ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
15 sonuç · “Medenî”
01Medeniyye
Muhammed Hasan Zâfir el-Medenî ve Zâfir ailesiyle Trablusgarp, İstanbul ve başka merkezlere yayılan kol.
İbrâhim Medenî
İbrâhim Medenî (ö. 1011/1602-03), Kastamonu’dan yetişip Mustafa Paşa Zâviyesi şeyhi Hasan Efendi’den terbiye aldıktan sonra Medine’ye yerleşmiş zâhid ve hayır sahibidir.
Muhammed Hasan b. Hamza Zâfir el-Medenî
Muhammed Hasan b. Hamza Zâfir el-Medenî (ö. 1847), Medine eşrafından bir aileye mensup olup Mağrib’de Mevlây el-Arabî ed-Derkāvî’ye bağlanan ve Trablusgarp merkezli Medeniyye kolunu kuran Şâzelî şeyhidir.
Muhammed Zâfir el-Medenî
Muhammed Zâfir el-Medenî (1829-1903), Medeniyye'nin kurucusu Muhammed Hasan'ın oğlu ve halifesi; Trablusgarp'tan İstanbul'a uzanan irşad ağı ile Ertuğrul Tekkesi çevresinin şeyhidir.
Seyyid Abdürrezzâk el-Hamevî
Seyyid Abdürrezzâk el-Hamevî, Hama'da yaşayan; Kādirî-Hâlisî silsilelerde Muhammed Ma‘sûm el-Medenî ile Muhammed Hüseyin el-İzmirânî arasında anılan, Zenbûriyye yazmasında ise daha kısa bir zincir içinde kaydedilen sûfîdir.
Medenî
Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti sonrasında bu şehirde nazil olan Kur’ân-ı Kerîm’deki sure veya ayetler; bk. sûre 2. Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti sonrasında bu şehirde ortaya çıkan ve yayılan hadisler. Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti sonrasında bu şehirde ortaya çıkan ve yayılan hadisler.
Medeniyyet
Memleketleri îmâr edip, insanları râhat ve huzûra kavuşturmak. Medeniyyet; tâmir-i bilâd ve terfih-i ibâddır, yâni beldeleri îmâr etmek, binâlar, fabrikalar yaparak, memleketleri kalkındırmak ve fenni ve her çeşit gelirleri milletlerin hürriyetleri, râhat ve huzûr içinde yaşamaları için kullanmak demektir. Bütün insanları rûh, düşünce ve beden bakımlarından râhat yaşatmaktır. Medeniyet, yalnız ilim ve fen demek değildir. İlim ve fen, medeniyyet için, ancak bir âlet bir vasıtadır. İlimde, fende çok ileri olan milletlere, fen vâsıtalarını ne yolda kullandıklarını incelemeden medenî demek büyük gaflettir. Pek yanlıştır. Fabrikaların, motorlu vâsıtaların, gemi, tayyâre, atom cihazlarının çok olması, gözleri kamaştıran yeni buluşların artması, medeniyeti ve medenî olduklarını göstermez. Bunları medeniyet sanmak her silâhlıyı gâzi, mücâhid sanmaya benzer. Mücâhid olmak için en yeni harp vâsıtalarına mâlik olmak lâzımdır, fakat, bunlara mâlik olan, eşkıyâlık da yapabilir. Medenî insan ve medeniyyet sâhibi toplum olmak için İslâmiyet; îmân, ibâdet, iş, ahlâk ve cemiyet hayâtında uyulması gereken her şeyi bildirmiştir. Bunlar; Allahü teâlânın bildirdikleri, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın öğrettikleri, Eshâb-ı kirâmın naklettikleri ve İslâm âlimlerinin açıkladıklarıdır. İnsanlığın bunaldığı her şeyin, çözüm ve çâresi bunların içinde vardır. (İmâm-ı Rabbânî)
Balmumcu Tekkesi
İstanbul · Türkiye · İstanbul'da açılan ilk Şâzelî tekkelerinden biri. Şeyh Zâfir, ilk İstanbul gelişinde bu tekkenin bulunduğu Unkapanı civarında üç yıl kadar ikamet etmiş; sonraki yıllarda padişahla kurduğu ilişki sayesinde tekke yeniden inşa edilmiştir.
Ertuğrul Tekkesi
İstanbul · Türkiye · II. Abdülhamid döneminde Yıldız çevresinde inşa edilen Ertuğrul Tekkesi, Muhammed Zâfir el-Medenî ve Medeniyye-Şâzeliyye çevresinin İstanbul’daki başlıca merkezidir. Yapıyla ilişkili kişi Muhammed Zâfir el-Medenî (1829-1903), Medeniyye'nin kurucusu Muhammed Hasan'ın oğlu ve halifesi; Trablusgarp'tan İstanbul'a uzanan irşad ağı ile Ertuğrul Tekkesi çevresinin şeyhidir. Kayıt, Muhammed Zâfir el-Medenî’in hayat güzergâhındaki bu yapıyla ilişkisini izlemek üzere kişi dosyasına bağlanmıştır.
Şâzeliyye’nin İstanbul’daki izi ve Ertuğrul Tekkesi
Muhammed Zâfir el-Medenî, II. Abdülhamid ve geç Osmanlı İstanbul’undaki sınırlı fakat etkili Şâzelî çevresi.
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
Sayfalar 159–167
Muzaffer Ozak Külliyatı · ben: «Yâ Resûlallah, kıyâmet ne vakit kopacaktır?» diye suâl etti. Efendimiz bu zâta cevap vermeden namaza kalktı. Namaz dan sonra bize dönerek: «O soruyu soran kimdir?» dedi. Arâb
Sayfalar 257–264
Muzaffer Ozak Külliyatı · Sallû âlâ seyyidina Muhammed Sallû âla mürşidina Muhammed Sallû âlâ şemsiddûha Muhammed Sallû âlâ bedriddûca Muhammed Sallû âlâ nûr-il-hûda Muhammed. El-evvelü Allah, El-âhırü Alla
Sayfalar 466–473
Muzaffer Ozak Külliyatı · başlarına gelecek feci âkibeti gösterecek, kendisinden sonra buna cür'et ve cesaret edenlere de mâ'ruz kalacakları azap ve Iztırabı bildirmiş olacaktı. Sahip olduklarını zannettikl
Sayfalar 481–487
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğil yapıcıdır İslâm, tiksindirici değil, sevindiricidir. İslâm, zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcıdır. Bu dünya âleminde herkesin istidat ve kabiliyeti aynı değildir. Aynı sınıfta,