KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Habbetü’l-Kalb
Arapça, kalbin habbesi, tanesi, Habbetü’l-Hadrâ: Yeşil habbe: Habbetü’s-Sevdâ: Siyah habbe.
→Tasavvuf ve TarikatHabibiyye
Kul, halktan ilgisini keser, Allah’ı kendisine dost edinirse, ondan teklif düşer diyen sahte sûfiler.
→Tasavvuf ve TarikatHabs-İ Dem
Kan anlamına gelen dem Farsça, habs kelimesi ise Arapça’dır: Nefesi alıp içeride tutmak, ânı, zamanı korumak, bir bakıma durdurmak, hep aynı ânı yaşamak. Nefy-ü İsbât zikrinde, sâlik, bir derin soluk alır, 21 Kelime-i Tevhidi…
→Tasavvuf ve TarikatHaccaciyye
Ebu’l-Haccâc Yusuf b. Abdurrahmani’l-Kuşeyrî’ye nisbet edilen bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatHâcegân
Tasavvuf tarihinde 12-15. yüzyıllarda Mâveraünnehir’de ortaya çıkan ve yayılan, ayrıca Orta Asya sûfîliğinin oluşmasmda ve gelişmesinde önemli rol oynayan bir tarikat.
→Tasavvuf ve TarikatHâcegân Tarikatı
Nakşbendiy-ye Tarikatı’nın bir diğer adı. Hâcegân, Farsça’da, “hoca” kelimesinin çoğulu olup “hocalar” manasına gelir, iran kültür çevresinde bilim adamları için bu tabir kullanılır. Bu tasavvuf okulunun liderlerinin, tamamen ilmiyye sınıfına mensub olması münasebetiyle, Hâcegân…
→Tasavvuf ve TarikatHacım Sultan Makamı
Bektaşî deyimidir. Meydan’daki makamlardan biridir. Hacım Sultan Makamı’na aynı zamanda, “Meydan Taşı” da denir. Her makamda niyazda bulunulduğu gibi, burada da niyaz olunurdu. Nasib alan tâlib, kılavuzunun delaletiyle bu makamın ne olduğunu şu şekilde…
→Tasavvuf ve TarikatHâciyye
Abdullah Muhammed b. Muhammed el-Hâc (ö. 1336-37) tarafından kurulan bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatHaddâdiyye
Şeyh Abdullah b. Alevî el-Haddâd’m kurduğu, Aleviyye tasavvuf okulunun bir kolu.
→Tasavvuf ve TarikatHâdim
ç Huddamı. Hizmetçi, hizmetkâr, hizmet ehli. 2. tas. Sûfî ve derviş olmadığı halde onlara hizmet eden, tekke sakinlerine ve tarikat ehline yardım eden (-94). Hâdimler, Hak taliplerine ve dervişlere götürdükleri hizmetin nafile ibadetlerden dâha…
→Tasavvuf ve TarikatHâdimü’l-Fukarâ
Arapça, fakirlerin veya dervişlerin hizmetkârı demektir. Şeyhler için kullanılan bir unvandır. Akşemseddin’in dediği gibi, Şeyh, Allah’ı kula, kulu Allah’a sevdirme konusunda dervişlere hizmet ettiği, onların dünya ve âhiret mutluluklarına yardımcı olduğu için, bu isimle…
→Tasavvuf ve TarikatHads
Arapça, vaki olmak, yok iken var olmak manasınadır. Bazı sufîler, Allah’ın toplumu uyarmak üzere, âlemde bir takım âyetler ortaya çıkardığını, belli kişileri uyarmak için de, kalblerindeki kötü duyguları giderdiğini söylerler.
→Tasavvuf ve TarikatHafifiyye
Abdullah b. Muhammed b. Hafif ez-Zabbî eş-Şirâzî (ö. 982)’nin görüşleri esas alınarak, XIV. asırda kurulmuş bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatHâfiyye
Nakşbendîliğin Çin ve Türkistan’daki adı.
→Tasavvuf ve TarikatHak Vere
“Yok” anlamına kullanılan bir tabirdir. Meselâ, “dede paran var mı?” sorusuna “yok” denmez, “Hak vere” denilirdi. Bu tabir aynı zamanda bir dua idi. Dilencilere para vermeyip “Allah versin” ifadesi ile baştan savulması da, bu…
→Tasavvuf ve TarikatHakāik-i ilâhiyye
İlâhî hakikatler; Allah’ın isim, sıfat ve tecellilerine ilişkin değişmez gerçeklikler. Tasavvufî kullanımda vahdetin çokluk içindeki görünüşlerini anlamlandıran bir kavramdır.
