ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
17 sonuç · “remel”
01Hurrem el-Cemâlî Karamanî
Hurrem el-Cemâlî Karamanî (ö. 970/1562-63), Cemâleddin Aksarâyî ailesinden gelen; İstanbul'da ders veren, şiir, inşa ve tarih bilgisiyle tanınan Osmanlı âlimidir.
Prizrenli Abdürrahîm Fedâî
Prizrenli Abdürrahîm Fedâî (ö. 1303/1885), Ezher tahsilli bir müderris; Muhammed Nûru'l-Arabî'nin damadı ve başhalifesi, Üsküp Melâmî tekkesinin kurucusu, şiir ve risâleleriyle üçüncü devre Melâmîliğinin başlıca açıklayıcılarındandır.
Seyyid Muhammed Nûru'l-Arabî
Muhammed Nûru'l-Arabî (1813, Mahalletülkübrâ – 29 Cemâziyelâhir 1305/13 Mart 1888, Ustrumca); üçüncü devre Melâmîliğinin pîri . Mısır'dan Rumeli'ye gelip yerleştiği için “Arap Hoca” , Noktatü'l-beyân sebebiyle “Noktacı Hoca” diye tanınır. Tevhidi yedi makamda sistemleştirmiştir.
remel
(fi.fi [Ar.] Sözlük anlamı, Ljj “Koşmak, süratli gitmek.” olan eisi, bu terim, hac ibadeti sırasmda Kâbe’yi tavaf ederken kısa adım ^fi larla hızh ve omuzları silkeleyekırek alımlı ve çalımlı bir tarzda arm yürümek için kullanılmaktadır. Bu tarz yürüyüş sünnet olarak günümüze kadar devam ^fi edegelmektedir. man Ba remy-i cimâr a. (jlu. ^>fi [Ar.] an- İslâmî inanca göre, hac sırasmrini da kurban bayramı günlerinde nin Mina’da şeytanlara küçük küçük taş atma işi veya hareketi. y. Jl resim, -smi a. Çu«J [Ar.] Osmanlı eisi, mâlî sistemi içinde genel olarak sal vergi için kullanılan terim. ları
Reml (remel)
Hac ibâdeti yerine getirilirken, tavâfın (Kâbe'nin etrâfında dönmenin) ilk üçünde, erkeklerin kısa adımlarla, omuzları silkerek, çalımlı yürümeleri. Reml, haccın sünnetlerindendir. Resûlullah efendimiz, Mekke'yi feth edip Kâbe'yi tavâf esnâsında, Eshâbı (arkadaşları) ile birlikte reml yaparak tavâf ettiler. Bu şekilde yapmalarının sebebi; karşıdan onları seyreden ve müslümanların zayıf düştükleri kanâatinde olan Mekkeli müşriklere, mü'minlerin güçlü ve azimli olduklarını göstermek içindi. İşte bu sünnet, o hâdisenin hâtırâsıdır. (İbn-i Hümâm) Kâbe'nin etrâfında yedi defâ tavâf eden (dönen) bir kimse, ilk üçünde reml yapar. Diğer dört tânesini de normal yürüyüşle yapar. Reml yapmaktan maksad; müşriklerin gözünü yıldırmak ve şecâat (kahramanlık) göstermektir. Reml'de efdâl olan, Kâbe'nin yakınında olmasıdır. Kalabalık sebebiyle bu mümkün olmuyorsa, uzaktan yapmalıdır. Dış taraftan üç kere reml yapar, sonra da yaklaşarak mümkün olduğu kadar kimseye eziyet etmeden dört kere daha döner. Her dönüşte, hacer-ül-esved'i istilâm (selâmlama) daha iyidir. (İbn-i Hümâm)
Sayfalar 29–34
Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin
Sayfalar 88–95
Muzaffer Ozak Külliyatı · -- Yâ Resûl.. Benim dostlarım da on sınıf kimsedir: Birincisi, zâlim hükümdar ve beylerdir, halkın üzerine âmir olanlardır. Ikinci dostlarım, kibirlilerdir. Üçüncüsü, zâlimlere uşa
Sayfalar 331–337
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ey hakikata tâlip, Hakkın cemâline âşık, rızai-ilâhiyyeye müştâk olan ehli-îyman! Ey nârdan, necata eren, dünya hayatında iken cennete giren ehli-ibâdet! Ey hakkı kendinde bulan eh
Sayfalar 381–387
Muzaffer Ozak Külliyatı · ara vermeden birbirine ekli olarak kefaret orucu tutması ve bir gün de bozduğu orucu kaza etmesi gerektiği cevabını aldı. Padişah daha kolay bir yol olup olmadığını sordu ve: - Can
Sayfalar 338–343
Muzaffer Ozak Külliyatı · gidenler. Agızları ile Imamı Ali'deniz deyip, yaptıkları ile Yezide tâbi olurlar. Dilleri ile Allaha; yaptıkları işler, fiiller ile şeytana tâbi olurlar. Bu gibiler fasıktır, âsidi
Sayfalar 400–409
Muzaffer Ozak Külliyatı · linmişti. İşte, böyle kâfirleri, bu hayvanlaşan insanları kısa bir zamanda, insanlıkta nümune yapacak derecede yetiştirmesi, nübüvvetinin diger bir şâhididir. Tâbiî! Bu insan yetiş
Sayfalar 456–460
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bi-hürmeti-tâha ve Yasin ve âli-yasin ve selâmün-alel mürselin. Bir vâdiye geldim, o vâdiden çirkin kokular duyulnıakta, korkunç bir ses yükselmekte idi. O ses, Allaha şöyle münaca
Sayfalar 461–466
Muzaffer Ozak Külliyatı · irsal buyurdu. Beni, bütün âlemlere rahmet eyledi. Beni, Nebiylerin sonu ve beni nübüvvet ve risâlet ile bütün mahlûkata irsal eyledi. Bana, Kur'anı-azimi inzâl edip, ümmetimi cüml
Sayfalar 467–472
Muzaffer Ozak Külliyatı · başkasına verirler. Benim rızkımı yerler, benden başkasına şükür ederler. Bana âsi olup, benden başkasına mûti olurlar, Ben nâr-1-cahimi kâfirler için halk ettim. Onlar, oraya girm
Sayfalar 538–545
Muzaffer Ozak Külliyatı · ladı. O da, ibn-i Ömer gibi Ümmü-Halid'in nikâhına talib oldu. Ebâ-Hureyre onun da vekâletini kabul eyledi. Nihayet, Ebâ-Hureyre cennetin delikanlısı, ehl-i sünnetin gözü nuru, Res
Sayfalar 498–503
Muzaffer Ozak Külliyatı · âlâya yüksel! Bu gece, senin de miracındır. Akil isen her gece miraç ve her miracın bir evvelinden yüksek olsun. Senin kadrin yücedir. Senin sahibin Muhammeddir. O Allahın sevgili
Sayfalar 579–586
Muzaffer Ozak Külliyatı · huzur-u izzetime geleceklerine ve dünya hayatlarının hesabını vereceklerine bütün gönülleriyle inananlar.. Sizler, biz azim-üş-şâna hâlis bir tövbe ile tövbe ediniz, öyle ki, bir d