Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

18 sonuç · “Meleke

01
Sözlük

Ahlak

ع Huluk, Huy. Huylar, beşeri davranışlar. tas. Huluk, nefsin bir melekesi olup o sayede fiiller, düşünüp taşınmaya ihtiyaç göstermeden kolaylıkla meydana gelir. Biri güzel, diğeri çirkin olmak üzere ahlak iki kısımdır. İlkine ahlak-i hamide (örn. şükür, cömertlik, ihlas, tevazu), ikincisine ahlak-i zemime (öm. nankörlük, cimrilik, riya, kibir) denir. Tasavvuf, kötü huylardan arınmak (tahalli), iyi huylarla bezenmektir (tehalli). Tasavvuf ahlaktır; ahlakca önde olan, tasavvufca da önde olur. İnsanın nitelikleri fiiller, huylar, hallerdir. Insan iradesiyle eylemde bulunur; huylar doğuştan gelir, ama çaba göstererek değişir; haller ise esas olarak insanın çabası dışında ona gelir. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.

02
Sözlük

Edep

+. Terbiye; incelik, nezaket; kabul gören kullara uyma, 2. tas. Kişideki bir meleke olup onu kötü hal ve hareketlerden Vvazgeçirir. Tasavvuf tümüyle edepten ibarettir. Edep kurallara uymayı ve resmi olmayı gerektirir. Oysa sevgi ve dostluk tam olursa edebe uymak şart olmaktan çıkar, Edep gözetene edepli, gozetmeyene edepsiz denir. Edep gözeten Cedib) bisât ehlidir. Bazen edepsizden de edep öğrenilebilir, Lokman, “Edebi edepsizlerden öğrendim,” demiştir. “Emir edepten üstündür” (-279). Bkz. Erkan. Ehl-i irfan meclisinde aradım kıldım taleb İlim en geridedir, ill edep, illâ edep tee Edep bir tac imiş nâr-i Hudadan Gey ol tâcı emin ol her beladan Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için İFM kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Edep yâ hü Edebin önemini belirtmek ve muhatabı edepli olmaya davet etmek için söylenir.

03
Sözlük

Hikmet

a Felsefe. b Düşünme melekesinin itidal halinde olması. c Uygulamayla birlikte olan bilgi, tecrübeyle kazanılan doğru bilgi. 4 Hakka uygun düşen söz. e Söz ve davranıştaki isabet. Her şeyin en mükemmeli. g Olanı olduğu gibi bilmek. Hikmet Allah'ın bir ordusudur. O bununla evliyanın kalplerini güçlendirir. Tasavvufi şiirlere de hikmet denir. Ahmed Yesevi'nin Divân-ı hikmet'i Turfa dükkân-ı hikemdir bu kohen Tâk-ı Felek Ne ararsan bulunur derde devâdan gayri Ragıb Paşa Alem ki tamam-ı nüsha-i hikmettir Meânisini fehmeyleyene cennettir Nabi Hikmet-i camia Hakk'ı bilme ve ona uygun davranma; bâtılı bilme ve ondan sakinma; hikmet-i hassa da denir. Hikmet-i halide Ebedi hikmet, perennial philosophy. Bazı süfilerin savundukları ezeli-ebedi hikmet görüşü. Hikmet-i mantuka biha Söylenen hikmet, şer'i hükümler; şeriat ve tarikat hakkındaki bilgiler. Hikmet-i meçhule Gizli ve örtülü hakikatler. İnsanın kavrayamadığı hususlar. Hikmet-i meskute anha Söylenmeyen hikmet. Hakikatin sırları. Hikmet-i müteal Aşkın hikmet. Hilafetname Şeyhin halife tayin ettiği müridine verdiği belge; ehliyetname, şehadetname.

04
Sözlük

Huluk

ç. Ahlak Huy, tabiat. 2. tas. Fazla düşünüp taşınmaya ihtiyaç göstermeden iyi davranışların kolaylıkla sergilenmesini sağlayan bir meleke (Tk 1:426; CT; ). Huluk-i azim Fevkalade mükemmel huy. Sâlikin iki cihanı terk edip bütün varlıgıyla Allah’a yönelmesi. Hulüli.ar. (J (حلو 1. Bir şeyin diğer bir şeye girmesi. 2. tas. Allah'ın bazı eşyaya veya kişilere girmesi inancı, Bu inançta olan mutasavvıflara hulul ehli adı verilir Ri. beke (TK 1:385; iT 165). Bir şeyin diğer bir şeye girmesi. 2. tas. Allah'ın bazı eşyaya veya kişilere girmesi inancı, Bu inançta olan mutasavvıflara hulul ehli adı verilir Ri. beke (TK 1:385; iT 165).

05
Sözlük

Mişkat

ة) | 4X2.) a İçine lamba, kandil veya mum konulan duvardaki küçücük hücre. b Fanus, şamdanlık. tas, Meleke veya müstefad haldeki nefs (akıl). Mişkat-i nübüvvet Nübüvvet meşalesi. Müminin kalbindeki ilâhî nur (Gim 65).

