Ara
Menü

Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî

Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.

Dönem
XIX. yüzyıl
Yol
Nakşibendiyye
Mekân
5 bağlantı
Unvan
Zenbûriyye şeyhi · Aksaray Abalı Hâfız Tekkesi postnişîni
Temalar
Zenbûriyye, zikir meclisleri, Aksaray tekke hayatı, Yahyâ Âgâh İstanbulî

Kimliği ve yetiştiği irşad hattı

Asıl adı Muhammed Haydar Efendi’dir. Kaynak onu Bergamalı veya Kırkağaçlı olarak kaydeder; bu sebeple doğum yerini iki ihtimalden yalnız birine indirgemek doğru değildir. “Abalı Hâfız” lakabı ise giydiği abadan doğmuştur. Muhammed Sâdık Erzincânî’nin halifesi Kırkağaçlı Mehmed Emin Efendi’den tasavvufî terbiye ve hilâfet aldı. Böylece Zenbûriyye-i Sâdıkiyye’nin Sâdık Efendi’den sonraki İstanbul–Kırkağaç aktarım halkasında yer aldı.

Aksaray’daki dergâhı

Aksaray’da Şekerci Sokağı’ndaki Nakşibendî dergâhının şeyhiydi. Yapı daha sonra yanmış; aynı yerde Uşşâkî dergâhı kurulmuştur. Hüseyin Vassâf, Abalı Hâfız’ın dergâhını aşk ve zikir ehlinin toplandığı canlı bir irşad merkezi olarak tasvir eder. Müştâk Baba’nın oğlu Edhem Baba’nın buraya geldiğini ve vecd hâlinde semâ ettiğini de bizzat hatırladığı bir sahne olarak kaydeder.

Görünüşü ve lakabı

Vassâf’ın tasvirine göre uzun boylu, beyaz sakallı, buğday tenli ve etkileyici görünüşlüydü. Arakıyye üzerine abanî sarık sarar, çoğu zaman aba giyerdi. Halk arasında “Abalı Hâfız” diye tanınması bu sade kıyafetiyle ilgilidir. Kaynak, sohbet ve duasının insanlar üzerindeki tesirini özellikle vurgular.

Hüseyin Vassâf’ın çocukluk hatırası

Bu kayıt yalnız sonraki bir derleme değildir. Hüseyin Vassâf, çocukken sık sık tekkeye gittiğini, Abalı Hâfız’ın elini öpüp duasını aldığını söyler. Mevlid cemiyetlerindeki zikir meclislerini yıllar sonra dahi kalbinde canlı tuttuğunu belirtir. Bu şahsî tanıklık, Abalı Hâfız’ın geç Osmanlı İstanbul’undaki tekke hayatındaki yerini somutlaştırır.

Vefatı ve Üsküdar’a nakli

Sefîne’de vefat yılı için iki rivayet korunur: 1304/1887 veya 1307/1890. Gün ise 24 Cemâziyelâhir olarak verilir. Cenazesi Üsküdar’a nakledilmiş ve Muhammed Sâdık Erzincânî’nin yakınına defnedilmiştir. Kaynaklar arasındaki yıl farkı giderilmiş gibi gösterilmemiş; her iki kayıt da muhafaza edilmiştir.

Son zikri

Vassâf’ın aktardığına göre vefatından birkaç gün önce, bir perşembe günü her zamanki gibi zikre katıldı. O gün üzerinde olağanüstü bir hâl görüldü; iki defa şiddetli bir secdeyle “Allah” diye nida etti ve meclistekiler derin bir haşyet yaşadı. Üç dört gün sonra yatsı namazını kıldı, yatağına çekildi ve gece vefat etti. Ailesi vefatını sabahleyin fark etti.

Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye uzanan miras

Zenbûriyye’nin âdâb, merasim ve tarikat eşyası hafızasını yazılı hâle getiren Yahyâ Âgâh İstanbulî, Aksaray’daki bu dergâhta Muhammed Haydar Efendi’ye intisap etti. Böylece Abalı Hâfız’ın önemi yalnız kendi meşîhat dönemiyle sınırlı kalmaz; Zenbûrî geleneğin yazma eserlerle izlenebilmesini sağlayan sonraki halkaya da bağlanır.

