HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Saray hizmetinden tasavvuf yoluna
Süleyman es‑Sıdkî’nin doğum tarihi ve ailesi bilinmez. Sefîne-i Evliyâ onu başlangıçta saray görevlileri arasında gösterir. İki arkadaşıyla birlikte bir meczubun sohbetine katıldığı, arkadaşları dünyevî makam isterken onun fakr ve fenâ yolunda kâmil bir mürşide ulaşmayı dilediği aktarılır.
Kırım yolculuğu
Kırım tarafında savaş ilan edilince sefere katıldı. Bir ara birlikten ayrı düştü; barınma ve geçim sıkıntısı yaşadı. Kırım’daki Sa‘dî şeyhlerinden birinin kendisini yanına aldırdığı, temizletip hizmetine kabul ettiği ve bir müddet seyrüsülûk ettirdiği anlatılır. Bu şeyh, mânevî terbiyesinin İstanbul’da Eyüp Taşlıburun’daki Abdurrahman el‑Halebî’nin yanında tamamlanacağını söyleyerek onu İstanbul’a gönderdi.
Abdurrahman el‑Halebî’nin halifesi
İstanbul’a gelerek Abdurrahman el‑Halebî’nin hizmetine girdi ve ondan hilâfet aldı. Mürşidinin vefatından sonra irşad postuna geçti. Vassâf’ın kendi devri için verdiği tahmine göre İstanbul’daki yaklaşık yirmi Sa‘dî tekkesinin yarısı, Süleyman es‑Sıdkî’nin halifeleri üzerinden ilerleyen kollara bağlıydı. Bu ifade kesin bir tekke sayımı değil, onun şehirdeki Sa‘dî ağı üzerindeki tesirini gösteren dönem tanıklığıdır.
Ailesi ve devamı
Oğlu Şeyh İsmâil Necâ Efendi kendisinden yetişip halifesi oldu. Damadı Hasîrîzâde Hacı Mustafa İzzî Efendi de onun irfan halkasına girdi, sülûkünü tamamladı ve hilâfet aldı. Sütlüce Hasîrîzâde Dergâhı’nın irşad hattı böylece Süleyman es‑Sıdkî üzerinden Abdurrahman el‑Halebî’ye bağlandı.
Vefatı
1197/1783 yılında vefat etti. Kaynakta Sütlüce’de, şeyhinin yanına defnedildiği belirtilir. Bu şahıs, 1795 doğumlu Hasîrîzâde Mustafa İzzî’nin oğlu ve 1843’te vefat eden aynı adlı Süleyman Sıdkî’den ayrıdır.