06
Sözlük

Nefs

veya Nefis. ع Nüfus Can, benlik, ruh; aşağı duygular. tas. a Kulun kötü huyları ve çirkin vasıfları, kötü his ve huyların mahalli olan latife, cism-i latif. Bu anlamdaki nefs kişinin en büyük düşmanı olduğundan onu ezmek, kırmak ve mücâhede kılıcıyla katletmek gerekir. Bunun için riyazet yapıhr, çile çıkarılır. Buna nefs-i emmare ve nefs-i sehvani denir. Ba mâr-i siyeh nisin, bâ-hod menişin Giyah yılanla birlikte ol, nefsle birlikte olma) Kimsenin yok medhalı Ben kendim ettim kendime b İnsanın zatı, mahiyeti. Eğer bu nefs süfli arzulara karşı gelir ve kötülük yaptığı zaman sahibini kınarsa buna nefs-i levvame (insanı kınayan, sahibini sorgulayan nefs) denir, Kötülüklerden arınırsa nefs-i mutmainne adını alır. Nefsin yedi makâmı şöyle sıralanır: nefs-i emmare, üzeri yoğun ve kalın perdelerle örtülü nefs; nefs-i levvame, üzeri hafif ve ince perdelerle kaplı nefs; nefs-i mülhime, üzeri nur-zulmet karışımı perdelerle kaplı nefs; nefs-i mutmainne, bir öncekine göre nurlu perdelerin ağırlıkta olduğu nefs; nefs-i raziye, bir öncekine göre nurun daha fazla, karanlığın daha az olduğu nefs; nefs-i merdiyye, bir öncekine göre nurun daha fazla, karanlığın daha az olduğu nefs; nefs-i kâmile (nefs-i zekiye), perdelerin tamamen kalktığı, zulmetin kalmadığı nefs makamı. Birinci nefsten yedinci nefse doğru gelindikçe cismiyet, zulmaniyet, kesafet azalırken derece derece ruhaniyet, letafet artar. Her nefsin bir âlemi, bir seyri, bir hali, bir vâridi, bir mahalli bir müşahedesi, bir ismi ve bir nuru (rengi) vardır (sme 35). “Nefsini (kendini) bilen Rabb'ini bilir.” Nefs-i cemadi Maddi nefs; maddeyi bir arada tutan ve dağılmasına engel olan güç. Nefs-i hayvani Hayvani nefs; his ve iradeli harekete sahip olma güçü. Nefs-i insani Insan nefsi; insandaki küllileri kavrama ve akıl yürütme gücü. Nefs-i nâtıka Bizatihi maddeden mücerret, ama maddeyle faaliyette bulunan cevher.

07
Sözlük

âkil a.ve

âkil a.ve s. [< Ar.akl] (ç. b. ukalâ, akılân) Akıllı, uslu, bilinçli: “Âkil isen açma sırrını dostuna, dostunun dostu vardır o da söyler dostuna” (Atasözü) 2. Ergenlik çağma gelmiş her kişi. 3. huk. İyi ile kötüyü, yararlı ile zararlıyı ayırt etmeye yarayan zihnî melekelere sahip olgun ve münevver kimse. 4. ftk. Diyet ödeyenlerin her biri. Ergenlik çağma gelmiş her kişi. 3. huk. İyi ile kötüyü, yararlı ile zararlıyı ayırt etmeye yarayan zihnî melekelere sahip olgun ve münevver kimse. 4. ftk. Diyet ödeyenlerin her biri.

08
Sözlük

ilmü'l-münâsebet

İslâmî bilimlerde, Kur’ân-ı Kerîm’deki sureler ile ayetler arasındaki bağlantıyı ve uyumu inceleyen bilim dah. ilmü'n-nefs a. 0^1 jlc) Ruhun iç dünyasmı, özünü, hayal ve akıl gibi melekelerin inceleyen bilim dalı. ilmü'r-rivâyet a. (cuijı bk. ilmü'l-ahbâr ilmü'l-yakîn / ilme'l-yakîn a İslâmî kaynaklarda doğru bilginin kriterleri üç kategoride ifade edilmiştir Bunlar, ayne’l-yakîn (.duyu yollarıyla elde edilen bilgi) (bk. bu madde), hakka’lyakîn (iç duyu ya da tecrübe ile elde edilen bilgi) (bk. bu madde) ve ilme’l-yakîn. Bu sonuncusu, kesinlik bakımından doğru bilgiyi ifade eden bir terimdir. ilmü'z-zarûrî a. Teorik, aklî ve naklî yöntem lerle elde edilen bilgi.

09
Sözlük

Zekât

Belirli mal türlerinde nisap ve süre şartları gerçekleştiğinde hak sahiplerine verilmesi farz olan malî ibadet. Kelime arınma, bereket ve artma anlamlarını taşır. Zekât servetin tamamına değil, fıkıhta belirlenen şartları taşıyan kısmına uygulanır. Kur’ân’da sayılan sarf yerleri fakirler, miskinler, zekât görevlileri, kalpleri kazanılacak kimseler, kölelikten kurtuluş, borçlular, Allah yolundaki hizmetler ve yolda kalmışlardır. Tasavvuf ahlâkında zekât, mal sevgisini sınırlayan ve paylaşma sorumluluğunu öğreten zorunlu bir ibadettir; gönüllü sadaka onun yerine geçmez.

