Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

23 sonuç · “umre

01
Şahsiyet

Karaca Ahmed

Abdalân-ı Rûm zümresine mensup Türkmen dervişi ve halk hekimi.

02
Şahsiyet

Kepenekçi Sinan

Kepenekçi Sinan (ö. yaklaşık 970/1562-63), İstanbul'da yetişen; İslâmiyet'i kabul ettikten sonra ilmiye zümresine alınan, medrese, mescit ve vakıflar kuran âlim ve müelliftir.

03
Sözlük

sa'y

(^1 [Ar.] ftk. Hac ve umre ibadetleri sırasında, Safâ ile Merve tepeleri arasın Safâ’dan başlayıp Merve’de mamlanmak üzere yedi defa dip gelmeyi ifade eden fıkıh rimi. Bu ibadet, İslâmî inan göre vacip olup ihramlı bir çimde yapılması uygun gör mektedir. saye a. [F.] “Gölge” anlam daki bu söz, başka kelime terkiplerle yeni terimler oluş rur.

04
Sözlük

ifk hadisesi

ifk hadisesi a. Adını Kur’ân-ı Kerîm’de “Nâr suresi” nde geçen “ifk” sözünden alan bu terim, iftira, en kötü ve çirkin yalan anlamında kullanılmıştır. Bu yalan ve iftira, Hz. Âişe’ye “Mustalik Gazvesi” sırasmda atılmıştır. Savaş sonrasında yaşanan olayda Hz. Âişe, ordunun hareket etmesi öncesinde “def-i hâcet” etmek üzere çadırmdan ayrılır, işi bittiği sırada boynundan kolyesi düşer ve yere saçılan akikleri alacakaranlıkta el yordamıyla toplama işi uzun sürer. Konakladıkları yere döndüğünde kafilenin ayrılmış olduğunu görür. Çaresiz beklemeye başlar. O sırada ordunun artçılarından biri olan Safvân b. Muattal es-Sülemî son kontrol için kamp yerine geldiğinde Hz. Âişe’yi orada uyur bulur. Onu alarak kafileye yetişmek üzere yola çıkarlar. Fakat yol çetin olduğu için biraz gecikirler. Bu gecikme hadisesi sonradan birtakım dedikoduların çıkmasına ve yayümasma sebep olur. Bu olayı duyan Hz. Âişe çok üzülür babası Ebubekir’in evine gider. Hz. Peygamber de ayrıca derin bir üzüntüye kapılır. Konuyu yakın çevresi ile müzakere eder; hatta Mescid-i Nebevî’de cemaatiyle değerlendirir ve onlardan bu dedikodulara ve iftiralara karşı çıkmalarmı rica eder. Dönüşünde Ebû Bekir’in evinde bulunan hanımı Hz. Âişe’ye uğrar ve onun masumiyetini ister. Bu sırada da beklenen vahy gelmeye başlamıştır. “Nûr suresi” nin on birinci ayeti ile başlayıp yirmi altmcı ayetine kadar devam eden ayetlerde bu iftirayı atanlardan lânetle bahsedümekte, üstelik onlara inananlar da kmanmaktadır ve onların cezalandırılacakları, büyük azap görecekleri ifade edilmektedir. Bunun üzerine Hz. Peygamber Mescid-i Nebevî’de cemaatiyle yeniden bir araya gelmiş ve bu ayetleri onlara okumuş; kötüler cezalarını bulmuş, Hz. Âişe de İlâhî beyanlar ile aklanmıştır. iflâs a. [Ar. ] fık. Sözlük a lamı, “Malı tükenme, bozuk pa bulunmama. ” anlamında olan b söz, İslâm hukukunda bir şahs borca batık olması, borçlarm mal varlığından fazla olması d rumu için kullanılan bir terim Yine İslâm hukukuna göre h kuken bir kimsenin iflâs etm sayılabilmesi için mahkeme k rarmm bulunması gerekmekt dir. Klasik iflâs literatüründe b durum iki şekilde ifade edilm tir. Birincisi borçlarmı ödey bilme durumunda olanlar iç “cüz'î icrâ”, İkincisi için mah dan daha fazla borcu olanla “müflis” borçlu denmiş ve b durumda olanlar için de “kü icrâ” terimi kullanılmıştır. ifrâd (I) a. [Ar. ] Hac ibade ni umre yapmadan yerine g tirme veya umresiz hac yapma ifrâd (II) a. [Ar. ] Hadis bi minde, bir râvînin bir hadisi t başına rivayet etmesi işi.

