HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Anabolu’dan İstanbul’a
Mehmed Ârif Dede 1165/1751-52’de Mora’daki Anabolu Kalesi’nde, dedesi Moravî Yahyâ Şerefeddin’in dergâhında doğdu. Babası Cerrâhî Âsitânesi postnişinlerinden Abdüşşekûr Efendi’dir. Ailesi 1174/1760-61’de İstanbul’a geldiğinde Canfedâ Hâtun Mektebi’nde ilk öğrenimini gördü; dedesinden Kur’an okuyup hâfız oldu. On dört yaşında dedesine intisap ederken Fâtih Tophane Medresesi’nde Arapça ilimler tahsiline başladı.
Tarikat ve devlet hizmeti
Dedesinin vefatından sonra tarikat eğitimini babası Abdüşşekûr Efendi yanında sürdürdü ve dallı arakıye giydi. Babasının 1187/1773’te vefatı üzerine Üsküdar’a taşındı; bir yandan öğrenimine devam ederken bir yandan Bâbıâli Mühimme Kalemi’nde çalıştı. Daha sonra Tersâne-i Âmire havuz eminliğine kadar yükseldi. 1212/1797-98’de mevlid gecesi Abdurrahman Hilmi Efendi’den tâc, hırka, izin ve icâzet alarak seyrüsülûkünü tamamladı.
Mora’daki tekkeler ve vakıflar
1207/1792-93’te Anabolu’daki dergâhın vakıf işlerini düzenlemek üzere Mora’ya gitti. Vesince’deki Şeyh Ali el-Halvetî Dergâhı’na vekil tayin edildi; 1209/1794-95’te dedesinin Anabolu’daki dergâhının meşihat ve tevliyeti kendisine verildi. Daha sonra Balya Badra ve Kalavurta’daki Cerrâhî dergâhlarının vakıf ve meşihat işlerini üstlendi. Anabolu dergâhının dervişlerine ayrılan günlük iaşeyi birkaç aşamada artırdı. Bu kayıtlar onu yalnız bir postnişin değil, Mora–İstanbul arasındaki Cerrâhî kurum ağının faal yöneticisi olarak gösterir.
Âsitâne postu ve ordu şeyhliği
Kadı Mehmed Emin Efendi’nin vefatından sonra Cerrâhî şeyhlerinin ortak arzuhaliyle 16 Şâban 1220’de, 1805 yılında âsitâne postuna tayin edildi ve devlet görevinden ayrıldı. Bir süre Ordu-yı Hümâyûn şeyhi olarak Mora seferine katıldı. Âsitâneye ve Cerrâhî tekkelerine et, pirinç ve vakıf gelirleri tahsis edilmesi için fermanlar çıkarttı; tekke ve zâviyelerin görev, miras ve iaşe düzenini güvence altına almaya çalıştı.
Âsitânenin yeniden inşası
Mehmed Ârif Dede devrinde II. Mahmud’un emriyle Cerrâhî Âsitânesi kapsamlı biçimde yeniden inşa edildi. 1233/1817-18’de tamamlanan yapı Berat gecesi açıldı. Kaynak, bu imar faaliyetini onun postnişinliğinin başlıca kurumsal izlerinden biri olarak kaydeder.
Vefatı ve mirası
20 Şevval 1238’de, 29 Haziran 1823 Pazar günü vefat etti. Cenazesi Fâtih Camii’ndeki namaz ve tekke âyininin ardından Cerrâhî Âsitânesi’nde pîrin türbesine defnedildi. On bir halife yetiştirdiği; icâzeleri, mühürlü evrâdı ve bazı evrakının âsitânede korunduğu aktarılır. Kaynakta ona ait uzun tarih manzumeleri de vardır; bunlar biyografik bilgiden ayrı edebî ve gelenek içi hafıza metinleri olarak değerlendirilmelidir.
Silsiledeki yeri
Tarikatın Nûreddin Cerrâhî'den başlayarak… İğci Mehmed Hüsâmeddin (ö. 1169/1755), Abdurrahman Hilmî (ö. 1215/1800), Mehmed Ârif Dede (ö. 1238/1823), Abdülaziz Zihnî (ö. 1270/1854), Mehmed Rızâeddin Yaşar (ö. 1331/1913), İbrahim Fahreddin ([Erenden], ö. 1966) ve onun halifeleri Muzaffer Ozak (ö. 1985) ile Safer Dal vasıtasıyla günümüze ulaşan iki silsilesi vardır.
Abdurrahman Hilmî ile Abdülaziz Zihnî arasındaki halkadır. Kendisinden sonraki halka olan Abdülaziz Zihnî Efendi, Karagümrük âsitânesinde postnişin olan ve dört kuşak boyunca aynı aileden şeyh çıkaran hattın başıdır: torunu Yahyâ Gālib, oğlu Mehmed Rızâeddin Yaşar, onun oğlu İbrâhim Fahreddin Erenden.