Vefatından sonra dergâhları

Erkek evlâdı bulunmadığından, vakfiye gereği kendi dergâhı halifesi Yahyâ Âgâh'a kalmıştır. Yahyâ Âgâh, şeyhinin himmetiyle Erdi Baba Tekkesi'ni yeniden inşa ettiği için bu dergâha sahip çıkmamayı tercih etmiş ve kendi yollarından başka bir halife bulunmadığından, Şâban 1307'nin ilk günü (23 Mart 1890) Meclis-i Meşâyih'te dergâhı eşyası ve çeyiziyle birlikte Kādiriyye kolundan bir şeyhe devretmiştir. Devirden kırk sekiz gün sonra, 18 Ramazan 1307'de (8 Mayıs 1890) öğle vakti bina yangında yanmıştır. Modern bir araştırma bu aradaki şeyhliği, Kādiriyye'nin Resmiyye koluna mensup damadı Şemseddin Efendi'nin yaklaşık iki buçuk aylık meşihati olarak kaydeder ve yangını 7 Mayıs 1890 gününe koyar. Yahyâ Âgâh'ın kendi kaydına göre Erdi Baba Dergâhı'nın açılışı ve post merasimi, şeyhinin vefatından bir erbaîn geçtikten sonra, 11 Receb 1307'de (3 Mart 1890) yapılmıştır.

COĞRAFÎ HAFIZA5 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi5 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç2 doğrudan bağlantıAğda gör →
ÇOKLU İRŞAD GÜZERGÂHI2 ayrı bağlamda görünüyorHer bağlantı ayrı açılır; ortak gövde, kol aidiyeti anlamına gelmez.

Menkıbeler

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Mürşidinin emriyle iki yıllık seyahat ve hac

Şeyhi Emin Efendi'nin emriyle Akdeniz tarafına iki yıl süren bir seyahate çıkmış, bu yolculukta Mekke'ye varıp hac vazifesini yerine getirmiştir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Tercüme-i hâl, Muhammed Haydar'ın mürşidi Şeyh Emin Efendi'nin emriyle Akdeniz tarafına iki yıl süren bir seyahate çıktığını, etrafı dolaşarak Mekke-i Mükerreme'ye vardığını, Beytullah'ı tavaf edip Arafat'ta vakfeye durduğunu ve “Lebbeyk Allahümme lebbeyk” nidasıyla telbiye getirdiğini anlatır. Seyahatin sonunda İstanbul'a döndüğünde mürşidi Kırkağaç'taki dergâhında vefat etmiş bulunuyordu; vakfın şartı gereği İstanbul'daki dergâhın postnişinliği ona kaldı. Postnişinlik yıllarında bir defa daha hacca gitmiş, ayrıca üç dört yılda bir memleketine sıla-i rahim için giderdi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

İki yıl önce hazırladığı kabir ve vasiyetnâmesi

Vefatından iki yıl önce lahdini hazırlatmış; ölümünden sonra açılan vasiyetnâmesinde cenazesinin gününü, yıkayacak kişiyi, hangi yolla nakledileceğini ve masrafları tek tek yazmıştı.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Vefatından iki yıl önce Üsküdar'da Nuh Kuyusu civarında Pîr-i Sânî Şeyh Muhammed Sâdık Efendi'nin dergâhının türbesinde kendi lahdini hazırlatmıştı. On beş gün kadar hasta göründüğü halde zikir ve fikrini bırakmadı. Vefatından önce yazdığı vasiyetnâme, ölümünün ardından ihvanla birlikte okunduğunda içinde vefat edeceği gün, kendisini yıkayacak kişinin adı, cenazesinde kimlerin bulunacağı, namazını kimin kıldıracağı, havanın fırtınalı olacağı için kayıkla Üsküdar'a geçilemeyip vapurla gidileceği, sokaklarda kalabalık içinde tevhid ve ilâhi okunmadan götürülmesi ve cenaze masraflarının hangi keseden hangi işe harcanacağı tek tek yazılıydı. Vasiyeti aynen yerine getirildi; ruhu için üç gece hatim indirilip ihvan, muhibler ve müridlerle birlikte yetmiş bin kelime-i tevhid okundu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Son zikri ve vefatı

Hüseyin Vassâf’ın şahsî tanıklığa dayanan kaydı, Abalı Hâfız’ın son zikir meclisini ve birkaç gün sonraki vefatını anlatır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç
Vefatından birkaç gün önce, bir perşembe günü her zamanki gibi zikir meclisinde bulundu. O gün üzerinde alışılmışın dışında kuvvetli bir hâl görüldü. İki defa şiddetli bir secdeyle “Allah” diye nida etti; mecliste bulunanlar bu hâl karşısında titreyip derin bir haşyet yaşadılar. Üç dört gün sonra yatsı namazını eda etti, yatağına çekildi ve gece sessizce vefat etti. Ev halkı irtihalini sabahleyin fark etti. Sefîne vefat yılı için 1304/1887 ve 1307/1890 olmak üzere iki rivayeti birlikte korur; günü 24 Cemâziyelâhir olarak verir.
Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt II.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Bergama'dan Kırkağaç'a, oradan İstanbul'a

Bergama'da hıfzını tamamlayıp Kırkağaç'ta ilim tahsiline gelmiş ve orada Muhammed Emin Efendi'ye intisap etmiş, ardından İstanbul'da Çarşamba Medresesi'nde okumuştur.

