ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
75 sonuç · toplam 75 · “Cezbe” · 2/4
01Meczup
İlâhî cezbeye tutulmuş kimse. Tasavvuf geleneğinde Hakk’ın güçlü çekimiyle normal davranış ölçülerinin dışına çıkan kişi için kullanılır. Meczup ile sülûkunu bir mürşid gözetiminde adım adım sürdüren sâlik aynı değildir. Kaynaklar cezbe hâl…
Medyum
Ruhlarla veya görünmeyen varlıklarla iletişim kurduğunu ileri süren kimse. Bazı eski sözlüklerde “meczup”la yakın gösterilse de iki kavram aynı değildir: meczup tasavvufî cezbe hâliyle, medyum ise spiritüalist aracılık iddiasıyla ilişkilidi…
Nakip
Şeyhin yardımcısı olan en kıdemli mürit. Bkz. Nükeba, Allah ki mücid-i cihandır Her türlü nikabtan iyandır M. Naci Nâkus i ar. (95 b) r. Can, 2, tas. a Cem makamı. b Sâlikin tevbe edip ibadete ve zühde yönelmesini sağlayan bir uyanış (intib…
Nazar
Bakmak, bakış. tas. Şeyhlerin ve ermişlerin müritlere ve sülûk ehline bakışı ki, bu bakış ruhlarına tesir ederek onlara yeni bir şekil verir; gönüllerini feyzle doldurur; ruhlarını olgunlaştırır. Bu nazarın eğitimci ve yetiştrici bir özelli…
Nokta
1, Hakiki birlik, tüm çokluğun ash, 2. Noktanın hareket ettirilmesinden hat (çizgi) meydana gelir. Hat ikinci taayyüne işaret eder, 3. Zatın tecellisi. Ucunda ateş bulunan bir çubuk, hızlı bir şekilde düz olarak hareket ettirilirse, nokta o…
Sayd
x, Avlama, av, 2, tas. a Cezbe. b Hicran makamı (sr). Saye >. Gölge, zil. 2. tas. Öze göre kabuk mesabesinde olan hakikatin gölgesi . Sâye-i pir, sdye-i erenler deyiminde, saye-i himmet ve inayet anlamında kullanıhr. Seâdü'l-vecheyn fi'd-dâ…
Şâtır
شطر) نه ç. Şuttâr r, Açıkgöz; hilekâr; kurnaz, delişmen; Yüzsüz, arsız; ça- Pulcu, zorba, 2. tas. Nefsi, kendisini bâtıldan uzaklaştıran (sr 45, 182). Fütüvvet ehli, ayyar (sr 45, 182; KR 104), Fütüvvet ehline ve civanmertlere Şâur denmesi,…
Semail
Huylar, ahlak, vasıflar; şekiller. tas. a Hz. Peygamber'in tasviri, ruhi ve fiziki portresi; bunu konu alan eser ve risaleler b Bazen mevcut olan bazen mevcut olmayan ve sükün halini bozmayan hafif cezbe. ء Cemal sıfatların celal sıfatlarla…
Şeyda
0 44) Deli, çılgın. tas. a Şiddetli sevgi ve aşk hisleriyle coşup kendinden geçen. b Cezbe ehli, meczup. Ey hâce eğer kim sen isen âkıl u dânâ Şeydâlığı bin akla değişmez dil-i şeydâ Bağdadi Gerci cânândan dil-i şeydâ için kâm isterem Sorsa…
Şitâb
Acele etme, çabuk davranma. tas. Makamlardaki marifet ve dakikaların farkında olmadan gerçekleşen seyr. Bu seyr bazen cezbenin tesiriyle bazen de sâlikin amel ve ibadet etmesi, riyazet yapması ve tasfiyeyle meşgul olması suretiyle meydana g…
Şive
Güzellerin, insanın hoşuna giden ve gönlünü fetheden tavrı; tarz, üslup, işve. tas. Cemal ve Celal tecellileri, ara sıra görülen hafif cezbe )115: SF).
