Ara
Menü

Hâce Alâeddin Attâr

Alâeddin Attâr (ö. 802/1400), Bahâeddin Nakşibend’in damadı ve doğrudan halifesi; hafî zikir, murakabe ve sohbet terbiyesini ilk Nakşibendî kuşağa taşıyan Buharalı şeyhtir.

Vefat
1400
Unvan
Bahâeddin Nakşibend’in damadı, halifesi ve ilk kuşak irşad şeyhi
Temalar
sohbet, halifelik, edep

Kimliği ve tarihî yeri

Hâce Alâüddîn Muhammed b. Muhammed Attâr el-Buhârî, Bahâeddin Nakşibend’in damadı, doğrudan terbiye ettiği müridi ve önde gelen halifesidir. 791/1389’da şeyhinin vefatından sonra Buhara merkezli irşad halkasının başına geçmiş, on yıl boyunca Nakşibendî-Hâcegân çevresinin ilk kuşak aktarımında belirleyici olmuştur. Onu yalnız aile yakınlığıyla açıklamak doğru değildir; erken kaynaklar damatlık, uzun hizmet terbiyesi ve irşad yetkisini ayrı ayrı kaydeder.

Hârizm kökenli tüccar ailesi

Babası Hârizm’den Buhara’ya göç etmiş bir tüccardı; Alâeddin üç oğlun en küçüğüydü. Bu kayıt Hârizm’i onun kesin doğum yeri yapmaz. Babasının ölümünden sonra kendisine düşen mirası kabul etmedi ve Buhara’daki bir medreseye yerleşti. Erken biyografi, hücresindeki eski hasır, kerpiç yastık ve kırık ibriği onun bilinçli yoksulluk ve zühd tercihinin işaretleri olarak anlatır.

Medrese tahsili ve ilk karşılaşma

Alâeddin’in medreseye çekilmesi ilim tahsiliyle zâhidâne hayatı birleştirdiğini gösterir. Bahâeddin Nakşibend medreseye uğradığında onu fark etti, mânevî evlât kabul etti ve kızıyla evlendirmek istedi. Alâeddin maddî imkânı bulunmadığını söylediğinde rızkın Allah’tan olduğunu hatırlatan bir cevap aldığı aktarılır. Evlilikten Hasan Attâr doğdu; böylece aile ve irşad çevresi aynı evde kesişti.

Damatlık ile liyakat ayrımı

Bahâeddin’in kızıyla evlenmek, Alâeddin’e kendiliğinden şeyhlik kazandırmış değildir. Kaynakların vurgusu, onun evlilikten sonra da uzun bir sınama, hizmet, zikir ve sohbet terbiyesinden geçirilmesidir. Bu ayrım erken Nakşibendî çevrede soy ve hısımlığın tek başına mânevî yetki sayılmadığını gösterir. Daha sonra mübtedîlerin eğitimine verilmesi, aile statüsünden değil kazanılmış liyakatten doğan bir görev olarak anlatılır.

Odun ve elma hizmeti

Bahâeddin Nakşibend ona hemen zikir telkin etmedi. Önce odun toplamasını ve Buhara çarşılarında başında tabla ile yalınayak elma satmasını istediği nakledilir. Şehrin itibarlı tüccarlarından olan iki ağabeyinin bundan rahatsız olmasına rağmen görevi sürdürdü. Bu anlatı tarihî ayrıntıyla terbiye sembolünü birleştirir: medrese bilgisi ve aile itibarı, benlik iddiasını kıran gündelik hizmetle sınanmaktadır.

Zikir telkini ve sürekli sohbet

Hizmet döneminden sonra Bahâeddin ona zikir telkin etti ve yakın sohbet halkasına aldı. Kısa zamanda en seçkin müridlerden biri kabul edildi. Şeyhinin sağlığında yeni başlayanların terbiyesiyle görevlendirilmesi, halifeliğinin yalnız ölümden sonra ileri sürülmüş bir iddia olmadığını gösterir. Reşehât’ta Bahâeddin’in onun yolun yükünü fazlasıyla üstlendiğini söylediği aktarılır.

