ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
2107 sonuç · toplam 2107 · “inşâ” · 11/88
01Düşmen
fars. شمن) Yı. Düşman, insanın kötülüğünü isteyen ve zarar vermek için | Uğraşan kişi, 2, Şeytan. Nefs. Münkir, kafir. Bkz. Dost. | vw iii Düveyre Kim bize taş atarsa güller nisar olsun ona Vurmaklığa kasd edenin düşem öpem ayağını Her kim…
Düvazdeh Imam
3 >) veya Düvâz/Durâzmâm. Oniki İmam. 2. Alevilerde ve Bektaşilerde Oniki İmam'ı öven nefesler. Muhammed Ali'yi candan sevenler Yorulup yollarda kalmaz inşaallah İmam-ı Hasan'ın yüzün görenler Hüseyin'den mahrum olmaz inşâallah Hatai Düveyr…
Gala ea cae Ebced
بجد) N) x. Arap alfabesinin harflerini içeren kısa ei إلا Obirmetin 2. tas. a Süfiler bazı ayet ve hadislerden ebced Wi a hesabıyla bazı anlamlar çıkarır; bunların, işaretle anlatılan e > tasavvufi bilgiler olduğunu ifade ederler, Bkz. Alla…
Ebnâ-i zaman
بنك زمان) ( >. Şimdiki insanlar. 2. tas. Günümüz şeyhleri ve dervisleri. | 1:
Ehl-i dil
Hudavend-i dil, Gönül ehli, arif. 2. Serden geçen sırra eren sâlik. Ehl-i dil, her istediğini rahat ve serbestce söyler, sözlerinden dolayı kınanmaz; fakat kendi derdini gizler. Bkz. Ashab-ı dil. Ehli Safvet E. A تب Ehl-i dildir diyemem Ses…
Envar
نوا ر) ( 4 Nur x. Nürlar, ışıklar. 2. tas. Envar-ı ezeli. Ulvi âlemin madde âlemindeki ışıltıları. Envar-ı hidayet Hidayet nurları. Gönülleri parlatan gaybın ilhamlan ve tecellileri. Bu nurlar vasıtasıyla insan hakikati bulur.
Ervah-i mukaddese
( Meleküt âlemindeki mücerret ruhlar. Bu ruhlara kudsiyan, ervah-i kudsiye, ervah-ı dliye, ervah-1 mükerreme ve insani ruhlar gibi isimler de verilir (sr). 2. Bedenlerinden ayrılan ermişlerin ruhlarına da bu isim verilir. Er-zade (¢ 5! + >…
Esma-Müsemma
İsim-İsimlendirilen. 2. İsimden isimlendirilene gitmek, Allah'ın isimlerini zikrederek Allah’a ermek. Esma çekmek Esma zikri. Bkz. Zikir, Esma-i hüsna Allah'ın güzel adları. Süfiler bu isimleri zikir olarak okurlar. Bu isimleri açıklamak iç…
Eşik
Atebe, âsitâne ve dergâh. tas. Tasavvufta ve genelde doğulu kavimlerde eşiğin bir kutsiyeti vardır. Ulu kişilerin ululuğunu anlatmak için oturdukları evlerin eşiklerinin ululuğundan söz edilir. Eşik mahviyeti simgeler. Müridin, şeyhin kapıs…
Fakir
ç Fukara Derviş, yoksul. 2. tas. Sâlikin Hak'ta fani olması ve kendini ona muhtaç bilmesi. “Ey insanlar sizler fakirsiniz, Allah’a muhtaçsınız” (Fatır Suresi, 15). Kibir ifade eden ‘ben’ sözü yerine tevazu gösterip “fakir, ‘sen’ yerine de h…
Fakr
Yoksulluk. tas. a Dervişlik, sâlikin hiçbir şeye malik ve sahip olmadığının şuurunda olması, her şeyin gerçek malik ve sahibinin Allah olduğunu idrak etmesi. İnsan Allah'ın kulu olduğundan; insan da, ona nispet edilen diger şeyler de hakika…
Fark-ı sani
İkinci fark. tas, a Halkın Hak sayesinde var olduklarını ve varlıklarını muhafaza ettiklerini idrak etmek; birlikte çokluğu, çoklukta birliği gör- Bunlardan birinin görülmesi diğerinin görülmesine engel olmaz. b Sekr ve cem halinden sonra s…