→Tasavvuf ve TarikatHakâiku’l-Esmâ
Arapça, isimlerin gerçekleri demektir. Zatın ta’ayyünâtıyla, o ta’ayyünât arasındakinisbetler yerinde kullanılan bir tâbirdir. Nisbetler denilen şeyler, bir takım sıfatlardır ki, insanlar o sıfatlarla birbirinden ayrılır.
→Tasavvuf ve TarikatHakâyık-I Bedîhiyye
Apaçık gerçekler anlamına gelen Arapça bir tamlama. Vasıtasız olarak, sevgi ile bilinen gerçekler.
→Tasavvuf ve TarikatHakika
Arapça tamlama. Hakikat güneşinin doğuş yerleri. Ayn-ı ehadiyyeti’l- cem’de, tam fena haline ulaşmadan önceki zatî tecellîlere denir.MEŞÂRİKÜ’L–
→Tasavvuf ve TarikatHakikat
Gerçek; var olduğu kesin ve açık olarak bilinen şey, bir şeyi a Hakka'l-yakin o şey yapan husus, mahiyet. 2. tas. a Hakk'ın sâlikten vasıflarını alarak yerine kendi vasıflarını koyması (ittisaf bi-evsafillâh). Zira kul ile…
→Tasavvuf ve TarikatHakikat Ehli
Fena fillah’tan sonra, beka billah’a eren sufîler için kullanılan bir deyimdir. Bunlar, irâdelerini, Allah’ın iradelerine bağlamış kişilerdir. Bu sebeple iradelerini terketmişlerdir.
→Tasavvuf ve TarikatHakikat-I Muhammediyye
Mu-hammedî (s) hakikat demektir. Kâşânî’ye göre, ilk belirme (te’ayyün- i evvel) ile beraber zâttan ibaret olup, Esmâ-i Hüsnâ’nm tamamı Hakikat-ı Muhammediyye’dir. Bu hakikate, ism-i A’zam da denir.
→Tasavvuf ve TarikatHakikatta Ne Senin Ne Benim
Bu söz “yer ve göklerin mirası Allah’ındır, ayeti kerimesindeki vahdeti anlatmak için kullanılır.Bu gülistanda benimçün ne gül ne şebnem var; Bu kudret ü ne tasavvuf ne biş ü ne kem var, Bu çarşuda ne…
→Tasavvuf ve TarikatHakikatü’l-Hakika
Arapça, hakikatin hakikati demektir. Bütün hakikatleri kendinde toplayan ehadiyet (birlik) mertebesine denir. Sûfiyye buna, hazret-i cem veya hazret-i vücûd da, der.
→Tasavvuf ve TarikatHakimiyye
Hakîm et-Tirmizî olarak bilinen Ebû Abdullah Muhammed b. Ali (ö. 285/898/)’nin düşüncelerini kabul edenlerce tesis edilmiş bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatHakkıyye
Bayramî tasavvuf okulunun şubelerinden olan Celvetiye’nin bir koludur. Kurucusuna izafeten bu adla anılmıştır. Celvetiye’nin diğer şubeleri şunlardır: Salâhiyye ve Haşimiyye.
→Tasavvuf ve TarikatHakku’llah
Arapça, Allah hakkı demektir. Bektaşî tâbiridir. Hasat zamanı, baba veya dede vekillerinin, köylülerden topladığı belli miktardaki bir tür vergiye verilen ad. Ayrıca bir baba veya mürid, yolculuğa çıkacağı zaman, kendisine yapılan yardıma da hakku’llah…
→Tasavvuf ve TarikatHâksâr
Farsça olan bu ifade, yerle bir olmak, toprak gibi olmak anlamlarını ihtiva eder. Allah’a vuslat için sülûka giren, ölmeden önce ölen, gönlünde dünyaya yer vermeyen tekke sakinleri, hankahta bulunanlar ve dervişlere haksâr adı verilir.…
→Tasavvuf ve TarikatHâl-I Siyah
Farsça, ben, siyah ben demektir. Hakiki vahdet noktası ki, gizli olduğu için bu adla anılmıştır. Gayb âlemi. Hakk’ın mutlak gaybı ve bilinemeyen hüviyeti. Günah karanlığı. Ben, bir nokta olup, o da Allah’ın sembolüdür.
