ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
20 sonuç · “gâzî”
01Rumeli Gazi-Dervişleri Çevresi
Seyyid Ali Sultan, Otman Baba ve Balkan zâviyeleri etrafındaki erken fetih, yerleşme ve velâyet hafızası.
Bektaşiyye
Hacı Bektâş-ı Velî'nin tarihî ve menkıbevî hafızası çevresinde Anadolu abdalları, Rumeli gazi-dervişleri ve XVI. yüzyılda Balım Sultan'ın düzenlediği erkânla teşekkül eden; Babagân ve Çelebiler otorite hatları bulunan tasavvuf geleneği.
Şirvânî–Kafkasya Hattı
İsmâil Sirâceddin Şirvânî'den Has Muhammed, Muhammed Yeragī ve Cemâleddin Gazi-Kumûkī üzerinden Kafkasya'ya yayılan Hâlidî silsile.
Abdürrahîm el-Mahbûb
Abdürrahîm el-Mahbûb, Muhammed b. Ali es-Senûsî’nin yakın çevresinde yetişen; Bingazi Zâviyesi’ni yöneten, Osmanlı merkeziyle temas kuran, Muhammed el-Mehdî’yi Hicaz’dan Câğbûb’a götüren ve eğitimine katılan Senûsî şeyhidir.
Baba Yûsuf Hakîkî
Baba Yûsuf Hakîkî (ö. 893/1488), Somuncu Baba’nın oğlu; Hacı Bayrâm-ı Velî’nin terbiyesinde yetişen, Aksaray’daki Melik Mahmud Gazi Hankahı’nın şeyhi ve Hakîkî-nâme ile Muhabbetnâme’nin müellifidir.
Cemâleddîn Gazi-Kumukî
Cemâleddîn Gazi-Kumukî (ö. 1286/1869), Muhammed Yeragî’nin halifesi olarak Nakşibendiyye-Hâlidiyye’yi Dağıstan’da yayan; Gazi Muhammed ile Şeyh Şâmil’in mânevî çevresinde yer alan; 1859’dan sonra Kars üzerinden Üsküdar’a hicret eden âlim, mürşid ve müelliftir.
Cendel b. Muhammed er-Rifâî
Cendel b. Muhammed er-Rifâî (ö. 675/1276), Rifâiyye’nin Cendeliyye koluna adını veren, Şam’ın kuzeyindeki Menîn’de bulunan türbesi Eyyûbî hükümdarı el-Melikü’z-Zâhir Gāzî tarafından ziyaret edilen XIII. yüzyıl Rifâî şeyhidir.
Çerçinzâde Muslihiddin Mustafa b. Ali
Çerçinzâde Muslihiddin Mustafa b. Ali (ö. 974/1567), Menteşe’nin Çerçin köyünden yetişmiş; Saraybosna Gazi Hüsrev Bey Medresesi’nde müderrislik ve müftülük, Çorlu Ahmed Paşa Medresesi’nde müderrislik yapmış Osmanlı fakihidir.
Çıracızâde Hasan Efendi
Çıracızâde Hasan Efendi (1647–1723), Anbar Gazi Medresesi’nden Sahn-ı Semân ve Süleymaniye Dârülhadisi’ne yükselen; ardından Halep ve Bursa kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Dâvûd-i Kayserî
Dâvûd-i Kayserî (yak. 1260 – 751/1350), Orhan Gazi'nin 1336'da İznik'te açtığı ilk Osmanlı medresesinin ilk müderrisi; vahdet-i vücûdu felsefî mahiyette yorumlayan ilk sûfî müellif ve tabiatı enerjiyle açıklayan bir tabiat filozofu.
Ebü’l-Kāsım Muhammed el-Îsevî
Ebü’l-Kāsım Muhammed el-Îsevî, Abdürrahim el-Mahcûb’un ardından Bingazi Senûsî Zâviyesi’nin şeyhliğini üstlenen ve 31 Ekim 1860’ta İstanbul’a gelerek Osmanlı sarayı ile Muhammed el-Mehdî es-Senûsî arasındaki temasın taşıyıcısı olan Senûsî temsilcisidir.
Enverî Dede
Enverî Dede (ö. 953/1546-47), medrese tahsilinden sonra Nakşibendî icazeti alan; Seyyid Battal Gazi Zâviyesi ile Bursa Orhan Gazi Hânkāhı’nda görev yapan Bursalı şeyh ve şairdir.
Genç Ali Efendi
Genç Ali Efendi (ö. Şâban 1122/Eylül-Ekim 1710), göçebe Türkmen bir aile çevresinden ilim tahsiline geçen; Edirne Selimiye Camii’nde ders, Muradiye’de imamet ve Gazi Mihal Bey Camii’nde hitabet hizmeti yürüten Osmanlı âlimidir.
Hasan Demir (Timur) Baba
Hasan Demir veya Timur Baba, XVI. yüzyıl Deliorman’ında Akyazılı Sultan çevresine bağlanan; velâyetnâmesi, pehlivanlık hafızası ve İsperih yakınındaki tekke-türbesiyle Rumeli Bektaşîliğinin başlıca ziyaret odaklarından biri hâline gelen gazi derviştir.
