Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

172 temiz madde bu görünümde hazır.

Tasavvuf ve Tarikat

A’cemiyye

Abdu’l-Abbas Ahmed b. Yusuf el-Harisî’ye nisbet edilen bir tarikat.

Tasavvuf ve Tarikat

A’ref Bi’l-Mesnevilik Ciheti

Mevlevîlik terimlerindendir.Mesnevi-hanlık verilecek kişilerin, imtihan sonucunda ehil oldukları belirlenince Evkafa teklif edilmesi demektir, ilk kez III. Selim zamanında Galata Mevlevi-hanesi şeyhi Şeyh Galib’e verilen bir unvandır. Buna “Alem bi’l-Mesnevi” de denilir. Bu unvan, bir…

Tasavvuf ve Tarikat

A’zamiyye

İmam-ı Azam Ebu Hanife (ö. 767)’den sonra, adıyla bağlantı kurulan bir tasavvuf okulu.

Tasavvuf ve Tarikat

Aba

Dervişlerin ve müritlerin giydikleri kalın ve kaba kumaştan yapılan uzun ve bol elbise. Yoksul ve züğürtlerin giydiği basit bir elbise olduğu için süfiler ve dervişler bu elbiseyi fakr alameti ve züht nişanesi olarak giymeyi…

Tasavvuf ve Tarikat

Abâdile

, Arapça “Abdullahlar” anlamına gelir. Başına abd kelimesi getirilerek yapılan Abdurrahman, Abdülkuddûs, Abdülkādir ve Abdülkerîm gibi birleşik isimler için de kullanılır. Tasavvufî anlamı Tasavvuf dilinde abâdile, ilâhî isimlerden birinin tecellisini kendisinde belirgin biçimde gerçekleştiren…

Tasavvuf ve Tarikat

Abası Kırk Yerinden Yamalı

Bu deyim, dilimize tasavvuftan geçmiştir ; dervişlerin abalarının yırtık pırtık olmasını ifade eder. Eskiden dervişler, hırkalarının helal maldan olmasına itina gösterirler, bu yüzden mallarının helâl olduğuna inandıkları sufilerden kumaş parçaları toplarlar, bunları birbirine dikip…

Tasavvuf ve Tarikat

Abbasiyye

Ebu’l-Abbas Ahmet b. Muhammed b. Abdurrahman b. Ebi Bekri’l-Ensari’l-Endelusî (ö. 633/1235) tarafından kurulan bir tarikat. İspanya’da yaygınlık kazanmış Medyeniyye’nin bir koludur.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdalân

Abdallar. Farsça çoğul biçimindeki kelime, tasavvuf literatüründe abdâl adı verilen velîler topluluğunu ifade eder. Abdalân-ı Rûm Anadolu’nun İslâmlaşması ve Osmanlı kuruluş çevresiyle ilişkilendirilen gezgin derviş ve eren zümreleri için kullanılan tarihî ad. Abdâl ve…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdâlân-ı Rûm

Bkz. Rum erenleri-Rum abdalları

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu Zi’l-Celâli Ve’l-İkrâm

Zü’l-Celâli ve’l-ikrâm, azamet ve kerem sahibi anlamınadır. Allah’ın kendi sıfatlarıyla sıfatlandığı, isimlerini tahakkuk ettirdiği için celil kılıp ikram ettiği kula denir. Onun isimlerini mukaddes, aziz, münezzeh ve celil olduğu gibi, onların zuhur yerleri, ortaya…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-âhir

Her şeyin sonunda Allah’ın varlığının devam etmesi, bulunması, O’nun el-Âhir ismini tanımlar. Yaratılanların fânî olmasından sonra, Allahü Ta’âlâ’nm bekâsını ve âhiriyyetini görüp, “Onun üzerine bulunan her şey fânîdir. Celâl ve ikram sahibi olan Rabbinin…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Aliyy

El-Aliyy, izzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce demektir. Gücü akranına üstün, mânâları istemede, himmeti, kardeşlerininkinden fazla, üzerinde bütün rütbeleri toplayan, yüce faziletlerin tümüne ulaşan kula, Abdu’l-Aliyy denir. Kur’an’da 11 yerde geçer.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Azîm

