HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad bağı
İstanbulludur. Hakīkīzâde ve Şeyh Hakīkī Bey adlarıyla da anılır. Bayramî-Melâmî çevresinin önde gelen ismi Seyyid Seyfullah Nizamoğlu'nun halifelerindendir; İbrâhim Efendi de kendisinden feyiz alanlar arasında gösterilir.
Eğrikapı'daki tekkesi
Eğrikapı içindeki evini tekkeye dönüştürerek tarikat meşâyihinin hizmetine vakfetti. 1037/1628'de vefat etti ve zâviyesinin hazîresine defnedildi. Vefatına “Kelimetü't-takvâ” terkibi tarih düşürülmüştür.
Dîvânı
Mürettep bir Dîvânı vardır. Kaynakta yer alan şiirlerinden biri zikir, velâyet, insan-ı kâmil ve vahdet sırrını işler.
Hakikat ehli olanlar bilir nûr-ı Hudâ zikrin,
Mukallid ayn-ı a‘mâdır, göremez evliyâ sırrın.Ne bilsin aşkı nâkıslar, kemâl ehlinin esrârın;
Çü bilmez Bû Leheb kurb-ı makām-ı Mustafa sırrın.Maârif nûruna vâsıl olan insân-ı kâmilden,
Sülûkü Hakk'adır dâim, bilir ol kibriyâ sırrın.Hakīkī sırr-ı vahdetten erişti ilm-i tahkīka,
Anınçün inkişâf etti cihanda dû-serâ sırrın.
Eski aktarımın sonundaki hadis ve sûre dipnotları şiirin açıklama notlarıydı; kişi biyografisinin parçası gibi gösterilmemiştir.
Sefîne'de kayıtlı manzumeleri
Vassâf, Osman-ı Hakīkī'ye ayırdığı yerin büyük kısmını şiir örneklerine bırakır. Önce “Hakîkî” mahlasıyla bağlanan, taklîd ile tahkīk arasındaki farkı işleyen bir manzume, ardından ayrı başlıkla bir gazel aktarılır. Kaynak bir divanın adını vermez; ancak mahlaslı mahlas beyti ve arka arkaya gelen iki ayrı nazım şekli, şiirlerinin bir bütün hâlinde derlenmiş olduğuna işaret eder.
Manzumelerin dili sade tekke şiiri çizgisindedir: hakikat ehli ile mukallid, kemâl ehli ile nâkıs, insân-ı kâmil ile taklit ehli arasındaki karşıtlıklar art arda dizilir. Elimizdeki nüsha ağır tahribat taşıdığı için şiirlerin ancak bir bölümü okunabilmekte, bendlerin sırası ve tamamı tespit edilememektedir.