HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
FİKRİ EFENDİ
Meşahlr-i ulema-yı fihamdan olup, Kuşadalı hazretlerine yetişen ve mazhar-ı fey zi olan eazımdandır. Mahdum-ı mükerremleri Ahmed Şükrü Efendi'den naklen yazı yorum: "Saraçhane Medresesi'nde muabbir Ömer Efendi'ye Kuşadalı İbrahim Efendi hazretleri gelirler imiş. Pederim de orada bulunduğundan onu istikbal edenler meya nında bulunmuş ve üns ü muhabbet husule geldiğinden Aziz hazretleri pederime bir gün hitaben: "Ali Efendi! Teheccüde kalkıyor musun?" diye sual buyurunca: "Hayır Efendim.
Kalkamıyorum , fakat, sabah namazına kalkıyorum. " cevabını vermesiyle, "Ben seni kal dırır isem kalkar mısın?" diye sormuş; pederim de, "Maa:-t-teşekkür efendim." demiştir. Önce pederim Ali Efendi nısfu'l-leyldı: döşeğinin baş ucunda İbrahim Efendi'yi gö rür, "Ali Efendi! Kalk!" der. Pederim kalkar, kandili yakar; kapıya koşar, bakar ki, ka pı kilitlidir. Saate bakar, tam teheccüd zamanıdır.
Gider abdest alır, teheccüdü kılar. Bu hal tevali edince azizin kemaline iman ederek intisab eder. lla ahiri'l-ömr nisbe tini muhafaza ve teheccüde devam eyler. Büyük azizin alem-i bekaya intikalinden sonra alem-i ma'nada pederime görü nür. "Muhammed Tevfik Efendi'nin meclisine müdavemet et. " buyurmalarıyla, onun hem-bezm-i sohbeti olur." Fatih hocalarından ve meşayıh-ı Gülşeniyye'den Şehri Efendi nakl eyledi ki: "Yakovalı Ali Efendi, belağat ve fesahatla ders okutur, mütebahhirin-i ulema-yı İslamiyye'den idi.
Talebesi kesir idi. Bir gün dersi ilm-i akfüd üzerinde sıfat bahsinde iken, talebelerden ba'zıları ilm-i zahir neş'esiyle halli mümkün olamayacak sualler so runca, cevabı ta'lil ile adeten birkaç ders ta'til edecek raddeye gelmişler iken, tesadü fen Hammami Muhammed Tevfik Efendi'nin konağına uğruyor. Sohbet sırasında Hammaml hazretleri, Ali Efendi'de bir durgunluk hisseder.
Sebebini sorar: Ali Efen di, Hammaml'nin o gibi hakayık-ı ilmiyyede behresine kani' olmadığından hakikatı anlatmak istemezse de, ısrarı üzerine mes'eleyi Hammami'ye açmış, o da nezdinde bu-
Kuşadalı İbrâhim Efendi'ye intisabı
Hüseyin Vassâf, Yakovalı Ali Fikri Efendi hakkındaki bilgileri oğlu Ahmed Şükrü Efendi'den naklen yazdığını belirtir. Buna göre Kuşadalı İbrâhim Efendi, Saraçhane Medresesi'nde bulunan rüya tabircisi Ömer Efendi'ye gelirmiş; aynı medresede bulunan Ali Efendi de onu karşılayanlar arasında yer almış ve aralarında ünsiyet doğmuştur.
Bir gün Kuşadalı ona teheccüde kalkıp kalkmadığını sorar. Ali Efendi kalkamadığını, ancak sabah namazına kalktığını söyleyince, “Ben seni kaldırırsam kalkar mısın?” diye sorar; aldığı cevap olumludur. Anlatıya göre bunun ardından gece yarısı yatağının başucunda İbrâhim Efendi'yi görür ve adıyla çağrıldığını işitir. Kalkıp kandili yakar, kapıya koşar; fakat kapı kilitlidir. Bu hâl tekrarlanınca azîzin kemâline iman ederek intisap eder, ömrünün sonuna kadar nispetini muhafaza eder ve teheccüde devam eder.
Mürşidinin vefatından sonra ise mânâ âleminde görünüp kendisine Muhammed Tevfik Efendi'nin meclisine devam etmesini söylediği, bunun üzerine onun sohbet arkadaşı olduğu nakledilir.
Müderrisliği ve ilim çevresindeki yeri
Fatih hocalarından ve meşâyih-ı Gülşeniyye'den Şehrî Efendi'nin naklettiğine göre Yakovalı Ali Efendi, belâgat ve fesahatle ders okutan, derin bilgili İslâm âlimlerindendi. Bir gün akāid dersinde sıfatlar bahsindeyken talebelerden bazılarının sorduğu, zâhir ilminin yöntemleriyle çözülmesi mümkün olmayan sorular karşısında cevabı ertelemek zorunda kalmış, iş neredeyse birkaç dersin tatiline varmıştı.
Tam o sırada tesadüfen Hammâmî Muhammed Tevfik Efendi'nin konağına uğrar. Sohbet sırasında Hammâmî onda bir durgunluk sezip sebebini sorar; Ali Efendi, onun bu tür ilmî meselelerdeki payına kani olmadığından anlatmak istemezse de ısrar üzerine meseleyi açar. Sefîne'nin bu anlatısı elimizdeki metinde tam bu noktada kesildiğinden hâdisenin sonucu bilinmemektedir.