El-Azim, azamet sahibi anlamınadır. Allah’ın azametiyle tecelli ettiği kul. Bu, azametinden dolayı Allah’a tam anlamıyla tezellül eder. Allah, bu kulunu, insanların gözünde büyük gösterir, şanını insanlar arasında yüceltir. Onlar ona saygı duyar, onu zahirinde…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Azîz

El-Azîz, yenilmeyen yegâne galip, izzet sahibi anlamınadır. Allah’ın izzet tecellîsi ile azîz kıldığı kul, olaylar ve mahlûkattan hiç bir şey onu yenemez iken o her şeye üstün gelir. İşte bu durumdaki kula, Abdü’l-Azîz denir.…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Bâ’is

El-Bâ’is, ölümden sonra dirilten demekter. Nefsinin, sıfat, hevâ ve heveslerini iradî ölümle (nefis terbiyesi ile) nihayete erdirdikten sonra, Allah’ın, kalbini hakikî hayatla dirilttiği kişidir, işte Allah, bu kulu, el-Bâ’is isminin mazharı kılar. Böylece o,…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Bâsıt

El-Bâsıt, rızkı genişleten veya ruhları bedenlere yayan demektir. Allahü Ta’âlâ’nin hilkatinde (yaratılışında) bast verdiği kişi. Bu kişi, Allah’ın izni üzere kendisiyle ferahlık duyduğu kullara, malını, canını, emrine uygun olarak verir, bunun sonucu, onlar da,…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Basîr

Bkz. Abdu’s-Semi’ ve Abdu’l-Basîr.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Bâtın

El-Bâtın, zâtının görülmesi ve mâhiyetinin bilinmesi açısından gizli olan demektir. Kalbî muamelelerde bulûğa eren hamdi, sırf Allah’a mahsus kılan ve Allah’ın sırrını takdis ettiği kula, Abdu’l- Bâtın denir. Ruhanîliği kendisinde galebe çalana kadar, el…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Bedî

El-Bedi, benzersiz şekilde yaratan demektir. Allah’ın zat, sıfat ve fiillerinde bedi’ olduğunu gösterdiği kul. Allah onu bu ismin mazharı kılar. Kur’anda iki yerde geçer.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Berr

El-Berr, iyilik eden, va’dini yerine getiren, anlamındadır. Manâ ve suret açısından, her çeşit iyiliği üzerinde taşıyan kişiye Abdu’l-Berr denir. Gördüğü bütün iyilikleri ve faziletleri uygular. “Lâkin bir (iyi olan kişi), Allah’a, âhiret gününe, meleklere,…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Câmi’

El-Câmi, toplayan. Allah’ın isimlerinin tümünü kendisinde topladığı kul. Allah, onu câmi’iyye’nin mazharı kılar. O da nefsi veya başkasında ortaya çıkan dağınıklık ve parçalanmayı ilahî cem’iyyetle toplar. Kur’an’da fiil olarak sekiz yerde geçer.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Cebbâr

El-Cebbâr, iradesini her durumda yürüten veya yaratılmışların hâlini iyileştiren anlamınadır. Noksan veya kırık (yani zayıf) her şeyi (herkesi) güçlendiren kişi. Çünkü Hakk, kulunun hâlini güçlendirir. Bu ismin tecellîsi ile, yüksek bir hâle getirmek üzere,…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Celîl

El-Celîl, azamet sahibi anlamınadır. Allah’ın celâli ile celîl kıldığı kişiye, Abdu’l-Celîl denir. Bu kul, sonunda öyle olur ki, kendisini gören herkes, kalbindeki celâlden dolayı heybete kapılır. el- Celâl, şeklinde Kur’an’da iki kere geçer.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Cevvâd

El-Cevvâd isminin tecellisine mazhar olarak, insanlar arasında cömertlikte ileri giden kula, Abdu’l-Cevvâd denir. Kur’an değil, hadisle sabittir.ABDU’D-DÂRR ve

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Ehad

El-Ehad, bölünüp parçalara ayrılmaması ve benzerinin bulunmaması anlamında tek olan demektir. Bu ismin tecellî ettiği kul, zamanın sahibi olan vaktin biriciğidir. O, ehadiyyet-i ûlâ’da bulunan, en büyük kutbiyyet sahibidir. Kur’an’da üç yerde geçer.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Evvel