Şüh
Nazlı, cilveli, şen şakrak; hal ve hareketleri serbest, neşeli, güzel. tas, İlahi cezbe, ilâhî tecelli (sr). Ey Fuzüli nola ger saklar isen cân-ı aziz Vakt ola kim ola bir sah-1 sitemkâra feda Şuhüd (5443) Görme, müşahede, temaşa, tas. Hakk…
Şuride
Dağınık, perişan, şaşkın, mecnun, âşık. 2. tas. Çokça ilâhî cezbeye mazhar oluşu sebebiyle hayretler içinde kalan sâlik (sr). Şurüd 04.) 1. Kaçmak, ürkmek. 2. tas. Fertlerden, perdelerden ve bunların yol açtığı kararsızlıklardan kurtularak…
Tecelli
Aşikâr olmak, açığa çıkmak, görünmek, zuhur etmek. tas. Gaybten gelen va kalpte zahir olan nurlar. Görünmeyenin (guyab) kalplerde görünür hale gelmesi. Her ilâhî ismin, tecelli ettiği yere ve yöne göre türlü türlü şekilleri vardır. İçinden,…
Tersâ-beççe
Papazın çocuğu. tas. İlahi cezbe, feyiz yoluyla ruhlar âleminden gönüllere gelen manevi ilaç.
Tevhit
Birlik. tas. a Allah'ın zatını, aklen tasavvur edilen ve zihnen tahayyül edilen her şeyden tecrit etmek (cr). “Allah'ı zihninizde dilediğiniz gibi tasavvur edin, ama bilin ki bu tasavvur Allah değildir.” b Tevhit üç türlüdür: Hakk'ın Hak iç…
inbisât
Tasavvu inancma göre sûfînin ruhen rahatlaması, manevî huzur bulması ve bir tür vecd ve cezbe hâline ulaşması durumu. İncil a. [Ar. ] Hz. İsa’ya gönderilen ve Hristiyan dünyasının inandığı üâhî kitabm Kur’ân-ı Kerîm’de geçen adı. Bu sözün k…
ekar
Sözlüklerde “Şiddetli bir ateş ile yakıp kavuran alevli ateş. ” anlamındaki bu söz, cehennem için kullanılan terimlerden biridir ve Kur’ân Kerîm’de dört ayette geçmek dir. sekerât-ı mevt a. Ar. sekerât + mevt ] Ölü anında çekilen acı ve ızt…
semâzen
Mevse levi dergâhlarında, dış dünya ile ruh dünyasında oluşan bütün değerleri işiterek ve cezbeye kapılarak dönme hareketini yapan sufî. se
sahûr
İslâm’m temel kli ibadetlerinden olan “oruç” (bk. dubu madde) için hazırlık yapma, id, imsak vaktinden önce yemek yibîl, yerek ağzı temizleme ve oruca er) başlama. rak eri sahv a [Ar.] tas. Tasavvuf inancında, cezbe, vecd, aşk ile kendinden…
eri sahv
Tasavvuf inancında, cezbe, vecd, aşk ile kendinden geçen sûfînin ayılade, rak günlük hayata dönmesi duaşırumu. kli
Şur-Şuride
Farsça, tuzlu, karışık, çığlık anlamlarına gelen bir kelime. Sur: Özel hal. Hal; Hakk’ın kelamını veya ibretli bir sözü duyanda, veyahut sema yapan salikte ortaya çıkan durum’a denir. Şuride: Dağınık, şaşkın, meczub, aşık; İlâhî cezbe çoklu…
Vücûd-İ Adem
Tasavvufta cezbe denilen makâmda kendini yok bildikten sonra, hâsıl olan bir hâl, makam. Vücûd-i adem, fenâ makâmından öncedir. Bu hâl yok olabilir. Yok olduğu görülmüştür de. Zaman olur ki, bu hâl ondan alınır. Sonra geri verilir.Tam fenâd…
Şöhret Afettir
Makam, mal, mülk, pek çok kişinin düşmanlığını cezbeder. Tasavvuf erbabına göre, keşif, keramet ve ledün bilgisiyle tanınmak da, sıkıntılı bir şöhrettir. Zira kişiye bir tür benlik verir, etrafta toplanan insanlardan huzuru kaçar.