ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1805 sonuç · toplam 4980 · “hal'” · 10/76
01Büdelâ
(Y (بد veya Budala. Bedel, karşılık, denk, bir şeyin halefi ve değişigi anlamına gelen bedelin çoğuludur (Aka ır, 1168). tas. Yediler. Bunlardan her biri gözden kaybolur, bir anda çok uzak mesafelere giderler. Gözden kayboldukları zaman, ye…
Bükâ
Ağlama, gözyaşı dökme, girye. tas. Zahitler ve süfiler yaptıkları kötü işlere, girdikleri günahlara, içinde bulundukları bela ve musibetlere, ahde vefa edemeyişlerine, firkat ve hicran haline, ahiret hesabına ağlar, bir damla göz yaşının pe…
Büt
Put, sanem. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi nefsidir. Hakikati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması Büt vahdet Ye me ———.. N gibi nefs putunu kırmak gerekir. Fütüvvet ehli fetâyı (yiğit), put kıncı (biit-siken) olar…
Büthane
+. Puthane, tapınak. 2. tas. a Vahdet-i kül, lâhüti âlem. b Zat-ı ahadiyet, mazhar olma hali. e Maddi âlem, unsurlar âlemi, Büt-perest Âşık, hakiki tevhit ehli, aşka ve vahdete mazhar olmak. Büt vahdet Zünnar hizmete, put vahdete işarettir.…
Cah
(e (جا Resmi makam, sosyal mevki, itibar, şan, şöhret. tas. a İnsanların kalplerine malik ve hâkim olmak, onların Saygısını ve itaatini beklemek, Insanlar katında saygın kişi olmak için çalışmak tasavvufta makbul bir şey değil- Süfiler hubb…
Cam
Çiy. Kadeh, kâse. 2. tas. a Haller. b İçi marifetle dolu olan sülûk ehli arifin gönlü. c Cam bedene, içindeki bade bedeni tasfiye etmeye işarettir. İlahi bade kadehinden içen kâmil arif tevhitle sermest olur. Bezm-i aşk içre sun bana bir ca…
Cam- nisti
Yokluk kadehi. tas, Esas niteliği yokluk olan a'yan-1 sâbite (sr), Can i fars. (9 (جا >. Can, ruh. nefs. tas. a İnsan ruhu, ilâhî (rahmani) nefes, Hakk'ın tecellileri. b Mevlevilikte derviş, mürit, Cant cânân dilemiş vermemek olmaz ey dil |…
Cefa
x, Iskence, azap. 2. tas. Sâlikin, gönlünü marifet ve temaşaya kapatması. Sevgilinin vefasızlığı. Bir dil-rübaya düştü gönül mubtelâsı çok Aşkın safası yok değil amma cefası çok Ş. Yahya Cefâ vu cevr ile mu'tadem onlarsız nolur halim Cefâsı…
Cehri zikir
& >>) Yüksek sesle yapılan zikir. Nakşbendiye gibi bazı tarikatler, müritlerin ancak kendilerinin işitebilecekleri kadar pes bir sesle zikre izin verir. Buna hafi zikir, diğerine cehri veya aleni zikir denir. Kadiriye ve Mevleviye gibi tari…
Cemiyet
Derli toplu, düzenli ve huzurlu olma. Toplantı, demek. Mâsivâdan yüz çevirme ve dikkati yüce Allah’a teveccüh noktasında toplama. Kalbin huzursuz ve perişan (tefrika) halde olmaması, insanın zihnen ve kalben kendisini Hakk’a vermesi. Ham aç…
Cevap
Sorulan bir meselenin anlam ve kapsamını açıklayan karşılık. Sûfîler, kendilerine yöneltilen sorulara verdikleri yazılı cevaplarda seyrüsülûk, hâl, makam ve irfan meselelerini açıklamış; bu metinler zaman zaman müstakil risaleler hâline gel…
Cezbe
بة) +>) 1, Celbetme, çekme, 2. tas. Allah'a koşmak. İlahi inayetin gereği | olarak Cenab-ı Hakk'ın, kendisine giden yolda ihtiyaç duyulan her şeyi kuluna bahşedip çabası ve çalışması olmaksızın onu kendisine çekmesi ve yaklaştırması (x1). C…
Cihan
( (جها Dünya, âlem. Cihan-ı emr İlahi emir âlemi. Cihan-ı halk Belirtiler (taayyünat) suretindeki tecelli mertebesi, Cihan-ı nefs Nefsani arzular (taallükat, bağlar) âlemi (sp).