El-Evvel, varlığının başlangıcı olmayan demektir. Hakk’ın evveliyet ve ezeliyetini, her şeyde müşahede eden kul. Bu kul, tâatlarda yarışıp, hayırlarda koşarak, her makamda bu ismi gerçekleştirmek suretiyle (Abdu’l-Evvel isimine layık biçimde) birinci gelir, el-Evvel olur.…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Fettâh

El-Fettâh, iyilik kapılarını açan veya hakemlik yapan anlamlarını ifâde eder. Allah’ın, her çeşidiyle, anahtarların sırlarının ilmini verdiği kula, Abdu’l-Fettâh denir. Allah onun (yani Abdu’l-Fettâh olan kulu) vasıtasıyla, husûmetleri, kilitleri, problemleri ve sıkıntıları açar. Allah,…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Gaffâr

El-Gaffâr, daima affeden, tekrarlanan günahları bağışlayan demektir. Kendisine kötülük yapan herkesin suçunu örten ve kendisinden olanın örtülmesini istediği şeyi, başkaları için de isteyen kula Abdu’l-Gaffâr denir. Çünkü Allah, bu kulunun günahlarını örtüp, Gaffârlık tecellîsi…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Hâdî

el-Hâdî, yol gösteren, murada erdiren demektir. el-Hâdî isminin tecellî ettiği kişi. Allah, sıdk ile Hak’dan konuşarak emrettiklerini halka onun vasıtası ile tebliğ edip, onlara hidâyet edici kılar. Ona, Nebi’ye asaletle, tabi olanlarına verasetle olduğu…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Hâfıd

el-Hâfıd, alçaltan, zillet veren demektir. Her konuda, Allah’a karşı tezellül hâlinde bulunan kuldur. Her şeyde Hakk’ı gördüğü için, nefsini alçaltın Kur’an’da bir yerde geçer.ABDU’L-HAFîZ: el-Hafîz, koruyup gözeten ve dengede tutan demektir. Allah’ın, içini, dışını,…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Hak

el-Hak, fiilen var olan, realiteye uygun, gerçek gibi anlamlan ihtiva eder. Hakk’ın tecellî ettiği kişidir ki, Allah, bu kulunu, bâtıl fiil, söz ve hallerden korur. O da, her şeyde Hakk’ı görür. Çonkü O, zâtıyla…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Hakem

el-Hakem, son hükmü veren anlamındadır. Abdu’l-Hakem, kullara, Allah’ın hükmüyle hükmeder. Kur’an’da on üç yerde geçer.ABDU’L-HAKîM: el-Hakîm, bütün emirleri ve işleri yerli yerinde olan demektir. Allah’ın, eşyadaki hikmet noktalarını gösterdiği, konuşmasında mükemmelliğe ve davranışında isabete…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Hâlık

el-Hâlık, takdirine uygun bir şekilde yaratan demektir. Bu isim bir kulda tecellî edince, o, Allah’ın dilediği nisbette her şeye kadir olur. Zira, bu durumda Allah kuluna, halk ve takdir sıfatıyla tecellî etmiştir. Kul da,…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Hamîd

el-Hamîd, öğülmeye lâyık olan demektir. Hakk’ın üzerine öğülen sıfatlarla tecellî ettiği kuldur, insanlar (Abdü’l Hamîd olan) kulu öğdükleri hâlde, o, sadece Allah’ı öğer. Kur’an’da onyedi yerde geçer.ABDU’L-HALîM: el-Halîm, acele ve kızgınlıkla muamele etmeyen demektir.…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Hasîb

el-Hasîb, kullarına yeten veya onları hesaba çeken demektir. Allah’ın tâ nefislerine varana kadar, nefeslerini hesaba çeker hâle getirdiği ve bu konuda onu ve sevenlerini başarıya erdirdiği kişi. Kur’an’da dört yerde geçer.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Hayy

el-Hayy, ebedî hayatla diri olan manasınadır. Hakk’ın ebedî hayatıyla, kendisine tecellî ettiği kuldur. Böylece (Abdu’l-Hayy olan) kul, O’nun devamlılığı olan hayatı ile yaşamayı sürdürür. Kur’an’da ondokuz yerde geçer.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Kâbıd

