Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

219 sonuç · toplam 219 · “Yolcu” · 3/10

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Lengerhâne

Demir atılan ve konaklanan yer. Tekke dilinde fütüvvet ehlinin tekkesi, dervişlerin yemek yediği bölüm, imarethane veya bazı kullanımlarda türbe anlamına gelir. Kelime, yolcunun durup sükûnet bulduğu güvenli menzil fikrini taşır.

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mebâdi

İlkler, 2. tas. Sâlikin sülükunun başlangıcında riayet etmesi lazım gelen namaz, oruç ve benzeri hususlar ve şer'i adap ki, mübtedilerin mutlaka bunlara uymaları icap eder (sr). Mebâdi'n-nihayat ( (مبا دى | لنهايا 1. Sonların ilkleri. 2. ta…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Miraç

Hz. Peygamber'in Allah'la görüşmesi olayı. 2. tas. Bâyezid Bistâmi'den itibaren süfiler de miraç yaşadıklarını söylemişlerdir. Attâr, Tezkiretu'-evliya'da Bâyezid Bistâmi'nin miracını anlatır (ATE 202). İbn Arabi de benzeri bir miraçtan bah…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mürüvvet

Adamlık, insanlık, mertlik. tas. a Din ve akıl yönünden öğülmeye değer güzel davranışların ortaya çıkmasını sağlayan nefsin bir kuvveti, ruhi yetenek (cr). b Allah için yapılan işleri gogumsamamak. c Dostların kusurlarını görmezlikten gelme…

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Müsafir

Sefere çıkan, yolcu, mihmân. tas. Düşünüp taşınarak (fikri ve itibarıyla) makullerde sefer yaparak bu geçeden öbür geçeye geçen (iFM). Sefer, Mihmân.

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sahrâ

Geniş kır, ova veya çöl. Tasavvufî sembolizmde sınırsızlık ve maddî kayıtlardan sıyrılmış ruhânî âlem için mecaz olabilir. Şiirde yolculuk, gurbet ve tecelli mekânı anlamları da taşır.

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sail

Dileyen, isteyen; dilenci, gedâ. 2. tas. Hak'tan hidayet isteyen, her şeyi Allah'tan isteyen ve dileyen. Sair/Seyyar Hak yolda yürüyenler. Onlarınki çetin ve güç bir yolculuktur; fakat marifet derecesine ulaşanlar uçarak yolculuk yaparlar.…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sâlik

Lr, Yolcu. 2. tas. a Ehl-i sülûk, Allah’a giden yolu tutana seyr halinde bulunduğu sürece müritle müntehi arasındaki mutavassite sâlik denir. Imi ve tasavvuruyla değil, haliyle makamlarda seyreden sâlik bu haldeyken ayne'l-yakin türünden bi…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sefer

Yolculuk, mesafe katetme, yolda yürüme. tas. Hakk’a yönelmeye başlayan kalbin zikirle seyretmesi ve manevi yolculuk yapması. Dört çeşit sefer vardır: Seyr ile'llâh, yani Allah’a doğru yolculuk. Nefs menzillerinden başlar, ufuk-i mübine kada…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Seyr

veya Seyir Yürümek, yolda gitmek, seyyahat. tas. Hakk’a ermek üzere manevi yolculuk yapmak. Seyr iki türlüdür: Seyr ila’llah, Hakk’a doğru yürümek; sâlik Hakk'ı tanıyınca bu yolculuk biter. Seyr filâh, Hak'ta yürümek; birinci seyr bittikten…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sohbet

Söyleşi, hasbihal, arkadaşlık, yoldaş olma. tas. İlk süfiler sohbete büyük önem verir, tasavvufi bilgileri ehil ve hevesli gördükleri muhiblerine özel sohbetlerde aktarır, eğitim ve öğretimde sohbeti esas alırlardı. Sohbette istifade edilen…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

mu'cize

Peygamber lik iddiasında bulunan kimsele rin, bu yoldaki gücünü kanıtla mak için Allah’ın yaratıcı gücü sayesinde ortaya koyduğu ola ğanüstü hadise. Kur’ân- Kerîm’de “mu'cize” olarak de ğerlendirilebilecek pek çok olay zikredilmektedir. Söz…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

rihle

Hadis biliminde, hadis öğrenmek için yapılan seyahatler ve yolculuklar.