1389 sonrasında irşad halkası

Bahâeddin Nakşibend’in vefatından sonra Muhammed Pârsâ dahil ileri gelen müridlerin Alâeddin Attâr’a biat ettiği kaydedilir. Bununla birlikte ilk kuşak aktarımı tek makamlı ve tartışmasız bir idarî haleflik gibi sunulmamalıdır. Muhammed Pârsâ yazılı öğretinin, Ya‘kūb-i Çerhî sonraki Ahrâr çizgisinin, Alâeddin Attâr ise merkezî sohbet ve terbiye halkasının güçlü temsilcisiydi. Bu üç damar aynı mirası farklı görevlerle taşıdı.

Gaybet, huzur ve muhabbet

Attâr, gaybet ve huzur hâllerini tasavvuf terbiyesinin esasları arasında görür; bunların aşk ve muhabbet nispetinde gerçekleştiğini söyler. Buradaki gaybet gündelik sorumluluğu terk etmek değil, kalbin benlik ve mâsivâ meşguliyetinden sıyrılmasıdır. Huzur ise dikkatin Hak ile beraberlikte toplanmasıdır. Kaynakların onu “sahv”, yani ayıklık hâli baskın bir sûfî olarak göstermesi, olağanüstü vecd gösterilerinden çok dengeli bilinç ve istikamete önem verdiğini belirtir.

Hafî zikir ve murakabe

Cehrî zikri bütünüyle reddetmemekle birlikte hafî zikri öne çıkardı. Nefiy ve isbat formülünün tekrarından ziyade murakabeye ağırlık verdiği aktarılır. Murakabe, kalbi belirli bir görüntüye zorlamak değil, ilâhî huzur bilincini sessiz ve devamlı biçimde gözetmektir. Bu vurgu, Nakşibendî uygulamanın yalnız sayılı zikirden ibaret olmadığını; kalbin yönelişini ve iç dikkati esas aldığını gösterir.

Kabir ziyareti ve teveccüh ölçüsü

Velîlerin kabirlerini ziyaret etmeyi ve ruhlarına teveccühü kabul eder. Bununla beraber mahlûkun yakınlığında kalmaktansa Hakk’ın civarında bulunmanın daha doğru olduğunu söyleyerek aracın amaç haline gelmesine karşı ölçü koyar. Bu yaklaşım kabir ziyaretini inkâr etmeden, sâlikin yönelişini doğrudan Allah’a bağlayan tevhid merkezli bir denge kurar.

Halifeleri ve bölgesel yayılış

Vefatından önce farklı bölgelerden sorumlu on halife belirlediği kaydedilir. İsimlerin tamamı her kaynakta aynı açıklıkla korunmasa da Nizâmeddin Hâmûş ile Ya‘kūb-i Çerhî tarihî devam bakımından öne çıkar. Hâmûş üzerinden Sa‘deddîn-i Kâşgarî’ye ve Herat’taki Abdurrahman Câmî çevresine; Çerhî üzerinden Ubeydullah Ahrâr’ın geniş Mâverâünnehir ağına uzanan iki önemli yayılma damarı oluştu.

Seyyid Şerîf Cürcânî ile ilişki

Devrin büyük âlimlerinden Seyyid Şerîf el-Cürcânî’nin Attâr’ın hizmetine girdikten sonra mârifet ufkunun açıldığını söylediği nakledilir. Cürcânî’nin Nizâmeddin Hâmûş’la da Attâr’ın işaretiyle sohbet ettiği belirtilir. Bu kayıtlar, erken Nakşibendî çevrenin yalnız derviş halkalarından değil, medrese ve yüksek ilim dünyasından kişilerle de temas kurduğunu gösterir.

