İrşad III · kaynak sayfaları 464–471
mobles (Allahümmel'al bi ve bihim acilen ve acilen fid-diyni ved-dünya vel-âhireti mâ ente lehû ehlühu ve lâ tef'al bind yd Mevlâna md nahnu lehû ehlühu inneke afüvvün haliymü cevadün keriymün ra'ufun rahiym..)
duasını oku.. Sana lâzım olan, bu sûre-i celileleri ve bu duayı her gün sabah ve akşam okumaktır ve hiç terketmemektir buyurdu.
- Yâ Hızır, dedim. Bu hediyyeyi size kim verdi? Bunların sevabından da bana lûtfen haber ver.
Hızır aleyhisselâm cevap verdi:
— Yâ Ibrahim Temimi.. Bu hediyyeyi bana ol server-i kâinat aleyhi efdal-üt- tahiyyat efendimiz tevdi buyurdular. Eğer, âlem-i mânada Resûlüllah sallallahu aleyhi ve selleme mülâki olursan, bunun ecir ve faziletini, Fahr-ül Mürseliynden sor, sana bunu haber verir. Zira, bu müsebbihatı aşereye devam edenler.
muhakkak Fahr-i Risalet ile âlem-i Mânada buluşurlar.
O günden itibaren sabah ve akşam hiç terketmeksizin müsebbihatı aşereye devam ettim. Aradan bir müddet geçtikten sonra bir gece rüya âleminde melâike-i kiram beni aidılar, cennete götürdüler ve cennat- âliyyatı gösterdiler ve gezdirdiler. Cennet köşklerini ve dille anlatılamayacak nimetlerini müşahede ettim. Firdevüi â lâda gayet yüksek, lisan ile tarifi müinkün olmayan güzel saraylar gördüm ve sordum:
- Acaba, bu saraylar hangi Nebiyye aittir?
— Bu saraylar, Nebilerin ve Resûllerin saraylam değildir.
dediler. Bu saraylar, müsebbihatı aşereye devam edenlere aittir?
O sırada, Sultan-ı Enbiyâ sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerini gördüm. Refakat-i aliyyelerinde yetmiş Nebi ile yetmiş saf melâ ike bulunuyordu. Meleklerin safları, dogu ile batı arasını dolduruyordu. Hızır aleyhisselâmın, Resûlüllah'a mülâki olduğun zaman müsebbihatı aşerenin ecrini ve faziletlerini kendisinden sor dediğini hatırladım:
— Yâ Resülallah, diye niyazda bulundum. Hızır aleyhisselâm, bana zat-1 Risaletmeabınızdan müsebbihatı aşereyi ahzettiklerini söylediler ve neler olduğunu beyanla talim ettiler.
Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, saadetle buyurdular:
— Hızır'ın haberi sahihtir. Her ne söylerse haktır. Zira, Hizır dünya âlimlerinin en âlimidir. Zümre-i Evliyâ'nın reisidir.
Beni nübüvvet ile gönderen Allahu azim-üş-şâna yemin ederim ki, müsebbihatı aşereyi okumaya devam edenlerin bütün büyük ve küçük günahları af ve magfiret olunur. Günahları yazmakla vazifeli olan meleklere, müsebbihatı aşereyi okumaya devam eden kişilerin, ömürlerinin sonlarına kadar işledikleri günahlardan hiç birisinin kaydedilmemesi, Allahu teâlâ tarafından irade buyurulur. Müsebbihatı aşereyi okumaya devam eden kutlu kişiler, Hallâk-ı âlemin sa'idler zümresinde halk buyurduğu kullardır.
Bu kıssayı, Cenab-ı A'meş zikretmişler. Ebu Talip Mekkiy KUT-ÜL-KULÜB adlı eserinde ve İmam-ı Gazali de İHYAI- ULUM adlı eserinde nakletmişlerdir. Her iki zat da, ilmi ve manevi değerleri yüce, mühim şahsiyyetlerden olduklarından müsebbihatı aşere hakkındaki bu rivayetlerinin sıhhatinden şüphe edilemez.