Metni gösterMetni daralt

Halifesi Yahyâ Âgâh'ın kaleme aldığı tercüme-i hâle göre Muhammed Haydar, Aydın vilâyetinin Bergama kazasında doğmuş, doğduğu yerde hıfza çalışarak hâfız olmuştur. Ardından ilim tahsili için Kırkağaç kazasına gelmiş ve burada Nakşibendiyye-Kādiriyye yolundan Kırkağaçlı el-Hâc Muhammed Emin Efendi'ye intisap etmiştir. Sonra İstanbul'a gelip Fatih civarındaki Çarşamba Medresesi'nde tahsilini sürdürmüş; bu sırada mürşidi Kırkağaç'tan İstanbul'a hicret etmiştir. Kaynak onu hem şeriat hem tarikat ilimlerinde icâzet sahibi olması sebebiyle “zü'l-cenâheyn” (iki kanatlı) diye niteler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Hayatının künye satırları

Tercüme-i hâlin sonundaki künye satırları doğumunu 1233, hilâfetini 1266, postnişinliğini 1272, yaşını 73 ve vefatını 1307 olarak verir.

Metni gösterMetni daralt

Yahyâ Âgâh, şeyhinin hayatını anlattığı bölümü kısa bir künye listesiyle bitirir: mevlûdü 1233, hilâfeti 1266, postnişinliği 1272, sinni 73, vefatı 1307. Bu satırlar, hakkında doğum ve vefat yılı kaydı bulunmayan bir zat için tek toplu tarih dizisidir; hilâfetle postnişinlik arasında altı yıl, postnişinlikle vefat arasında otuz beş yıl bulunduğunu gösterir. Vefat manzumesinde de “Kırkağaçlı Şeyh Mehmed nâm zât-ı ârifin cânişîn-i dergeh-i feyzi idi bir nice sâl” mısraıyla mürşidinin dergâhındaki uzun hizmeti anılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Dergâhın haftalık usûlü ve zikir tertibi

Dergâhın mahsus günü perşembe ve cuma gecesiydi; zikir oturarak yapılır, yalnız Hay isminde müridlerle birlikte kalkılırdı.

Metni gösterMetni daralt

Tercüme-i hâl, Abalı Hâfız'ın idare ettiği dergâhın usûlünü ayrıntısıyla kaydeder. Dergâhın mahsus günü perşembe günü ve cuma gecesiydi; vakfiye gereğince mukabele icra olunurdu. Cuma ve pazar ertesi geceleri yatsıdan sonra usûl yapılır, usûlde kelime-i tevhid, ism-i zât, Hû, Hak ve Hay isimleri okunup kısa bir dua ile bitirilirdi. Beş vakit namazın ardından Âyetü'l-kürsî okuturdu; vitirde Tîn, Kâfirûn ve İhlâs sûrelerini tilâvet ederdi. Sabah namazlarından sonra müridlerle birlikte esmâ-i seb'a ve esmâ-i hamse bir miktar okunurdu. Kandil geceleri ve ramazan geceleri dergâhı açar, iftardan sonra oturarak, devrân ve kıyam ile zikir yaptırırdı. Kendi meclisinde oturarak yapılan zikirden başkasına kalkmaz, yalnız Hay isminde müridlerle beraber iki diz üzerine doğrulur; devrân ve kıyam zikirlerini gerektiğinde başka meşâyihe bırakırdı. Mukabelede meydanı hiçbir şeyhe teslim etmez, mecliste bir şeyh varsa duadan sonra ona Fâtiha verirdi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Riyâzet ve gündelik hayatı

Günde bir öğün yemek yer, sürekli oruç tutar, yılda kırk hatim indirir, teheccüdden güneş doğana kadar teveccüh ve murakabeyle meşgul olurdu.

