ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
20 sonuç · “bdâl”
01Anadolu Abdalları Çevresi
Bektaşiyye'nin teşekkülünden önce ve sırasında Hacı Bektâş hafızasına bağlanan gezgin derviş, zâviye ve ocak çevreleri.
Bektaşiyye
Hacı Bektâş-ı Velî'nin tarihî ve menkıbevî hafızası çevresinde Anadolu abdalları, Rumeli gazi-dervişleri ve XVI. yüzyılda Balım Sultan'ın düzenlediği erkânla teşekkül eden; Babagân ve Çelebiler otorite hatları bulunan tasavvuf geleneği.
Abdal Mûsâ
Abdal Mûsâ; menkıbeleri Osmanlı Devleti'nin kuruluşuyla ilgili rivayetlere karışan ve Bektaşî an'anesinde önemli bir yeri olan Anadolu abdallarından biri . Kaynak, gerçek şahsiyetinin “çok müphem” olduğunu belirtir.
Ebû İshak Şâmî el-Çiştî
Ebû İshak Şâmî el-Çiştî (ö. 329/940-41), Bağdat’ta Mumşâd ed-Dîneverî’nin yanında yetişip Çişt’e gönderilen, Ebû Ahmed Abdal’ı yetiştirerek Çiştiyye nispetinin erken çevresini kalıcılaştıran sûfîdir.
Hâce Ebû Ahmed Abdâl-ı Çiştî
Hâce Ebû Ahmed Abdâl-ı Çiştî (260-355/874-966), Çişt’te Ebû İshak Şâmî’ye intisap edip onun halifesi olan ve irşad görevini oğlu Ebû Muhammed Çiştî’ye devreden erken Çiştiyye şeyhidir.
Hacı Bektâş-ı Velî
Hacı Bektâş-ı Velî (ö. muhtemelen 669/1271), Bektaşîliğin pîri sayılan Türkmen şeyhi. Kaynaklar onu Baba İlyâs-ı Horasânî'nin halifesi bir Haydarî-Vefâî dervişi olarak gösterir; adını taşıyan tarikat ise iki buçuk asır sonra kurulmuştur .
Karaca Ahmed
Abdalân-ı Rûm zümresine mensup Türkmen dervişi ve halk hekimi.
Kaygusuz Abdal
Kaygusuz Abdal (ö. 848/1444 [rivayet]), Abdal Mûsâ'nın müridi; menâkıbnâmesi, Kahire'de kurduğu Kasrü'l-ayn Dergâhı ve manzum-mensur eserleriyle Alevî-Bektaşî edebiyatının kurucusu sayılan mutasavvıf şair.
Otman Baba
Otman Baba (780/1378-79 – 883/1478), erenlerin “Hüsam Şah” dediği Kalenderî şeyhi; yüzlerce abdalıyla Balkanları dolaşarak XV. yüzyıl Rumeli Kalenderîliğine damgasını vurmuş, kendini zamanın kutbu sayarak Fâtih Sultan Mehmed'in karşısında dahi bu iddiadan vazgeçmemiştir.
bdâl
Hadis biliminde, hadislerin senetlerinin veya metinlerinin yerlerini değiştirme işlemi.
abdâlân a ^hi) [Ar. abdâl’ın
abdâlân a ^hi) [Ar. abdâl’ın F. ç. b.] Abdallar; bk. abdâl
Abdalân
Abdallar. Farsça çoğul biçimindeki kelime, tasavvuf literatüründe abdâl adı verilen velîler topluluğunu ifade eder. Abdalân-ı Rûm Anadolu’nun İslâmlaşması ve Osmanlı kuruluş çevresiyle ilişkilendirilen gezgin derviş ve eren zümreleri için kullanılan tarihî ad. Abdâl ve Rum erenleri maddelerine de bakınız.
abdâl-ı seb'a
Yedi erenler olup bunlardan dördü “evtâd” (bk. bu madde), ikisi imam ve biri “kutub” (bk. bu madde) dur
İstibdâl
Değiştirmek. Hâkimin harâb olmuş vakıf binâsını satıp, semeni (bedeli) ile başkasını alarak mütevellîye (vakfın idârecisine) teslim etmesi. Vakıf binâlarının tâmirleri, içinde parasız oturmaya hakkı olanların malları ile yapılır.Yapmazlarsa, hâkim istibdâl eder. (İbn-i Âbidîn)
Ebdâl
Bedeller. Dünyânın nizâmı, düzeni ile vazîfeli olup, Allahü teâlânın insanlardan gizlediği büyük zâtlar. Biri vefât edince, yerine başkası getirildiğinden bu isimle anılmışlardır. Bunlara Ricâlü'l-Gayb da denir. Ümmetim arasında her zaman kırk kişi bulunur. Bunların kalbleri İbrâhim'in (aleyhisselâm) kalbi gibidir. Allahü teâlâ onların sebebi ile kullarından belâları giderir. Bunlara Ebdâl denir. Onlar bu dereceye namaz ve oruç ile erişmediler. İbn-i Mes'ûd radıyallahü anh; "Yâ Resûlallah! Ne ile bu dereceye ulaştılar?" diye sorunca; "Cömertlikle ve müslümanlara nasîhat etmekle eriştiler" buyurdu. ( Hadîs-i şerîf-Hilyet-ül-Evliyâ ) Ebdâllerin sayısının yedi, kırk veya yetmiş olduğu bildirilmiştir. ( Seyyid Şerîf Cürcânî ) Ebdâllerin makâmını istiyen kimsenin hâlini düzeltmesi, nefsine uymaması lâzımdır. ( Behâeddîn-i Buhârî )
Kutb-İ Ebdâl
Kutb-i aktâb, Kutb-i medâr.
Abdâl Ya’kûb Zaviyesi
İstanbul · Türkiye · Kaynakta geçen mekân Abdâl Ya’kûb Zaviyesi , Sefîne-i Evliyâ içinde 2 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki irşad, postnişinlik, intisap ve defin bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Sadede rucû' edelim, İbrâhim Nakşî-i Sünbülî.
SÛFİLERİN AHLÂK ANLAYIŞI
Avârifü’l-Maârif · 29. bölüm · Sûfiler, Rasûlullah (a.s) Efendimize uyma konusunda insanların en ileride bulunanları ve O’nun sünnetini ihyaya en fazla lâyık olanlarıdır. Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) ahlâkı ile ahl
SÛFİLERİN AHLÂKI
Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo
Sayfalar 702–708
Muzaffer Ozak Külliyatı · nenin yorumlanmasında ve uygulanmasında bile hâlâ bir anlaş.. maya varamadık. Oysa: Durur ahkâm-ı nusret ittihad-ı kalb-i milletten, Çıkar âsar-ı rahmet ihtilâf-ı re'yi ümmetten...