el-Kâbıd, rızkı tutan veya canlıların ruhunu alan demektir. Allah’ın tutukluk (kabz) verdiği kuldur Allah, bu kulu adli ve hikmetine uygun olarak, üzerlerine feyzolması (gelmesi) gerekmeyen ve kendilerine lâyık bulunmayan şeyden nefsini ve başkasını tutucu…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Kâdir

el-Kâdir, her şeye gücü yeten, kudretli demektir. el-Kâdir isminin tecellîsi ile, tüm takdir edilen şeylerde, Allah’ın kudretini gören kuldur. O, tutmayı kendisiyle gerçekleştiren ilâhî elin suretidir. Ona hiç bir şey engel olamaz. Her şeyde,…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Kahhâr

el-Kahhâr, yenilmeyen yegane gâlib, demektir. Nefsinin güçlerini kahretmek üzere, te’yidi ile, Allah’ın başarıya erdirdiği kuldur. Böylece, ona el-Kahhâr ismiyle tecellî eder. O, kendisinden yüz çevireni kahreder. Kendisiyle savaşan ve düşmanlık eden herkesi, hezimete uğratır.…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Kayyûm

el-Kayyûm, her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden demektir. Eşyanın varlığını Hakk’a bağlı olarak gören kul. Kayyûmiyyet, tecellî edince, o kul, bununla, halk arasında, Allah’a bağlanıp emirlerini yerine getirerek, onlara, geçimleri, hayatları…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Kebîr

el-Kebîr, zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti, anlaşılamayacak kadar uludur anlamına gelir. Hakk’m kibriyâsı ile büyük olan kişi. O’nun büyüklüğü, fazlü keremiyle halktan üstün olmasıdır. Kur’an’da otuzaltı yerde geçer.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Kerîm

el-Kerîm, fazilet türlerinin hepsine sahip anlamını ihtiva eder. Allah’ın, el-Kerîm isminin vechini gösterdiği (yani, el-Kerîm ibmine mazhar kıldığı) kişi. O, keremi tecellî ettirir. Zira, kerem O (Allah)nun kadrini bilmeyi ve O’nun sınırına tecâvüz etmemeyi…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Kuddûs

el-Kuddûs, her eksiklikten münezzeh demektir. Allah’ın perdelenmeden arındırdığı kişi. Bu kulun kalbini, Allah’tan başkası meşgul etmez. Allahu Ta’âlâ’nın şu kudsî hadiste ifade ettiği gibi, kalbi sadece O, istilâ eder: “Yere göğe sığmadım mü’min kulumun…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Latîf

el-Latîf, yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan kişi anlammadır. Lutf için lütuflu olma mevkilerini bilmesinden dolayı, Allah’ın kullarına lütufla davranan kişi. Bu kul, içlere muttali, kullara Hakk’ın lütfunun vasıtası olur.…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Mâcid

el-Mâcid, şanlı, şerefli demektir Allah’ın kendi vasıflarıyla şereflendirdiği kul. Allah, ona kabiliyetine göre vermiş; Abdu’l-Mecîd gibi, şan ve şerefine göre, kaldırabileceği kadar tahammül (taşıma) gücü bahsetmiştir. Kur’an’da yoktur. Ancak hadislerde sabittir.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Mecîd

el-Mecîd, şanlı, şerefli anlamını ifâde eder. Ahlâk ve sıfatını olgunlaştırdığı, Allah’ın ahlâkını gerçekleştirdiği için, Hakk’ın kullar arasında yücelttiği kişidir. Böylece, insanlar, güzel ahlâkı ve fazlından dolayı onu yüceltmişlerdir. Kur’an’da dört yerde geçer.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Melik

el-Melîk, görünen ve görünmeyen âlemlerin sahibi demektir. Allah’ın dileyip emrettiği hususta tasarruf ederek, kendine ve başkasına güç yetirendir. Bu, Allah’ın mahlûkâtı arasındaki en güçlü varlıktır. Kur’an’da bir yerde geçer.ABDU’L-METîN: el-Metîn, her şeye gücü yeten,…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Mu’izz

el-Mu’izz, yücelten, izzet ve şeref veren demektir. Allah’ın el-Mu’izz ismiyle tecellî ettiği kul, Bu kul, velilerden Allah’ın izzetiyle şereflendirdiğini aziz kılar. Kur’an’da doksandokuz yerde geçer.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Mu’min

