Ara
Menü

Seyyid Hasan Necmeddin Efendi

Yümnî Hasan adıyla da tanınan Seyyid Hasan Necmeddin Efendi, Şeyh Ya‘kub’un halifesi olmuş, Sünbülî çevresinde post hizmetinde bulunmuş ve 1610’da vefat etmiştir.

Vefat
1610
Unvan
Sünbülî şeyhi ve Yümnî Hasan adıyla anılan sûfî

Abcahisar’dan Sünbülî çevresine

Seyyid Hasan Necmeddin Efendi, kaynakta “Yümnî Hasan” adıyla da anılır ve Abcahisarlı olduğu bildirilir. Şeyh Ya‘kub’a intisap ederek hilâfet aldı. Sinan Çelebi’den sonra post hizmetini üstlendi.

Eğri seferi ve seyahatleri

III. Mehmed’in Eğri seferine katılan sûfîler arasında gösterilir. Daha sonra Bağdat’a ve Haremeyn’e seyahat etti. Bu güzergâh, onun yalnız İstanbul’daki tekke çevresiyle sınırlı kalmadığını; Osmanlı sefer, ziyaret ve hac yollarına katılan hareketli bir şeyh profili taşıdığını gösterir.

Kandil gecesi anlatısı

Sefîne geleneği, İstanbul’da Mevlid gecesi minarenin kandillerle aydınlatılması uygulamasını ilk defa Sünbül Efendi Camii minaresinde onun başlattığını; uygulamanın daha sonra IV. Murad devrinde yaygınlaştırıldığını nakleder. Bu kayıt, kesin bir kurum tarihi hükmü olarak değil, Sünbülî çevresinde kandil geleneğinin nasıl hatırlandığını gösteren gelenek içi bir anlatı olarak okunmalıdır.

Vefatı ve silsilenâmesi

1019/1610 yılında vefat etti. Silsileye dair kaleme aldığı bir yazmanın Atıf Efendi Kütüphanesi’nde 1398 numarada kayıtlı olduğu bildirilir. Bu eser, onun yalnız irşad hizmetini değil, mensup olduğu aktarım zincirini yazıyla koruma çabasını da gösterir.

Âsitâne meşihati ve son yılları

Aslen Alacahisarlı (Kruşevac) olan Necmeddin Hasan Efendi, belâgat ve tefsir ilminde yetişmiş bir âlimdir. Kendisinden önce Sünbülî Âsitânesi postnişini olan Yûsuf Sinâneddin Efendi'nin 1577'de şeyhülharem göreviyle İstanbul'dan ayrılması üzerine, o sırada Mısır'da bulunduğu hâlde âsitâne meşihatine getirilmiştir.

Meşihati döneminde mübarek gün ve gecelerde minarelerde kandil yakma âdetini İstanbul'da ilk defa o başlatmış; Koca Mustafa Paşa Camii minaresinde yaktırdığı kandiller, III. Murad'ın fermanıyla bütün İstanbul camilerine yayılmıştır. Yetiştirdiği isimler arasında Lemezât müellifi Cemâleddin Hulvî ile âsitânenin sekizinci postnişini Seyyid Mehmed Eyyûbî bulunur.

I. Ahmed ile seferlere katılmış, Irak ve Yemen taraflarını ziyaret etmiş ve Yemen'de vefat etmiştir (1019/1610). Yerine oğlu Hasan Adlî Efendi geçmiş, bu tarihten XVII. yüzyılın ortalarına kadar Sünbülî Âsitânesi meşihati onun soyundan gelen şeyhlerde kalmıştır.

COĞRAFÎ HAFIZA2 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi2 nokta · 1 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç9 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

İstanbul'da minarelerde kandil yakma âdetini başlatması

Mübarek gece ve günlerde minarelerde kandil yakma âdetini İstanbul'da ilk defa Necmeddin Hasan Efendi başlatmış, bu uygulama padişah fermanıyla bütün şehre yayılmıştır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Mübarek gün ve gecelerde minarelerde kandil yakma âdetini İstanbul'da ilk defa başlatan kişi Necmeddin Hasan Efendi'dir. Hz. Peygamber'in doğum günü olan rebîülevvel ayının on ikinci gecesinde Koca Mustafa Paşa Camii minaresinde kandil yaktırmıştır.