Makāmât nispeti ve sözlerinin kaydı

Bahâeddin Nakşibend’in söz ve menkıbelerini derleyen Makāmât-ı Bahâeddîn Nakşibend adlı eser Alâeddin Attâr’a nispet edilir. Metnin müellifliği kesinleşmiş değildir; Selâhaddin b. Mübârek’in Enîsü’t-tâlibîni hazırlanırken bu derlemeden yararlanmış olabileceği düşünülür. Muhammed Pârsâ’nın Attâr’ın sohbetlerinde kaydettiği yirmi yedi parça ise daha sonra Reşehât içinde aktarılmıştır. Böylece onun mirası müstakil teliften çok sohbet notları ve erken menâkıb derlemeleriyle korunmuştur.

Son hastalığı ve vasiyeti

2 Receb 802’de, 28 Şubat 1400’de hastalandı ve ölümünün yaklaştığını müridlerine bildirdi. Sünnete sımsıkı bağlı kalmalarını, yolun usullerini korumalarını, birbirlerini himaye etmelerini ve ardından yas gösterilerine kapılmamalarını istedi. Görünüşteki hastalık dağınıklığını taklit etmemeleri, zâhir ve bâtın huzurunu korumaları yolundaki uyarısı, onun şahsî hâli taklit etmek yerine ilkeye bağlı kalmayı öğütlediğini gösterir.

Vefatı ve Çagāniyân kabri

Hastalığının on sekizinci gününde, 20 Receb 802 gecesi vefat ettiği kaydedilir; bu tarih milâdî takvimde Mart 1400’e karşılık gelir. Buhara yakınlarındaki Çagāniyân veya Nevçagāniyân köyünde defnedildi. Tarihî Çagāniyân bölgesiyle aynı adı taşıyan yerler bulunduğundan harita, kesin türbe koordinatı iddiası taşımadan kaynakların Buhara çevresi diye tanımladığı defin merkezini gösterir.

Nakşibendî tarihindeki önemi

Alâeddin Attâr’ın önemi, Bahâeddin Nakşibend’in aile ve sohbet çevresini ölümünden sonraki ilk on yılda dağılmadan taşımasındadır. Medrese bilgisi, hizmet terbiyesi, hafî zikir, murakabe ve ayıklık vurgusunu bir araya getirdi; halifeleri aracılığıyla Semerkant, Herat ve Hısar yönlerine açılan sonraki ağların zeminini hazırladı. Onun dosyası, Nakşibendîliğin bir kişiden tek çizgide devredilen makamdan çok, sohbet, yazı, aile ve bölgesel irşad damarlarının birlikte oluşturduğu bir gelenek olduğunu gösterir.

Halkasında yetişenler ve halifeleri

Attâr'ın on müridi içinde en dikkate değer olanlar Seyyid Şerîf el-Cürcânî, oğlu Hasan Attâr ve Nizâmeddin Hâmûş olarak sayılır. Nizâmeddin Hâmûş'un halifesi Sa‘deddîn-i Kâşgarî eliyle Nakşibendiyye Herat'a taşınmış, tarikat böylece ilk defa anayurdu Orta Asya'nın sınırları dışına çıkmıştır.

Bahâeddin Nakşibend, Ya‘kūb-i Çerhî'yi müridliğe kabul etmekte bir müddet kararsız kaldıktan sonra, kabul edince onun mânevî terbiyesi için Alâeddin Attâr'ı görevlendirmiştir. Çerhî de şeyhinin vefatı üzerine Çagâniyân'da bulunan Attâr'ın yanına gitmiş ve onun ölümüne kadar yanında kalmıştır.

Bahâeddin Nakşibend'in önde gelen halifesi Muhammed Pârsâ ise şeyhinin vefatından (791/1389) sonra Alâeddin Attâr'a intisap etmiş, kendi irşad faaliyetine ancak Attâr'ın ölümünün (802/1400) ardından başlamıştır. Pârsâ'nın beş müridinden hiçbiri halife bırakmamış, Hâcegân silsilesi Attâr üzerinden yürümüştür.

