Ara
Menü

Şeyh Hüseyin Hakkı Baba

Hüseyin Hakkı Baba, İzmir-Turgutlu çevresinde yaşamış, Ömer Hulûsî Efendi’den hilâfet almış Uşşâkî şeyhidir; doğum tarihindeki kaynak uyuşmazlığı korunmuştur.

Vefat
1880
Unvan
Ömer Hulûsî halifesi Uşşâkî şeyhi

Hayatı ve irşad çevresi

HAKKI BABA

Tahminen 1 227/( 1 860) senesinde lzmir'de Kasaba'da yahut Turgutlu nam beldede dünyaya kadem-zen olmuştur. Yetmiş sene muammer olup 1 3 Zi'l-hicce 1 297/( 1 7 Ekim 1 880) tarihinde alem-i Cemal'e göçmüştür. Urefii-yı Uşşakıyye'den olup, Şeyh Ömer Hulusi hazretlerinden müstahlefrir. lstanbul'a teşriflerinde halifeleri Şeyh Emin-i Tev fik! Efendi'nin Samacya'da lmrahor'da kain dergahlarında misafir olmuşlardır. Az köse sakallı, vasatü'l-kame, hafifü'r-ruh cazibeli bir ümmi alim idi.

Hulefa-yı Uşşakıyye'den Galib Bey nakl eyledi: Müşarünileyhin vefatından bir sene sonra mahdumu Muhyiddin Efendi'nin rü'yasında görünüp, "Oglum! Kabrime su geliyor. Bir çiiresine bak." diye emr etmiş. Cemm-i gafir ile kabri açıldıkta, hakikat zahir olmuş, cesed-i latifi ter ü taze görülmüş yalnız kefeni sararmış. Kasaba halkı gelip ziyaret etmiş, kefeni tecdid olunmuş, ihzar olunan diğer kabre konulmuştur.

Şeyh Fahreddin-i Himmeti tarafından söylenen manzume-i tarihiyyedir: Bag-ı Uşşak.iye irdi nagehan bag-ı hazan Hmnen-i irfandan oldu yine bir dane ni/ıan Mürşid-i kamil idi kim riih-ı Hak' da mukteda Miih ceındU saukaıı-ı encüme pertev-keşdn Dest-i lutfuııdan sunardı ab-ı vahdet teşneye Mürde-dil ihyasına me'mür idi hayli zaman Haııe-i kalbinde dost mihmanlıgı ima idüp Menzilinde kıldı kendüye makam-ı in nüktedan Fatiha bahş eyle rfıhurıdan meded-kar ol gönül Bfue-giih-ı dşıkandır çünki bu daru'l-eman Himmeti tam söyle tarih giıdi dünyadan hayf Jyd-i ekber içre Hakk'ı eyleyüp tesllm-i

Vefatı ve tarih manzumesi

Sefîne-i Evliyâ, Hüseyin Hakkı Baba'nın yetmiş yıl ömür sürdükten sonra 13 Zilhicce 1297'de vefat ettiğini kaydeder ve bu tarihin mîlâdî karşılığını 1880 yılı olarak verir. Vefatına Şeyh Fahreddin-i Himmetî bir tarih manzumesi söylemiştir. Manzume, Uşşâkıyye bağına ansızın hazan gelmesi ve irfan harmanından bir tanenin gizlenmesi imgesiyle açılır; devamında onu Hak yolunda kendisine uyulan kâmil bir mürşid olarak anar, lütuf elinden susamışlara vahdet suyu sunduğunu ve uzun zaman gönlü ölmüşleri diriltmekle meşgul olduğunu söyler. Şair, ölümün îd-i ekber günlerinde vuku bulduğunu belirtir ki bu, düzyazıda verilen Zilhicce tarihiyle uyumludur. Manzumenin metni OCR'da yer yer zedelendiği için beyitler tam olarak alıntılanamamaktadır.

Kefenin yenilenmesi ve kabrin değişmesi

Kaynak, defin sonrasına ait kısa bir sahne aktarır: kasaba halkı gelip ziyaret etmiş, bu sırada kefeni yenilenmiş ve hazırlanmış olan diğer kabre konulmuştur. Kefen tecdidi, menâkıb dilinde çoğunlukla bedenin bozulmadan kaldığına dair bir işaret olarak zikredilir; ancak Sefîne metni bu noktada açık bir kerâmet iddiasında bulunmaz, naklin sebebini, hangi kabrin önceden hazırlandığını ve olayın tarihini de vermez. Bu sebeple anlatı, tarihî bir kayıttan çok aktarılan bir gelenek olarak okunmalıdır.

