HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Mısrâte'de yetişmesi
Şubat 1829'da Trablusgarp'ın Mısrâte kasabasında doğdu. Dedesi Medine eşrafından Hamza Zâfir, babası ise Şâzeliyye'nin Derkāviyye koluna mensup Muhammed Hasan el-Medenî'dir. Dinî ilimleri babasından okudu; Tunus ve Cezayir'e gitti, ardından Mısır üzerinden Medine'ye geçerek iki yıl burada kaldı.
Medeniyye şeyhliği
Medeniyye kolunun kurucusu olan babasına intisap edip hilâfet aldı. Babasının 1263/1847'de vefatından sonra irşad görevini üstlendi. Medeniyye bu dönemde Trablus, Tunus, Fizan, Mısır, Suriye ve Hicaz'da yayıldı. Dolayısıyla Muhammed Zâfir kolun kurucusu değil, kurucu pîrin oğlu ve İstanbul'daki en görünür temsilcisidir.
İstanbul'a gelişi
Kardeşi Hamza Zâfir ve Mahmud Nedim Paşa'nın tavsiyesiyle 1870'te İstanbul'a davet edildi; Osmanlı ileri gelenleri ve Şehzade Abdülhamid ile tanıştı. Unkapanı'ndaki Balmumcu Tekkesi çevresinde bir süre kaldıktan sonra Medine ve Mısrâte'ye döndü. 1875 veya 1876'da ikinci defa İstanbul'a geldi ve II. Abdülhamid'in himayesinde hayatının sonuna kadar burada kaldı.
Ertuğrul Tekkesi ve kamusal ağı
Balmumcu Tekkesi yenilendi; Beşiktaş Serencebey'de cami-tevhidhâne, selâmlık, harem ve misafirhaneden oluşan Ertuğrul Tekkesi yaptırıldı. Tekke, Kuzey Afrika, Mısır, Suriye ve Hicaz'dan gelen ziyaretçilerin ağırlandığı dinî ve diplomatik bir temas merkezine dönüştü. Şeyhin II. Abdülhamid ile ilişkisine dair intisap ve siyasî nüfuz rivayetleri kaynaklarda farklı biçimlerde aktarılır; bunlar kesinliği aşan tek bir anlatıya dönüştürülmemiştir.
Eserleri
el-Envârü'l-kudsiyye fî tenzîhi turukı'l-kavmi'l-aliyye Şâzeliyye'yi ve tarikat anlayışını ele alır; saraya sunulan nüshasının önemli bir kısmı Türkçe, devamı Arapça'dır. en-Nûrü's-sâtı‘ ve'l-burhânü'l-kātı‘ daha sonra Türkçeye Şâzeliyye Tarikatının Esasları adıyla çevrildi. Bu eserlerde II. Abdülhamid'in hilâfetine dair görüşlerini de açıkladı.
Vefatı ve külliye
23 Eylül 1903'te İstanbul'da vefat ederek Ertuğrul Tekkesi hazîresine defnedildi. Raimondo d'Aronco'nun tasarladığı türbe, kütüphane ve çeşme 1903-1904'te tamamlandı; yapı Osmanlı mimarisiyle art nouveau/secession üslubunu birleştiren özgün bir külliyedir.
Eserlerinin baskıları ve içlerindeki risâleler
Şâzeliyye tarikatına dair olan el-Envârü'l-kudsiyye fî tenzîhi turukı'l-kavmi'l-aliyye 17 Cemâziyelevvel 1297'de (27 Nisan 1880) tamamlanmıştır. Saraya sunulan nüshasının (İÜ Ktp., TY, nr. 4648) baştan 337 sayfası Türkçe, bu kısmın hâşiyeleriyle metnin devamı Arapçadır; eser 1302'de 423 sayfa olarak basılmıştır. Yaygın olan diğer nüshası 1304'te tamamen Arapça yayımlanmıştır (303 sayfa).
Eserin 1320 tarihli Mısır baskısında (96 sayfa) İstanbul'da neşredilen Arapça nüshanın II. Abdülhamid'in hilâfetiyle ilgili sayfaları çıkarılmış, diğer bazı kısımlar da kısaltılmıştır. Aynı metnin İstanbul'daki ve Mısır'daki iki ayrı hâli, kitabın taşıdığı siyasî muhtevanın baskı yerine göre nasıl değiştiğini göstermektedir.
İkinci eseri en-Nûrü's-sâtı' ve'l-burhânü'l-kåtı' 17 Cemâziyelevvel 1298'de (17 Nisan 1881) tamamlanmış ve 1301'de basılmıştır; Şâzeliyye Tarikatının Esasları adıyla Türkçeye çevrilmiştir. Ayrıca el-Envârü'l-kudsiyye içinde el-Vazîfetü'z-Zâfiriyye, en-Nûrü's-sâtı' içinde Akrebü'l-vesâil li-idrâki meâlî müntehâbi'r-resâil adlı iki risâlesi yer almaktadır.
Doğduğu yer, ailesi ve tahsili
Şubat 1829'da Trablusgarp'ın yaklaşık 200 km. doğusunda bulunan Mısrâte kasabasında doğmuştur. Dedesi Medine eşrafından Hamza Zâfir'dir. Babası Muhammed Hasan el-Medenî, ata yurdu olan Mağrib'e giderek Fas'ta Şâzeliyye tarikatının Derkaviyye kolunun kurucusu Mulây el-Arabî ed-Derkavî'ye intisap etmiş; Derkavî'nin 1823'te vefatından sonra Medine'ye dönerken Trablusgarp'a uğramış ve gördüğü ilgi üzerine burada kalmıştır.
Muhammed Zâfir dinî ilimleri babasından tahsil ettikten sonra Tunus ve Cezayir'e gitmiş, ardından Mısır üzerinden Medine'ye geçerek burada iki yıl ikamet etmiştir. Babasına intisap ederek hilâfet almış, onun 1847'deki ölümünün ardından Şâzeliyye-Medeniyye tarikatı şeyhi olarak irşad faaliyetine başlamıştır. Bu dönemde Medeniyye Trablus, Tunus, Fizan, Mısır, Suriye ve Hicaz'da yayılmıştır.