→Tasavvuf ve TarikatHal’u’l-âdât
Arapça, âdetlerden, alışkanlıklardan sıyrılmak, kurtulmak mânasını ifâde eder. Kulun, tabiat ve âdetlerinin icabettirdiği özellikleri terkederek, Hakk’ın emrine uyup, kulluğu gerçekleştirmesidir.
→Tasavvuf ve TarikatHalebiyye
Şeyh Ahmed Bedevî Tantavî’nin kurduğu Bedeviyye’nin kollarından biri. Kurucusuna nisbetle bu ad verilmiştir. Bedeviyye’nin diğer şubeleri şunlardır: Şennâviyye, Metbûliyye, Beyyûmiyye, Merzûkiyye, Sutûhiyye, Alevâniyye.
→Tasavvuf ve TarikatHâletiyye
Dede ibrahim Gülşenî’nin kurduğu Gülşenî şubelerinden birinin adıdır. Gülşeniyye’nin diğer bir kolu da, Sezâiyye’dir.
→Tasavvuf ve TarikatHaleviyye
Necmeddin Kübrâ’nın kurduğu Kübreviyye kollarından biri.
→Tasavvuf ve TarikatHâlidiyye
Evliyânın büyüklerinden Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin tasavvuftaki yolu. Nakşibendiyye yolunun bir kolu olan Hâlidiyye yolu daha çok Anadolu, Irak ve Sûriye taraflarında yayılmıştır. Hâlidiyye yolunun büyüğü olan Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri; "Bizim büyüklerimizin yolunda…
→Tasavvuf ve TarikatHalife Dede
Mevlevi tâbiridir. Bir derviş, matbaha yeni çıkınca, halife dede ona yolunu tarif ederdi.
→Tasavvuf ve TarikatHalife Hücresi
Mevlevî tâbiridir. Konya’daki merkez dergâhta, nevniyâzlarla seyr ü sülûku tâlim ile görevli halifenin, matbah (mutfak) içindeki özel odasına verilen ad.
→Tasavvuf ve TarikatHalile-Zen
Zil çalan manasına Arapça-Farsça bir terkip. Halîle, avuçtan büyük, iç tarafı biraz çukur olan ve bu çukur yerdeki kayışa el geçirilerek, bir el hafifçe aşağı çekilmek suretiyle, iki el birbirine çarpılıp, tempo tutulan zillere…
→Tasavvuf ve TarikatHâlisiyye
Kadirî tasavvuf okulu kollarından biridir. Kurucusu, Ziyâüddin Abdurrahman Hâlisü’t-Talebânî (1 797-1 858-9)’dir. Kadiriyye usulüne yenilik getiren bu zat, manevî olgunlaşmada zikir olarak, sadece “Allah” ve “La ilahe illallah”‘ı esas alarak, diğer zikirleri bırakmıştır. Babası…
→Tasavvuf ve TarikatHalk Üflese Sönmez
“Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Kafirler hoşlanmasalar da mutlaka Allah nurunu tamamlayacaktır” (Tevbe/32). Allah’ın yaktığı nur, inkarcılar ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, ne kadar liflerlerse Liflesinler, sönmeyecektir. Halikın yaktığı mumu, mahlûkun nefesi söndüremez. Bu atasözünde…
→Tasavvuf ve TarikatHalka-İ Tevhid
Arapça, tevhid halkası demektir. Dergâhlarda, sufilerin zikir töreninde oluşturdukları daireye, tevhid halkası denir. Halka kelimesi “halaka” şeklinde de okunur.Nice inkâr olunur halka-i tevhid-i azîz Âşık ol yerde olur dilber ile hem ağuşSabit
→Tasavvuf ve TarikatHalka-İ Zikir
Arapça, zikir halkası demektir. Çeşitli zikirleri topluca icra ederlerken, dervişlerin meydana getirdikleri, tek veya içice bir kaç daireden oluşur.el-
→Tasavvuf ve TarikatHalku’l-Cedîd
Arapça, yeni yaratılış manasınadır. Kaşanî’ye göre bu tabir, Nefesü’r-Rahmân’dan olan varlığın, kendi zâtı ile varolmayan mümkine ulaşmasıdır. Yine Rahman’ın nefesinden olan, varlığın, sürekli biçimde mümkînler üzerine, her ân yeni bir yaratılış meydana getirmek üzere…