Kırk halkanın tamamı
COĞRAFÎ HAFIZA6 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi6 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç10 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Şeyhinin emriyle Hârizm seyahati

Attâr, şeyhinin emriyle Hârizm'e gitmiş ve Nakşibendiyye bu bölgeye onun vasıtasıyla ulaşmıştır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Alâeddin Attâr, şeyhi Bahâeddin Nakşibend'in emriyle Hârizm'e bir seyahatte bulundu. Nakşibendiyye'nin bu şehre ulaşması onun bu yolculuğu vasıtasıyla gerçekleşti. Tarikatın yayılmasında önemli katkıya sahip halife olarak anılması da bu tür görevlendirmelerle ilgilidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

“Yükümü hafifletmiştir”

Bahâeddin Nakşibend'in, müridlerin terbiyesini fiilen üstlenen Attâr hakkında söylediği söz.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Bahâeddin Nakşibend'in Alâeddin Attâr hakkında, “Müridlerimi terbiye etmekle yükümü hafifletmiştir” dediği kaydedilir. Söz, Attâr'ın daha şeyhinin sağlığında mürid yetiştirme işini fiilen üstlendiğini gösterir; halifeler arasında tarikatın yayılmasına en çok katkısı olanın o sayılması da buradan gelir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Bölgelere dağıtılan on halife

Vefatından önce her biri belli bir bölgeden sorumlu on halife tayin etti; tarikat Buhara dışına bu halifelerle yayıldı.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Alâeddin Attâr vefat etmeden önce, her biri belli bir bölgeden sorumlu olmak üzere on halife tayin etti. Nakşibendî tarikatının Buhara'nın dışına yayılması bu halifeler sayesinde oldu. Böylece irşad, tek merkezden yürütülen bir faaliyet olmaktan çıkıp bölgelere dağıtılmış bir düzene kavuştu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Başhalifelik: tayin ile fiilî durum

Bahâeddin Nakşibend'in başhalife olarak Muhammed Pârsâ'yı tayin ettiği sanılırken, fiilen damadı Attâr başhalife olarak ortaya çıkmıştır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Bahâeddin Nakşibend'in bir hac esnasında Muhammed Pârsâ'yı başhalife tayin ettiği sanılmakta, bazı rivayetlere göre bu tayini ölüm yatağında iken de tekrarlamıştır. Buna rağmen şeyhin ardından başhalife olarak ortaya çıkan, damadı Hâce Alâeddin Attâr olmuştur. Kaynaklar iki durumu birbirini nakzetmeden yan yana aktarır: tayin bir yanda, fiilî irşad merkezi öbür yanda kalır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Makāmât nispeti

Bahâeddin’in menkıbelerini derleyen eser nispeti kesin değildir.

Metni gösterMetni daralt

Bahâeddin’in menkıbelerini derleyen eser nispeti kesin değildir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hamid Algar, “Alâeddin Attâr”, TDV İA II, 319-320; Muhammed Pârsâ, Kudsiyye; Abdurrahman Câmî, Nefehât; Fahreddin Safî, Reşehât-ı Aynü’l-hayât.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Ardından yas tutulmaması vasiyeti

Ölümünü haber verdiğinde müridlerine, tarikat usullerine riayet etmelerini ve arkasından yas tutmamalarını vasiyet etti.

Metni gösterMetni daralt

2 Receb 802 (28 Şubat 1400) tarihinde hastalandığında yakında öleceğini söyleyen Attâr, müridlerine üç şey vasiyet etti: sünnete sımsıkı bağlı kalmak, Nakşibendî tarikatı usullerine her zaman riayet etmek ve arkasından yas tutmamak. On sekiz gün sonra vefat etti.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Silsilenin Pârsâ'yla değil Attâr'la devamı

Muhammed Pârsâ telifleriyle tarikatın şekillenmesinde rol oynadıysa da Hâcegân silsilesi Attâr üzerinden sürmüştür.

