ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
19 sonuç · “şâhâ”
01Îseviyye (Kādiriyye)
Şeyh Îsâ hakkında gelenek içi anlatıya dayanan erken Kādirî nispet.
İrşâdiyye
İrşâdiyye, Ahmed Tâlib-i İrşâdî'nin zühd, seyahat, şiir ve irşad çizgisi çevresinde XIX. yüzyılda Batı Anadolu ve Gelibolu sahasında belirginleşen Halvetiyye–Ahmediyye–Uşşâkıyye şubesidir.
Zehebiyye
İran sahasında Kübrevî miras içinde gelişen, silsile tertipleri kaynaklara göre farklılaşan kol.
Şah Abdullah ed-Dihlevî
Şah Abdullah ed-Dihlevî, diğer adıyla Gulâm Ali (1156/1743–1240/1824), Mazhar Cân-ı Cânân’dan sonra Delhi’de Hânkāh-ı Mazhariyye’yi yöneten; hadis ve tefsir dersleriyle tasavvuf terbiyesini birleştiren ve Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’yi yetiştiren Nakşibendî-Müceddidî şeyhidir.
Şah Ali Efendi
Şah Ali Efendi (ö. yaklaşık 960/1553), Şeyh Vefâ, Emir Buhârî, Cemâl Efendi ve Sünbül Sinan çevreleriyle temas kurmuş; Nakşibendî yolu tercih ederek Ayasofya'da ders veren ve kitaplarını talebeye vakfeden Osmanlı âlimidir.
A‘rec Şeyhî Çelebi
A‘rec Şeyhî Çelebi (ö. 971/1563-64), Celâlzâde Sâlih Efendi’nin yanında yetişen; Nişancı Mehmed Paşa hanesiyle akrabalık kuran ve Bursa Mollâ Yegân Medresesi’nde ders veren Tosyalı Osmanlı âlimidir.
Abdülkuddûs Gengûhî
Abdülkuddûs Gengûhî (yaklaşık 1456–1537), Rudevl’de aldığı Sâbirî terbiyeyi Şâhâbâd ve Gengûh’a taşıyan; Rüşdnâme, Mektûbât-ı Kuddûsî ve Envârü’l-uyûn gibi eserleriyle Kuzey Hindistan tasavvufunun başlıca müellif şeyhlerinden biridir.
Celâleddîn es-Süyûtî
Celâleddîn es-Süyûtî (1445-1505), tefsir, hadis, Şâfiî fıkhı, Kur’an ilimleri, Arap dili, tarih ve tasavvuf sahalarında yüzlerce eser veren; Kahire’nin geç Memlük dönemi ilim hayatını şekillendiren büyük muhaddis ve müelliftir.
Celâlzâde Sâlih Çelebi
Celâlzâde Sâlih Çelebi (yaklaşık 1494/95-1565), Kanûnî devrinde medrese, kadılık, tarih yazıcılığı, tercüme, şiir ve hat sahalarını birleştiren; Halep, Şam ve Mısır kadılıklarında adalet anlayışıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Debbağ Yunuszâde Şeyh Mustafa Efendi
Debbağ Yunuszâde Mustafa Efendi (ö. 1085/1674-75), Ümmî Sinanzâde Hasan Efendi’nin terbiyesinden geçerek Bursa Ahmed Paşa-yı Fenârî Zâviyesi’nde irşad hizmeti yürüten Halvetî şeyhi ve debbağlık âdâbına dair fütüvvetnâme müellifidir.
El-Hâc Şeyh Hâfız Muhammed Şevkî Efendi
Hâfız Muhammed Şevkî Efendi, Çelebi Sultan Mehmed Camii imamlığı yapan; Kuşadalı İbrâhim’den irşad izni alıp Setbaşı’ndaki evini dergâha dönüştüren XIX. yüzyıl Bursalı Şâbânî-Halvetî şeyhidir.
Hüseyin Azmî Dede
Hüseyin Azmî Dede (1815 – 1892); XIX. yüzyıl Mevlevî şeyhi ve müellif. Dokuz yaşında başladığı meşihat vazifesini ömrünün sonuna kadar sürdürmüş ; kelâm, fıkıh, tasavvuf ve dinler tarihi sahalarında eser vermiştir. Sâz u Terâneye Dâir risâlesinde mûsikinin cevazını savunur.
İmam-ı Arabzâde Ahmed bin Mahmud
İmam-ı Arabzâde Ahmed bin Mahmud (ö. 977/1569-70), Bursa medreselerinde yetişmiş; fıkıh, belâgat, felsefe, tarih ve mesnevi sahalarında eser veren Osmanlı âlimidir.
Kevâkibîzâde Mustafa Efendi
Kevâkibîzâde Mustafa Efendi (1649-1725), Kudüs, Bursa, Halep, Mekke ve İstanbul görevlerinde bulunan; zikir ve evrâd hayatıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Mecdüddin Bağdâdî
Mecdüddin el-Bağdâdî (556/1161, Bağdat – 616/1219 [ihtilâflı], Hârizm); Necmeddîn-i Kübrâ'nın en meşhur halifesi, hekim ve müellif. Hârizmşah Alâeddin Muhammed'in emriyle nehirde boğdurularak öldürülmüştür ; kaynaklar öldürülme sebebinde ayrılır.
şâhâ
şâhâ ünL [F.] Ey efendim! Ey padişahım!
zât-ı şâhâne
zât-ı şâhâne a. (. GULi olj) Padişah.
Abdülkuddûs Gengûhî Dergâhı
Ganguh · Hindistan · Tarihî işlev Sâbirî mektup, irşad ve ulemâ ağının XVI. yüzyıl merkezi. Şeyhin yaşadığı hankah, sonraki türbe yapıları, hükümdar ekleri ve güncel ziyaret kalabalığı ayrı tarih katmanlarıdır. Yapıyla ilişkili kişi Abdülkuddûs Gengûhî (yaklaşık 1456–1537), Rudevl’de aldığı Sâbirî terbiyeyi Şâhâbâd ve Gengûh’a taşıyan; Rüşdnâme, Mektûbât-ı Kuddûsî ve Envârü’l-uyûn gibi eserleriyle Kuzey Hindistan tasavvufunun başlıca müellif şeyhlerinden biridir. Yapının adı ve biyografik kayıt aynı kişide birleşir.
Sayfalar 237–244
Muzaffer Ozak Külliyatı · cüsü madenlerden, toplanan vergilerdir. (Padişahın bu sözünden anlaşılıyor ki, o devirde madenlerimiz işletilmekte imiş.) Yoksa. milletim Karun kadar zengin olsa, ellerinden zulüm