ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
42 sonuç · toplam 88 · “Zinde” · 1/2
01Zinde
Sag, diri, canlı. tas. a Kendisini dünyaya bağlayan bağlardan kopararak iradi olarak ölmesidir Salikin. “Ölmeden evvel ölünüz” Sözünün Zuhal ee Zh sırrına eren. b Nefsi ölü, kalbi diri olan. “Tasavvuf, Hakk'ın seni sende öldürmesi kendisiyl…
Çeşme-i zindegânî
Hayat çeşmesi; âb-ı hayat. Ölmezlik, mânevî diriliş ve irfan kaynağı için kullanılan Farsça bir terkiptir. Tasavvuf metinlerinde âb-ı hayat , aynü’l-hayât ve kimi sembolik açıklamalarda akl-ı sürh kavramlarıyla ilişkilendirilir.
Nehrî Kolu
Seyyid Tâhâ Hakkârî'nin Şemdinli-Nehrî merkezinde şekillendirdiği, Nakşibendî-Hâlidî geleneğe bağlı bölgesel şube.
Ab-ı hayat
ب > ة) İ) x. Can suyu, içene ebedi hayat veren çeşme. 2. efs. Bir Ab-keş: damlası bile içildiğinde insanı ölümsüzleştiren ve ebedileştiren su. Bu suyun doğuda karanlık bir yerde bulunduğuna, Hızır ve İlyas'ın bu çeşmeden içip ölümsüzlüğün s…
Beşler
Cebrail'in kalbi üzere bulunan (ruhani his ve bilgilerini ondan alan) beş ermiş. Ruhların hükümdarı olan Cebrail'in nefesinden ve ilminin feyzinden kalpler hayat bulduğu gibi, tarik ehlinin hükümdarları olan beşlerin nefes ve ilim feyzinden…
Dem
م) >) (ar'da kan)1. Nefes, soluk. 2. Vakit, an, içinde yaşanılan zaman. “Gün bugün, saat bu saat, dem bu dem.” 3. tas. a Rahmani nefes ki, Hakk'ın feyzinden ibarettir (sr). b Tecellinin zuhur ettiği an ki Mevleviler buna “Hü” derler, 1 101…
Esfar
4 Sefer Seferler, yolculuklar. tas. a Cile çekmek veya mürşide varmak için yeryüzünde yapılan yolculuk. b Hakk’a ermek için yapılan manevi ve ruhani yolculuk. Bkz. Sefer, Esfar-ı erbaa Dört sefer: Halktan Hakk’a, Hak ile Hak'ta, Hak'tan hal…
Hayat
Yaşama, zindegi. 2. tas. Sâliki dünya bağlarından ve nefsani arzulardan koparan kutsal ve ilâhî nurun tecelli etmesi, “Hayat, ölümdedir” (sr 489), yani kalbin hayatta olması için nefsin ölmesi gerekir. Cüneyd, tasavvufu “Hakk'ın seni senden…
Heyamân
Şaşkınlık, hayret. tas. Coşkun varlık denizinde ve ilâhî tecelli nurlarının pırıltılarında hayrete düşmek, kendinden geçmek ve mahvolmak, cem makamında istiğrak halinde olmak.