COĞRAFÎ HAFIZAŞeyh Emîn-i Tevfîkî Efendi Dergâhı (Samatya, İmrahor)Mekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi1 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Kefenin yenilenmesi ve ikinci kabre nakil

Kasaba halkının ziyareti sırasında kefeni yenilenmiş ve önceden hazırlanmış olan diğer kabre konulmuştur.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Metnin naklettiği kısa sahne şudur: kasaba halkı gelip ziyaret etmiş, bu sırada kefeni yenilenmiş ve kendisi, hazırlanmış olan diğer kabre konulmuştur. Anlatı, bir defin sonrası nakil hâdisesini bildirir; kefenin tecdidi ise bu tür anlatılarda çoğunlukla bedenin bozulmadan kaldığına dair bir işaret olarak zikredilir.

Bununla birlikte Sefîne metni bu noktada açık bir kerâmet iddiasında bulunmaz; naklin niçin yapıldığını, hangi kabrin önceden hazırlandığını ve olayın tarihini vermez. Pencerede korunan kısım yalnızca olayın kendisidir.

Çerçeve. Kabir nakli ve kefen yenilenmesi, velî hâfızasının en çok işlenen motiflerindendir; topluluk, ziyaretle birlikte kutsallık iddiasını da tazeler. Burada gelenek anlatısı ile tarihî kayıt iç içedir: nakil olgusu somuttur, ancak ona yüklenen anlam menâkıb diline aittir. Bu yüzden kayıt tarihî bir belge gibi değil, aktarılan bir anlatı olarak okunmalıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

KAVRAM

Ömer Hulûsî Efendi'den hilâfet ve İstanbul ziyareti

Uşşâkî âriflerinden sayılan Hüseyin Hakkı Baba, Şeyh Ömer Hulûsî'den hilâfet almış; İstanbul'a geldiğinde halifesi Şeyh Emîn-i Tevfîkî Efendi'nin Samatya'daki dergâhında misafir olmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Sefîne, Hüseyin Hakkı Baba'yı Uşşâkıyye ârifleri arasında sayar ve hilâfetini Şeyh Ömer Hulûsî'den aldığını kaydeder. Metnin eklediği ayrıntı, bu bağın tek yönlü olmadığını gösterir: kendisinin de halifeleri vardır ve bunlardan Şeyh Emîn-i Tevfîkî Efendi İstanbul'da, Samatya'da İmrahor'da bulunan bir dergâhta hizmet görmektedir.

İstanbul'a teşrif ettiğinde bu dergâhta misafir olması, taşradaki bir mürşidin başkentle bağını halifesi üzerinden kurduğunu gösterir; ziyaret, hem bir akrabalık hem bir yol nezaketi olarak kayda geçmiştir.

Çerçeve. Bu paragraf kerâmet değil, ağ haritası verir: hilâfeti aldığı isim, kendi yetiştirdiği halife ve ikisini birleştiren mekân. XIX. yüzyıl Uşşâkî çevresinin Batı Anadolu ile İstanbul arasında nasıl işlediğini anlamak için bu tür kısa temas kayıtları, uzun menkıbelerden daha fazla şey söyler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
KAVRAM

Yetmiş yıllık ömür ve 1297 (1880) vefat kaydı

Yetmiş yıl yaşadıktan sonra 13 Zilhicce 1297'de vefat ettiği kaydedilir ve metin bu hicrî tarihin karşılığını 1880 yılı olarak verir.

Metni gösterMetni daralt

Sefîne'ye göre Hüseyin Hakkı Baba yetmiş yıl muammer olmuş, yani yetmiş yıllık bir ömür sürmüş ve 13 Zilhicce 1297 tarihinde vefat etmiştir. Metin bu tarihin mîlâdî karşılığını 1880 yılı olarak verir.

Vefat için ayrıca manzum bir tarih söylenmiştir; Şeyh Fahreddin-i Himmetî'nin manzumesinde ölümün «îd-i ekber» içinde vuku bulduğu belirtilir. Zilhicce'nin bayram günlerine denk gelen bu ifade, verilen gün ile uyumludur.