05
Sözlük

hervele

İslâmî inançta hac ve umre ibadeti sırasmda Safa ile Merve arasında yapılan dinî görevi hızlı ve canh bir yürüyüş tarzında olmasını ifade eden bir terim.

06
Sözlük

t” mes

t” mes a. Ev içinde giyilen bir ayakkabı türü. bk. mesh (I) a. mes'â a. t^) [Ar.] fik. Hac ve -i umre ibadetleri sırasmda, Safâ ile Merve tepeleri arasmda yedi defa gidip gelme işleminin yae pıldığı yer.

07
Sözlük

Kırân haccı

Aynı ihram içinde umre ile haccı birlikte eda etme biçimi. Kırân haccı yapan kişi, hac menâsikini tamamlar ve ilgili kurban yükümlülüğünü yerine getirir.

08
Sözlük

mutavvıf

“Tavaf ettiolren.” anlamında, hac veya umre oibadeti sırasında, bu kutsal göarevi yerine getirmek üzere Mekke ke ve Medine’ye, kutsal toprakıt lara giden müminlere kılavuzluk eden, onlara ibadetin ilkelerini ve inceliklerini gösteren kimseler. Bu anlamda “hac rehberi, delil, muallim, şeyhü’lin hac” (bk. bu maddeler) gibi teı rimler de kullanılmaktadır. sısi mu'tekif a. (J^O [Ar.] İtikâfa çeen kilmiş, bir cami veya ibadethai” neye kapanarak kendini Allah’a de ve ibadete adamış kimse. t

09
Sözlük

Salât

Namaz; tekbirle başlayıp selâmla tamamlanan, kıyam, kıraat, rükû ve secdeden oluşan temel ibadet. Müslümanlara günde beş vakit farz kılınmıştır. Salât kelimesi bağlama göre dua ve rahmet anlamlarını da taşır. Hz. Peygamber’e salât etmek, onun için rahmet, yücelik ve selâm dilemektir. Tasavvuf terbiyesinde namaz, yalnız beden hareketleri değil huzur, huşû ve kalbin Hakk’a yönelişiyle tamamlanan bir mi‘rac olarak yorumlanır.

10
Sözlük

ihrâm

Çlja.1) [Ar.] fik. İslâm e inancma göre, hac ve umre ibaudeti yapan kimseye günlük işelerde helâl olan bazı davranışlaü rın yasak kılmması anlamında kkullanılan fıkıh terimi. Bu yad” saklar ise şöyle sıralanabilir: ni Saç, sakal, bıyık tıraşı olmak, a etek veya koltuk altı kıllarını ” temizlemek, tırnak kesmek büe tün mezheplerce yasaklanmıştır. ı İhrama girmeden önce tırnaklau rı kesmek, gusul abdesti almak, eihrâm keffâreti 352 iki parça örtüyü giymek ve iki rekât namaz kılmak sünnet olarak ifade edilmiştir.

11
Sözlük

ihsâr

fık. İslâm inancma göre, hac ve umre ibadeti için ihrama girdikten sonra bunlarm tamamlanmasını engelleyen bir durumun ortaya çıkması anlamında kullanılan bir terim. Hanefî mezhebine göre düşman unsurlarınm ibadeti engellemesi, savaş çıkması üzerine yollarm kapanması, amansız bir hastalığa yakalanılması, yolculuğa devam edilemeyecek derecede parasız kalınması “ihsâr” olarak gösterilmiştir.

