ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
16 sonuç · “dâ'î”
01Eşrefiyye
15. yüzyılda İznik ve Bursa çevresinde gelişen Osmanlı Kadirî kolu.
Şâbâniyye
Şâbâniyye, Halvetiyye'nin Cemâliyye kolundan Şeyh Şâbân-ı Velî'ye nispet edilen; halvet, zikr-i dâimî, aşk, irfan, hizmet ve zâhir-bâtın dengesi etrafında gelişen tasavvuf yoludur.
Abdülcelîl-i Bitlisî
Abdülcelîl-i Bitlisî (ö. 1160/1747), Bitlis’ten İstanbul’a gelen; Müştâkiyye silsilesinde Hacı Hasan-ı Şirvânî’nin, Zenbûriyye’nin Kādirî icazet hattında ise Şems-i Bitlisî’nin önünde yer alan Kādirî şeyhidir.
Atpazârî Seyyid Osman Fazlı Efendi
Atpazârî Osman Fazlı Efendi (1632–1691), Şumnu’da doğup Zâkirzâde Abdullah Efendi’nin terbiyesinde yetişen; Aydos, Filibe ve İstanbul’da irşad faaliyetleri yürüten, Ekberî-Konevî çizgide eserler veren ve Mağusa sürgününde vefat eden Celvetî şeyhidir.
Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi
Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi (ö. 1020/1611), Konya ve Lârende’de yetişip İstanbul ile Üsküdar’da irşad, vaaz, şiir ve mûsikiyi birleştiren; Halvetî terbiyesiyle Melâmî-Hamzavî sohbet çevresinin kesişiminde duran sûfî, şair ve bestekârdır.
Bursalı İsmâil Hakkı
Bursalı İsmâil Hakkı (1653–1725), Atpazarî Osman Fazlı’nın halifesi; Üsküp, Ustrumca, Bursa, Tekirdağ, Şam ve Üsküdar’da irşad faaliyetinde bulunan; Rûhu’l-beyân başta olmak üzere yüzü aşkın eseriyle Celvetî irfanını tefsir, vaaz, şiir ve şerh geleneği içinde işleyen Osmanlı sûfî-müellifidir.
Cemâleddîn-i Efgānî
Cemâleddîn-i Efgānî (1254/1838-1314/1897), Kahire, İstanbul, Hindistan, İran ve Avrupa arasında yürüttüğü eğitim, yayın ve siyasî faaliyetlerle İslâm dünyasında ıslah, hürriyet, dayanışma ve sömürge karşıtı düşünceyi etkileyen fikir ve siyaset adamıdır.
Dâvûd-i Kayserî
Dâvûd-i Kayserî (yak. 1260 – 751/1350), Orhan Gazi'nin 1336'da İznik'te açtığı ilk Osmanlı medresesinin ilk müderrisi; vahdet-i vücûdu felsefî mahiyette yorumlayan ilk sûfî müellif ve tabiatı enerjiyle açıklayan bir tabiat filozofu.
Debbağ Yunuszâde Şeyh Mustafa Efendi
Debbağ Yunuszâde Mustafa Efendi (ö. 1085/1674-75), Ümmî Sinanzâde Hasan Efendi’nin terbiyesinden geçerek Bursa Ahmed Paşa-yı Fenârî Zâviyesi’nde irşad hizmeti yürüten Halvetî şeyhi ve debbağlık âdâbına dair fütüvvetnâme müellifidir.
Diyarbakırlı Seyyid Ahmed el-Kürdî
Diyarbakır’da doğup İstanbul’da ilmiyye yoluna giren Seyyid Ahmed el-Kürdî (ö. 1726), Ebezâde Abdullah Efendi çevresinden mülâzemet aldı ve Cafer Ağa Dârülhadisi’nde müderrislik yaptı; Çapakçurlu Nakşibendî şeyhle aynı kişi değildir.
Dûlâb İmamı İbrâhim Efendi
Dûlâb İmamı İbrâhim Efendi (ö. 22 Nisan 1729), saray dolabcılar ocağında imamlık ve Bâbüssaâde Ağası hocalığı yapan, ardından Mihalıç ve İstanbul medreselerinde görev alan Osmanlı âlimidir.
Dürrîzâde Nûreddin Mehmed Efendi
Dürrîzâde Nûreddin Mehmed Efendi (ö. Nisan 1722), şeyhülislâm Dürrî Mehmed Efendi’nin büyük oğlu; 1709’da ilmiyyeye girip Şehid Mehmed Paşa Medresesi müderrisliğine yükselen genç Osmanlı âlimidir.
Ebû Saîd-i Sânî et-Tebrîzî
Ebû Saîd b. Şeyh Sun‘ullah-i Kûzegerânî (920-980/1514-1572), Nakşibendî bir ailede yetişen; Safevî baskısı altında Tebriz’den ayrılıp Erdebil, Halep ve İstanbul’da ilmî hayat sürdüren tefsir âlimidir.
Ebü’l-Gays Saîd b. Süleyman b. Cemîl
Ebü’l-Gays Saîd b. Süleyman b. Cemîl (ö. 651/1253), Yemen tabakat kaynaklarında ilk terbiyesini Zebîd’de Ali b. Abdülmelik b. Eflah’tan alan, Ali b. Ömer el-Ehdel’in yanında kemale erdiği aktarılan ve Gaysiyye nispetine adını veren sûfîdir.
efendi dâ'îmiz
efendi dâ'îmiz a. Şeyhülislâmlar için padişahlar tarafından kullanılan söz. bk. şeyhülislâm
dâ'î
Sözlük anlamı “Çağırmak, seslenmek davet etmek. ” olan bu söz, “İnsanları mensup olduğu veya bağlandığı din ya da mezhebine davet eden kimse. ” anlamında bir terim. Ayrıca dâ'üer, İslâm dünyasında ortaya çıkan mezhepleri duyurma, yayma veya insanları davet etme yetkisine sahip kimse olarak da bilinmişlerdir. Bazı mezheplerde söz gelişi İsmailiyye, Karmatîler gibi önemli ve çok yaygın mezheplerde bunlar, şeyhten sonra gelen önemli kişiler konumundadır. Hatta onlara “dâ'î-yi ekber” diye unvan da verilmiştir. Bundan dolayı bu kimseler, temsil ettikleri mezhepleri hakkıyla tanıtabilmek için hem dinî hem de sosyal bilgiler sahasmda iyi yetiştiriliyor; insanlarla iyi diyalog kurabilmeleri için de âdâb-ı muâşeret kuralları bile öğretiliyordu.