İstiğrâk
!) Gark olmak, batmak. tas. Sâlikin ilâhî sevginin istilası altında sevgiliyi temaşa ederken, maddi âlem ve mâsivâ hakkında hiçbir his, idrak ve şuura sahip olmaması. Bu halde bulunana müstağrak denir. Istigrak halin- deki bir sâlik, suya a…
Kurban
( هر با Allah'a yakınlık peyda etmek niyetiyle belli özelliklere sahip hayvanın ibadet maksadıyla kesilmesi. 2. tas. Fena mertebesi, fedakârlık, kulun kendisini (nefsini) Allah yolunda feda etmesi. En büyük kurban kulun nefsini feda etmesid…
Kutbü’l-irşâd
İnsanları mânevî yolda eğitme ve yönlendirme yetkisinin en yüksek derecesini temsil ettiği kabul edilen velî. Terim, irşad hizmetinin merkezinde bulunduğuna inanılan kâmil mürşidi ifade eder; tarihî bir idarî makamdan ziyade tasavvufî velây…
Zikir
veya Zikr Anmak, hatırlamak, yâd etmek. 2. tas. a Allah'ı anmak ve hatırlamak; onu unutmamak ve gaflet halinde olmamak. b Allah kelimesini veya lâilahe illallah cümlesini söylemek ve tekrarlamak, İlkine lafza-i celal zikri, ikincisine kelim…
beyit -yti
1. “Ev, hane, menzil, konak, mesken” anlamında olan bu söz, “Aynı vezinde iki dizeden oluşan bir nazım birimi.” olarak İslâmî edebiyatta, özellikle de Divan Edebiyatı alanında kullanılan bir terim olarak yaygınlık kazanmıştır. 2. tas. Kalp,…
mevle’l-muvâlât
İslâm hukukunda, Bir gayrimüslimin iman ederek bir Müslüman ile ihtiyaç olursa Müslüman’m diyet borcunu ödemesi, buna karşılık kendisine mirasçı olması konusunda yapılan bir anlaşma. Bu, bir anlamda yeni girdiği bir Müslüman çevrede kendisi…
Mevlevi
ve a. [Ar.] H Mevlâna’nın izinde olanları kurduğu tarikat, bk. Mevleviyye
nahs
G^j) [Ar.] Sözlük anlam “Uğursuzluk.” olan bir ter “sa'd” (bk. bu madde) karşıtı. 521 nakîbü’l-eşrâf ha nâ'ib a. [Ar.] İslâm devletleol rinde, hükümdar, vali, kadı gibi iyi devletin ileri gelen kademelelık rinde vekillik veya yardımcılık aç…
Kâbe-i şerif
Mekke’deki Mescid-i Harâm’ın merkezinde bulunan kutsal yapı ve Müslümanların kıblesi. Tasavvuf şiirinde arınmış insan kalbi “mânevî Kâbe” mecazıyla anılabilir.
ashâb-ı matlûb
UjLL uL^l) huk. İflas durumundaki kimsenin alacaklarınm kanunî olarak tamamı için kullanılan bir terim. ashâb-ı Medyen a. JmaI) Şuayb peygamberin gönderildiği, Akabe Körfezinden Humus vadisine kadar uzanan bölge ve bu bölgede yaşayan halk.…
mi mefhûm
İslâm hukukunda, lafzm, sözde dile getirilmeyen veya ifade edilmel yen bir hükme delâlet etmesi z için kullanılan terim. e § tam. mefhûmu muvâfakat ül a. Lafızda söz ’î konusu olan hükmün, ispat l veya reddi bakımından sözde a dile getirilm…
Da^vet Makâmı
Vilâyet (evliyâlık) makâmının üstünde, peygamberlere mahsus bir makâm. Peygamberlerin izinde bulunanların en üstünlerine de dâvet makâmından bir pay ayırırlar. Yûsuf sûresinin; "Ey sevgili Peygamberim! Onlara de ki, benim yolum budur. Sizi…
Da'vet (dâvet)
1. Hak dîne çağırmak. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Ey Muhammed! Rabbininin yoluna hikmetle, güzel öğütlerle dâvet et. Onlarla en güzel şekilde tartış. (Nahl sûresi: 125) Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, Allahü teâ…
Mukarrebûn
1.1.2. Ebrâr, Sâbikûn ve Mukarrebûn Ebrâr ( راربأ لا), sâbikûn (ن وقباسلا) ve mukarrebûn (ن وبرقملا) kavramları mutasavvıflarca müminlerin ve özelde tasavvuf ehlinin dereceleri ile ilgili olarak sıklıkla atıfta bulunulan kavramlardır. Öyle…
Mürselât Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş yedinci sûresi. Mürselât sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli âyet-i kerîmedir. Gönderilenler anlamına gelen Mürselât kelimesi ile başladığı için sûreye, Sûret-ül-Mürselât denilmiştir. Sûrede; kıyâmetin vukû bulac…