Hurrem Velî
Hurrem Velî, Akşemseddin'in halifelerinden; gelenekte İstanbul'un fethi sırasında şehid olduğu ve Altımermer'de defnedildiği aktarılan Bayramî şeyhidir.
gâzî
Sözlük anlamı “Savaşmak, yağmalamak, saldırmak.” olan bu söz, savaşta başarı kazanan kumandanlara, hükümdarlara şeref unvanı olarak verilen bir terimi ifade etmektedir. Son zamanlarda bir savaşa gidip sağ dönen Müslümanlara da “gâzî” denilmiştir. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de “Âl-i İmrân suresi” nde çokluk biçimiyle, “Tevbe suresi” nde ise şehitlik üe birlikte geçmekte “mücahit” kavramı ile ifade edilmektedir. Hadislerde ise geneUikle “Allah yolunda savaşan kimseler.” (bk. Wensinck, el-Mu'cem, “gâz” maddesi), için kuUanılan bu terim, Müslümanlar arasmda fazüetli bir mertebe olarak görülmüş; hatta özellikle Müslüman-Türkler arasmda, “Ölürsem şehit, kalırsam gazi” sözü, yaygın bir deyim niteliği kazanmıştır.
siyer ve megâzî
Hz. Peygamber’in hayatı, davranışları ve şahsiyeti ile tebliğ fa liyetlerini, siyasî ve askerî mü cadelelerini konu alan bilim da ile bu alanda yazılmış eserleri ortak adı. softa a. [< f.sûhte] O manlI eğitim sistemi içind medrese öğrencisi. 2. mec. B inanca veya görüşe körü körün bağlanan, geri kafalı veya tutuc kimse. sofu a. Gi>i) [< Ar. sûfî] 1. Bil bilmez kendisini ibadete veren hayatın nimetlerine itibar etm yen ve kendisi gibi olmayanla hoş görmeyen kimse. 2. bk. sufî son cemaat mahalli a. Camileri dışında, namaza gecikenler içi yapılmış yüksekçe ve revak namaz kılma yeri. sû' a. Gj^) [Ar.] bk. seyyi'e § tam. sû'-i hâtime a. (^L f^) İslâmî inanca göre, b dünyadan imandan yoksu olarak göçüp gitme anlamın da kelâm terimi. sû'ü’d-dâr a. (JJI ^j^) “Yu dun kötüsü.” anlamındaki b söz, cehennem için kullan lan terimlerden biridir v Kur’ân-ı Kerîm’de iki ayet (Mü'min suresi, 40 / 52 v Ra'd suresi, 13 / 25) geçme tedir. 607 sûfiyye aa su'âl a. [Ar.] fik. İslâm inanü cma göre, ergenlik çağına ermiş alı ve dinî yükümlülükleri bulunan in kimselerin dünyadaki davranışları ve inançlarmdan dolayı kabirde ve kıyamet gününde sor Osguya çekileceklerini ifade eden de terim. Bir Bil bilmez kendisini ibadete veren hayatın nimetlerine itibar etm yen ve kendisi gibi olmayanla hoş görmeyen kimse. 2. bk. sufî son cemaat mahalli a. Camileri dışında, namaza gecikenler içi yapılmış yüksekçe ve revak namaz kılma yeri. sû' a. Gj^) [Ar.] bk. seyyi'e § tam. sû'-i hâtime a. (^L f^) İslâmî inanca göre, b dünyadan imandan yoksu olarak göçüp gitme anlamın da kelâm terimi. sû'ü’d-dâr a. (JJI ^j^) “Yu dun kötüsü.” anlamındaki b söz, cehennem için kullan lan terimlerden biridir v Kur’ân-ı Kerîm’de iki ayet (Mü'min suresi, 40 / 52 v Ra'd suresi, 13 / 25) geçme tedir. 607 sûfiyye aa su'âl a. [Ar.] fik. İslâm inanü cma göre, ergenlik çağına ermiş alı ve dinî yükümlülükleri bulunan in kimselerin dünyadaki davranışları ve inançlarmdan dolayı kabirde ve kıyamet gününde sor Osguya çekileceklerini ifade eden de terim. Bir
megâzî
QsjUu) [Ar.] Hz. Peygamber’in savaşlarmı konu edinen ve araştıran bilim dah. 2. Hadis biliminde, Hz. Peygamber’in savaşlarını konu edinen hadisler. Hadis biliminde, Hz. Peygamber’in savaşlarını konu edinen hadisler.
Kitâbü’l-megāzî
Hz. Peygamber’in savaş ve seferlerini anlatan siyer bölümü veya müstakil eser. Hadis külliyatlarında megāzî başlıkları olaylara ilişkin rivayetleri senedleriyle toplar. Kronoloji, askerî hareketler, antlaşmalar ve sahâbe biyografileri bakımından önemlidir; tarihî ayrıntılar farklı rivayetlerin karşılaştırılmasıyla değerlendirilir.
işi magâzî
Peygamber’in gazveleri için kullanılan bu terim, aynı zamanda hadis eyi kitaplarınm önemli bölümlerinuh den biri olmuştur, bk. kitâbu’lefî magâzî