ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
11 sonuç · “Naşir”
01Nâsıriyye
Muhammed b. Nâsır ed-Der‘î çevresinde Fas’ın güneyinde gelişen kol.
İdrîsiyye / Ahmediyye
Ahmed b. İdrîs’in Şâzelî-Nâsırî temeller üzerinde Kur’an, sünnet, salavat ve nebevî örnekliği merkeze alarak teşkilatlandırdığı; Senûsiyye, Mîrganiyye ve Reşîdiyye’ye kaynaklık eden irşad yolu.
Nasîrüddin Çırâğ-ı Dehlî
Nasîrüddin Mahmûd Çırâğ-ı Dehlî, Nizâmeddin Evliyâ’dan hilâfet alan; Delhi’de siyasî baskılara rağmen irşadı sürdüren, pâs-ı enfâs zikrine önem veren ve sözleri Hayrü’l-mecâlis’te derlenen Çiştî şeyhidir.
Bursalı Cinânî Mustafa Efendi
Bursalı Cinânî Mustafa Efendi (ö. 1004/1595), ilmiye mesleğinde müderrislik ve kadılık yapan; Divan’ı, ahlâkî mesnevileri ve XVI. yüzyıl Osmanlı gündelik hayatını yansıtan Bedâyiü’l-âsâr adlı özgün hikâye mecmuasıyla tanınan şair ve nasirdir.
Bursalı İsmâil Belîğ
Bursalı İsmâil Belîğ (1079/1668-69–22 Ramazan 1142/10 Nisan 1730), yaklaşık elli yıl imamlık yapan; Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ile Bursa’nın şeyh, âlim, şair, sanatkâr ve şehir kurumlarını biyografik bir hafızada birleştiren tarihçi, tezkireci, şair ve nâsirdir.
Fevrî Ahmed b. Abdullah
Fevrî Ahmed b. Abdullah (ö. 978/1571), Draç’tan Osmanlı ilmiye teşkilâtına katılarak Semâniye müderrisliği ve Şam kadılığına yükselen; Türkçe, Arapça ve Farsça şiir, nesir ve hat eserleri veren âlim-şairdir.
Hâcezâde Mahmud Vâkıf Efendi
Hâcezâde Mahmud Vâkıf Efendi (1094/1682-83–Şâban 1137/1725), Bursa ve İznik medreselerinde görev yapan; Vâkıf mahlası, talik hattı ve günümüze ulaştığı doğrulanamayan divanıyla tanınan Osmanlı âlim ve şairidir.
Muhammed b. Nâsır ed-Der‘î
Muhammed b. Nâsır ed-Der‘î (1603-1674), Fas’ın Der‘a vadisindeki Tamgrût’u eğitim, irşad, kitap ve hac yolculuğu merkezi haline getiren Nâsıriyye pîridir.
Seyyid Abdülbâkī Nâsır Dede
Seyyid Abdülbâkī Nâsır Dede (1765–1821), Yenikapı Mevlevîhânesi postnişini; Tedkīk u Tahkīk ve Tahrîriyye’nin müellifi, özgün nota sisteminin kurucusu, neyzen, bestekâr ve Defter-i Dervîşân’ın sürdürücüsüdür.
Seyyid Nâsıruddin Buhârî
Seyyid Nâsıruddin Buhârî, Emîr Sultan’la Buhara’dan Bursa’ya gelen; Saâdet-nâme adlı bir eser kendisine nispet edilen sûfîdir.
Naşir
Sözlük anlamı, “Yardım etmek, destek vermek, sıkıntıdan kurtarmak.” olan bu söz, Allah’a nispet edildiğinde bu anlamlann bütün incelikleriyle kullanıldığı söz konusudur. Kur’ân-ı Kerîm’de yirmi iki ayette fiil biçimiyle, on beş ayette de “nasr” biçiminde N Allah’a izafe edilmiştir (bk. M. F. Abdülbâkî, el-Mu'cem, “nsr” maddesi). Bu isim, Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki listede bulunmamakla birlikte, İbn Hacer’in Kur’ân-ı Kerîm’den derlediği Allah’ın isim ve sıfatları listesinde yer almaktadır.