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

blîs

G-Jul) [Ar. ] bk. şeytan ibn a. [Ar. ] Oğul, erkek çocuk. ibniyye a. [Ar. ] Bir kimseni oğlunun kızı. ibnülvakt a. [< Ar. ibn vakt] tas. Tasavvuf ehlinin he zamanı içinde bulunduğu anı e uygun ibadet ve taatle geçirme anlamında bir terim. i…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

seyr ilallah

seyr ilallah a. [Ar.] (Als lah’a seyir veya yönelme) tas. Tarikat yolunda manevî yolculuğun ilk mertebesi.

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hac rehberi

Hac ibadetinin menâsikini, mekânlarını ve uygulama sırasını hacılara öğreten, yolculuk boyunca gruba kılavuzluk eden kimse. Klasik kullanımda delîl adıyla da anılır. Görevi yalnız yol göstermek değil; ihram, tavaf, sa‘y, Arafat vakfesi, Müz…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kasru’s-salât

Yolculukta dört rekâtlı farz namazları iki rekât olarak kılma. Sabah ve akşam namazları kısaltılmaz. Yolculuk mesafesi, ikamet niyeti ve kısaltmanın ruhsat mı zorunlu uygulama mı olduğu mezheplere göre farklı değerlendirilir. Cem‘, yani iki…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

inber-nâme

ed. Tasavvufî edebiyatta mutasavv şairlerin “minber” (bk. bu mad de) in faziletini şiirleştiren eser ler için kullandıkları ortak ad. minnet a. [Ar.] Allah’a nis pet edilen bu söz, “O’nun evren deki bütün yaratıklara dönük lü tuf ve keremi,…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

vasiyyet (II)

vasiyyet (II) a. [Ar.] Hadis biliminde, hadis rivayet eden bir râvînin vefatmdan önce veya hayatta iken uzun bir yolculuğa çıkarken rivayet yetkisi kendinde bulunan bir metnin kendi memleketindeki veya başka bir yerdeki kimseye verilmesini…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İmarethâne

Yoksullara, yolculara, talebelere veya bir külliyenin görevlilerine yemek dağıtan hayır kurumu ve mutfağı. Vakıf sistemiyle işletilen imarethâneler cami, medrese, tekke, hastane ve kervansaray çevresindeki sosyal hizmet ağının parçasıydı.

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

sefer (II)

sefer (II) a. [Ar.] tas. Tasavvuf inancında, sûfîlerin nefsi terbiye etmek ve Allah’a ulaşmak için bedenle veya kalb yoluyla yaptığı yolculuk.

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Âdâb

Edep kelimesinin çoğulu; dinin ve selim aklın güzel gördüğü davranış kuralları. İbadet, sohbet, yemek, yolculuk, zikir ve tekke hayatının her alanında gözetilen ölçüleri ifade eder. Tasavvufta âdâb yalnız dış biçim değildir. Davranışın niye…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hacıyağı

Gül yağından elde edilen yoğun ve güzel kokulu esans. Hac yolculuğundan getirilen kokularla ilişkilendirilen adlandırma, gündelik dilde gül esansı ve benzeri hoş kokular için de kullanılmıştır.

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

sefer (I)

sefer (I) a. [Ar.] flk. Şer'an cde dır. aranan şartlar doğrultusunda ığı, belirli bir uzak yolculuğa çıkma nü anlamında terim. Bu söz, ma Kur’ân-ı Kerîm’de yedi ayette geçmektedir.

↗