Çerçeve. Yaş ve vefat tarihi birlikte verildiğinde doğum yılı için dolaylı bir tahmin doğar; ancak Sefîne doğum tarihini açıkça yazmadığından, mevcut kayıtlardaki doğum tarihi ihtilafı bu metinle çözülmez. Kayıt, bir menkıbe değil takvim bilgisidir; hicrî günün mîlâdî karşılığı ise farklı hesaplarda kayabildiği için burada metnin kendi ifadesi aynen korunmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
KAVRAM

Fahreddin-i Himmetî'nin tarih manzumesi

Şeyh Fahreddin-i Himmetî, vefatı üzerine Uşşâkî bağına hazan gelmesi imgesiyle açılan bir tarih manzumesi söylemiştir.

Metni gösterMetni daralt

Vefatına düşürülen manzum tarih, Şeyh Fahreddin-i Himmetî'ye aittir. Manzume, Uşşâkıyye bağına ansızın hazan gelmesi ve irfan harmanından bir tanenin gizlenmesi imgesiyle açılır. Devamında Hüseyin Hakkı Baba, Hak yolunda kendisine uyulan kâmil bir mürşid olarak anılır; lütuf elinden susamışlara vahdet suyu sunduğu ve uzun zaman gönlü ölmüşleri diriltmekle görevli olduğu söylenir.

Kapanışta şair, okuyandan ruhuna Fâtiha ister ve tarihi îd-i ekber günlerine bağlar. Metnin bu bölümü OCR'da yer yer bozulduğundan beyitler burada tam olarak alıntılanmamış, yalnızca açık biçimde okunabilen imgeler aktarılmıştır.

Çerçeve. Tarih manzumeleri hem bir ölüm ilânı hem bir portredir: hangi vasıfların anılmaya değer görüldüğünü gösterirler. Burada öne çıkan sıfatlar kerâmet değil irşad işlevidir; yani çevresi onu olağanüstülükleriyle değil, insan yetiştiriciliğiyle hatırlamayı seçmiştir. Manzumenin verdiği vakit bilgisi, düzyazıdaki gün kaydıyla birlikte okunduğunda tarihi destekler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
TARİHÎ KAYIT

Silsile ve aktarım bağı 1

Yetmiş sene muammer olup 1 3 Zi'l-hicce 1 297/( 1 7 Ekim 1 880) tarihinde alem-i Cemal'e göçmüştür. Urefii-yı Uşşakıyye'den olup, Şeyh Ömer Hulusi hazretlerinden müstahlefrir. lstanbul'a teşriflerinde halifeleri Şeyh Emin-i Tev­ fik! Efendi'nin Samacya'da lmrahor'da kain dergahlarında misafir olmuşlardır.

Metni gösterMetni daralt

Yetmiş sene muammer olup 1 3 Zi'l-hicce 1 297/( 1 7 Ekim 1 880) tarihinde alem-i Cemal'e göçmüştür. Urefii-yı Uşşakıyye'den olup, Şeyh Ömer Hulusi hazretlerinden müstahlefrir. lstanbul'a teşriflerinde halifeleri Şeyh Emin-i Tev­ fik! Efendi'nin Samacya'da lmrahor'da kain dergahlarında misafir olmuşlardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.
TARİHÎ KAYIT

Silsile ve aktarım bağı 2

Kasaba halkı gelip ziyaret etmiş, kefeni tecdid olunmuş, ihzar olunan diğer kabre konulmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Kasaba halkı gelip ziyaret etmiş, kefeni tecdid olunmuş, ihzar olunan diğer kabre konulmuştur. Şeyh Fahreddin-i Himmeti tarafından söylenen manzume-i tarihiyyedir: Bag-ı Uşşak.iye irdi nagehan bag-ı hazan Hmnen-i irfandan oldu yine bir dane ni/ıan Mürşid-i kamil idi kim riih-ı Hak' da mukteda Miih ceındU saukaıı-ı encüme pertev-keşdn Dest-i lutfuııdan sunardı ab-ı vahdet teşneye Mürde-dil ihyasına me'mür idi hayli zaman Haııe-i kalbinde dost mihmanlıgı ima idüp Menzilinde kıldı kendüye makam-ı in nüktedan Fatiha bahş eyle rfıhurıdan meded-kar ol gönül Bfue-giih-ı dşıkandır çünki bu daru'l-eman Himmeti tam söyle tarih giıdi dünyadan hayf Jyd-i ekber içre Hakk'ı eyleyüp tesllm-i

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ
  2. [2]Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4
  3. [3]Kişi dosyasının kaynakları — Şeyh Hüseyin Hakkı Baba
Ortak kaynak kataloğunu aç →