ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
85 sonuç · toplam 85 · “Dert” · 1/4
01Dert
(2 (در >. Gam, ıstırap, elem. 2, tas. a Sevgiliden sevene gecen ve katlanilmasina Süç yetmeyen hal (1s). Hak'tan uzak ve ırak düşme tarzındaki dert tam
Dertli
د رد لى) Ehl-i dert, dert-mend, âşık. Dertli ne ağlayıp gezersiz burada Ağlatırsa Mevlâm yine güldürür Nice dertli kondu göçtü buradan; Ağlatırsa Mevlâm yine güldürür Yünus
Selîsî’nin muamma risalesi
Baldırzâde Mehmed Selîsî Efendi · Der Teşbîhât-ı Mu‘ammâî, tamiye ve isim gizleme usullerini örneklerle açıklayan kısa bir şiir tekniği risalesidir; mecmuada altmış muamması korunmuştur.
Dem
م) >) (ar'da kan)1. Nefes, soluk. 2. Vakit, an, içinde yaşanılan zaman. “Gün bugün, saat bu saat, dem bu dem.” 3. tas. a Rahmani nefes ki, Hakk'ın feyzinden ibarettir (sr). b Tecellinin zuhur ettiği an ki Mevleviler buna “Hü” derler, 1 101…
Der-bahten
با ختن) 55) + Oyun oynamak; kumarbazlık; kumarda kaybetmek, zarara uğramak. 2..كما Önceden işlenen amellerin mahvolması ve gözden kaybolması (115). Hak âşıklarının aşkları uğruna en değerli sermayeleri olan amel ve ibadetleri bile gözden çı…
Endûh
Üzüntü ve keder. Tasavvufî kullanımda bilinmeyen bir husus karşısında duyulan hayret ve şaşkınlıkla ilişkilendirilir.
Figan
Acı acı bağırmak, yanık yanık inlemek. tas. Iç hallerin açığa vurulması, içini dökme, dert yanma (ts).
Firâk
Ayrılık, hicran. Tasavvuf şiirinde âşığın sevgiliden, sâlikin mânevî vatanından veya vahdet şuurundan uzak kalışını anlatır; karşıtı visâl dir. Firâk yalnız fizikî uzaklık değildir. Kalbin gaflet yüzünden huzur ve yakınlık duygusunu kaybetm…
Gam
Elem, ısdırap, üzüntü. tas. a Sevgiliyi dikkat ve özenle ararken karşılaşılan engeller. Sevenin sevgilisi uğruna seve seve katlandığı zorluklar ve sıkıntılar. Her kanda kim âlem içre gam var Kıl gönlümü ol gama giriftar Sal gönlüme dert-i a…
Gill
Gönülde meydana gelen bilginin neticesi ve meyvesi (is). Ruzbihan Bakli, “kırmız gül Allah'ın mehabetinden bir parçadır,” hadisine vurgu yapar. Allah'ı gül bulutlarından kırmızı, yüce bir gül şeklinde tahayyül eder. Tasavvuf edebiyatında gü…
Hasta
Hasta-dil, tasavvuf yolunda ve sülükta geri kalan (sr). 2. Bimâr, âşık, sevdalı. Ey her maraz ilâcına hükm eyleyen tabib Bimar-i dert-i aşk olanın yok mu çâresi Fuzüli Bir hastaya vardın ise bir içim su verdin ise Yarın anda karşı gele Hak…
Hicran
veya Hecr Ayrılık, ırak olma. tas. Zahiren veya bâtınen Hak'tan başkasına iltifat etme. Âşıkın sevgilisinden ayrı ve uzak düşmesi ki, son derece acı ve dayanılması güç bir haldir. Bkz. Vuslat. Fenn-i aşka başladım dikkatle gördüm bir nice b…
Kutbü’l-irşâd
İnsanları mânevî yolda eğitme ve yönlendirme yetkisinin en yüksek derecesini temsil ettiği kabul edilen velî. Terim, irşad hizmetinin merkezinde bulunduğuna inanılan kâmil mürşidi ifade eder; tarihî bir idarî makamdan ziyade tasavvufî velây…
