HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Abcahisar’dan Sünbülî çevresine
Seyyid Hasan Necmeddin Efendi, kaynakta “Yümnî Hasan” adıyla da anılır ve Abcahisarlı olduğu bildirilir. Şeyh Ya‘kub’a intisap ederek hilâfet aldı. Sinan Çelebi’den sonra post hizmetini üstlendi.
Eğri seferi ve seyahatleri
III. Mehmed’in Eğri seferine katılan sûfîler arasında gösterilir. Daha sonra Bağdat’a ve Haremeyn’e seyahat etti. Bu güzergâh, onun yalnız İstanbul’daki tekke çevresiyle sınırlı kalmadığını; Osmanlı sefer, ziyaret ve hac yollarına katılan hareketli bir şeyh profili taşıdığını gösterir.
Kandil gecesi anlatısı
Sefîne geleneği, İstanbul’da Mevlid gecesi minarenin kandillerle aydınlatılması uygulamasını ilk defa Sünbül Efendi Camii minaresinde onun başlattığını; uygulamanın daha sonra IV. Murad devrinde yaygınlaştırıldığını nakleder. Bu kayıt, kesin bir kurum tarihi hükmü olarak değil, Sünbülî çevresinde kandil geleneğinin nasıl hatırlandığını gösteren gelenek içi bir anlatı olarak okunmalıdır.
Vefatı ve silsilenâmesi
1019/1610 yılında vefat etti. Silsileye dair kaleme aldığı bir yazmanın Atıf Efendi Kütüphanesi’nde 1398 numarada kayıtlı olduğu bildirilir. Bu eser, onun yalnız irşad hizmetini değil, mensup olduğu aktarım zincirini yazıyla koruma çabasını da gösterir.
Âsitâne meşihati ve son yılları
Aslen Alacahisarlı (Kruşevac) olan Necmeddin Hasan Efendi, belâgat ve tefsir ilminde yetişmiş bir âlimdir. Kendisinden önce Sünbülî Âsitânesi postnişini olan Yûsuf Sinâneddin Efendi'nin 1577'de şeyhülharem göreviyle İstanbul'dan ayrılması üzerine, o sırada Mısır'da bulunduğu hâlde âsitâne meşihatine getirilmiştir.
Meşihati döneminde mübarek gün ve gecelerde minarelerde kandil yakma âdetini İstanbul'da ilk defa o başlatmış; Koca Mustafa Paşa Camii minaresinde yaktırdığı kandiller, III. Murad'ın fermanıyla bütün İstanbul camilerine yayılmıştır. Yetiştirdiği isimler arasında Lemezât müellifi Cemâleddin Hulvî ile âsitânenin sekizinci postnişini Seyyid Mehmed Eyyûbî bulunur.
I. Ahmed ile seferlere katılmış, Irak ve Yemen taraflarını ziyaret etmiş ve Yemen'de vefat etmiştir (1019/1610). Yerine oğlu Hasan Adlî Efendi geçmiş, bu tarihten XVII. yüzyılın ortalarına kadar Sünbülî Âsitânesi meşihati onun soyundan gelen şeyhlerde kalmıştır.