Bu uygulamadan hoşlanan III. Murad, çıkardığı bir fermanla bütün İstanbul camilerinde kandil yakılması geleneğini başlatmıştır. Böylece bir tekke şeyhinin kendi âsitânesinde başlattığı âdet, şehrin tamamına yayılan bir gelenek hâline gelmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Sefer yolculukları ve Yemen'de vefatı

I. Ahmed ile seferlere katılmış, Irak ve Yemen taraflarını ziyaret etmiş ve Yemen'de vefat etmiştir; yerine oğlu Hasan Adlî Efendi geçmiştir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Necmeddin Hasan Efendi, I. Ahmed ile seferlere katılmış, Irak ve Yemen taraflarını ziyaret etmiş ve Yemen'de vefat etmiştir (ö. 1019/1610).

Vefatının ardından yerine oğlu Hasan Adlî Efendi (ö. 1026/1617) geçmiştir. Hasan Adlî Efendi İstanbul'da tahsilini tamamlamış, ardından Siroz'da bir dergâh kurmuş, babasının vefatı üzerine padişah fermanı ile Sünbülî Âsitânesi'ne postnişin olmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Hulvî'ye mahlasını vermesi ve onu koruması

Lemezât müellifi Cemâleddin Hulvî'nin mahlası, şeyhi Necmeddin Hasan Efendi'nin Mevlânâ'nın divanından tefe'ül etmesiyle belirlenmiş; Hulvî Gülşenîliğe intisabı sebebiyle eleştirilince şeyhi onu açıkça savunmuştur.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Halvetî şeyhlerinin biyografilerine dair Lemezât adlı eserin müellifi Cemâleddin Hulvî, on dört yaşında iken babasının şeyhi olan Necmeddin Hasan Efendi ile birlikte hacca gitmiş, sonraki yıllarda rüyasında gördüğü Merkez Efendi'nin işaretine uyarak Koca Mustafa Paşa Âsitânesi postnişini Necmeddin Hasan Efendi'ye intisap etmiş ve seyrü sülûkünü tamamlayıp icâzet almıştır. Hulvî, "Hulvî" mahlasının babasının helvacılık mesleğinden değil, şiirle meşgul olmaya başladığı sırada şeyhi Necmeddin Hasan Efendi'nin Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin divanından tefe'ül ederek seçmesinden geldiğini söyler.

Hulvî hac dönüşü uğradığı Kahire'de Gülşenî Âsitânesi şeyhine intisap edip hilâfet alarak İstanbul'a dönünce bazı Sünbülî dervişleri onun aleyhinde konuşmaya başlamıştır. Bunun üzerine Necmeddin Hasan Efendi, kendisinin de Gülşenî Zarîfî Hasan Çelebi Efendi'ye biat ettiğini ve onun hizmetinde bulunduğunu söyleyerek dedikoduları önlemiş, ardından Hulvî'yi Dâvud Paşa Camii vâizliğine tayin ettirerek taltif etmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Sünbülî Âsitânesi meşihatine gelişi

Alacahisarlı olan Necmeddin Hasan Efendi, 1577'de Mısır'da bulunduğu sırada, şeyhülharem göreviyle İstanbul'dan ayrılan Yûsuf Sinâneddin Efendi'nin yerine âsitâne postnişinliğine getirilmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Aslen Alacahisarlı (Kruşevac) olan Necmeddin Hasan Efendi, Sünbülî Âsitânesi'nin önemli postnişinlerinden biridir. Kendisinden önceki postnişin Yûsuf Sinâneddin Efendi 1577'de şeyhülharem göreviyle İstanbul'dan ayrılırken, o sırada Mısır'da bulunan Necmeddin Hasan Efendi'yi yerine bırakmıştır.

Belâgat ve tefsir ilminde yetişmiş bir âlim olarak tanınır. Bu ilmî donanım, Sünbüliyye'nin medrese kökenli müfessir ve vâiz şeyhler yetiştiren genel çizgisiyle örtüşmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Sünbülî silsilesindeki yeri

Lemezât'ta kaydedilen Sünbülî silsilesi Yahyâ-yı Şirvânî'den sonra Pîr Muhammed Erzincânî, Cemâl-i Halvetî, Sünbül Sinan, Merkez Efendi ve Yâkub Efendi ile gelip Necmeddin Hasan'dan geçerek Hasan Adlî'de son bulur.