Metni gösterMetni daralt

Muhammed Pârsâ, telif ettiği eserlerle taşralı bir dinî tecrübenin şehirli bir tarikat hâline gelip Nakşibendiyye'ye dönüşmesinde önemli rol oynamış, ancak Hâcegân silsilesi onunla değil Alâeddin Attâr'la devam etmiştir. Yazıyla kurulan etki ile silsileyle aktarılan nispetin ayrı şeyler olduğu, bu külliyatta en açık burada görülür: sonraki kuşaklar nispetlerini Attâr üzerinden alır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Gaybet ve huzur

Muhabbet ölçüsünde mâsivâdan uzaklaşma ve Hak ile uyanıklık.

Metni gösterMetni daralt

Muhabbet ölçüsünde mâsivâdan uzaklaşma ve Hak ile uyanıklık.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hamid Algar, “Alâeddin Attâr”, TDV İA II, 319-320; Muhammed Pârsâ, Kudsiyye; Abdurrahman Câmî, Nefehât; Fahreddin Safî, Reşehât-ı Aynü’l-hayât.
TARİHÎ KAYIT

Hafî zikir ve murakabe

Cehrî zikri reddetmeden sessiz dikkat ve murakabeyi öne çıkardı.

Metni gösterMetni daralt

Cehrî zikri reddetmeden sessiz dikkat ve murakabeyi öne çıkardı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hamid Algar, “Alâeddin Attâr”, TDV İA II, 319-320; Muhammed Pârsâ, Kudsiyye; Abdurrahman Câmî, Nefehât; Fahreddin Safî, Reşehât-ı Aynü’l-hayât.
TARİHÎ KAYIT

Kabir ziyareti ölçüsü

Teveccühü kabul ederken asıl yönelişi Hakk’a bağladı.

Metni gösterMetni daralt

Teveccühü kabul ederken asıl yönelişi Hakk’a bağladı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hamid Algar, “Alâeddin Attâr”, TDV İA II, 319-320; Muhammed Pârsâ, Kudsiyye; Abdurrahman Câmî, Nefehât; Fahreddin Safî, Reşehât-ı Aynü’l-hayât.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