10
Sözlük

mütekellim

t^) [Ar.] Alb. lah’ın isim ve sıfatları, evren ve ’de yaratılışı bilimiyle uğraşan kimmase. 2. Şeriat ilmine dayanarak im inançların ve ibadetlerin aklî m. melekelere göre izahına çalışan biri ve kelâm büimiyle uğraşan kim 3), se. vbe re § tam. mütekellim-i ale’ltevakf a. (Jijll ^ ^ [Ar.] Bir vakfm müteveüisi; eşanmütekellimîn 514 lamlısı “mütevellî” (.bk. bu m madde), “kayyım” (bk. bu madde). Şeriat ilmine dayanarak im inançların ve ibadetlerin aklî m. melekelere göre izahına çalışan biri ve kelâm büimiyle uğraşan kim 3), se. vbe re § tam. mütekellim-i ale’ltevakf a. (Jijll ^ ^ [Ar.] Bir vakfm müteveüisi; eşanmütekellimîn 514 lamlısı “mütevellî” (.bk. bu m madde), “kayyım” (bk. bu madde).

11
Sözlük

haşviyye

GÛjAa.) [Ar.] İslâmî bilimlerde, dinî konularda akıl yürütmeyi, aklî melekeleri ön plana almayı hoş görmeyen, dogmalarm oluşumuna öncelik veren, teşbih ve tecsîm gibi unsurları benimseyen kimseler için kullanılan bir terim. Bu tü dogmalara sahip kimseler, A lah’a sıfat nispet etme konusun da aşırılığa kaçmışlar; O’na c sim diyecek derecede ifrat düşmüşlerdir. 2. Hadis bilimin de, ayet ve hadislerin şeklî an lamları çerçevesinde smırlı bi yaklaşım sergileyen hadis uz manlar. Hadis bilimin de, ayet ve hadislerin şeklî an lamları çerçevesinde smırlı bi yaklaşım sergileyen hadis uz manlar.

12
Sözlük

millet

“İşitilen veya okunan şey veya yazılan.” anlamında “din” için kullanılan terim. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de on beş ayette geçmektedir (bk. M. F. Abdülbâkî, el-Mu'cem, “mil” maddesi). Hadislerde ise Kur’ân-ı Kerîmdeki anlamlar ve nsipetler yanında “Doğuştan min gelen fıtrat, meleke.” anlamında da kullanılmıştır (bk. Wensinck. el-Mu'cem, “mil” maddesi). İslâmî edebiyatta bu terim, din ve şeriat ile eşanlamlı olarak değerlendirilmiş ve kullanılmıştır. Son dönemde, modern toplumlarda, “Aynı dil, din ve mezhepte olan topluluk, bir yönetim altında bulunan halk.” anlamında kullanılan terim Fr. nation

13
Eser

Sayfalar 50–55

Muzaffer Ozak Külliyatı · şarı atılabilir ve şehadet kapısı yüzüne kapanabilir. Iş, kitaba taallük etmiştir. Hadis-i şerifi, dikkat ve ibretinize sunarIm: inne ahadeküm yücmeu halkuhü ti batni ümmihi erbaiy

14
Eser

Sayfalar 194–208

Muzaffer Ozak Külliyatı · nanenAw ya berrü, yâ tevvâbü, yâ mün'ımü, yâ müntekımü, yâ afüvvü, yâ râ'ufü, ya mâlik-el-mülki, yâ zel-celâli vel-ikrami, yâ Rabbi, yâ muksitü, yâ câmiü yâ ganiyyü, yâ mugni, ya m

15
Eser

Sayfalar 207–213

Muzaffer Ozak Külliyatı · kuşbaşı ve bir kısmını da pirzola haline getirmeli ve bunları parçalar halinde vilâyetlere göndererek halka teşhir etmeli ve padişahını aldatmaya kalkanın sonunun böyle olacağı her

16
Eser

Sayfalar 191–196

Muzaffer Ozak Külliyatı · Alim olur isen, ilmini ihlâs ile işle! İlmin ile âmil ol, ihlâs ile yap. Büyük mükâfata erersin. Mukaddesatın için gözünü budaktan sakınma! Allahın, Peygamberin Muhammed, Kur'an, d

17
Eser

Sayfalar 272–277

Muzaffer Ozak Külliyatı · Meal-i münifi: Onlar, dört ayaklı hayvanlar gibidirler. Belki, onlardan daha şaşkan.. Şehvet ve hevâsına tâbi olan insan şeklindeki mahlûklar yemek, içmek, uyumak, cinsi arzu duyma

18
Eser

Sayfalar 343–349

Muzaffer Ozak Külliyatı · edebilecek miydin? Senin yerine ben cevap vereyim: HAYIRI.. Aziz bir dine mensup bulunuyorsun, ne yazık ki dinin hakkında en iptidaî malümatın dahi yok.. Anandan babandan duyduklar