12
Sözlük

ihrâm keffâreti

ihrâm keffâreti a. Hac ve umre ibadeti sırasında “ihrâm” (bk. bu madde) yasaklarmm bozulması karşılığı yerine getirilmesi gereken bedeller için kullanılan terim. Bu konu Kur’ân-ı Kerîm’de “Bakara suresi, 2 / 196 ve Mâ'ide suresi, 5 / 95”nde ifade edilmekte, hac ve umre yasaklarmm bozulması karşılığı kurban kesme; hastalıktan dolayı yasakların bozulması karşılığı oruç tutma, sadaka verme, kurban kesme; ihramlı iken bir av öldürme karşılığı bir hayvan kurban etme veya yoksullara yemek yedirme ya da oruç tutma bedelleri salık verilmektedir.

13
Sözlük

nafile tavaf

nafile tavaf a. Hac ve umre ibadeti amacıyla Mekke’de bulunan süre içinde farz ve vacip tavaflar dışında yapılan tavaflar.

14
Sözlük

teoloji

Tanrı bilimi, “ilâhiyât” (bk. bu madde). teravih, a. [Ar.] Ram ayma özgü olmak üzere namazmdan sonra kı namz. Hz. Peygamber, bu n zı özellikle kıldığı için ve mazan ayını inanarak ve se nı Allah’tan bekleyerek kimsenin geçmiş günahları b lanır.” (Buhârî, “Se Terâvîh”, 1; Müslim, “Se Müsâfirîn”, 173) hadisinde reketle teravih namazı, olsun kadın olsun her M man için sünnet olarak be senmiştir. Bu namazın konusunda da çeşitli rivay vardır. Hanefi, Şafi ve Ha fakihleri bunun yirmi rek ması gerektiği konusunda birliği içinde olmuşlardır. terâvih namazı a. bk. terâvîh terceme a. t^) [Ar.] Hadis minde, bölüm başhğı, biyo sened gibi anlamlarda ku lan bir terim. tercî a. [Ar.] Cami ib sırasında müezzinin şe cümlelerini önce yakınmd lunanların duyabileceği t alçak sesle, sonra bütün ce tin duyabileceği tarzda yü sesle okuması. tercîh a. (^JÜ [Ar.] ftk. usulünde ispat vasıtaları birini ötekine üstün tutma lamında bir terim. Hadi minde, aralarında zıtlık gör 653 terviye mazan iki hadisten birini ötekine üstün yatsı tutmak. ılman tercîh bilâ müreccih a. Başkalanamanndan üstün oluşunu haklı göse “Ratermek durumu söz konusu deevabığilken aynı değeri ifade eden iki kılan şeyden birinin ötekine üstün olbağışduğu hükmünü içeren kelâm teelâtü’trimi. elâtü’ltercüme a. [Ar.] bk. terceme en haerkek tereke a. [< Ar. terike] Ölen Müslü bir kimsenin geride bırakmış enim olduğu ve mirasçılar arasmda sayısı bölüşüme konu olan para ve yetler mal karşılığı olarak kullanılan anbeli terim. kât olterike a. [Ar.] Hadis biliminde, aralarmdaki zıtlık bakımından h çözüm bulunamayan hadislere itibar edilmemesi ve onlarla s biliamel edilmemesi veya bunlarm ografi, “metrûk” (bk. bu madde) kabul ullanıedilmesi konusunu ifade eden terim. badeti tertîl a. (^>1 [Ar.] Kur’ân-ı ehadet Kerîm’in emir ve yasaklarmı, da buteşvik ve uyarılarını hayata getarzda çirmek biçimiyle Allah’ın kitaemaabma uymak anlamında terim. üksek Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de “Furkan suresi” nin otuz Fıkıh ikinci ve “Müzemmil suresi” ından nin dördüncü ayetinde geçak an mektedir. is biliterviye a. [Ar.] Hac rünen menasikinin, yani hac ve umre terviye günü 654 sırasında yapılan ibadetlerin başlangıç vakti olan zihicce ayının sekizinci günü. Hac veya t umre ibadeti için Mekke’ye giden müminler, bu gün sabah namazmı orada kılıp güneş doğduktan sonra Mina’ya gitmek, geceyi orada geçirmek, arefe günü güneş doğana kadar orada kalmak ve yine burada günün beş vakit namazını kılmak sünnet olarak kabul edilmiştir.

