ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
19 sonuç · “Kahhâr”
01Kahhâr
Sözlük anlamı, “Yenilmeyen, yegâne kudret ve tasarruf sahibi” olan bu söz, “Zor kullanmak ve mecrasından çıkarmak suretiyle bir şeye boyun eğdirmek.” anlamında “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Kur’ân-ı Kerîm’de altı yerde Allah’a nispet edilmiştir. Bu söz, pek çok İslâm bilgini tarafından “kâdir” sözüne mutabık düşünülerek Allah’ın zatî isim 387 kaht u galâ - ler gurubunda sayılmıştır ve Al, lah’m doksan dokuz ismini ve ren İbn Mâce ve Tirmizî rivayet - lerindeki listede de yer almıştır r (Tirmizî, “Da'avât”, 82; İbn Mâce, - “Du’â”, 10)
Kahhâr (el-Kahhâr)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Düşmanlarından, cebbâr (kibirli, zorba, zâlim), inâdcı, nîmetlere nânkörlük edenleri öldürüp, onları zelîl (aşağı, hakîr) etmekle dünyâda kahreden, âhirette düşmanları olan kâfirlere ebedî; îmânlı ölen mü'minlere, af ve mağfiret etmezse (bağışlamazsa) geçici olarak azâb eden. Hak teâlâ, kıyâmet günü (insanlar ölüp, dirildikten sonra toplandıkları gün); "Bugün, mülk kim içindir?" buyurur. Cevâb olarak yine kendisi; "Kahhâr, olan Allah içindir" buyurur (El-Mü'min sûresi: 16). O gün kullar için korkudan, sığınmaktan başka bir şey yoktur. Pişmânlıktan, şaşkınlıktan başka bir şey yapamazlar. (İmâm-ı Rabbânî) El-Kahhâr ism-i şerîfini çok söylemekle kalbden dünyâ sevgisi çıkar. (Yûsuf Nebhânî) Affı sonsuzdur diyerek pek azdım, (Kahhâr) ismini unuttum âh yazık! Daldım günâha, yapmadım hiç hayır, Niçin doğru yoldan saptım âh yazık! (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
Abdu’l-Kahhâr
el-Kahhâr, yenilmeyen yegane gâlib, demektir. Nefsinin güçlerini kahretmek üzere, te’yidi ile, Allah’ın başarıya erdirdiği kuldur. Böylece, ona el-Kahhâr ismiyle tecellî eder. O, kendisinden yüz çevireni kahreder. Kendisiyle savaşan ve düşmanlık eden herkesi, hezimete uğratır. Mahlûkâta tesir eder, ancak, onlardan etkilenmez. Kur’an’da sekiz yerde geçer.ABDU’L-KAVî: el-Kavî, her şeye gücü yeten, kudretli anlammadır. Gazap, şehvet, heva ile nefsine destek veren şeytan ve ordusunun, ayrıca ins ve cin şeytanlarından olan düşmanlarının sultasına karşı, Allah’ın kuvvetiyle güçlenen kişi. Kahri olmadıkça, Allah’ın hiç bir mahlûkâtı, ona mukavemet edemez. Galebesi olmadıkça, hiç bir kimse ona güç yetiremez. Kur’an’da onbir yerde geçer.
Esmâ-i Seb'a ve Etvâr-ı Seb'a
Yedi isim, nefis mertebeleri ve seyrüsülûk. Tez ve çevrilen yazma metin karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal inceleme.
Kādiriyye'de Esmâ, Vird ve Kol Çeşitliliği
Ana yol, alt kollar, pîrler ve usul arasındaki bağlantıları açıklayan editoryal dosya.