Külah
ه) +S) Derviş başlığı, serpuş, sikke. Dedi o derviş: Ey şeh-i ali-tebâr Hırka kabrimdir, küleh seng-i mezâr Divâne M. Çelebi Ka'betu'l-ussak oluptur hankah-1 Mevlevi Tâc-ı izzet ser-firazdır küllâh-ı Mevlevi Şâhidi Külahi Derviş. Külbe-i ah…
Mebna-i tasavvuf
ف) yar el) 7, Tasavvufun temeli. 2, tas. Fakirlik ve ihtiyaç haline sımsıkı sarılmak, cömert ve diğerkâm olma halini gerçekleştirmek, teşebbüs | ve iradeyi terk (: Kİ). Mecâli-i külliye (4.15 «J lees) Varlığın genel tecelli yerleri, tecelli…
Medet
(2 (مد İmdat, yardim, himaye. tas. Medet Allah'tan istenir. Buna istimdat denir, Ermişlerin ruhlarından yardım istemeye de medet denir. Alevi- Bektaşi zümreler “Yetiş yâ Ali” anlamında medet kelimesini kullanır. Aman Allahım derde dermânım…
Mihnet
Dert, sıkıntı, imtihan. Başa gelen ve can sıkan bela. tas. İster ihtiyari, ister gayr-i ihtiyari olsun, maşuk yüzünden âşığın çektiği zahmet ve. elem (115). Sensiz olmam ayrı mihnetten beladan bir zaman El aman hicran belâ vu mihnetinden el…
Murakkaa
Hırka, yamalı elbise, eski püskü giysi. tas. Saf, aba, süfilerin giydikleri basit, eski, yamalı ve değersiz bir elbise. Melamet ehli hariç, diğer süfilerin çoğu bu elbiseye önem ve değer verirler. Bu evliyanın zineti, vefa ehlinin kıyafetid…
Naz
b) Sevgisinin, dertli ve mahzun âşığına güç vermesi. 2. Sevgilisinin âşığını kandırması, ona cilve yapması, ( us), bilmezlikten gelmesi, Sevgilisinin âşığını kandırması, ona cilve yapması, ( us), bilmezlikten gelmesi,
Nûr
Işık ve aydınlık. Allah’ın güzel isimlerinden biri olarak varlığı açığa çıkaran ve idraki mümkün kılan ilâhî aydınlığı ifade eder. Tasavvufî kullanım Nûr; iman, bilgi, keşif, kalp aydınlığı ve ilâhî tecelli için temel bir semboldür. Sûfîler…
Renc
Dert, incinmek, meşakkat. tas. Gönül arzusunun aksine olarak bir hususun mevcut olması, gönlün istemediği hususların ortaya çıkması. Tasavvuf şairleri hep gönüllerinin arzuladığı şeyin aksi olan hususların vukua geldiğinden yakınmışlardır.…
Sadr
Göğüs, sine. tas. Ruh (sr). Kalbin mertebelerinden biri. Safa—Safvet i. ar. صفوة) — lie) 1. Temizlik, duruluk, anhk, zevk, keyf. 2. tas. Hiçbir şey süfiyi kederlendirmez (bulandırmaz); her şey onunla safa bulur, durulur (KR 127, SL 296). Sa…
Sema
Dinleme, işitme, kulak verme. 2. tas. a İlahileri dinleme, dini musikiyi dinleme. b Makam ve nagmeyle okunan dini metinleri dinleme. c Raksetme, devran etme, dinlenen dini musikinin tesiriyle coşup dönme. Dinleyene, söyleyene, maksada ve gu…
Tams
Silmek, izini gidermek ve ortadan kaldırmak. Tasavvufta sâlikin beşerî sıfatlarının tecelli nuru karşısında görünmez hâle gelmesini, açıklığın ve belirginliğin silinmesini ifade eder. Terim fizikî yok oluş değil, benlik iddiasının etkisizle…