ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
712 sonuç · toplam 1128 · “ilâh” · 9/30
01Lesen
Fesâhat. Hakk'ın Şuurlu kimselerin kulağına apaçık olarak beyan ve ifşa ettiği bilgiler. Bu da ya ilahi bir tarifle veya bir peygamberin yadabir veli ve sıddıkın diliyle gerçekleşir. “Ömer Hak lisanıyla ko- nuşur.”
Levâmi
(لوا مع) Pırıltılar, parıldamalar, kıvılcımar ilahi yakınlığın ışıltıları ve parıltıları (KR 228).
Likā
Karşılaşma, kavuşma ve yüz yüze gelme. Dinî metinlerde Allah’a kavuşmayı; tasavvuf dilinde ilâhî huzur ve yakınlık şuurunu ifade eder. Sûfîler likāyı bedensel bir görüşme olarak değil, kulun mârifet, huzur ve tecelli yoluyla Rabbine yöneliş…
Lubs
1, Birbirine karışma. 2. tas, Ruhi hakikatlerin birbirine karıştırılmasına sebep olan maddi şekiller (En'am Suresi, 9). Hakikatlerin hakikati de insani Suretlerle karıştırılır (kı); yani Hak, kâmil insanı öbür insanlardan farklı kılma- VD O…
Mahalle
Kaynaklarda, sâlikin ilâhî kemal sıfatlarının tecellileri vasıtasıyla sevgiliye yaklaşması anlamında kullanılan seyrek bir tasavvuf terimidir. Gündelik dildeki yerleşim birimi anlamıyla karıştırılmamalıdır. Terimin anlamı, geçtiği metindeki…
Mâhî
Balık. Tasavvuf şiirinde mârifet denizine dalmış kâmil ârifin remzidir. Balığın su içinde olduğu hâlde suyu araması, bütün varlık ilâhî delillerle çevriliyken hakikati dışarıda arayan insanın gafletini anlatan yaygın bir benzetmedir.
Mârifet
Bilmek, tanımak ve tecrübeyle edinilen bilgi. Tasavvufta sûfînin mânevî hâlleri yaşayarak ve hakikatleri tadarak elde ettiği irfanı ifade eder. Hakk’a ilişkin bu bilgiye mârifetullah , sahibine ârif veya ârif-i billâh denir. Sûfîler mârifet…
Mazhar
Bir şeyin göründüğü ve ortaya çıktığı yer. Tasavvuf dilinde ilâhî isim ve sıfatların tecelli ettiği varlık veya mahal. Mazhar, tecelli eden hakikatin kendisi değildir. Aynı ilâhî isim farklı varlıklarda farklı ölçülerde görünebilir; varlıkl…
Mecaz
Bir kelimeyi asıl anlamı dışında ilişki ve benzerlik yoluyla kullanma; geçici ve iğreti olan. Tasavvuf dilinde dünya ve yaratılmış güzellikler, kalıcı hakikate işaret eden mecazlar olarak okunabilir. Mecazdan hakikate “Mecaz hakikate köprüd…
Mecmau’l-bahreyn
_>ed | (مجيع Iki denizin birleştiği yer. tas. a Kabe kavseyn makamı; çünkü zaruret ve imkân daireleri burada birleşir. b İlâhî isimlerin ve kevni hakikatlerin birleştiği yer olması itibariyle cem'ü-vücut makamı (kı; cr). ء Kalp. Maddi ve ma…
Mecnun
(9 (مجنو a Deli, divane b Leyla ile yaşadığı aşk dillere destan olan Kays ismindeki âşık. tas. ilâhî âşk ile kendinden geçen ve akli dengesi bozulan Hak âşığı; Bühlül el-mecnun ve Sa'dun el-mecnün gibi (srk 234). Bkz. Behlül, Mecânin-i ukel…
Meczup
İlâhî cezbeye tutulmuş kimse. Tasavvuf geleneğinde Hakk’ın güçlü çekimiyle normal davranış ölçülerinin dışına çıkan kişi için kullanılır. Meczup ile sülûkunu bir mürşid gözetiminde adım adım sürdüren sâlik aynı değildir. Kaynaklar cezbe hâl…
Mekr
(مكر) Oyun, kandırma, hile. tas. Allah'ın, emirlerini dinlemeyen bir kuluna nimet üzerine nimet vermesi, edepsizliğine rağmen durumunu olduğu gibi bırakması ve olağanüstü hususları başarmayı ona nasip etmesi (KI; CT; İFM; Gi 1:83). Bu anlam…
Melahat
حة) »u) 1, Güzellik, şirinlik, 2. tas. Sonsuz olan ilahi kemal. Hiçbir kimse bu kemalin sonuna varamadığından itminan bulmamıştır (us).
Meleküt
(ملكو ت) Gayb âlemi (KIŞ İFM), Meleküt alemi-Ceberat âlemi Arstan arza kadar meleküt âlemi bunun dışındaki ilahi tecelliler ceberüt âlemidir. Merd-i mutlak
Mesh
Bir şeklin veya sûretin bozulup başka bir şekle dönüşmesi. Tasavvufî kullanımı Kalbin mânevî biçiminin değişmesi; insanın Hakk’a yönelişten uzaklaşıp nefsin haz ve arzularına bağlanması sebebiyle iç dünyasının bozulması anlamında kullanılır…
Mestüri
Gizlilik. 2. tas. Ermişler ve peygamberler de dahil olmak üzere kâinatta hiçbir kimsenin idrakının ulaşamadığı ilâhî mahiyetin künhü (115). Gayb-ı mutlak, Zat-ı ahadiyet. Meşârik-i feth (55 5 _ +) veya Meşârik-ı subh 1. Fetihlerin doğuş yer…
Meygede
Meyhane; harabat, dostların sohbet meclisi, tekke, 2. Kulun aşk ve şevkle Rabb'ine münâcat mahalli; kâmil mürşidin kalbi, 3. Lâhüti âlem. Mescidde riyâ-pişeler etsin ko riydyı Meyhâneye gel kim ne riyâ var ne mürâi Şeyhülislâm Yahya Zahid s…
Mir'âta hazreteyn
İki hazretin aynası, tas. Zaruret ve imkân sahaları, yani insan-ı kâmil, Mir'ât-ı hazret-i ilahiye İnsan-ı kâmil. Mir'ât-ı kevn Oluş aynası. Tek olan mutlak varlık; çünkü kevnler (oluşumlar) ve bunların vasıfları ve hükümleri ancak mutlak v…
Mişkat
ة) | 4X2.) a İçine lamba, kandil veya mum konulan duvardaki küçücük hücre. b Fanus, şamdanlık. tas, Meleke veya müstefad haldeki nefs (akıl). Mişkat-i nübüvvet Nübüvvet meşalesi. Müminin kalbindeki ilâhî nur (Gim 65).
Mizan
Ölçü, terazi, tas. Insanın doğru düşünceye, isabetli söze ve güzel işe ulaşmasını ve bunları zıtlarından ayırt etmesini sağlayan esaslar. Şeriattarikat-hakikat bilgisini içeren hakiki vahdetin gölgesi olan adalet budur. Ahadi- yet-i cem ve…
Mutalaa
Use) İstek üzerine veya herhangi bir istek olmadan ariflere Hak'tan gelen başarılar (tevfikat). Hilafet yükünü omuzlarında taşıyan ariflere Hakk'ın bahşettiği muvaffakiyet; müşahede, temaşa. Mutehakkik- Ehl-i tahkik— Ehli hakâik اهل تحقيق -…
Müje
ع Müjgân Kirpik. tas. a İlahi hikmetin gereği olarak sâlikin amellerini ihmal etmesi. Bu ihmalden dolayı sâlikin perdelenmesi. b Maşuk- tan gelen ve âşığın sinesine saplanan, onu yaralayan ok.
Mülk
Şehadet âlemi, maddi ve cismani âlem. Şeriatta seninki senin, benimki benim Tarikatte seninki senin, benimki de senin Hakikatte ne seninki senin, ne de benimki benim, hepsi Hakk'ın Mülk âlemi-Meleküt âlemi Zahir âlem mülk âlemi, bâtın âlem…