el-Mü’min, güven veren, va’dine güvenilen demektir. Allah’ın bela ve cezadan emîn kıldığı, insanların zatları, mal ve ırzları konusunda güven duyduğu kişidir. Kur’an’da ikiyüz yirmi sekiz yerde geçer.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Muahhir

el-Muahhir, geriye bırakan anlamınadır. Kul, bu isim vasıtasıyla, her tecâvüz ve taşkınlıktan geri kalır. Onu tuğyan ve tecâvüzden, bulunması gereken hududa döndürür. Yine, geciktirilmesi (alıkonulması) gereken her fiil için de durum böyledir. Allah, hududu,…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Mugîs

el-Muğîs, yardım eden demektir. Allah’ın, muhtacın ihtiyâcını, miktarı ve vaktiyle bildirip, bilgisine uygun biçimde, bunu başarmaya eksiksiz ve noksansız olarak muvaffak kıldığı kişidir. İhtiyâcı gidermekte, ne geç kalır, ne de erken davranır.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Muheymin

el-Müheymin, kâinatın bütün işlerini gözetip, yöneten anlamınadır. Hakk’ın, her şeyi görüp gözeten olduğunu müşahede eden kişi. el-Müheymin ismi kendisinde görüldüğü için o, üzerinde her hakkı bulunanın hakkını vererek, kendisini ve başkasını gözetmektedir.ABDU’L-MUHYî: el-Muhyî, can…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Mukaddim

el-Mukaddim, öne alan anlammadır. Allah’ın öne geçirip, ilk safta bulundurduğu kuldur. O, bu ismin tecellîsi ile, fiillerden öne geçmesi gereken her şeyi ve ileri geçmeye hak kazanan herkesi, başa geçirir.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Mukît

el-Mukît, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren demektir. Bu ismin tecellî ettiği kul, ihtiyaç içindeki kulların ihtiyacını giderir. Kur’an’da bir yerde geçer.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Muksıt

el-Muksıt, adaletli davranan anlammadır. Bu (ismin tecellî ettiği kul), adaletli davranmada, insanların en mükemmeli olandır. Öyle ki varsa, başkasının kendi üzerindeki hakkını bile teslim eder de bir başkası onu ne hisseder, ne de bilir.…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Muktedir

el-Muktedir, her şeye gücü yeten, kudretli demektir. Bu ismin tecellî ettiği kul, Allah’ın kudretini her şeyde görür ve O’nun izniyle her şeye güç yetirir. Kur’an’da üç yerde geçer.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Mumît

el-Mumît, öldüren demektir. Allah’ın nefsindeki neva, gazap ve şehveti öldürdüğükuldur. Böylece kalbi canlanır, aklı Hakk’ın hayatı ve nuru ile aydınlanır. Öyle ki, tecellî eden bu sıfat ve Allah’tan gelen etkili himmet sonucu, kendisinde; nefsî…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Muntakim

el-Muntakim, suçluları cezalandıran demektir. Allah’ın kullan arasında, hududunu meşru şekilde gözetmek üzere, görevlendirdiği kul’dur. Abdu’l-Muntakim, (bu konuda), insanlara yumuşak ve merhametli davranmaz.” O ikisi için, Allah’ın dinini uygulama konusunda sizi bir acıma tutmasın (Nur/2).…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Musavvir

el-Musavvir, şekil ve özellik veren anlamına gelir. Bu ismin mazharı olan kul, tasvirine Allah’ın muvafakat ve mutabakat ettiğinden başkasıyla tasvirde bulunmaz. Zira onun tasvir fiili, Allah’ın tasvir ediciliğinden kaynaklanmaktadır. Kur’an’da bir yerde geçer.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Mute’âl

el-Mute’âl, izzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın demektir. Başkasının idrak edemeyeceği yüceliğe ulaşıp yücelen. O, el-Müte’âl isminin mazharıdır. Elde ettiği olgunluk ve yücelikte durmayan, daha yüce himmetiyle, her kayıt, mekân ve makamdan…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Mutekebbir

el-Mutekebbir, azamet ve yüceliğini ortaya çıkaran demektir. Hak karşısında kendisini zelil kılması sebebiyle, büyüklenmesinin yok olup, neticede, kendi kibri yerine, Allah’ın kibriyâsının gelmesidir. Bu, Allah’tan gayrisine Hak ile tekebbür ederken, başkasının önünde eğilmez, Kur’an’da…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Muzill

el-Muzill, zillet veren, anlammadır. Bu kul, el-Müzil isminin ortaya çıkış yeridir. O, Allah’ın zelil etmek istediği düşmanlarını, kendisinde tecellî eden el-Muzill ismiyle zillete düşürür.