Leyle-i kadri arayarak, onun faziletine erişmek isteyenler Kadr'de erecekleri faziletler kadar, müsebbihatı aşere olarak yukarıda gösterdiğimiz sûre-i celile ve duayı devamlı surette okumakla da mazhar olabilirler. Bunları devamlı olarak okuyanlar, senenin günleri içinde gizli olan kadir gecesinde de rastayacaklarından, her ikisinin faziletine birden nail olacaklardır.
Irgâd, Cild 3 - F: 30
ki, bu sayede erişecekleri nimet ve rahmeti-ilâhiyi idrakinize terkederim.
Imam-ı Tirmizi, SAHIH'inde Mu'kil bin Yesar radıyallahu anhtan nakleder ki; Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
Her kim, sabahları uykudan kalktığında (E'UZÜ BILLAH- İS-SEMI'IL-ALIYMİ MIN-EŞ-ŞEYTAN-IR-RACIYM) diye başlamak suretiyle, Sûre-i Haşr'in son üç âyeti olan (HUVALLAH ÜLLEZI LÂ ILÂHE iLLA HÛ..) dan (VE HÜVEL-AZIZ-ÜL- HAKIM) e kadar okursa, Cenab-ı Hak o kimse için yetmiş bin melek memur eder. O melekler, bu âyetleri okuyan zat için akşama kadar dua etmekle emrolunurlar. Eğer, bu âyetleri okuyan kimse, okuduğu gün içinde vefat ederse, kendisine şehitlik rütbesi verilir.
Bu âyetleri üç isti'âze ile yani üç defa (E'UZU BILLAH-İS SEMI'İL-ALIYMI MIN-EŞ-ŞEYTAN-IR-RACIYM) diyerek akşamları da okursa yine yetmiş bin melâike sabaha kadar o zat için dua ederler. O zat, o gece içinde vefat ederse, şehitlik rütbesi ile taltif olunur.
Bu sevapları ve dereceleri duyup ta yapmayanların hallerine ve akıllarına şaşmak gerekir.
Ey riza-i ilâhiyye müştak, Hakka talip, cennete ragıp ve cemale âşık olanlar:
Bu sevapları ve dereceleri bildikten, öğrendikten ve belledikten sonra bu tavsiyeleri büyük ganimet bilmeli, bu faziletlerin husulüne bâis olan âyeti celile ve duaları, sıdk-u hulûs ile okumaga devam etmeli ve bu hususta gayret ve himmet göstermelidir. Hak sübhanehu ve teâlâ hazretleri, bunları okuyanlar için geceli gündüzlü dua etmek üzere yetmiş bin melek irsal buyuracagını açık açık beyan buyurmaktadır. O halde, bunlardan nasıl gafil olur, bu müstesna fırsatı nasıl kaçırırsın?
Okuyacağın bu isti'aze ve âyeti celileler, öyle bir zikirdir ki, Enbiyâ-i izama mahsustur. Bunları okumanın fazileti ve ümmet-i müznibiyne hakkın en büyük nimeti olduğu Hadis-i sahih-i Nebeviyye ile sâbit ve muhakkaktır.
Bir kimse, abdest aldıktan sonra, abdest azalarını kurularken İNNÂ ENZELNÂHÜ sûresini üç kerre okursa, o zata yarın mahşer günü cennetin sekiz kapısı açılır. Hangi kapıdan dilerse cennete girmesine müsaade olunur.
Bir cenaze kabre konurken, bir kimse bir avuç toprak alarak o topragın üzerine üç veya yedi kerre INNA ENZEL-NÂHÜ sûresini okur ve o toprağı defnedilen cenazenin kabrine bırakırsa, okunan bu sûre-i Kadr hürmetine ölen o zat iymanla göçmüşse, o kabre ve meyyite kabir azabı olmayacagı sahih kitaplarda yazılıdır.
Bir kimse, İNNÂ ENZELNÂHÜ sûresini, Allah rızası için dokuz kerre okursa, Allah teâlâ, o kuluna kanından kefen biçen şehitler sevabını ihsan buyurur.
Bir kimse, bu mübarek sûreyi on kerre okursa, bu sûre-i celilenin berekâtından bin günahı affolunur.
Bir kimse, İNNÂ ENZELNÂHÜ sûresini, İhlâs-ı şerif ile birlikte okursa, o kulun cesedi nâra haram edilir ve bir umre haccı sevabina nail olur.