Fazilet
Fezâil Erdem. İnsanda doğuştan var olan iyi huyların ve güzel niteliklerin geliştirilmiş ve olgunlaştırılmış şekilleri. Bunun zıddı rezilettir (ç. rezâil). Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için EKÜ 273 kısaltmalarıyla kaynak gö…
Felek
ع Eflak Gök, gökyüzü, sema. 2. Talih, baht, kader. 3. Her gezegenin bulunduğu gök tabakası. Batlamyus'un kozmolojik sisteminden kaynaklanan bu tasavvura göre, dünya evrenin merkezidir ve çevresinde iç içe geçmiş bir şekilde dokuz felek bulu…
Firkat
Ayrılık, hicran, sila hasreti. tas. Halk perdesiyle perdelenmek. (sF) Fütuh Bilmedik zevk-i visâlin çekmeyince firkatın Olmayınca hasta kadrin bilmez insan sıhhatın Fıtnat
Fütüvvet
6 43) Gençlik, yiğitlik, mertlik. 2. tas. a Fedakârlık, feragat, mertlik, adamlık, insanlık, bir kimsenin sırf insani mülahazalarla başkalarının hak ve menfaatini kendisininkinden önde tutması; toplumun ve fertlerin kurtuluşu ve mutluluğu i…
Gamze
a Güzel gözde, özellikle gözün kuyruğunda görülen insanı mest eden hareket; yan bakış, göz süzme. b Çene ve yanaktaki hafif çukur. tas, Idrak edilen işaretler (115). Gamzen cefâsı âşıka ayn-vefâ gelir Bimâre iltifatı tabibin devâ gelir Yaki…
Gâret
Yağma ve yağmalama. Tasavvuf şiirinde ilâhî cezbenin sâlikin alışılmış iradesini, düzenini ve benlik dayanaklarını bir anda ortadan kaldırmasını anlatan mecazdır. Kangı puttur bilmezem îmânımı gâret kılan Sende îmân yok ki sen aldın diyem î…
Gayb erenler
غيب!> « نلر) Göze görünmeyen veliler, Ricalw’l-gayb, malü'-gayb. Üçler, yediler, kırklar, abdallar gibi bazı veliler vardır ki, gâibtirler; göze görünmezler, kısa zamanda uzun mesafeler katettiklerine inanılır. Bkz. Tayy-i mekân, Tayy-i zam…
Gevher
Cevher, mücevher ve kıymetli taş. Tasavvuf şiirinde mâna, sır, ilâhî sıfatların tecellisi ve insanın saklı mânevî kabiliyeti için kullanılan bir mecazdır. Denizin içindeki inci gibi, hakikatin de görünüş kabuğu içinde aranması gerektiğini a…
Gina
Zenginlik. tas. Tam ve kâmil mülkiyet. Mutlak olarak gani Allah'tır; çünkü her şeyin zatı onundur (kı). Mâliku'l-mülk O'dur, insanlar ise fakirdir. Hak ile kendini zengin bilen (istigna bi’l-Hak) ondan başkasına muhtaç Gönül etmek olmaz; zi…
Gıpta
İmrenme. tas. Bir kimsenin, başkalarının sahip olduğu nimeti, onların bu nimetten mahrum kalmalarını temenni etmeksizin kendisi için de istemesi (cr).
Gışâ
Perde, örtü ve kaplama. Tasavvufta kalp aynasında biriken, insanın basîretini örten ve hakikati görmesini güçleştiren mânevî pas veya katılık için kullanılır.
Gurbet
Maksada ulaşmak için vatandan ayrılmak; eşten, dosttan ve tanıdıklardan uzak kalmak. Sûfîlere göre insanın aslî vatanı ruhlar âlemidir; dünya hayatındaki yabancılık duygusu ruhun geldiği âleme duyduğu özlemle açıklanır. Mevlânâ’nın Mesnevî…