Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

TÜMÜABÇDEFGĞHIİKLMNÖPRSŞTÜVYZ

16 temiz madde bu görünümde hazır.

Tasavvuf ve Tarikat

Hâcegân

Tasavvuf tarihinde 12-15. yüzyıllarda Mâveraünnehir’de ortaya çıkan ve yayılan, ayrıca Orta Asya sûfîliğinin oluşmasmda ve gelişmesinde önemli rol oynayan bir tarikat.

Tasavvuf ve Tarikat

Hâdim

ç Huddamı. Hizmetçi, hizmetkâr, hizmet ehli. 2. tas. Sûfî ve derviş olmadığı halde onlara hizmet eden, tekke sakinlerine ve tarikat ehline yardım eden (-94). Hâdimler, Hak taliplerine ve dervişlere götürdükleri hizmetin nafile ibadetlerden dâha…

Tasavvuf ve Tarikat

Hakāik-i ilâhiyye

İlâhî hakikatler; Allah’ın isim, sıfat ve tecellilerine ilişkin değişmez gerçeklikler. Tasavvufî kullanımda vahdetin çokluk içindeki görünüşlerini anlamlandıran bir kavramdır.

Tasavvuf ve Tarikat

Hakikat

Gerçek; var olduğu kesin ve açık olarak bilinen şey, bir şeyi a Hakka'l-yakin o şey yapan husus, mahiyet. 2. tas. a Hakk'ın sâlikten vasıflarını alarak yerine kendi vasıflarını koyması (ittisaf bi-evsafillâh). Zira kul ile…

Tasavvuf ve Tarikat

Halvetiyye

öz. a. İslâm dünyasmm en yaygın olan ve Şeyh Ebi Abdullah Sıracüddin Ömer el-Halvetî ’ye nipet edilen bir büyük tarikatın adı. İran’ın Geylân bölgesinde 14. yüzyılm ikinci yarısmda oluşum gösteren ve Ömer el-Halvetî’nin Tebriz’e…

Tasavvuf ve Tarikat

Hamâliyye

Ticaniyye tarikatının bir kolu olarak oluşan ve Şeyh Şerîf Ahmed Hamâhullah (Hamallah) ’a nispet edilen ve Batı Afrika Müslümanları arasmda yayılan bir tarikatın adı. hamâse a- [Ar.] Arap edebiyatmda kahramanlık şiirleri ve bu şiirlerden…

Tasavvuf ve Tarikat

Hanefiyye

bk. Hanefî Ebul Hasan Aliyyü’z-Şazelî tarafından oluşturulan “Şazelî” tarikatının bir kolu.

Tasavvuf ve Tarikat

Hâşimiyye (II)

“Celvetiyye” (bk. bu madde) tarikatının Haşim Baba (öl. 1197 /1783) ya nispet edilen bir kolu. Bu tarikatın özünde zikir ve ayin ön planda gelir. Törene önce “salât-ı efdaliyye” ile başlanır; ardmdan “kelime-i tevhîd” zikrine…

Tasavvuf ve Tarikat

Hayret

Şaşmak, şaşırmak. 2. tas. Kalbe gelen bir tecelli (vârit) sebebiyle sâlikin düşünemez ve muhakeme edemez hale gelmesi. Hayret ya delilde olur veya medlulde. Allah'ın varlığını ispatlayan delilde hayrete düşmek zindikhk ve mülhitliktir. Medlulü, yani…

Tasavvuf ve Tarikat

Heba

Toz, zerreler. tas. Içinde âlemdeki bütün suretlerin açıldığı, şe- killerin meydana geldiği madde. Bununla beraber hebanın vücutta bir aynı yoktur. Yalnızca içinde bulundurduğu suretler itibariyle vardır. Aslı itibariyle yoktur. Bu bakımdan heba, ismi olan…

Tasavvuf ve Tarikat

Hırka-i Teberrük

Bir şeyh veya yol ile sevgi, bereket ve yakınlık bağını göstermek üzere giydirilen hırkadır. Muhib hırkası veya muhib kisvesi diye de anılabilir. Bu bağ, hırka-i irâdet yahut hilâfetle aynı değildir. Çoklu tarikat nispetleri değerlendirilirken…

Tasavvuf ve Tarikat

Himmet

2. Bir kemal halini veya diger bir şeyi elde etmek için bütün ruhani güçleriyle birlikte kalbin Hakk’a yönelmesi. 2. Halis ve iyi niyet. İsabetli ve sıhhatli karar her şeyden önde gelir, her şey buna…

Tasavvuf ve Tarikat

Hurûfîlik

Fazlullah-ı Hurûfî’nin 14. yüzyıl sonlarında geliştirdiği, harflerin şekil ve sayı değerlerine bâtınî anlamlar yükleyen dinî-felsefî hareket. Öğreti ve yayılış İnsan yüzü, ilâhî kelâm ve varlık düzeni arasında harfler üzerinden bağ kurar. Fazlullah’ın Câvidânnâme si…

Tasavvuf ve Tarikat

O; üçüncü şahıs zamiri. tas. a Allah'ın mutlak gayb olan hüviyeti, künhü; temaşası mümkün olmayan zatı. Gir semâa zikr ile gel yana yana Hü deyü Ir safâ-i aşk-ı Hakk’a yana yana Hü deya Zat-ı…

Tasavvuf ve Tarikat

Hücre

Küçük oda, odacık. tas. Bazi tekke ve mescitlerin çevresinde bulunan ve halvete çekilmek için kullanılan odalar. Bkz. Halvethane, Çilehane. Hücre-nişin Binbir gün çile, onsekiz gün hücre çilesi çıkarıp ‘dede’ unvanı alan Mevlevi dervişi.

Tasavvuf ve Tarikat

Hüdâvendigâr

Efendi, hükümdar ve yüce kişi. Farsça kökenli bir saygı unvanıdır. Tasavvuf tarihinde özellikle Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî için kullanılmış; onun şahsına ve irfan mirasına duyulan hürmeti ifade etmiştir.