ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
15 sonuç · “Sahk”
01Kesnezâniyye
Irak'ta gelişen Abdülkerîm Şah Kesnezânî nispetli Kādirî kol.
Kumeysiyye
Bengal, Pencap ve Bihâr'da yayılan Şah Kumeys nispetli kol.
Nizâmiyye
Nizâmeddin Evliyâ'nın irşad nispetini taşıyan ve Şah Kelîmullah döneminde yeniden merkezî teşkilat kazanan kol.
Şah Kelîmullah-ı Cihânâbâdî
Şah Kelîmullah-ı Cihânâbâdî (1650–1729), Delhi'de medrese ve hankah çevresi kuran; Nizâmeddin Evrengâbâdî başta olmak üzere halifeleriyle Çiştiyye'yi Kuzey Hindistan ve Dekken'de yeniden canlandıran sûfî âlim ve müelliftir.
Abdülkerîm Şah el-Kesnezânî
Abdülkerîm Şah el-Kesnezânî (yaklaşık 1820-1899), Süleymaniye’nin Karadağ çevresinde Kādirî terbiyeyi aile ve bölge ağıyla birleştiren; adına Kesnezâniyye nispet edilen Berzencî şeyhidir.
Abdülmecid Şirvânî
Abdülmecid Şirvânî (ö. 1564-65 civarı), Şahkubâd-ı Şirvânî’den aldığı Halvetî terbiyeyi Tokat’a taşıyan; Şemseddin Sivâsî’yi yetiştirip hilâfet vererek Şemsiyye’nin teşekkül zeminini hazırlayan şeyhtir.
Edib Harâbî
Ahmed Edib Harâbî (1853-1916/17), Şahkulu Dergâhı’nda Mehmed Ali Hilmi Dedebaba’ya bağlanan, hece ve aruzla yazdığı nefesleri ve hacimli divanıyla tanınan son dönem Bektaşî şairidir.
Hacı Ali Tûrâbî Dedebaba
Hacı Ali Tûrâbî Dedebaba (1786–1868), Şahkulu çevresinde yetişerek 1849–1868 arasında Hacıbektaş Pîrevi dedebabalığını yürüten; divanı, manzum risalesi, icâzetnâmesi ve geniş Bektaşî hizmet ağıyla tanınan şair ve mürşiddir.
Kalender Çelebi (Kalender Şah)
Kalender Çelebi, Hacıbektaş pîr evi ve Çelebiler soy hafızasıyla ilişkilendirilen; 1526–1527'de malî, siyasî ve dinî sebeplerle büyüyen Orta Anadolu ayaklanmasına liderlik eden tarihî şahsiyettir.
Mehmed Ali Hilmi Dedebaba
Mehmed Ali Hilmi Dedebaba (1842, İstanbul – 21 Şubat 1907); Bektaşî dedebabası ve şair. Şahkulu Sultan Dergâhı'nın ikinci bânisi sayılır; “Hilmî” mahlaslı mürettep divanı ve bestelenen nefesleriyle tanınır.
Mustafa Azbî Baba
Mustafa Azbî Baba (ö. muhtemelen 1747), Kütahya’dan İstanbul’a gelen; 1673 Rodos sürgününde Niyâzî-i Mısrî’ye intisap eden, daha sonra Şahkulu Sultan Dergâhı postnişinliğine yükselen Bektaşî babası, divan şairi ve şârihtir.
Seyyid Şah Kumeys el-Kādirî
Şah Kumeys el-Kādirî, Abdülkādir-i Geylânî’nin oğlu Abdürrezzâk’ın soyundan gelen ve Kumeysiyye adıyla anılan irşad hattını Bengal, Pencap ve Bihâr’da yayan sûfîdir.
Sahk
Bir şeyi un ufak etmek, ezmek anlamında Arapça bir kelime. Kahrın etkisiyle, kulun terkibinin (maddî özelliklerinin) ortadan kalkması. Kahhâr isminin tecellisi ile, kulun kendinden geçmesi. Mahk da, kavram olarak aynı manaya yakınlık arzeder. Şarkavî’nin ifâde ettiği gibi, kulun maddî yapısı, Hakk’ın rü’yetine engeldir, işte bu maddî yoğunluk giderse, yerine latîf cisim geçer ve bu şekilde kul, Allah’da bekayı görür, müşahede eder. Mahk, sahkdan sonra gelen, daha mükemmel bir haldir. Lüma’da da mahkın, sahkdan daha sür’atli ve daha mükemmel olduğu kaydedilir.
Şahkulu Sultan Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Merdivenköy'deki dergâh; 1856'da burada intisap etmiş, 1863'te postnişin olmuş, Anadolu'dan toplanan yardımlarla yeniden inşa ettirdiği için “ikinci bâni” sayılmıştır. Vefatında önce dergâhın kış meydanına defnedilmiştir.
Şahkulu Sultan Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Ahî zâviyesinden Bektaşî âsitânesine Merdivenköy’deki merkez bazı geleneklerde 1329 sonrasında kurulmuş bir ahî zâviyesine bağlanır. Kesin tarih tartışmalı olmakla birlikte yapı XVI. yüzyıl başlarından itibaren Bektaşîliğe geçti ve İstanbul’daki en önemli Bâbâgân merkezlerinden biri oldu. İkinci pîr evi Şahkulu Sultan Tekkesi kaynaklarda “âsitâne-i sâniye” veya ikinci pîr evi diye anılır. Kırşehir’den İstanbul’a gelen dedebabaların burada karşılanması, devlet, Yeniçeri Ocağı ve Bektaşî teşrifatı içindeki özel konumunu gösterir. 1826 kırılması ve yeniden canlanma Bektaşîliğin ilgasıyla tekke Nakşibendîlere devredildi, postnişin Âhir Mehmed Baba sürgüne gönderildi. XIX. yüzyıl ortalarında yeniden canlanan merkez, Mehmed Ali Hilmi Dedebaba döneminde meydan evi, aşevi, harem ve hizmet yapılarıyla genişletildi. Kültür merkezi olarak devam 1925 sonrasında terk edilen yapıların bir bölümü kayboldu; 1960’larda başlayan onarımlar işlev verilmediği için kalıcı olmadı. Daha sonraki ihya çalışmalarıyla meydan evi ve çevresindeki yapılar Alevî-Bektaşî kültürünün yaşatıldığı bir merkeze dönüştü.