Metni gösterMetni daralt

Cemâleddin Hulvî'nin Lemezât adlı eserinde Halvetiyye'nin iki kolunun silsilesi kaydedilmiştir. Bunlardan Sünbülî silsilesi Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî'den sonra Pîr Muhammed Erzincânî, Çelebi Halife (Cemâl-i Halvetî), Sünbül Sinan, Merkez Efendi ve Yâkub Efendi ile devam eder; Necmeddin Hasan'dan geçerek Hasan Adlî'de son bulur.

Müellifin Halvetiyye'nin başka silsilelerini değil yalnız bu ikisini (Sünbülî ve Gülşenî) kaydetmesi, kendisinin bu iki silsileden icâzetli olmasından ileri gelmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

GELEN BAĞLANTIYusuf b. Yakub el-Halvetî1577'de şeyhülharem göreviyle İstanbul'dan ayrılırken Sünbülî Âsitânesi'nde kendi yerine, o sırada Mısır'da bulunan Necmeddin Hasan Efendi'yi getirmiştir.ÖNCEKİ HALKAKeşfî Ca‘fer EfendiŞeyhi Hasan Adlî Efendi'nin babası ve selefi; Sünbülî Âsitânesi'nin önemli postnişinlerinden (ö. 1019/1610). Belâgat ve tefsir ilminde yetişmiş, I. Ahmed ile seferlere katılmış, Yemen'de vefat etmiştir.HOCASI / ŞEYHİCemâleddîn Mahmud HulvîKoca Mustafa Paşa Âsitânesi postnişini Halvetî-Sünbülî şeyhi; babasının da şeyhidir. On dört yaşındaki ilk haccına onunla gitmiş, devlet hizmetinden ayrılınca ona intisap ederek sülûkünü tamamlamış ve icâzet almıştır. Sünbülî dervişlerin Gülşenîliği yüzünden aleyhinde bulunması üzerine kendisinin de Gülşenî Zarîfî Hasan Çelebi'ye biat ettiğini söyleyerek onu savunmuş, ardından Dâvud Paşa Camii vâizliğine tayin ettirmiştir.TALEBESİ / HALİFESİHasan-ı Adlî EfendiHasan-ı Adlî, Hasan Necmeddin Efendi'nin hizmetinde seyrüsülûkünü tamamlayıp hilâfet aldı.TALEBESİ / HALİFESİCemâleddîn Mahmud HulvîLemezât müellifi Hulvî, Koca Mustafa Paşa Âsitânesi'nde Necmeddin Hasan Efendi'ye intisap etmiş, seyrü sülûkünü tamamlayıp ondan icâzet almıştır; mahlasını da şeyhi vermiştir.DEVAM EDEN BAĞLANTIYûsuf Sinân EfendiSünbülî Âsitânesi'nde kendisinden önceki postnişin. 1577'de şeyhülharem göreviyle İstanbul'dan ayrılırken yerine Necmeddin Hasan Efendi'yi bırakmıştır.DEVAM EDEN BAĞLANTIHasan-ı Adlî EfendiNecmeddin Hasan Efendi'nin vefatı üzerine padişah fermanı ile Sünbülî Âsitânesi postnişinliğine geçen halefi (ö. 1026/1617).AİLE BAĞIHasan-ı Adlî EfendiOğlu. İstanbul'da tahsilini tamamlamış, Siroz'da bir dergâh kurmuş; bir divançesi ile Dürr-i Nazîm ve Silsilenâme adlı iki risâlesi vardır.SONRAKİ HALKAGermiyanlı Ya‘kub EfendiSünbülî silsilesinde Necmeddin Hasan'dan bir önce gelen şeyh (ö. 979/1571); Lemezât'ın kaydettiği silsilede Merkez Efendi'den sonra Yâkub Efendi, ondan sonra Necmeddin Hasan yer alır.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, cilt II-IV; kişi başlıkları PDF sayfa görüntüsüyle karşılaştırıldı
  2. [2]Kişi dosyasındaki coğrafya kaydı
  3. [3]Kişi dosyasındaki coğrafya kaydı; İBB İstanbul Kültür Varlıkları Envanteri, envanter no. 21031
Ortak kaynak kataloğunu aç →