Metni gösterMetni daralt

Kaynak onun gündelik hayatını da kaydeder: her gün Kur'an tilâveti ve küçük hatm-i hâcegân ile meşgul olur, yılda kırk hatim indirirdi. Teheccüd vaktinden güneş doğuncaya kadar teveccüh ve murakabeyle uyanık kalır, çoğu vakit kuşluk uykusu uyurdu. Günde bir öğün yemek yer ve her gün oruç tutardı; ancak bir misafir geldiğinde yahut bir davete rastladığında orucunu belli etmeden dostlarıyla birlikte yemek yerdi. Sâliklerin terbiyesinde çoğunlukla celâl sıfatıyla davranırdı. Yalan söylemez, gıybet etmez, emanete hıyanet etmez, kimseden bir şey istemez, hediyeyi kabul ederdi; kul hakkını gözetir, kimseye borcu bulunmazdı. Bir sanatı olmadığı gibi dergâhının da bir akçelik geliri yoktu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Bir müridi yirmi yılda yetiştirmesi

Halifesi Yahyâ Âgâh'ın kaydına göre muhiblikten hilâfete uzanan sülûkün her basamağı tarihiyle işaretlenmiş, süreç 1867'den 1886'ya kadar sürmüştür.

Metni gösterMetni daralt

Halifesi Yahyâ Âgâh, şeyhinden aldığı emanetleri basamak basamak tarihleriyle kaydetmiştir: tarikatına muhib oluşu Rebîülevvel 1284 (Temmuz 1867), arakiyye giydirilip inâbe ve biat alması 10 Şevval 1293 (Ekim 1876), müjgânlı Kādirî sikkesinin giydirilip kemer bağlanması 17 Rebîülevvel 1298 (Şubat 1881), esmâ-i seb'a ve hatm-i hâcegâna mezuniyet izinnâmesi 6 Şevval 1301 (Temmuz 1884), hilâfetnâme icâzet tomarının yazılması 15 Rebîülâhir 1303 (Ocak 1886), tâc, hırka, kemer ve ridâ giydirilerek hilâfetin icrası 21 Cemâziyelevvel 1303 (Şubat 1886). Bu dizi, Abalı Hâfız'ın bir müridi yaklaşık yirmi yılda ve her aşaması ayrı bir merasimle işaretlenen bir tertiple yetiştirdiğini gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Lakabın sebebi: aba sarık

Başına aba sarık sardığı için “Abalı Hafız” adıyla tanınmıştır.

Metni gösterMetni daralt

Kendi adı Muhammed Haydar olduğu halde çevresinde ve kaynaklarda “Abalı Hâfız” diye anılır. Bu lakabın sebebi, başına aba sarık sarmasıdır; hâfız oluşuyla birleşen bu kıyafet alışkanlığı, adının önüne geçen bir tanınma işareti hâline gelmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bergama · TürkiyeBergamaTercüme-i hâl doğum yerini Aydın vilâyetinin Bergama kazası olarak verir; hıfzını da burada tamamlamıştır. Nisbesi buradan gelir. İlişkili kişi dosyası Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî : Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.Kırkağaç · TürkiyeKırkağaçİlim tahsili için geldiği ve Nakşibendiyye-Kādiriyye yolundan Kırkağaçlı el-Hâc Muhammed Emin Efendi'ye intisap ettiği yerdir; mürşidinin burada da bir tekkesi vardı ve kendisi orada defnedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî : Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.İstanbul · TürkiyeÇarşamba Medresesiİstanbul'a geldiğinde Fatih civarındaki bu medresede tahsilini sürdürmüştür. İlişkili kişi dosyası Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî : Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.İstanbul · TürkiyeAlaca Minare TekkesiVefatından iki yıl önce Üsküdar'da Nuh Kuyusu civarındaki Şeyh Muhammed Sâdık Efendi dergâhının türbesinde kendi lahdini hazırlatmıştı; modern araştırma defin yerini Üsküdar Alaca Minare Tekkesi haziresi olarak kaydeder.İstanbul · TürkiyeAbalı Hâfız TekkesiAksaray’da Şekerci Sokağı’nda bulunan Nakşibendî dergâh, şeyhi Muhammed Haydar Efendi’nin lakabıyla Abalı Hâfız Tekkesi diye tanındı. Hüseyin Vassâf, çocukluğunda buradaki mevlid ve zikir meclislerine katıldığını; Müştâk Baba’nın oğlu Edhem Baba’nın da burada vecd hâlinde semâ ettiğini kaydeder. Dergâh daha sonra yanmış, bulunduğu yerde Uşşâkî dergâhı kurulmuştur. Tarihî sokak kaydı kesin olmakla birlikte yapının bugünkü parsel koordinatı ayrıca doğrulanmalıdır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Sefîne-i Evliyâ - Cilt II
  2. [2]Yahyâ Âgâh İstanbulî istinsahı, Ankara Millî Kütüphane, no. 3200
  3. [3]Kişi dosyasının kaynakları — Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî
  4. [4]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. II, s. 283-284
Ortak kaynak kataloğunu aç →