Bu sûre-i celileyi, Arafat'ta okursa kendisine mücahitler ecri verilir.
Bir kimse, Leyle-i kadr'de çobanın koyun sürüsüne bir nazarı kadar Allahu feâlâ için ibadette bulunursa, Hak celle ve âlâ indinde bir yıl oruç tutmasından daha sevgilidir. Beni hak Nebi olarak gönderen Allahu azim-üş-şân'a yemin ederim ki,
bir kimse Kadir gecesi kısa bir âyet okusa, sair zamanlarda okunan hatimlerden Allah'a daha sevgilidir, buyurulmaktadır.
Ümmül-mü'miniyn Hz. A'işe radıyallahu anha validemiz, Nebiy aleyhissalâtü vesselâm efendimize:
— Yâ Resûlallah.. Leyle-i kadre vakıf olursam, nasıl dua edeyim? O geceye mahsus bir dua var mıdır ki, ben o dua ile Allahu teâlâ'ya dua edeyim? diye sordular.
Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri, saadetle şöyle buyurdular:
— Yâ A'işe.. O geceye erersen, Allahu teâlâ'ya şöyle duada bulun:
Allahümme inneke afüvvün keriymün tuhibbül affe fa'fu anniy...
(Allahim.. Sen, affedicisin.. Affetmegi seversin.. Beni de affet..)
Her ne kadar bu hitapları, Hz. A'işe validemize ise de, müşârünileyhanın yüksek şahsiyetlerinde bütün mü'minlere, Kadir gecesi bu duayı okumalarını emr-ü ferman etmek suretiyle ikaz ve irşâd buyurmuşlardır.
Kadir gecesi, melekler ile nüzul eden ruh hakkında. ulemâ ihtilâf etmişlerdir. Bazıları, meleklerle nüzul eden ruhtan murat Cebrail aleyhisselâmdır, demişlerdir. Sidre't-ül-müntehada o kadar çok melek vardır ki, sayılarını ancak Allahu teâlâ bilir. Kadir gecesi Cebrail aleyhisselâm ile bütün bu melekler, arza inerek ümmet-i Muhammed'e selâm-ı ilâhiyyeyi teblig ederler. Aynı zamanda. mü'minler için dua ve istigfarda bulunurlar. Hiç bir mü'min kalmamak şartiyle, Cebrail alc.yhisselâm her mü'min ile müsafaha eder. Cebrail aleyhisselâm ile müsafaha ederek iltifata mazhar olan kimseler, şu sıfatlarla tanınırlar:
Bu mutlu kişilerin ciltleri, Allah sevgisi ve Allah korkusu ile ürperir. Kalpleri, Allah sevgisi ve Allah korkusu ile çarpar.
Gözlerinden Allah sevgisi ve Allah korkusu ile yaşlar dökülür.
Diğer bazı âlimler de, ruhtan murat bir büyük ve ulu melektir, demişlerdir.
Bazıları da, ruhtan murat Isa aleyhisselâmdır, demişlerdir.
Insanlar, melekleri görmezler. Fakat, Leyle-i kadr de melekleri görmek mümkündür. O gece, Hakkın selâmını tebliğ eden yalnız melekler ve ruh degildir. Melekler ve ruh ile beraber, cennette mü'minlere hizmet edecek bir takım cennet huddamları da vardır ki, onlar da kadir gecesi yere inerek ümmet-i Muhammed'e selâm-ı ilâhiyyeyi teblig ederler. Bazı urâfa ruhtan murat, Ebu Ervah olan fahri risalettir demişler.
O gece, yalnız selâmettir. O gece, Cebrail aleyhisselâm, rahmet-i ilâhi ile dünyaya nüzul eder. O gece hayatta olan mü'minlere rahmet-i ilâhi tevzi olunur. Cebrail aleyhisselâm niyaz eder:
— Yâ Rab.. Rahmetini, dirilere dağıttım, yine de arttı.
Hak celle ve âlâ buyurur:
- Ölenlere de taksim et..
Rahmet-i ilâhi, ölenlere de taksim olunur, yine de artar.
