Ara
Menü

Şeyh Süleyman es‑Sıdkî

Şeyh Süleyman es‑Sıdkî, Abdurrahman el‑Halebî’nin hizmetinde yetişip onun ardından irşad postuna geçen; İstanbul’daki Sa‘dî tekkelerinin önemli bir bölümüne halifeleri vasıtasıyla tesir eden XVIII. yüzyıl şeyhidir.

Vefat
1783
Unvan
Abdurrahman el‑Halebî’nin halifesi ve İstanbul Sa‘dî ağının erken halkası

Saray hizmetinden tasavvuf yoluna

Süleyman es‑Sıdkî’nin doğum tarihi ve ailesi bilinmez. Sefîne-i Evliyâ onu başlangıçta saray görevlileri arasında gösterir. İki arkadaşıyla birlikte bir meczubun sohbetine katıldığı, arkadaşları dünyevî makam isterken onun fakr ve fenâ yolunda kâmil bir mürşide ulaşmayı dilediği aktarılır.

Kırım yolculuğu

Kırım tarafında savaş ilan edilince sefere katıldı. Bir ara birlikten ayrı düştü; barınma ve geçim sıkıntısı yaşadı. Kırım’daki Sa‘dî şeyhlerinden birinin kendisini yanına aldırdığı, temizletip hizmetine kabul ettiği ve bir müddet seyrüsülûk ettirdiği anlatılır. Bu şeyh, mânevî terbiyesinin İstanbul’da Eyüp Taşlıburun’daki Abdurrahman el‑Halebî’nin yanında tamamlanacağını söyleyerek onu İstanbul’a gönderdi.

Abdurrahman el‑Halebî’nin halifesi

İstanbul’a gelerek Abdurrahman el‑Halebî’nin hizmetine girdi ve ondan hilâfet aldı. Mürşidinin vefatından sonra irşad postuna geçti. Vassâf’ın kendi devri için verdiği tahmine göre İstanbul’daki yaklaşık yirmi Sa‘dî tekkesinin yarısı, Süleyman es‑Sıdkî’nin halifeleri üzerinden ilerleyen kollara bağlıydı. Bu ifade kesin bir tekke sayımı değil, onun şehirdeki Sa‘dî ağı üzerindeki tesirini gösteren dönem tanıklığıdır.

Ailesi ve devamı

Oğlu Şeyh İsmâil Necâ Efendi kendisinden yetişip halifesi oldu. Damadı Hasîrîzâde Hacı Mustafa İzzî Efendi de onun irfan halkasına girdi, sülûkünü tamamladı ve hilâfet aldı. Sütlüce Hasîrîzâde Dergâhı’nın irşad hattı böylece Süleyman es‑Sıdkî üzerinden Abdurrahman el‑Halebî’ye bağlandı.

Vefatı

1197/1783 yılında vefat etti. Kaynakta Sütlüce’de, şeyhinin yanına defnedildiği belirtilir. Bu şahıs, 1795 doğumlu Hasîrîzâde Mustafa İzzî’nin oğlu ve 1843’te vefat eden aynı adlı Süleyman Sıdkî’den ayrıdır.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Fakr talebi ve Kırım yolculuğu

Saray hizmetindeki Süleyman es‑Sıdkî’nin fakr ve fenâ talebinin Kırım’daki sıkıntılar ve İstanbul’daki mürşidine ulaşmasıyla gerçekleştiğini anlatan gelenek kaydı.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Sefîne-i Evliyâ’nın nakline göre Süleyman es‑Sıdkî, sarayda görevliyken iki arkadaşıyla bir meczubun sohbetine katıldı. Meczup üçüne de gönüllerindeki isteği sordu. Arkadaşları makam ve dünyalık isterken Süleyman, bütün kapılardan çevrilecek derecede fakr ve ihtiyaç içinde kaldıktan sonra kâmil bir şeyhe ulaşmayı, fakr ve fenâ yolunda hizmet etmeyi diledi.

Kırım tarafındaki sefere katıldıktan sonra birliğinden ayrı düştü; barınaksız ve parasız kaldı. Kırım’daki Sa‘dî şeyhlerinden biri onu yanına getirtti, temizletti ve bir müddet terbiyesiyle meşgul oldu. Ardından asıl kemalinin İstanbul’da, Eyüp Taşlıburun’daki Abdurrahman el‑Halebî’nin yanında gerçekleşeceğini söyleyerek yola çıkardı.

Süleyman İstanbul’a geldi, Abdurrahman el‑Halebî’nin hizmetine girdi ve hilâfet aldı. Anlatı, başlangıçta edilen fakr talebinin sıkıntı, yolculuk ve mürşide hizmet yoluyla gerçekleşmesini konu edinir; tarihî sefer kaydından ziyade gelenek içinde irşad yoluna girişin anlamını taşıyan bir menkıbedir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Osmanzâde Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, I.

Şeyh, halife, aile ve post ağı