Fecru'l-Esmâ ve Subhu'l-Müsemmâ
Harîrîzâde'nin Halvetî-Bekrî esmâ terbiyesini açıkladığı 1289/1872 tarihli risalenin yapısı, nüshaları ve kavram dünyası
Sa‘diyye'nin On İki Esmâlı Sülûk Dizisi
Esmâ dizisi Sefîne kaydında sülûk şu on iki isimle açıklanır: Lâ ilâhe illallah, Allah, Hû, Hak, Hayy, Kayyûm, Kahhâr, Vâhid, Azîz, Vedûd, Vehhâb ve Müheymin. Liste değil eğitim Esmâ yalnız ardışık kelimeler değildir; şeyhin gözetiminde zikir, ahlâk, hizmet ve hâl denetimiyle yürüyen eğitimin aşamalarıdır. Kaynak farkl
Sayfalar 10–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh
Sayfalar 33–40
Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenabı erham-er-râhimiyn, cümlemize tevfikini ihsan buyursun, âf ve magfiretiyle sâd eylesin ve bizleri necata erdirsin. Kötü ve çirkin huylarımızı Kur'an ahlâkına ve ahlâk-ı Ahmed
Sayfalar 134–145
Muzaffer Ozak Külliyatı · VE EZKÂ TAHİYYATİKE FADLEN VE ADEDEN Tahiyyatının sayı ve fazilet bakımlarından en pâk ve arınmışını ALÂ EŞREF-İL HALÂ'İK-İL İNSANİYYETİ İnsan olarak yaratılmışların en şereflisi V
Sayfalar 141–148
Muzaffer Ozak Külliyatı · dirler. Günümüzde, müslüman geçinenlerin çoğu, zâhiri taharete dikkat ve riayet etmekte ve fakat bâtını temizliğe hiç mi hiç önem vermemekte ve hattâ bunu umursamamaktadır. Bazılar
Sayfalar 137–144
Muzaffer Ozak Külliyatı · Üçüncü hicaba HICAB-ÜL-MİNNET adını verdi ve minnet hicabında da ruh-u Muhammediyye'yi on bin sene karar ettir. di. Ruh-u Muhammedi bu hicapta da: SÜBHANE MEN HÜVE DÂ'İMÜN zikriyle
Sayfalar 178–192
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym Lâ ilâhe illâllahü adede habbâtihi.. Lâ ilâhe illâllahü adede hayatihi.. Lâ ilâhe illâllahü adede hasatihi.. Lâ ilâhe illâllahü adede kelimatihi.. Lâ
Sayfalar 194–208
Muzaffer Ozak Külliyatı · nanenAw ya berrü, yâ tevvâbü, yâ mün'ımü, yâ müntekımü, yâ afüvvü, yâ râ'ufü, ya mâlik-el-mülki, yâ zel-celâli vel-ikrami, yâ Rabbi, yâ muksitü, yâ câmiü yâ ganiyyü, yâ mugni, ya m
Sayfalar 232–246
Muzaffer Ozak Külliyatı · BOCT 90 0004 mu'azzamü sübhaneke yâ kayyûm-ül mükerremü sübhaneke yâ bâ'isü sübhaneke yâ vârisü sübhaneke yâ muktedirü sübhaneke yâ âlim-es-sırrı vel-hafiyyat sübhaneke yâ bâ'ise m
Sayfalar 275–287
Muzaffer Ozak Külliyatı · hayret ve durgunluk verecek şekilde halk ve icat eden Aliahim... Ey daima diri, mahlükatının korunup kollanmasına kaim, ey celâl, azamet ve ikram sahibi Allahim... Ulûhiyyetinin az
Sayfalar 289–299
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kevkeben dürriyen şemsen mudiyyen kameren nuriyyen nurâniyyen beşiren neziren sirâcen müniren sallallahu aleyhi ve alâ âlihi ve evlâdihi ve ashabihi ve ezvâcihi ve etba'ihi ve hule
Sayfalar 273–280
Muzaffer Ozak Külliyatı · obale erel ete ne ar end ermal var: Her kemalin ardından bir zeval, her nâkısın ardından bir kemal ve her celâli takiben bir cemâl vardır. Bunlar, yekdiğerini velyeder yani birbiri
Sayfalar 293–300
Muzaffer Ozak Külliyatı · kama gelecek ve orada kendi ruhunu kabzederken öyle bir haykıracaktır ki, eğer o ânda mahlükat hayatta bulunsa, bu sayhanın şiddetinden hepsi ruhlarını teslim ederler. Azrail aleyh