Cilve
Kintma, nazlanma; güzellerin gönül fetheden ve hoşa giden hal ve hareketleri. 2. tas. Sülûk ehli arifin gönlünde parıldayan onu deli divane eden ilâhî nurlar, Insan da âlem de Hakk'ın nurlarının cilve mahallidir (sr). İlahi cilve: Sürpriz n…
Cübb
Derin kuyu veya çukur. Tasavvufî metinlerde insanı aşağı çeken nefsânî karanlık, dünya bağı veya sıkışmışlık hâli için mecaz olarak kullanılabilir. Aynı kökten gelen cebb maddesiyle birlikte okunur.
Cuz
) جز >. Parca, az. 2. tas. Kesret ve tâayyünat (çokluk ve belirtiler). 92 | ee ae A KM Çâh-ı zenah i, Jars. شخ) 5 oe) Çene çukuru, çenedeki gamze. eS 0 2. tas. Temaşa halinde görülen sınırlardaki müşkiller (11s). ES > Çâlipa/Çelipa i. fars.…
Çehar alamet
Dört alamet. tas. Bektaşilerde halifeye verilen sancak, tuğ, mum ve makas.
Çehar-yâr-i güzin
Ik dort halife, hulefa-i raşidin. Kasr-ı şer'inde Ebu Bekr u Ömer ol Şâhın Dahi Osmân u Ali oldular erkân-ı bina Biri sıdk ile, biri adl ile bihemtâdır Biri hilm ile, biri ilm ile ferdu yektâ Biri bahr-i atâdır, birisi kulzum-i dâd Birisi k…
Çeşm-i mest
Mahmur 802. tas. a Hak Teala'nın, sâlikin kusurlarını sâlikten de halktan da gizli tutması, hiç kimsenin bunları bilmemesi, affa ve mağfirete uğraması. b İlahi sır ve cezbeler (sr). Çeşm-i nergiz.(جشمنركيز) Nergiz özlü, 2. tas. Sâlikin iyi…
Çeşm-i terek
Yirnk göz 2. tas. Sâlikin hal, kemal ve yüce mertebesinin kendisi de dahil olmak üzere herkesten saklı tutulması ve bunu Allah'tan başka kimsenin bilmemesi (11s), Çevgân/Çevgen i Jars. (جوكان) veya. 1. Topa vurmakta kullanılan ucu eğri sopa…
Çile-i merdan
Bektaşilerde erlerin çilesi. 2. Hacı Bektaş'a atfedilen bir keramet. Menkıbeye göre, Hacı Bektaş kırk gün boyunca her gün bir öküz yemiş ama aptes bozmamış. Çile-i zenan Bektaşilerde kadınların çilesi. Çilenişin Çile çeken derviş. Bkz. Çile…
Dâî
Davet eden, çağıran ve duacı. Tasavvuf dilinde halkı mânevî yola sevk ve idare etme bilgisi verilen kişi için kullanılır. Bâtınî-İsmâilî teşkilâtında ise daveti yayan görevliyi, yani propagandacıyı ifade eder.
Dam
م) |») 1, Tuzak; damgeh-i vehm u hayal, yani vehim ve hayal tuzağının kurulduğu yer. 2. tas. Dünya, madde âlemi “Âlemde olan her şey vehim ve hayalden başka bir sey değildir” (sr). Âşıkların gönül kuşu düşmez dünya tuzağına Gerçek eren bu d…
Dârü'l-gurur
Yalancı aldatıcı âlem. 2. tas. Kalleş felek, bu dünya. ١ Dârü'l-mesnevi Mesnevihane, mesnevi okunan yer. Davai.ar.(s عو >) ç. Deavi. 1. İddia. 2. tas. Benlik, nefsin kendisine ait olmayan şe- Dede ye sahip çıkması (si 428; ). Nefs ibadet, t…