Cebrail aleyhisselâm tekrar niyazda bulunur:
- Yâ Rabbi.. Ölenlere de tevzi ettim, yine de artti.
Hak sübhanehu ve teâlâ:
— Yâ Cebrail.. Rahmet hazinelerimi doldur, artan rahmetimi de kâfir diyarlarına taksim et..
İşte, o rahmet-i ilâhiden kendilerine hisse isabet eden kimseler, iyman üzere ölürler ve salihlere ilhak olunurlar.
Demek ki, Kadir gecesi taksim olunan rahmet-i ilâhi, yalnız mü'minlere mahsus değildir bu rahmetten nasip alabilen kâfirler dahi, iyman üzere çene kaparlar.
Bizler ise, ümmet-i Muhammed'iz.. O gece, bizlere olan ihsan-ı ilâhiyyeyi bir düşün de, şükür secdesi eyle.. Çünkü, seni kendisine kul ve Habibine ümmet eylemiş.. Sana kitab-1 mübiyninde: (EY IYMAN EDENLER..) diye hitap buyurmuş. Bir hiç iken, başına iyman tâcını koymuş, sırtına şeriat libasını giydirmiş.. Sana; Leyle-i Kadr'ler, leyle-i Berat'lar, leyle-i Regaip'ler, leyle-i mi'raclar, leyle-i Mevlidler, leyle-i cumalar ihsan ve ina-
yet buyurmuş.. Sana, sayılamayacak kadar çok lûtufları, ikramları ve iltifatları var.. Bil, an, bul, ol.. Bilmeyince, bulamazsın..
Anmayınca, bilemezsin.. Bilmeyince, anmayınca, bulmayınca olamazsın..
Gafiller, Hakkı ancak gökte ararlar.. Mü'minler, onun her yere hazır ve nâzır olduğunu, görünen ve görünmeyen bilinen ve bilinmeyen âlemlerin Rabbi bulunduğunu bilirler, onu gönüllerde ararlar ve bulurlar, kadre ererler. Bulmayanlar, bilmeyenler.
anmayanlar ham kalırlar ve mahrum giderler.
Yâ Rabbi.. Bizleri, Leyle-i Kadr'e erenlerden eyle.. Affi.
na ve mağfiretine lâyık ve müstehak olanlardan eyle.. Âhir ve âkibetimizi hayreyle.. Varda, darda Allah diyenlerden eyle.. Varlıkta, rahatlıkta seni unutanlardan, darlıkta ve megakkatte Allah diyen gafillerden eyleme.. Sevinçte ve kederde, her zaman ve her yerde Allah diyenlerden eyle.. Varlıkta, darlıkta, baylıkta, gedalıkta seni unutmayan, senden korkan, seni seven.
sana ibadet edenlerden eyle.. Bi-hürmeti seyyid-il mürseliyn vel-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn, kabul-ün-niyaz EI-Fâtiha..
El-Hac
MUZAFFER OZAK
Sûre-i Kadr'de Hak celle alâ, Kadrini bildirdi, Kadir gecesi..
Lütfiyle, fazlıyle ol yüce Mevlâ;
Kulunu güldürdü Kadir gecesi..
O gece eyledi Kur'anı inzâl, O gece eyledi Cibril'i irsâl, Selâmlar gönderdi Rabbi Müte'al, Gözyaşın sildirdi Kadir gecesi..
Bin aydan hayırlı, bilin buyurdu;
Kadir'in kadrini bize duyurdu, Mü'mini, kâfiri nura doyurdu;
Rahmete erdirdi Kadir gecesi..
Kadrini bilene, her gün Kadir dir;
Gafilin gaflefi, nefse gadirdir;
Bu gece, mümine şerh-i sadırdır;
Hükmünü indirdi Kadir gecesi..
Ne mutlu bu gece secde edene, Ne mutlu bu gece vecde gidene, Ne mutlu bu gece mecde yetene, Cenneti verdirdi Kadir gecesi..
Ey AŞKI; kadrini bil de şükreyle, Başını secdeye koy da zikreyle Rabbinin ihsanı nedir, fikreyle;
Ateşi söndürdü Kadir gecesi..
Aşki-i-Halvet-i-Cerrahi