ÖNCEKİ HALKABahâeddin Nakşibendhalife ve damatHOCASI / ŞEYHİMevlânâ Ya‘kūb-i ÇerhîÇerhî'nin asıl terbiyesini aldığı şeyh. Bahâeddin Nakşibend'in vefatından sonra Çagâniyân'da onun yanına gitmiş, Attâr'ın ölümüne kadar yanında kalmıştır; kazancının çoğuna bu hizmette kavuştuğu kaydedilir.HOCASI / ŞEYHİMevlânâ Ya‘kūb-i ÇerhîÇerhî'nin asıl terbiyesini aldığı şeyh. Bahâeddin Nakşibend'in vefatından sonra Çagâniyân'da onun yanına gitmiş, Attâr'ın ölümüne kadar yanında kalmıştır; kazancının çoğuna bu hizmette kavuştuğu kaydedilir.HOCASI / ŞEYHİMevlânâ Nizâmeddin HâmûşŞeyhi; Bahâeddin Nakşibend'in, "Müridlerimi terbiye etmekle yükümü hafifletmiştir" dediği halifesi. Vefatından önce her biri bir bölgeden sorumlu on halife tayin etmiş, Nizâmeddin Hâmûş bunların en dikkate değer olanları arasında sayılmıştır.SONRAKİ HALKAMevlânâ Nizâmeddin Hâmûşdoğrudan halifeTALEBESİ / HALİFESİMevlânâ Ya‘kūb-i ÇerhîAttâr'ın halifesi. Bahâeddin Nakşibend, Çerhî'yi müridliğe kabul ettikten sonra mânevî terbiyesi için Attâr'ı görevlendirmiş; Çerhî, Attâr'ın ölümüne kadar yanında kalmıştır. Ubeydullah Ahrâr'ın mürşididir.TALEBESİ / HALİFESİBahâeddin NakşibendAttâr'ın şeyhi ve kayınpederi. Onu manevî evlât edinip kızıyla evlendirmiş, zikir telkin etmeden önce odun toplama ve çarşıda elma satma vazifeleriyle denemiş, sonra sürekli sohbetinde bulundurmuştur.TALEBESİ / HALİFESİMevlânâ Ya‘kūb-i ÇerhîAttâr'ın halifesi. Bahâeddin Nakşibend, Çerhî'yi müridliğe kabul ettikten sonra mânevî terbiyesi için Attâr'ı görevlendirmiş; Çerhî, Attâr'ın ölümüne kadar yanında kalmıştır. Ubeydullah Ahrâr'ın mürşididir.TALEBESİ / HALİFESİMevlânâ Nizâmeddin HâmûşAttâr'ın on müridi içinde en dikkate değer olanlardan biri ve tarikatın devamı bakımından en önemli halifelerinden. Halifesi Sa‘deddîn-i Kâşgarî eliyle Nakşibendiyye Herat'a taşınmıştır.TALEBESİ / HALİFESİMuhammed PârsâBahâeddin Nakşibend'in halifesi iken şeyhinin vefatından sonra Attâr'a intisap etmiş, kendi irşadına Attâr'ın ölümünden sonra başlamıştır. Attâr'ın sohbet meclislerinde tuttuğu notlar sonraki kaynaklara geçmiştir.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Buhara · ÖzbekistanBuharaAttâr'ın babasının vefatından sonra medresede zâhidâne hayat sürdüğü, Bahâeddin Nakşibend'e intisap ettiği ve şeyhinin 791 (1389) yılındaki vefatından sonra on yıl irşad faaliyetinde bulunduğu şehir. Nakşibendiyye'nin Buhara dışına yayılışı da buradan tayin ettiği halifelerle başladı.TARİHÎ MEKÂNÇagâniyân (Nevçagâniyân) köyüAlâeddin Attâr'ın 802 (1400) yılında toprağa verildiği köy; kaynakta Buhara yakınlarında gösterilir ve adı Çagâniyân veya Nevçagâniyân biçiminde geçer. Ya‘kūb-i Çerhî de Bahâeddin Nakşibend'in vefatı üzerine Attâr'ın yanına buraya gelmiş ve onun ölümüne kadar burada kalmıştır.HârizmHârizmAttâr'ın şeyhinin emriyle seyahat ettiği ve Nakşibendiyye'nin onun vasıtasıyla ulaştığı yer. Attâr'ın ailesi de Hârizm'den Buhara'ya göç etmiş bir tüccar ailesidir. İlişkili kişi dosyası Hâce Alâeddin Attâr : Alâeddin Attâr (ö. 802/1400), Bahâeddin Nakşibend’in damadı ve doğrudan halifesi; hafî zikir, murakabe ve sohbet terbiyesini ilk Nakşibendî kuşağa taşıyan Buharalı şeyhtir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hamid Algar, “Alâeddin Attâr”, TDV İA II, 319-320; Muhammed Pârsâ, Kudsiyye; Abdurrahman Câmî, Nefehât; Fahreddin Safî, Reşehât-ı Aynü’l-hayât
  2. [2]TDV İslâm Ansiklopedisi: Nakşibendiyye, Kâsâniyye ve ilgili şahıs maddeleri
  3. [3]TDV İslâm Ansiklopedisi: Nakşibendiyye ve ilgili şahıs maddeleri; Necdet Tosun, Bahâeddin Nakşbend; Muhammed Pârsâ, Risâle-i Kudsiyye
  4. [4]TDV İslâm Ansiklopedisi — Hâce Alâeddin Attâr
  5. [5]Kişi dosyasının kaynakları — Hâce Alâeddin Attâr
Ortak kaynak kataloğunu aç →

Önceki ve sonraki halka