→Tasavvuf ve TarikatHallâciyye
Hüseyin b. Mansûr el-Hallâc (ö. 922)’m görüşlerini kabul edenlerce, XIII. yüzyılda yapay zincirle kurulmuş bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatHalvet-Gâh
Arapça-Farsça bir ifade. Halvet yapılan yer demektir. Halvet-hane tabiriyle aynı anlama gelir. Halvetin uygulandığı küçük dar hücreye halvet-gâh veya halvet-hâne denir.Genc-i halvethanesinde ilm ü irfan münzevî Kûşe-i babında ikbâl ü seadet pâsbân.Nef’î
→Tasavvuf ve TarikatHalvetiye
Şeyh Ebu Abdullah Siracüddin Ömer b. Şeyh Ekmelüddin Lahcî (ö. 1349 veya 1397) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okuludur. Bu zat, halvet uygulamasına çok önem verirdi. Hatta, herkesten uzak kalmak üzere, içi boş, büyük bir…
→Tasavvuf ve TarikatHalvetiyye
öz. a. İslâm dünyasmm en yaygın olan ve Şeyh Ebi Abdullah Sıracüddin Ömer el-Halvetî ’ye nipet edilen bir büyük tarikatın adı. İran’ın Geylân bölgesinde 14. yüzyılm ikinci yarısmda oluşum gösteren ve Ömer el-Halvetî’nin Tebriz’e…
→Tasavvuf ve TarikatHam Ervah
Farsça-Arapça. Olgun olmayan, çiğ ruhlar demektir. Tasavvuftaki, Allah tefekkürüne sürekli olarak ulaşma, tevhide erme gibi incelikleri ve olgunlukları yakalamış kişilere denir. Halk arasında, kaba, incelikten uzak kişiler için kullanılan bir tâbirdir. Maneviyat yoksulu kişiler,…
→Tasavvuf ve TarikatHam Üş An
Farsça, uyuyanlar demektir. Mevlevî tâbiridir. Mevlânâ türbesinin dışında, kıble tarafındaki büyük kabristana verilen ad.
→Tasavvuf ve TarikatHamâliyye
Ticaniyye tarikatının bir kolu olarak oluşan ve Şeyh Şerîf Ahmed Hamâhullah (Hamallah) ’a nispet edilen ve Batı Afrika Müslümanları arasmda yayılan bir tarikatın adı. hamâse a- [Ar.] Arap edebiyatmda kahramanlık şiirleri ve bu şiirlerden…
→Tasavvuf ve TarikatHamam Mühürü
Mevlevî ıstılahı. Bazı tekkelerde, hamamcıya, para yerine kâğıt verilir, o da, bu kâğıtları tekkeye götürüp, oranın yöneticisinden ücretini alırdı.
→Tasavvuf ve TarikatHamama Götürmek
Mevlevi ıstılahıdır. Kırk günlük halveti çıkaran müridin, “Meydancı” tarafından hamama götürülmesi hakkında bu tâbir kullanılır.
→Tasavvuf ve TarikatHâme-İ Ezel
Farsça-Arapça. Ezel diviti, kalemi manasınadır. Allah bu kalemle, kaderleri tesbit etmiş, yazmıştır.
→Tasavvuf ve TarikatHammûya
Cüneydiyye’nin kolu olan bir tasavvuf okulu. Kurucusu, Şeyhu’l-islâm Muhammed b. Hammûya b. Hamevi’l-Cüneydî (ö. 954/1 547)’dir.
→Tasavvuf ve TarikatHamse-İ âl-İ âba
Arapça, beş aba ailesi demektir. Âl-i aba maddesinde açıklandığı üzere, Hz. Peygamber (s)’in, abası altına aldığı yakınları ve kendisi için kullanılan bir tâbirdir: Hz. Peygamber (s), Hz. Ali, Hz. Patıma, Hz. Hasan ve Hz.…
→Tasavvuf ve TarikatHamûşan Kapısı
Mevlevî tâbiridir. Bir önce zikredilen maddedeki kabristanın kapısına, bu ad verilir.
→Tasavvuf ve TarikatHamza-Nâme
Farsça, name kelimesi, mektup manasına gelir. Hz. Hamza (r)’nın kahramanlığını anlatan, destan tarzında yazılmış hikâyeler.
→Tasavvuf ve TarikatHamzaviyye
Bayramîliğin Melamîyye kolundan bir tasavvuf okulu. Kurucusu, Bosnalı Şeyh Hamza Balî (ö. 969/1 561 -2)’dir. ibni Kemal’in fetvasıyla idam edilmiştir.