15
Mekân

Müşellel (Kudeyd)

Mekke-Medine yolu · Suudi Arabistan · Yetmiş-yetmiş iki yaşında, bir hac veya umre yolculuğu sırasında Kudeyd mevkiinde vefat edip Müşellel'de defnedildiği yer. Konum çok yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Kâsım b. Muhammed b. Ebû Bekir : Kâsım b. Muhammed b. Ebû Bekir (yaklaşık 657–725), Hz. Âişe’nin yanında yetişen, Medine’nin yedi fakihinden sayılan güvenilir hadis râvisi; bazı tasavvuf silsilelerinde Ca‘fer es-Sâdık’tan önce yer alan tâbiî âlimidir.

16
Mekân

Medine

Medine · Suudi Arabistan · Hayatının ilk devresini babası Ca'fer es-Sâdık'ın yanında geçirdiği ve Hârûnürreşîd'in hilâfetine kadar (170/786) kaldığı şehir; Mescid-i Nebevî'de verilen kararla buradan tutuklanarak götürüldü. İlişkili kişi dosyası Mûsâ el-Kâzım : Câfer es-Sâdık'ın oğlu; sabrı, öfkesini yenmesi, ibadeti ve hadis rivayetiyle tanınan Ehl-i beyt büyüğü.

17
Mekân

Mekke

Mekke · Suudi Arabistan · Son yolculuğunun menzili; hac ya da umre için giderken yolda vefat etmiştir. İlişkili kişi dosyası Kâsım b. Muhammed b. Ebû Bekir : Kâsım b. Muhammed b. Ebû Bekir (yaklaşık 657–725), Hz. Âişe’nin yanında yetişen, Medine’nin yedi fakihinden sayılan güvenilir hadis râvisi; bazı tasavvuf silsilelerinde Ca‘fer es-Sâdık’tan önce yer alan tâbiî âlimidir.

18
Eser

SEFERDEN DÖNME ÂDABI.

Avârifü’l-Maârif · 18. bölüm · Sûfi, seferden döndüğü zaman, seferin meşakkatlerinden Allah Teâlâ’ya sığındığı gibi, ikâmet hâlindeki âfetlerden de O’na sığınması gerekir. Bu hususta, hadis-i şerifte şöyle bir d

19
Eser

GÜNLÜK İBÂDET VE ZİKİRLERİN TAKSİMİ

Avârifü’l-Maârif · 50. bölüm · Mü’minin gündüze âit olarak yapacağı amellerden birisi; sabah namazını kıldığı yerde kıbleye karşı oturup zikirle meşgul olmasıdır. Ancak, özel ibâdet yerine gitmeyi, herhangi bir

20
Eser

Sayfalar 112–123

Muzaffer Ozak Külliyatı · yüzünü daima ilm-i Ledünni sahibi ve âşık-ı didâr-ı ilâhi olan kibar-ı Evliyâ'ullah'ın isrinden ve eşiği türabından ayırma yâ Rabbi.. Onların bastıkları toprağın tozu ile alınlarım

21
Eser

Sayfalar 346–351

Muzaffer Ozak Külliyatı · birleştigi Istanbul'u fethettigi zaman Hazret-i Fâtih henüz 22 yaşında bir gençti. Bu örnekleri, yüzlerce ve binlerce çoğaltmak mümkündür. Tarih, hristiyan ordularına karşı islâmın

22
Eser

Sayfalar 464–471

Muzaffer Ozak Külliyatı · mobles (Allahümmel'al bi ve bihim acilen ve acilen fid-diyni ved-dünya vel-âhireti mâ ente lehû ehlühu ve lâ tef'al bind yd Mevlâna md nahnu lehû ehlühu inneke afüvvün haliymü ceva

23
Eser

Sayfalar 655–662

Muzaffer Ozak Külliyatı · DÖRDÜNCUSÜ: Ertesi gün işlemeğe niyyetlendiği bir iş için İNŞÂ'ALLAH. BEŞINCISİ: Her tâ'at ve mâ'siyyette LÂ HAVLE VE LÂ KUVVETE ILLÂ BİLLAH-IL-ALİYYIL-AZİM. ALTINCISI: Bir musibet