HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Mevlevî bir ailede
XIX. yüzyıl Osmanlı mutasavvıflarından Hüseyin Azmî Dede; kelâm, fıkıh, tasavvuf ve dinler tarihi gibi farklı alanlarda eserler kaleme almış bir zâttır.
Mevlevîliğe müntesip bir ailede dünyaya gelen Azmî Dede, dokuz yaşında başladığı meşihat vazifesini ömrünün son günlerine kadar yerine getirmiştir.
Çocuk şeyhlik
Dokuz yaşında posta oturması, dönemin yaygın bir uygulamasıdır:
Mevlevîlik Anadolu'da XIII. yüzyılda kurulan bir tarikattır. Kısa sürede teşkilatlanarak mevlevîhâneler vasıtasıyla yayılmıştır. Yeni açılan mevlevîhânelere ilk yıllarda şeyhler tarikatın idare merkezi olan Konya'dan tayin edilmiştir. Sonraki yıllarda ise mevlevîhânelerin şeyhliği babadan oğula geçmiştir.
Özellikle XVIII. asrın sonlarından itibaren mevlevîhâne şeyhleri veya şeyh aileleri mevlevîhânelerin vakıf gelirlerinden mahrum kalmamak için küçük yaşta da olsa çocuklarını şeyh olarak tayin ettirmişlerdir.
Tayin edilen çocuk şeyhin yetiştirilmesi yanında mevlevîhânelerin maddî-manevî idaresinin sağlanması için de Vekil Şeyhlik ihdas edilmiş ve bu göreve yetişkin bir Mevlevî tayin edilmiştir.
Gelibolu muhiti
Çanakkale'nin iki kıta arasındaki coğrafi konumu bu şehri askerî, siyasî, ticarî olduğu kadar dinî-tasavvufî açıdan da özel kılar. 14.-20. yüzyıllarda zengin bir tasavvufî ortamın yaratıldığı Çanakkale'de, günümüze ulaşabilen tarîkat yapıları arasında sadece nispeten iyi durumdaki Gelibolu Mevlevîhânesi ve Yazıcızâde Çilehânesi ile harap durumdaki Eceabat Kilitbahir Köyü Tâlib-i İrşâdî Dergâhı bulunur.
Elimizdeki bilgilerden Çanakkale'deki tasavvufî ortamın daha çok Gelibolu'da yoğunlaştığı, yanı sıra merkez ile Lapseki, Ezine, Eceabat, Bayramiç ve Biga ilçeleriyle, belde ve köylerinde Ahîlik, Bektâşîlik, Mevlevîlik, Rifâîlik, Nakşibendîlik, Sünbüliyye, Halvetîlik, Kâdirîlik, Bayrâmîlik, Uşşakîlik, Celvetîlik, Sa'dîlik gibi tarikatların etkin olduğu anlaşılır.
Öte yandan bu tasavvuf ortamında tarikat mensuplarının yazdıkları kitaplar da tasavvuf edebiyatının temel taşlarını oluşturmuştur.
Mûsiki risâlesi
Müellifin hayatına ve eserlerine değinen biyografi kaynaklarında ve akademik çalışmalarda kayda geçmeyen bu risâle, Hüseyin Azmî Dede'nin müzik ve çeşitli oyunlar hakkındaki görüşlerini ihtiva etmektedir.
Sâz u Terâneye Dâir adlı risâlede mûsikînin İslâm dini açısından hükmüne dair kanaatler paylaşılmıştır. Hüseyin Azmî Dede mûsikînin câiz oluşuna dair kanaatlerini “lehv” kavramı üzerine inşa eder.
Mizaç farklılıkları, enstrüman çalmanın hükmü ve dinî hükümlerin dönem şartlarına göre yorumlanması mûsikî konusunda değindiği hususlardandır. Bu içeriğiyle risâle, Osmanlı dönemindeki mûsikî tartışmalarını ele alan eserler dizisine eklenebilir.
Kaynak notu: Bu kartın malzemesi, TDV İslâm Ansiklopedisi'nde müstakil madde bulunmadığı için Abdullah Muaz Güven'in “Hüseyin Azmî Dede ve Sâz u Terâneye Dair Adlı Risâlesi” (2023), Semiha Altıer'in “Çanakkale'de Osmanlı Dönemi Tasavvuf Ortamının İzleri” (2018) ve Sezai Küçük'ün “Mevlevîlerde Çocuk Şeyhler ve Vekil Şeyhlik” (2013) başlıklı akademik çalışmalardan derlenmiştir.