→Tasavvuf ve TarikatHan
Farsça, Mesnevî okuyan demektir. Kürsüde Mevlânâ’nın Mesnevîsi’ni açıp, onu okuyup şerhederek vaaz veren kimseye mesnevî-hân denir. Mevlânâ zamanında bu görev yoktu. Zâten müridlerinin çoğu Farsça bilmekteydi. Mevlânâ’nm yerine geçen Hüsameddin Çelebi, muayyen zamanlarda Mesnevî’yi…
→Tasavvuf ve TarikatHan Bağı
Bektaşî tâbiridir. Hacı Bektaş Dergâhı’ndaki bağlardan birinin adı. Burası başlı başına bir tekke idi. Han Bağı ile Dede Bağında hizmet eden derviş, mihman (misafir) evine gider ve orada destârsız tâc giyerdi. Han bağının son…
→Tasavvuf ve TarikatHanefiyye
bk. Hanefî Ebul Hasan Aliyyü’z-Şazelî tarafından oluşturulan “Şazelî” tarikatının bir kolu.
→Tasavvuf ve TarikatHangi Bağın Gülüsün
Tasavvuf yolunda gittiği belli olan kişi için, hangi okula mensup olduğunu öğrenmek üzere nazikçe “hangi bağın gülüsünüz?” diye sorulur. Bu şekilde, o kişinin bağlı olduğu tasavvuf okulu veya şeyhinin kimliği anlaşılırdı.
→Tasavvuf ve TarikatHansaliyye
Oran ve Fas’da kurulmuş bir tasavvuf okulu. Kurucusu 1702’de vefat etmiştir.
→Tasavvuf ve TarikatHarabatîliğe Vurmak
Kendini kapıp koyvermek, yeis ve fütur getirmek anlamında kullanılan bir tabirdir. Böylelerine derbeder, harabâtî, bedmest, bekrî, sefil ve perişan da denir.HARAK ve
→Tasavvuf ve TarikatHarf
Arapça, dönmek, meyletmek anlamına gelen bir kelime. Tasavvufî anlamda, Hakk’ın, kulunu, bazıibarelere muhatap kılmasıdır. Cifr ilmiyle uğraşanlara göre; harfler, nuranî ve zulmanî olarak ikiye ayrılır. Nuranî harflere Hakk’ın harfleri, zulmanî harflere de halkın (yaratıklarının)…
→Tasavvuf ve TarikatHarfiyye
Ebu’l-Hasan Ali b. Ahmed en-Necîb el-Harafî el-Maraşî (ö. 637/1239-40) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatHaririyye
Ali b. Ebi’Hasen b. Mansuri’l-Basrî el-Harirî (ö. 645/1247) tarafından tesis edilmiş bir tasavvuf ekolü.
→Tasavvuf ve TarikatHarisiyye
Cüneydiyye’nin kolu bir tasavvuf okulu. Ebu’l-Abbas Ahmed b. Yusufu’l-Hârisî (ö. 944/1537) tarafından kurulmuştur.
→Tasavvuf ve TarikatHarraziyye
Şeyh Ebû Said Ahmed b. isa el-Harrazî el-Bağdadî (ö. 286/899) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatHaşimiyye
Celvetîliğin kollarından biri. Kurucusu, Seyyid Mustafa Hâşim (Hâşim Baba) olup, ölümü 1782’dir. Bektaşîlikle de, alâkası olduğu için kendisine “baba” denmiştir.
→Tasavvuf ve TarikatHâşimiyye (II)
“Celvetiyye” (bk. bu madde) tarikatının Haşim Baba (öl. 1197 /1783) ya nispet edilen bir kolu. Bu tarikatın özünde zikir ve ayin ön planda gelir. Törene önce “salât-ı efdaliyye” ile başlanır; ardmdan “kelime-i tevhîd” zikrine…
→Tasavvuf ve TarikatHata
işlemek, yanılmak gibi manaları olan Arapça bir kelime. Tasavvuf ehli, benliklerini sildikleri için, sürekli tevazulu olmayı, kendilerine şiar edinmişlerdir. Konuşurlarken, herhangi bir kusur dolayısıyla, yahut alçakgönüllülük göstermek üzere, “hata bizden, ata (bağış) sizden; kem…
→Tasavvuf ve TarikatHâtimiyye
Şeyh-i Ekber Muhyiddin b. Arabî (ö. 638/1 240)’ye nisbet edilen bir tasavvuf okulu.
→