldekiler, durumu orta olanlar. tas. İlahi takdirin hükmüne bakan sülûkün ortasındaki sâlikler. Sülüka yeni başlayanlara mübtedi veya ehi-i bidâyet, sülûkün sonunda bulunanlara müntehi veya ehl-i nihayet, sülûkün ortasınd…
Evbâşi
) Terbiyesizlik, yaramazlık, haydutluk. 2. tas. Mahabbetin güçlü etkisi altında kalan bir sâlikin işlediği iyi işler için de günahlardan sakındığı için de sevap istememesi (11s). Sevginin galebesi altındayken amel ve ibadetlerine karşılık b…
Firkat
Ayrılık, hicran, sila hasreti. tas. Halk perdesiyle perdelenmek. (sF) Fütuh Bilmedik zevk-i visâlin çekmeyince firkatın Olmayınca hasta kadrin bilmez insan sıhhatın Fıtnat
Galebe
Yenmek, üstün gelmek. tas. Sâliki tesiri ve hâkimiyeti altına alan bir hal olup, sâlik bu hal içinde bulunduğu sürece sebebi düşünemez, edebe uyamaz, karşılaştığı şeyleri birbirinden ayırt edemez; bazen caiz olmayan şeyler de yapar. Kaynak…