ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
12 sonuç · “Sekil”
01Bayrâmî Melâmîliği
Bıçakçı Ömer Dede'den sonra Osmanlı coğrafyasında gelişen; kutup merkezli silsile, tevhid yorumu ve zaman zaman siyasî baskılarla şekillenen ikinci devre.
Kübreviyye
Necmeddîn-i Kübrâ'nın Hârizm'deki irşad halkasında şekillenen; zikir, mücâhede, müşâhede ve renk-nur tecrübesini sistemli biçimde yorumlayan, halifeleriyle geniş bir coğrafyaya yayılan tasavvuf yolu.
Safeviyye
Safeviyye, İbrâhim Zâhid-i Geylânî’nin Zâhidiyye çevresinden yetişen Safiyyüddin-i Erdebîlî’nin Erdebil’de şekillendirdiği; XIV ve XV. yüzyıllarda geniş bir coğrafyaya yayılan tasavvuf yoludur.
Şâzeliyye
Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî’nin Kuzey Afrika’da şekillendirdiği; çalışma hayatı içinde zikir, sünnete bağlılık, tevekkül ve hizb geleneğini öne çıkaran tasavvuf yolu.
Yeseviyye
Ahmed Yesevî’nin Yesi merkezli irşadına nispet edilen; Türkçe hikmet geleneği, cehrî zikir, toplu halvet ve Türkistan’daki geniş halife ağıyla şekillenen tasavvuf yolu.
Celâleddîn es-Süyûtî
Celâleddîn es-Süyûtî (1445-1505), tefsir, hadis, Şâfiî fıkhı, Kur’an ilimleri, Arap dili, tarih ve tasavvuf sahalarında yüzlerce eser veren; Kahire’nin geç Memlük dönemi ilim hayatını şekillendiren büyük muhaddis ve müelliftir.
Hamdûn el-Kassâr
Hamdûn el-Kassâr (ö. III./IX. yüzyıl sonu, Nîşâbur); Melâmetiyye akımının ilk temsilcisi . Fıkıh ve hadiste yüksek dereceye ulaştıktan sonra tasavvufa yönelmiş, şekilciliğe karşı çıkan bir hareketin öncüsü olmuştur.
İsmâil Fakirullah-ı Tillovî
İsmâil Fakirullah-ı Tillovî (1657–1735), Tillo’da ilim, ziraat, uzlet ve irşadı birleştiren; Erzurumlu İbrâhim Hakkı’nın hayatını ve öğretisini derinden şekillendiren Nakşibendî-Kādirî şeyhidir.
Nâzırzâde Ramazan Efendi
Nâzırzâde Ramazan Efendi (ö. 12 Şaban 984/4 Kasım 1576), Sofya doğumlu; Şam, Kahire, Bursa, Edirne ve İstanbul'da yüksek ilmiye görevleri yürütmüş bir Osmanlı âlimidir.
Zoralı Hacı Muhammed Efendi
Zoralı Hacı Muhammed Efendi, Safranbolu'nun Zora köyünde büyük bir Halvetî dergâhı kuran, geniş halife ve aile postu ağıyla bölge irşadını şekillendiren şeyhtir.
Sekil
Bektaşî tabiridir. Beştaşîlerin boyunlarına astıkları taşa, sekil adı verilir. Bu taş, şeriattan bir taş koparan, yani İslam’a aykırı davranışta bulunanlara asılırdı. Bektaşîler bunu şu espiri ile açıklarlar: Hz. Musa, bir taşa elbiselerini kor ve nehire yıkanmak üzere dalar. Ancak taş, Hz. Musa çıkmadan yuvarlanıp kaçmaya başlar. Bu durumu gören peygamber, hemen onun ardına düşer, onu yakalayıp asasıyla on iki yerinden vurur. Taş dile gelir ve “ey Musa, ben Allah’tan aldığım emirle kaçtım. Yahudiler, Hz. Musa hastalıklıdır diye senin hakkında dedikodu yapıyorlardı. Sen benim ardımdan çıplak olarak koşunca, onlar, senin vücudundabozukluk bulunmadığını, sağlıklı olduğunu gördüler” der. Bunun üzerine Hz. Musa özür dilerse de, taş, bu özrü bir şartla kabul edeceğini söyler: “Üzerimdeki deliklerin birinden ip geçirmek suretiyle boynuna tak”. Hz. Musa bunu kabul eder ve o taşı boynuna takarak taşır. İşte bu espiriden hareketle, Bektaşîler boyunlarına sekil takarlar. Bu olayın, Ahzab/69’la bağlantısı olduğu söylenir.
Sayfalar 25–30
Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı