Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

315 sonuç · toplam 517 · “Ma'nevî” · 2/14

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ahit

Ahd. Söz verme, peyman, söz alma, taahhüt etme, üstlenme. tas, a Misak, peyman, emanet, bezm-i ezel'de ve kâlübelâ'da insanların Allah'ı Rab tanıyacakları ve kendilerini onun merbübu (kul) bileceklerine dair verdikleri SÖZ, yaptıkları muahe…

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ahkâm-ı bâtına

İç dünyaya ve kalbe ilişkin hükümler. Niyet, ihlâs, riya, kibir, tevekkül ve benzeri mânevî-ahlâkî konuların hükümlerini ifade eden klasik bir tabirdir. “Bâtınî fıkıh” diye de anılan bu alan, ibadet ve davranışların yalnız dış biçimini deği…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ahz-ı feyz

Feyiz almak. Bir mürid veya muhibbin velî ve mürşidin sohbetinden yararlanması; terbiye, edep, irfan ve mârifet kazanması anlamında kullanılır. Ayırım Ahz-ı feyz mânevî yararlanmayı, ahz-ı icâzet ise şeyhten hilâfet ve irşad izni almayı ifa…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ahz-ı nisbet

Bir mürşidden mânevî bağ ve tarikat terbiyesi almak; el alıp mürid olmak. Ahz almak, nisbet ise sâliki irşad zincirine bağlayan mânevî yakınlık anlamındadır. Terim yalnız şeklen biat etmeyi değil, sohbet, zikir ve âdâb yoluyla bu ilişkinin…

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Âlem

Kâinat; Allah dışında yaratılmış bütün varlıklar. Kelime ayrıca ortak bir niteliğe sahip varlıkların meydana getirdiği topluluk için kullanılır: insanlar âlemi, ruhlar âlemi ve hayvanlar âlemi gibi. Âlem, yaratıcısına işaret eden bir eser v…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Anz

(عا رض) ç Avârız. Engel, gelip gecici sey. tas. a Nefs ve seytandan gelip ruh ve kalplere ârız olan ve kötüye kılavuzluk yapan arzular, düşman tarafından kurulan tuzaklar, yola konulan engeller. Düşman denilen Şeytan ve nefsten gelen her şe…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Aşk

Sevginin insanın bütün varlığını kuşatan en ileri derecesi. Tasavvuf dilinde aşk, sâliki benlik iddiasından çıkarıp sevgilinin iradesine yönelten güçlü muhabbeti; varlığın yaratılışındaki sevgi sırrını ve Hakk’a kavuşma arzusunu anlatır. Se…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Atâ

Atiyye. ع Atâyâ. Bahşiş, ihsan, lütuf, karşılık beklemeden iyilik yapmak. tas. Hakk'ın kula olan ihsanı ve lütfu; ona sağladığı maddi ve manevi fayda; kısmet, rızk. Hakk'ın atâsı Hakk'ı Hak ile temaşa etmektir. Bkz. Mutlak ata, Mukayyet ata…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Baba

Peder, ata. tas. a Şeyh, mürşit. Baba Arslan, Baba Maçin, Baba Simmâsi, Baba Tahir Uryani ve benzeri birçok şeyh Baba unvanıyla tanınmıştır. Iki tür babalık söz konusudur; cismani babalık, yani soy ve nesep babalığı ve ruhani/manevi babalık…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Bekçi

Koruyan, gözeten ve muhafaza eden kimse. Tasavvufî halk inanışında bazı şehir ve beldelerin mânevî koruyucusu kabul edilen velîler için mecazen kullanılır. Okuma notu Bir beldenin “mânevî bekçisi” olduğu düşüncesi gelenek içi velâyet tasavv…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Bel bağlamak

Şedd-i vast, kuşak bağlamak. tas. a Süfiler özellikle sefere çıkarken bellerine bir kuşak bağlarlar. b Fütüvvet ehli bir törenle, örgütlerine aldıkları üyelerine şet kuşatırlar, Mevlevilerde elifi nemed, Bektaşilerde trygbend kuşanılır. Kuş…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Beyâbân

Sahra ve çöl. Tasavvuf şiirinde yolculuk, yalnızlık, mahrumiyet ve mânevî arayışın geçtiği uçsuz bucaksız alanı simgeler. Beyâbân-ı gaflet , gaflet içinde bulunmayı ve hakikat yolundan uzaklaşmayı anlatır. Bâdiye maddesine bakınız.

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Bihişt

veya Behist, Beheşt. Cennet. tas. a Ruhani cennet, yani bedenin aracılığı olmadan kalbin duyduğu manevi zevk ve hazlar. Bkz. Duzah.

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ceberüt

(جبروت) Mülk ve melekat, diğer bir deyimle şehadet ve gayb, yani maddi ve manevi âlemlerin arasında bulunan orta âlem. Ceberüt âlemi, hem cismani âlemin hem de ruhani âlemin de bazı özelliklerine sahiptir. Bu bir berzah ve misal âlemidir (c…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cenk

r. Savaş, mücadele, 2. tas. Çeşitli maddi ve manevi musibetlerle

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cisim

Madde ve hacim sahibi varlık; beden. Parçalardan meydana gelen, yer kaplayan ve duyularla algılanabilen nesne için kullanılır. Tasavvufî kullanımı Tasavvuf metinlerinde cisim, çoğu zaman ruhun veya mânevî cevherin karşısında zikredilir. Cis…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Çarpmak

Bir ermişin veya yatırın gazabına uğramak. Velilere, ermişlere, yatırlara veya kutsal şeylere hakaret eden kişilerin ermişlerin ve yatırların maneviyatı ve ruhaniyeti tarafından cezalandırılması. 2. Bâtın kılıcı, tahta kılıç. Bkz. Çarpmak.…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Çeşme-i zindegânî

Hayat çeşmesi; âb-ı hayat. Ölmezlik, mânevî diriliş ve irfan kaynağı için kullanılan Farsça bir terkiptir. Tasavvuf metinlerinde âb-ı hayat , aynü’l-hayât ve kimi sembolik açıklamalarda akl-ı sürh kavramlarıyla ilişkilendirilir.

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dâî

Davet eden, çağıran ve duacı. Tasavvuf dilinde halkı mânevî yola sevk ve idare etme bilgisi verilen kişi için kullanılır. Bâtınî-İsmâilî teşkilâtında ise daveti yayan görevliyi, yani propagandacıyı ifade eder.

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Davet

Çağırma, davet etme. Tasavvuf çevresinde insanları irşada, tövbeye ve mânevî terbiyeye çağırma anlamında kullanılır. Dâî maddesine de bakınız.

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dede

>. Mevlevilikte muhip, dede, şeyh ve halife şeklinde sıralanan tarikat mensupları arasındaki ikinci mertebe sahibi. Dede dervişliğe ikrar vermiş, dergâhta hizmet görerek binbir gün çilesini doldurmuş bir derviştir. O artık hüc- Te-güzin ve…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dehân-ı küçek

Küçük ağız. Tasavvufî terminolojide sıradan kavrayış ve vehimle kuşatılamayan ince, mânevî söz söyleme kabiliyeti için kullanılan bir mecazdır.

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dest

Farsça el demektir. Tasavvufî metinlerde kudretin, tasarrufun ve mânevî yardımın sembolü olarak kullanılır; “dest-gîr olmak” bir müride yol göstermek ve elinden tutmak anlamına gelir.

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dostluk

Maddî veya mânevî bir karşılık beklemeden kurulan sevgi ve bağlılık. Tasavvuf dilinde kulun Hakk’a muhabbetini ve Hakk’ın kuluna yakınlığını anlatır; çıkar ilişkisine değil sadakat, vefa ve teslimiyete dayanır.

↗