Sefîne-i Evliyâ’nın nakline göre Süleyman es‑Sıdkî, sarayda görevliyken iki arkadaşıyla bir meczubun sohbetine katıldı. Meczup üçüne de gönüllerindeki isteği sordu. Arkadaşları makam ve dünyalık isterken Süleyman, bütün kapılardan çevrilecek derecede fakr ve ihtiyaç içinde kaldıktan sonra kâmil bir şeyhe ulaşmayı, fakr ve fenâ yolunda hizmet etmeyi diledi.
Kırım tarafındaki sefere katıldıktan sonra birliğinden ayrı düştü; barınaksız ve parasız kaldı. Kırım’daki Sa‘dî şeyhlerinden biri onu yanına getirtti, temizletti ve bir müddet terbiyesiyle meşgul oldu. Ardından asıl kemalinin İstanbul’da, Eyüp Taşlıburun’daki Abdurrahman el‑Halebî’nin yanında gerçekleşeceğini söyleyerek yola çıkardı.
Süleyman İstanbul’a geldi, Abdurrahman el‑Halebî’nin hizmetine girdi ve hilâfet aldı. Anlatı, başlangıçta edilen fakr talebinin sıkıntı, yolculuk ve mürşide hizmet yoluyla gerçekleşmesini konu edinir; tarihî sefer kaydından ziyade gelenek içinde irşad yoluna girişin anlamını taşıyan bir menkıbedir.