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Mübdi

el-Mübdi, ilkin yaratan demektir. Allah’ın, ibdâına (ilk yaratıcılığına) muttali kıldığı (ibda sırrına erdirdiği) kuldur. Halk ve emrin başlangıcını görür, ilk yapılan hayırları, Allah’ın izniyle başlatır.ABDU’L-MUCîB: el-Mücîb, dualara karşılık veren anlamına gelir. Hakk’ın da’vetine icabet…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Vâcid

el-Vâcid, dilediğini dilediği zaman bulan bir müstağni demektir. Allah’ın kendisine ayn-ı ehadiyyetü’l cem’de vücûd bahşettiği kuldur. Vacibü’l-Vücûdi’l-Ehadî ile vâcid (bulan) mevcudu buldu. Onunla, her şeyden müstağni oldu. (Yani, onu bulunca hiç bir şeye ihtiyâcı…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Vâhid

el-Vâhid bölünüp parçalara ayrılmaması ve benzerinin bulunmaması anlamında tek olan demektir. Allah’ın vâhidiyyet hazretine ulaştırıp, tüm isimlerindeki ehadiyyeti kendisine açtığı kuldur. O, bu şekilde, O’nun isimleri vasıtası ile, idrak edileni kavrar, akledileni düşünür, Esma-i…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Vâlî

el-Vâlî, kâinata hakim olup onu yöneten, demektir. el-Vâlî isminin tecellî ettiği zuhuru ile, kendisini insanlara vâlî kıldığı kula, Abdu’l-Vâlî denir, ilâhî siyâsetle o, kendisine ve başkasına valilik yapar. Kullar arasında, Allah’ın adaletini gerçekleştirir. Onları…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Vâris

el-Vâris, sonu olmayandır. el-Vâris isminin tecellîsine mazhar olan kul. Bu, Abdu’l- Bakî benzeri bir isimdir. Çünkü, o, nefsinden fanî olduktan sonra Hakk’ın bekasıyla varlığını sürdürür hâle gelince, Hakk’ın mirasçı olduğu şeyin hepsine vâris olur.…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Vâsi’

el-Vâsi’, ilmi ve merhameti, her şeyi kuşatan demektir. O, fazlı ve genişliğiyle her şeyi kuşatandır. Bütün mertebeleri ihâte ettiği için, hiç bir şey, O’nu içine alamaz. Allah, fazlından bir şey vermedikçe, onu kendisine lâyık…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Vedûd

el-Vedûd, çok seven, çok sevilen anlamına gelir. Allah ve velilerine sevgisi olgunlaşıp da, Hakk’ın sevgisine mazhar olan kula, Abdu’l-Vedûd denir. O kişi, sevgisini bütün mahlûkâta yayar insü cinnin câhilleri hâriç, herkes onu sever. Hz.…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Vehhâb

el- Vehhâb, karşılık beklemeden, bol bol veren demektir. Hakk’ın cömertlik ismiyle tecellî ettiği kişi. Herhangi bir karşılık gerektirmeyecek şekilde, istediği kişiye lâyık olanı verir. Allah’ın inayetine ehil olanlara, imdâdıyla yetişir. Zira, o Allah’ın cömertliğinin…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Vekîl

el-Vekîl, güvenilip, dayanılan demektir. Sebeplerin şekillerinde perdelenenlerin kendisine nisbet edildiği bütün fiilleri yapan varlık olarak sadece Allah’ı gören kişidir. Böylece o, aradan sebepleri kaldırır, bütün işlerini dayandığı Allah’a havale eder, O’nun vekilliği ile de…

Tasavvuf ve Tarikat

Abdu’l-Velî

el-Velî, yardımcı ve dost anlamınadır. Allah’ın, sâlih ve mü’minlerden, kendisine dost edindiği kişidir. Zira Allah (c) şöyle der: “O, salihleri dost edinmiştir” (A’râf/196). Salih ve mü’minlerden olan velîleri, sadece Allah’ı dost edinmeleri münasebetiyle, O…

72 / 172