ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
10 sonuç · “Sabûr”
01Kassâriyye Melâmîliği
9-10. yüzyıl Nişâbur çevresinde belirginleşen; ihlâs, ameli gizleme, nefsi itham ve çalışıp kazanma ilkelerini öne çıkaran Melâmetî çevre.
Abdülkerîm el-Kuşeyrî
Abdülkerîm el-Kuşeyrî (986-1072), Nîşâbur’da fıkıh, hadis, Eş‘arî kelâmı, tefsir ve tasavvufu birleştiren; er-Risâle ve Letâifü’l-işârât ile Sünnî tasavvuf dilinin başlıca kaynaklarını kuran âlim ve mürşiddir.
Ebû Bekir en-Nessâc et-Tûsî
Ebû Bekir en-Nessâc et-Tûsî (ö. 487/1094), Ebü’l-Kāsım el-Gürgânî’nin halifesi, Ahmed el-Gazzâlî’nin Nîşâbur’daki mürşidi ve Cüneydî irfanın sonraki Sühreverdî-Kübrevî silsilelere aktarılmasında kilit Horasan sûfîsidir.
Ferîdüddin Attâr
Ferîdüddin Attâr (ö. 618/1221), Nîşâbur’da eczacılık ile telifi birlikte yürüten; aşk, hayret ve fenâ yolculuğunu Mantıku’t-tayr, Musîbetnâme ve Tezkiretü’l-evliyâ gibi eserlerle klasik tasavvuf edebiyatının merkezine yerleştiren sûfî şairdir.
Hamdûn el-Kassâr
Hamdûn el-Kassâr (ö. III./IX. yüzyıl sonu, Nîşâbur); Melâmetiyye akımının ilk temsilcisi . Fıkıh ve hadiste yüksek dereceye ulaştıktan sonra tasavvufa yönelmiş, şekilciliğe karşı çıkan bir hareketin öncüsü olmuştur.
Şeyh Mehmed Dede Çelebi Sabûrî
Filibeli Mehmed Dede Çelebi Sabûrî (1638-1718), Gafûrî Mahmud Efendi'den yetişen; Filibe, Üsküdar ve İstanbul'da irşad eden Celvetî şeyhidir.
Sabûr
Sözlük anlamı “Kendine hâkim olmak, tahammül etmek.” olan bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de “Günahkâ ları cezalandırma konusun acele etmeyip lütfuyla ve iyilik muamele eden, çok sabırlı.” a lamında Allah’a nispet edilme tedir (bk. M. F. Abdülbâkî, Mu'cem, “sbr” maddesi). Bu isim Allah’ın doksan dokuz ismi veren îbn Mâce üstesinde b lunmazken Tirmizî rivayet rindeki listede de yer almış. sa'd a. [Ar.] “Kutluluk, uğu anlamında bu söz başka kelim ve terkiplerle yeni terimler olu turur, nahs (bk. bu madde) ka şıtı.
Sabûr (es-Sabûr)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her şeyi vakti gelince ve belli miktarı ile yaratan, bu hususta acele etmeyen, kendisine şirk (ortak) koşan ve başka günâhları işleyerek isyân edenleri cezâlandırmaya kâdir (gücü yetici) iken, cezâ vermekte acele etmeyen. Güneş doğduktan sonra yüz kere es-Sabûr ism-i şerîfini söyleyen kimse, belâlardan kurtulur. (Yûsuf Nebhânî)
Abdu’s-Sabûr
es-Sabûr, çok sabırlı demektir. Bu kul, es-Sabûr isminin kendisinde tecellî etmesi sebebiyle, işlerde sebatlı hale gelmiştir. Cezalandırmada, muaheze etmede acele etmez, musibetlerde sabırsızlık göstermez, mücahedelerde, (Allah’ın tâat konusundaki emirlerinde, kendisine gönderdiği belalarda) maruz kaldığı eziyetlerde tahammüllü olur. Kur’an’da yirmi altı yerde geçer.
Aziz Mahmud Hüdâyî Âsitânesi
İstanbul · Türkiye · Celvetiyye'nin merkez âsitânesi. 1130/1717'de Mehmed Sabûrî Dede Çelebi'nin yerine buranın postuna geçmiş, on yıl kadar şeyhlik etmiş ve vefatında âsitâne çevresinde selefinin yanına defnedilmiştir. Postnişin listesinde 13. sıradadır.